Sinan Aygün’ün kasası

Dün bir gazeteci arkadaşım odama daldı,

“Duydun mu, Sinan Aygün’ün kasasından 2,5 milyon avro çıkmış”

“Yapma ya!” dedim,

“Evet tam 2,5 milyon, Eşinin kasasında da bayağı bir mücevher varmış”

Sordum, “Sinan Aygün bu paraları nereden çalmış biliniyor mu?”

“Çalıntı değil, kendi parasıymış”

“Vay be, bir memur bu kadar parayı nereden bulmuş, Kesin rüşvet almıştır”

“Fatih delirdin mi, Sinan Aygün memur mu?”

“Değil mi, ne iş yapar bu Aygün”

“İşadamı”

“Yapma ya, ne iş yapıyor”

“Çok zengindir, Ankara’da epey bir gayrimenkulü var, Dalga geçme benimle ya, ATO Başkanı adam”

“Ben seninle dalga geçmiyorum, Sen benimle dalga geçiyorsun,”

“Vallahi geçmiyorum, Adamın kasasından 2,5 milyon avro çıkmış”

“Ne var bunda canım, Kendin söylüyorsun adam çok zengin diye, Demek ki, parası var, İsterse kasasında saklar, isterse bankada, isterse bahçeye gömer,”

“Olur mu canım, 2,5 milyon avro evde saklanır mı?”

“Herkes gücüne göre, Ayşe teyze 2 bin lirayı yastık altında saklar, bileziğe yatırır, İşadamı da 2,5 milyon avroyu,”

“İşadamı için akıllıca değil, Yatırım yapsa daha iyi değil mi!”

“Keyfinin kahyası mısın, Belki de yarın yatırım yapacaktı, Ne bilelim, Belki de, tedbirden saklıyordu, Ortama güvenemiyordu,”

“Yine de acayip”

“Bence değil, Kimseyi kasasında 2,5 milyon avro saklıyordu diye suçlayamayız, Önemli olan bu paranın nasıl bir para olduğu, Nereden geldiğini, vergilendirilmiş olup olmadığı, kara para olmaması, nasıl kazanıldığının açıklanabilir olması, Bunun dışında garip bir durum yok, Hayatında 2,5 milyon avro kazanmamış siyasetçilerin, bürokratların milyonlarca dolarlık gayrimenkul sahibi olmasını garipsemiyoruz da, Ankara’nın en zengin işadamlarından birinin kasasından  çıkan parayı mı garipsiyoruz,”

“Hiç böyle düşünmemiştim”

“Üzülme, Bu bilgiyi basına sızdıranlar da zaten böyle düşünmeyeceğinizi bildikleri için sızdırıyorlar,”

 

 


Genelkurmay yasal yetkisini kullanmıyor

Gözaltına alınan orgeneraller “Darbecilikle” suçlanıyorlar,

Türkiye tarihinde normalinden, post modernine pek çok darbe gördü,

Kimi tam darbeydi, kimi yarım,

Kimi emir komuta zincirinde yapıldı, kimi emir komuta zinciri dışında yapılmaya çalışıldı,

Emir komuta zinciri içinde yapılanlar başarılı oldu, emir komuta zinciri dışında yapılmaya çalışılanlar darbecilerin sonu oldu,

Bunca darbe ve darbe girişiminin hepsinin tek ortak yönü vardı, hepsi görevdeki subaylar tarafından yapıldı,

Türkiye’nin zengin darbeler tarihinde bir tek darbe veya darbe girişimi yoktur ki, emekli subaylar tarafından yapılmış olsun,

Darbe yapabilmenin tek şartı, emrin altında askerler, birlikler, ordular olmasıdır,

Bir asker hangi rütbeden emekli olmuş olursa olsun, emir verebilir konumda değildir,

Bırakın orduları, eşi bile dinlemez,

Şimdi, emekli generaller “Darbe hazırlığında olmakla” suçlanıyorlar,

Bu mümkün değil,

Bunun mümkün olması için ya bu emeklilerin ordu içinde üst düzeyde işbirlikçileri olması lazım,

Peki onlar nerede?

Eğer gözaltına alınan komutanlar, Oramiral Özden Örnek’in günlüklerinden yola çıkılarak gözaltına alındılarsa, o zaman ortada hukuki bir sorun,

O günlükler, bu komutanların görevde oldukları dönemde darbe yapmayı düşündüklerini iddia ediyor,

Hukuki sorun da burada ortaya çıkıyor,

Eğer bu komutanlar isnat edilen suç üniformayla dolaştıkları döneme ilişkinse, soruşturmayı Genelkurmay Askeri Başsavcılığı yürütmek durumundadır,

Beğenelim beğenmeyelim, demokratik bulalım bulmayalım, yasal durum budur,

Genelkurmay Başsavcılığının, bu kişilerle ilgili dosyanın kendilerine iletilmesini isteme hakkı vardır,

Demokrasiye inananların yapması gereken ise, hukuka uygun bir şekilde Askeri savcılık ve askeri mahkemede yürütülecek bu davanın takipçisi olmaktır,

Bu yolla sapla saman, darbeci ile mafyacı, karanlık çetelerle darbecilikle suçlananlar birbirine karışmayacak,

Biri sayesinde diğere haksız biçimde aklanmayacaktır,

 

 


Özden Örnek nerede?

Ergenekon soruşturmasının, “Darbecilikle” ilgili bölümü, belli ki, Oramiral Özden Örnek’in günlükleri temel alınarak yürütülüyor,

Fakat ortada çok ilginç bir durum var,

Özden Örnek’in ifadesine, bu soruşturma kapsamında başvurulmuyor,

Oysa Özden Örnek, bütün bu olanların bir numaralı tanığı,

Günlükleri yazan, günlüklerde yazılan olayları bizzat yaşayan kişi,

Fakat her nedense savcı Zekeriya Öz, yazılanları ciddiye alıyor fakat yazanı ciddiye almıyor olmalı ki, çağırıp bilgisine, görgüsüne başvurmuyor,

Bu işin altında bir iş var ama ne olduğunu şimdilik bilmiyorum,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
İçinde oturduğumuz binayı yıkarsak, altında kalacağımızı bildiğimiz zaman