Bu dava bitmez

Ergenekon Davası’nın açılması yolunda ilk adım atıldı,

İddianamenin ilk bölümü hazırlandı ve mahkemeye sunuldu,

İlk iddianame 2455 sayfa,

Ekleri ise milyon sayfayı buluyor,

Orgenerallerle ilgili bölüm de gelince iddianame üç bin sayfayı bulacak,

“Şimdilik” 86 şüpheli var,

İddianameyi görmedik,

Yazılan, çizilen, bizzat savcı tarafından sızdırılanlara bakılırsa iddianame bir puzzle’a benziyor,

Ancak ortada bir sorun var,

İddianame 5 bin parçalık bir puzzle,

Ancak bu puzzle’a ait kutuda 1500 parça var,

1000 kadar da başka bir puzzle’a ait parça,

Yani 5000 parçalık bir puzzle’ın 1500 parçası mevcut ve araya 1000 kadar da başka bir puzzle’ın parçası,

Ve mahkemeden bu 2500 parçalık karışıklıktan anlamlı bir tablo çıkarması bekleniyor,

Düşününüz ki, bu davada 86 sanık ve belki de yüzlerce tanık dinlenecek,

Binlerce sayfalık iddianame incelenecek, milyonlarca sayfalık ekler sorguda konu edilecek,

Avukatlar soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunacaklar,

Yeni deliller bulanacak, Onlar incelenecek,

Ve tüm bunlar en iyi ihtimalle ayda bir yapılacak celselerde ele alınacak,

Söyler misiniz bana bu dava kaç yıl sürer?

Ben size söyleyeyim, İyimser bir tahminle en azından 10 yıl,

4 yıl içinde CMUK gereği bütün tutuklu sanıklar salıverilecek, hatta belki bazıları Hakkın rahmetine kavuşacak,

Dava 2018’te bittiği zaman kimse davayı, davanın niye açıldığını hatırlamayacak bile,

Bir iki gazetede “2008 yılında açılan Ergenekon Davası sona erdi” diye bir küçük haber çıkacak,

Böyle hukuk olur mu, böyle adalet olur mu?

Olmaz,

Eğer Ergenekon Davası gerçekten söylendiği, iddia edildiği kadar önemliyse bu dava farklı bir biçimde ele alınmalı,

Aynı Abdullah Öcalan Davası’na olduğu gibi bir mahkeme “Özel olarak” bu davayla görevlendirilmeli,

Hatta bu dava Silivri’de yapılmalı,

Tutuklu sanıkların tamamı buradaki cezaevine koyulmalı,

Her gün yapılacak celselerle dava hızlı bir biçimde görülmeli,

Bu dava mümkün olan en kısa sürede tamamlanmalı,

Akis takdirde bu davadan hiç bir sonuç çıkmaz,

Çıksa da bir şey olmaz, 

 

 


Kafayı yemek

Doğan Grubu’na ait Tempo dergisi Türkiye’yi yöneten 50 kişiyi belirlemek üzere yola çıkmış,

Doğan Grubu yazarlarından oluşan bir jüri oluşturmuş,

Bu jüri Türkiye’ye yöneten 50 kişiyi belirlemiş,

İçlerinde Doğan Grubu yöneticileri var,

Ben böyle bir komedi çok az gördüm,

Yahu insan kendi kendine böyle göç, görev vehmeder mi?

Bir gazetecinin, gazete yöneticisinin işi Türkiye’yi yönetmek midir?

Bununla övünülür mü?

Bu bir marifetmiş gibi kendi yayın organlarımızla duyurulur mu?

Hele hele Doğan Grubu ile ilgili kamuoyu fikri belliyken, böyle bir şey yapılır mı?

Daha neler göreceğiz, çok merak ediyorum,

 

 


Doğan gazetelerini kim yönetir?

Yavuz Semerci Gazeteport’taki köşesinde ilginç bir konuyu ele aldı,

Semerci “İddaa ihalesinin şartnamesi değişmezse Doğan Grubu ihaleye giremeyecek, Mevcut şartname buna izin vermiyor ama Doğan Grubu televizyonlarda İddaa oynatacaklarını söylüyorlar, Demek ki, şartnamenin değişeceği yolunda bir garanti aldılar” diye yazdı,

Semerci’nin yazısının üzerinden 1 hafta geçmeden dediği çıktı ve İddaa ihalesinin şartnamesi değişti ve Doğan Grubu’nun önü açıldı,

Ve ilginçtir, bu süreç içinde Doğan Grubu gazetelerinin “Muhalefet dozu” değişti,

Doğan’ın talepleri bitmeyeceğine göre, bu grubun gazetelerinin yayın politikalarının talepleri karşılama yetkisine sahip kişiler tarafından yönlendirilmesine şaşırmamamız gerekiyor,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Gazetecilik, gazetecilik için yapıldığı zaman