Yazık değil mi bu Türklere

Gazetelerin ekonomi sayfalarındaki bazı haberler dikkatinizi çekiyor mu bilmiyorum,

Benim çekiyor,

Bazı yabancı şirketler, Türkiye’de yıllardır kendilerini temsil eden Türk firmalarla yollarını ayırıp, Türk pazarına kendileri doğrudan giriyorlar,

Çok canlı iki örnek var,

Biri Digicom, diğeri Mermerler,

Digicom yıllardır Türkiye’de LG’nin distribütörü ve temsilcisiydi,

Büyük kampanyalar, büyük reklamlar, ciddi çabalarla LG’nin Türkiye’deki pazar payını çok yüksek noktalara taşıdı,

LG durumdan o kadar memnundu ki, iki firma çok daha geniş kapsamlı bir ortaklık için altyapı kurmaya karar verdiler,

Digicom, büyük bir iyi niyetle en iyi elemanlarını, bütün tecrübesini yeni kurulacak ortaklığa aktardı,

Tam ortaklığın büyük bir basın toplantısıyla açıklanacağı günün arifesinde LG Digicom’u şutladı,

Çünkü Digicom’un bütün tecrübesini ele geçirmiş, Digicom’u kullanarak Türkiye pazarında hakimiyet sağlamıştı,

Digicom’a ihtiyacı yoktu,

Türk firması Digicom, bir anlamda LG tarafından dolandırıldı,

İş öyle bir hale geldi ki, LG Digicom’a yedek parça vermeyi bile kestiği için Digicom eski müşterilerine karşı yükümlülüklerini bile yerine getiremez oldu,

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bu rezalete seyirci kaldı,

Yetmedi haksız LG dönüp bir de Digicom’a dava açtı, 

Benzer bir durum Mermerler’in başına geldi,

Mermerler yıllarca Türkiye’de Mazda’yı temsil etti,

Mazda’yı hiç bir Avrupa ülkesinde sahip olmadığı bir pazar payına ulaştırdı,

Bunun için ciddi çabalar harcadı,

Sonunda ne oldu,

Mazda, bir hamlede Mermerler’i saf dışı bıraktı ve hazır pazarın üzerine kendi oturdu,

Orada da davalar sürüyor,

Doğrusunu isterseniz bu durum benim kanıma dokunuyor,

Yabancılar Türk firmaları kullanıyor, pazara girmenin riskli döneminde riski Türklerin üzerine yıkıyor, sonra işler yürür, düzene girerse gelip Türk firmaları saf dışı bırakıp işin en karlı döneminde işin tamamına sahip çıkıyorlar,

Konuştuğum bir ticaret hukukçusu Türkiye’deki yasalardan ötürü böyle bir durumun oluştuğunu söyledi,

“Yabancılar genelde sözleşmelere rağmen bu tip işler yapıyorlar, Çünkü sözleşmenin bozulması halinde Türk mahkemeleri çok düşük tazminatlar veriyor, Mesela LG/Digicom örneğinden yola çıkarsak, LG bu yola yılda en az 10-20 milyon dolar fazla para kazanacak, Uzun vadede bir kaç yüz milyon dolar söz konusu,  Oysa mahkemeden çıkacak tazminat en fazla bir iki milyon dolar olacak, Bu yüzden bu tazminatı göze alıp Türk firmaları kazıklıyorlar,” dedi,

Türkiye’de ne yazık ki, Türk olmak, yerli olmak suç haline geldi, haksız rekabete maruz kalmak haline geldi,

 

 


Birinci parti KP

Kanal D’nin başında olduğum günden beri sık sık birlikte çalıştığımız, bana göre Türkiye’nin en güvenilir araştırma kuruluşlarının başında gelen Adil Gür, Habertürk için bir siyasi anket yaptı,

Buna göre 1, Parti KP, İkinci parti AKP,

KP’nin oy oranı yüzde 30, AKP’nin ise yüzde 29,

Benim hatırladığım kadarıyla bu Türk siyasi tarihinde bir ilk,

KP, yani Kararsızlar Partisi ilk kez 1, parti konumuna yükseldi,

AKP ise uzun süreden beri ilk kez 30’ların altına indi,

Bu da benim aylar, yıllardır söylediğimin doğruluğunu kanıtlıyor,

Türkiye’de bir iktidar sorunu yok, Türkiye’de bir muhalefet sorunu var,

AKP’yi terk etmek isteyen seçmen kendine gidecek yer bulamıyor,

CHP bu işin ilacı değil,

Boşluk solda değil, sağda,

Sağda bir merkez parti ihtiyacı var,

Bu ihtiyaç giderilmediği sürece, CHP hele bugünkü haliyle CHP bu işe ilaç olmaz,

CHP’nin alternatif olabilmesi için bugünkü tavrından vazgeçip “Özgürlükçü liberal sol” bir parti haline gelmesi lazım,

Ancak CHP’nin buna niyeti yok,

Böyle olunca da boşluğu doldurma şansı yok,

Açık sağda ve öylece duruyor,

Bu arada AG’nin anketinin değerlendirmesi yapılırken “KP”nin oyu, partilere aldıkları oy oranında dağıtılmış ve bu yolla AKP’nin oyu yüzde 42’ye çıkmış,

Ben bu sonuca katılmıyorum,

Kararsızlar AKP’ye gitmez,

Yani bu oranda gitmez,

Tabii kararsızlar sandığa gitmezse bu AKP’ye yarar,

Ama sandığa gidecek kararsızların büyük bölümü AKP’den uzak durur,

Fakat ne yazık ki, yakın durabilecekleri bir seçenek şu an için görünmüyor,

 

 


Kaostan hayat çıkar mı?

Ergenekon Operasyonunun en önemli sonucu ve belki de tek sonucu toplumda yarattığı güvensizlik olacak,

Kimse birbirine güvenmiyor,

Kimse birbirini aramıyor, kimse birbiriyle fikrini paylaşmıyor,

Hatta gazeteciler bile artık fikirlerini yazamaz hale geldiler,

Tabii en büyük zararı gören Türk Silahlı Kuvvetleri oldu,

Asker “Öcü” haline getirildi,

Genelkurmay’ı kapısının önünden geçmek bile “Darbeci” damgası yemekle sonuçlanabiliyor,

Bir yandan da Anayasa Mahkemesi üyelerine “Gözdağı” veriliyor, “Kimseye güvenmeyin, Ortada kalırsınız” deniliyor,

Silahlı Kuvvetlerin uğradığı erozyonda, silahlı kuvvetler mensuplarının da payı büyük,

Bir jandarma komutanı, makamına davet ettiği gazeteciyle yaptığı sohbeti gizli kamerayla kayda alıyor,

Bundan büyük bir ayıp olabilir mi?

Olamaz ama olmuş,

Genelkurmay Başkanı bunun yanlışlıkla olduğunu söylüyor,

O kadar yanlışlıkla olmuş ki, CD’si emekli bir paşanın evinde bulunuyor,

Herhalde o da yanlışlıkla,

Ülkenin çivisi çıkıyor,

Kim bilir belki de iyi oluyor,

Bu çalkantılar sonucunda her şey yerli yerine oturabilir,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Bazıları yazarları küfürle etkileyemeyeceğini anladığı zaman