İddaa

Önce Yavuz Semerci bir iddia ortaya attı,

“İddaa ihalesinin şartnamesi Doğan Grubu’na uygun olmadığı için değiştirilecek” dedi,

Aylarca uğraşılarak hazırlanan şartname Yavuz Semerci’nin yazmasından bir kaç gün sonra Doğan Grubu’nun isteğine uygun hale getirildi, Şartlar yumuşatıldı, Doğan’ın ihaleye girmesinin önü açıldı,

Bu değişikliğin etkisi hemen görüldü,

Hürriyet’in AKP’ye yönelik yayınları bir anda değişti,

Yumuşadı, bırakın yumuşamayı örtülü destekleme kıvamına geldi,

İnanmıyorsanız son 20 günün Hürriyet’lerini şöyle bir karşınıza alın ve bakın,

Şimdi de Ertuğrul Özkök, Başbakan Erdoğan’la bir röportaj yapmış,

Anonslarından belli ki, Başbakan’a bir “Güzellik” yapılacak,

Göreceğiz,

Ancak ben Doğan Grubu’nun AKP ile “Zımni bir uzlaşma” içinde olduğunu düşünüyorum,

Bunu bugün için değil, hep düşündüm,

Doğan Grubu, AKP’ye “Anlaşmalı bir muhalefet” yapıyor,

İktidarın çok canını acıtmıyor, Böylelikle AKP “Bakın işte bana muhalif gazeteler de var” diyor,

Doğan Grubu “Muhalefet yaparmış” gibi yaparak okurunu koruyor,

AKP de Doğan Grubu’ndan nefret eden geniş halk kitlelerine ve daha önemlisi çekirdek tabanına “İşte ben Doğan’a boyun eğmiyorum” mesajı veriyor,

Ama aslında el altından bir al gülüm ver gülüm durumu söz konusu,

Ama hiç bir şekilde birbirlerinin canını acıtmıyorlar,

Tam aksine kritik anlarda birbirlerine destek oluyorlar,

2007 yılında Doğan Grubu’na ait  Petrol Ofisi’nin milyarlarca dolarlık vergi kaçağını ortaya çıkardık, Tam da üzeri örtülmek, zaman aşımına uğratılmak üzereyken,

Ne oldu!

AKP Hükümeti bu vergi borcunu komik bir düzeye indirdi,

Hani AKP Doğan’dan nefret ediyor, açığını arıyordu!

Yalan,

Tam aksine müthiş bir işbirliği içindeler,

Kulislerde hep dedikodu, “Başbakan Aydın Doğan’ı sıkıştıracak”

SPK raporlarından, petrol kaçakçılığı raporlarından söz ediliyor,

Hiç biri ortaya çıkıyor mu, gündeme geliyor mu?

Asla,

Çünkü aslında ortada bir kavga yok,

Tam aksine gizli bir ittifak var,

Birbirlerini ısırmıyorlar,

Isıracakmış gibi yapıyorlar,

Bağırıyorlar,

Her iki taraf için de sıkıntılı bir an geldi mi hemen “Uzlaşma” devreye giriyor,

Birbirlerini kurtarıyorlar, 

Kapatma Davası’nın başlamasından iki gün önce Başbakan Ertuğrul Özkök’e röportaj veriyor,

Büyük ihtimalle 22 Temmuz gece yarısına doğru söylediklerini yine tekrarlayacak,

Hürriyet yine görevini yapacak,

Kim bilir önce İddaa ihalesi çözüldü,

Kapatma Davası sonrasında da “Rafineri” meselesi hallediliverir, 

NOT: Araştırmacı bir dostum, Türkiye’nin büyük holdinglerinden biri için bir araştırma yapıyor, Araştırmada Türkiye’nin en büyük şirketleri için bir “Güvenilirlilik” sorusu da var, Anketi yanıtlayanlardan adı geçen şirketlere 1’den 5’e kadar “Güven puanı” vermeleri istenmiş, 1 hiç güvenmiyorum, 2 güvenmiyorum 3 az güveniyorum 4 güveniyorum 5 çok güveniyorum demek, Dostum Doğan Grubu’na verilen yanıtları gösterdi, Pek çok kişi ankette olmayan 0 yani sıfır notu vermiş Doğan Grubu’na, Pek de haksız sayılmazlar, 

 

 


Emniyet İstihbarat niye soruşturulmuyor!

Hrant Dink cinayeti işlendiği sırada Sabah Gazetesi’nin başındaydım,

Cinayeti takip eden günlerde en iyi gazeteciliği Sabah’ın yaptığını herkes teslim ediyordu,

Katil zanlısı Ogün Samast’ın adını  neredeyse Emniyet’ten önce tespit eden Sabah’ın başarılı muhabirleri olmuştu,

Cinayetin kamuoyundan gizlenen karanlık noktalarını bir bir ortaya döken o günlerin Sabah’ıydı,

Keza cinayetinin planlayıcılarından olduğu düşünülen “Abi” lakaplı Erhan Tuncel’in aslında bir polis muhbiri olduğunu da ilk olarak ben yazdım,

Önce inkar edildiyse de, kısa süre içinde bu durumun gerçek olduğu ortaya çıktı,

Erhan Tuncel polis muhbiriydi ve dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek tarafından, Trabzon’da görev yaptığı sırada  “Devşirildiği” ve doğrudan kendisine rapor verdiği kesindi,

Sonrasında soruşturma o yöne kaydı,

Tuncel cinayeti haber vermiş miydi, verdiyse niye cinayet engellenememişti!

Cinayet engellenememişti ama soruşturmanın bu yönde ilerlemesi engellendi,

Tam Emniyet İstihbarat’ın bu konudaki zaafı ve sorumluluğu tartışılmaya başlanacaktı ki, gündem değiştirildi,

Ve birden bire jandarmanın buradaki rolüyle ilgili tartışmalar başladı,

Bazı jandarma görevlilerinin burada bir fonksiyonu, bir ihmali var mı bilmiyorum,

İddialar var,

Fakat aynı oranda iddia hatta iddia ötesi kanıtlanmış, gerçek ihmaller Emniyet İstihbarat için de var,

Her ne hikmetse Emniyet İstihbarat bu soruşturmanın kapsamı dışında,

Jandarma ise göbeğine oturtuldu,

Her nedense!

 

 


Ek iddianame olmayabilir

Dün herkes merakla İstanbul 13, Ağır Ceza Mahkemesi’nden çıkacak kararı bekledi,

Ergenekon İddianamesi dün bu mahkemede ele alınacak ya kabul edilip dava süreci başlayacak ya da iddianame savcılığa iade edilecekti,

Ne var ki, bekleme boşa çıktı,

Mahkeme iddianameyi ele alıp karara bağlayamadı,

Çünkü dün bu mahkemede 22 başka dava vardı ve Ergenekon’a sıra gelemedi,

Sadece bu bile, Ergenekon davası özel görevli bir mahkemede kısa sürede görülmeli, tezimizin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor,

İddianameyi hazırlayan Savcı Zekeriya Öz, binlerce sayfalık iddianamenin ve yüzbinlerce sayfalık eklerinin kimseyi ürkütmemesi gerektiğini, iddianamenin ilk 500 sayfası okunduğu zaman davanın özünün net bir şekilde anlaşılabileceğini fısıldıyor yakın çevresine,

Ve bu arada yine davayla ilgili ilginç bir bilgi,

Biliyorsunuz Ergenekon’un 6, dalgasında gözaltına alınan orgeneraller ve bir kaç diğer isim iddianamede yer almıyor,

Bunların hazırlanan iddianameye yetişmediği ve bu kişilerle ilgili ek iddianame hazırlanacağı söyleniyordu,

Anladığım kadarıyla öyle olmayacak,

İstanbul 13, Ağır Ceza Mahkemesi’ne verilen Ergenekon İddianamesi 2007/1536 hazırlık sayısını taşıyor,

Buna mukabil 6, dalgada gözaltına alınanlarla ilgili olarak yapılan soruşturma 2008/2023 sayılı,

Savcı Öz, belki de “Sulandırılma ve karışma” eleştirilerini de göz önüne alarak Orgenerallerin sanık olduğu davayı Ergenekon İddianamesine dahil etmeyecek ve “Darbe girişimi” ile ilgili olarak ayrı bir dava açacak,

Daha sonra bu davalar mahkemeler tarafından birleştirilebilir,

Belki Ankara’ya gidebilir, belki de Askeri Yargıya intikal edebilir,

Ancak Savcı Öz’ün bu iki davayı ayrı tutma olasılığı son derece yüksek, 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Hiç değilse Vehbi Koç’un ölümünden ders aldığımız zaman