Darbe kayıtları mı var!

Bir kaç gün önce önemli, yüksek rütbeli bir komutan ziyaretime geldi, Kendisi adına çok önemli bilgileri bana ulaştıracak bir başka yüksek rütbeli askerle görüşüp görüşemeyeceğimi sordu,

“Görüşürüm” dedim,

“Vereceği bilgiler önemlidir, Dikkate almanızı tavsiye ederim” dedi,

Daha sonra söz konusu kişiyle buluştuk,

O da hayli önemli bir isimdi,

İlginç olaylar anlattı, Anlatılanların bir bölümü Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek’le ilgiliydi,

Naklediyorum,

“Özden Örnek Paşa, oramiralliğe yükseleceği zaman İlhami Erdil karşı çıkmıştı, Özden Örnek bunu unutmadı, Komutan olunca bunun acısını İlhami Erdil’i özel harcamaları nedeniyle hakim karşısına çıkartarak çıkardı, Her şey öyle başladı” dedi

Alakayı anlamamıştım,

“Bu bir ilkti, İlk kez bir kuvvet komutanı hapse böyle girdi, Sihir bozuldu, Hem de bir büyük askeri yolsuzluktan falan değil, ailenin harcamalarından hapse girdi”

Devam etti,

“Özden Örnek’in çocukları ile ilgili yazdıklarınız var ya, çok önemli bir noktaya bilerek veya bilmeyerek bastınız, Gerçekten bazen çocuklar büyük sıkıntı yaratıyor” dedi  ve sözü Burak Örnek’e getirdi,

“Burak Örnek iş hayatına rahmetli Güven Erkaya sayesinde başladı, Erkaya, Burak Örnek’i Doğuş Grubunda işe sokmuştu, Galiba o zaman Doğuş’un olan Makro’ları yönetiyordu, Sonra Doğuş grubundan kovuldu, Sonra garip işlere girdi,”

“Nasıl garip işler” diye sordum,

“Ankara’da silah işi yapanlarla, askeri ihalelere girenlerle diyalog kurdu, Yalçın ailesiyle görüşüyordu, Sonra Ankara’da silah taciri Mehmet Durmaz’ın yanına girdi, Ortak oldukları söylendi ama kesinlik kazanmadı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın GENESİS projesi için uğraşıyorlardı,”

“Nedir bu Genesis projesi”

“Gemi sevk ve idaresiyle ilgili bir proje”

“Sonra”

“Sonra Çalık Grubu Burak Örnek’e iş teklif etti, O sırada babası da Deniz Kuvvetleri Komutanı olmuştu”

“İş teklifi Çalık’tan mı geldi?”

“Bildiğimiz kadarıyla öyle, Yine bildiğimiz kadarıyla çok önemli bir siyasetçinin tavsiyesiyle olmuş,”

“Bu anlattıklarınızın Özden Örnek’in günlükleriyle ne alakası var”

“Oraya geliyorum, Şu kadarını söyleyeyim, Özden Örnek hayatında bir gün bile günlük tutmadı”

“Allah Allah, O yayınlananlar nereden çıktı”

“Bakın aslında eski komutanımız Hilmi Özkök’ün sözleri çok önemli”

“Hangi sözleri?”

“Günlükler var da diyemem, yok da diyemem dedi ya, İşte anahtar orada”

“Ben yine anlamadım kusura bakmayın”

“Bakın günlük tutmak bir alışkanlıktır, Günlük tutanlar sürekli tutarlar, Bir süre tutup bırakmazlar, Özden Örnek Paşa’nın günlükleri diye yayınlananlar sadece belirli, kısa sayılabilecek bir dönemi kapsıyor, Çünkü bunlar günlük değil”

“Ne o zaman”

“Acele etmeyin anlatacağım”

“Çankaya Köşkü’nü bilir misiniz?”

“Bilirim,”

“Peki arka bahçesindeki komutan villalarını”

“Hayır, Hiç görmedim”

“Köşkün arkasında komutanların villa şeklinde, müstakil lojmanları vardır, Her şey orada başladı, Özden Örnek Paşa bir gün komutanları lojmanına davet etti, İlk konuşmalar orada yapıldı”

“Darbe konuşmaları mı?”

“Darbe demeyelim, Bu hükümetten, AKP hükümetinden nasıl kurtulabiliriz konuşmaları”

“Darbe heveslileri de var gibi duruyor günlüklerde”

“Onlardan her zaman vardır, Her rütbede vardır, Kurumsal olarak TSK’nin tavrı önemlidir, Lafı dağıtmayalım, Her şey evde yapılan bu toplantıyla başlıyor, Sonra Gölbaşı toplantıları var, Oralarda çok şeyler konuşuldu,”

“Dönemin Genelkurmay Başkanı’nın bu toplantılardan haberi var mıydı?”

“Resmen yoktu, Mutlaka bazı şeyler kulağına gidiyordu ama bu konuların da bir şekilde  açıldığı resmi toplantılar dışında, gayrı resmi hiç bir toplantıya  Hilmi Özkök katılmadı, Çağrılmadı zaten, O sohbetlerde yer almadı, ”

“Günlüklere dönersek”

“Dediğim gibi ortada günlük falan yok, Ancak Özden Örnek bu toplantıları kaydetmiş,”

“Nasıl kaydetmiş!”

“Basbayağı kaydetmiş, Ses kaydı  yapmış, Sonra bunları evinde bilgisayara aktarmış, Konuşmalar canlı canlı, herkesin sesinden bantlarda mevcut”

“Hangi amaçla”

“Bilmiyoruz, Tedbirden olabilir, Başka nedenle olabilir, Bunlar Özden Örnek’in bilgisayarındaydı, Özden Örnek, her toplantı sonrası bunları bilgisayarına aktarıyormuş, Bu kayıtların varlığı kadar önemli olan bunların nasıl ortalığa döküldüğüdür”

“Nasıl döküldü?”

“Ben size sorayım, Özden Örnek’in evine polis baskını yapıldı mı?”

“Hayır”

“Evine hırsız girdiği yolunda bir bilgi, bir rapor var mı?”

“Hayır”

“Peki Özden Örnek kendisini de sıkıntıya sokacak bu bilgileri sızdırır mı?”

“Hayır”

“İşte işin özü burada, Bir adamın bilgisayarına kim ulaşabilir? Elbette ki, en yakınları,”

“Yani”

“Yanisi şu, Özden Örnek’in bilgisayarındaki bu bilgiler, belki de biraz üzerinde oynanmış olarak AKP’ye yakın birilerine, Özden Örnek’e yakın birileri tarafından sızdırılmış olabilir,”

“Burak Örnek mi?”

“Burak Örnek’in ilişkilerini takibe almak lazım, Pazar günleri hangi NATO müteahhidiyle buluşuyor, Kimlerle arkadaşlık ediyor, Kimlerle takılıyor, Kimlerle çalışıyor, Babası emekli olduktan sonra çalıştığı şirketten ayrılmak üzereydi, Sonra birdenbire darbe günlükleri ortaya çıktı,”

“Bu ne demek?”

“Ne demekse o demek, Ha bununla ilgili bir şey daha ekleyeyim, Burak Örnek’in nişanına bir bakmak lazım, Aile arasında bir nişandı, 25 kişi davetliydi ve aileden 25 kişi arasında bir de işadamı vardı, Herhalde bu nişanın kayıtları vardır, Bakın bakalım neler göreceksiniz”

 

 


İyi bir soru

Turktime internet sitesinin sahibi sevgili kardeşim Talat Atilla, Ergenekon soruşturmasının başladığı günden bu yana duyduğum en iyi soruyu sormuş,

Atilla’nın sorusu şöyle:

“Şemdinli soruşturmasında tutuklanan astsubay için tanırım iyi çocuktur diyen Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Ergenekon soruşturmasında tutuklanan iki orgeneral için tanırım iyi komutanlardır niye demedi?”

Bu soru gerçekten çok önemli,

Tabii yanıtı da!

 

 


Ergenekon ve Susurluk araştırması

Teke Tek’e katılan eski milletvekili ve Susurluk Araştırma Komisyonu üyesi Fikri Sağlar ilginç bilgiler verdi,

Susurluk döneminde, devlet içindeki illegal, yasalardan almadıkları güçleri kullanan kişi ve yapılanmaları araştırırken “Ergenekon” diye bir örgütün varlığına tespit ettiklerini söyleyen Sağlar, bunun ABD tarafından hemen hemen bütün NATO ülkelerinde kurdurulmuş bir illegal yapılanma olduğunu, bu yapılanma için ABD’den gizli kaynak aktarıldığının 1974’te ortaya çıkarıldığını söyledi,

Sağlar Ergenekon soruşturması başladığı zaman o zaman tespit ettikleri bu örgütlenmenin üzerine gidileceğini umduğunu ve bunun demokrasinin gelişmesi açısından çok önemli olduğunu düşündüğünü söyledikten sonra ekledi,

“Ancak soruşturmanın gittiği noktayı görünce hayal kırıklığına kapıldım, Türkiye için çok önemli olabilecek bir soruşturma sulandırılıyor ve farklı yönlere çekiliyor,”

Fikri Sağlar’da oluşan kanaat bende de var,

Keşke bu soruşturma daha iyi değerlendirilebilseydi,

Bence bu şans hala var,

 

 


Agartha

Savcı Zekeriya Öz, Ergenekon’u Agartha’ya bağlamış,

Daha önce Şemdinli Savcısı Sarıkaya da benzer bir tavırla, Şemdinli soruşturmasını Malazgirt Zaferine kadar götürmüştü,

Saadettin Tantan isimli zatı şahane de “Tapınak şövalyelerinden”  söz ederek kafaları karıştırmıştı,

Agartha hepsinin üzerine tüy dikti,

Çünkü Agartha, efsanevi Atlantis ve Mu’dan kalma bir “Ülke”

Atlantis’in ve Mu’nun yok olmasından sonra bu iki efsane ülkenin bilim adamları ve önde gelenleri Agartha’yı kurmuşlar,

Agartha’nın yerini kimse bilmiyor,

Efsaneye göre Orta Asya’da dağların altında kurulmuş bir yeraltı ülkesi,

Yeri net değil, Altay dağlarının, Himalayalar’ın, Pamir dağlarının altında bir yerlerde,

Burası aslında dünyanın gizli yönetim merkezi,

İlk yoğun biçimde gündeme gelmesini sağlayan Teozofinin kurucusu Elenora Petrovna Blawaski’nin Le Doctrine Secret isimli kitabı,

James Churchward isimli bir bilimkurgu tarihçisinin “Children of ancient Mu” kitabını okuyan Atatürk bile bu konuyu ciddiye alıp araştırmış,

Türklerin var oluş efsaneleri ile Agartha efsanesi arasında benzerlikler Atatürk’ü bu konuyu incelemeye itmiş, 

Daha sonra Hitler Agartha’ya ilgi duymuş,

Himler’i görevlendirmiş ve Agartha’yı bulmak için bazı SS subayları Hindistan ve Nepal’e ekspedisyonlar yaptırmış,

Bazı bildik isimlerin aslında Agartha’lı oldukları da iddia edilir,

Mesela ünlü matematikçi Pitagoras’ın,

Pitagoras’ın aslında Agartha’dan gelen bir Hintli olduğu ve gerçek adı olan PeterGuru’nun daha sonra Pitagoras olarak söylendiği iddia edilir,

Bugünkü Matematiğin  temellerinin Hindistan’da atılmış olması da bu inancı güçlendiren bir başka unsurdur,

Hatta bir dönem Türkiye’de metafizikle ilgilenen iki ayrı dernek bu nedenle birbirine dava açmıştı,

Bunlardan biri Atatürk’ün Sirius gezegeninden geldiğini iddia ederken, bir diğeri Agartha’lı olduğunu öne sürüyordu,

Sonunda konu mahkemelik olmuştu,

Agartha şimdi Ergenekon iddianamesinde,

Hayırdır inşallah!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Hukuk aklımıza başımızdan almak için değil, aklımızı başımıza almamız için kullanıldığında