Sıra kimde!

Sabahın erken saatlerinde gözaltılar başlayınca bir haber kaynağım aradı,

"Ergenekon’da İddianame hazır, Gözaltına alınanlar bir iki eksikle iddianamede adı geçenler, Kaçma, saklanma olmasın diye gözaltına alındılar" dedi,

Gözaltına alınan emekli orgenerallerden başka iki önemli emekli paşanın daha gözaltına alınabileceği söylentileri dolaşıyor ortalıkta,

Bu isimlerden biri Doğu Silançıoğlu,

Soruşturmanın Silançıoğlu’nu da kapsayabilmesi için sorgular o yöne doğru kaydırılıyormuş,

İddia,

Bir diğer isim de Aytaç Yalman,

Yalman Paşa’nın da gözaltına alınabileceği konuşuluyor,

Askerler arasında çok sevilen Hurşit Tolon Paşa’nın askeri lojmandan alınarak götürülmesinin çok ciddi bir infial yarattığı da konuşuluyor,

Dedikodu o kadar aldı yürüdü ki, Başbakan’la Kara Kuvvetleri Komutanı’nın görüşmesi bile bu olayla ilişkilendiriliyor,

Bu yolla Silahı Kuvvetler yıpratılıyor,

Geriliyor,

İyi de, silahlı kuvvetlerin yıpratılmasından kim ne medet umuyor,

Bunun en güzel yanıtını bugün Vatan gazetesindeki köşesinde Yiğit Bulut veriyor,

Elinizde Vatan varsa Vatan’dan, yoksa gazetevatan,com,tr’den okuyun,

Tavsiye ediyorum,

 

 

Gözaltı değil gözdağı

Yine bir operasyon,

Yine kritik bir gün,

Başsavcı Yalçınkaya’nın Anayasa Mahkemesi’ne iddianamesini anlatacağı günün sabahı, Savcı Zekeriya Öz Ergenekon soruşturması kapsamında popüler bir oda başkanı ve iki orgeneralin de aralarında bulunduğu 24 kişiyi gözaltına alıyor,

Gözaltından daha çok gözdağı,

Kime mi!

Herkese,

Mesela,

Mevcut komutanlara "Bir gün siz de emekli olacakınız" diyorlar,

Yaşar Büyükanıt’ın 31 Ağustos 2008 sabahı, 27 Nisan e-muhtırası nedeniyle gözaltına alınmayacağının garantisi yok,

Yarın öbürgün, emekli paşa Özden Örnek’in günlüklerinin delil kabul edilerek Türkiye’nin en büyük medya patronunun da gözaltına alınmayacağının da,

AKP’ye karşı çıkan sivil toplum örgütlerinin başkanları da şu veya bu gerekçeyle aynı akıbete uğrayabilirler,

Aynı durum gazeteciler için de geçerli,

Üstelik gazeteciler, görevleri nedeniyle herkesle her zaman diyalog içindedirler,

Onların riski herkesten fazla,

Muhalif yazarlar, sadece haber kaynakları ile ilişkileri nedeniyle dahi okkanın altına her an gidebilirler,

Bunun adı faşizmdir,

Bu açıkça bir baskı rejimidir,

Türkiye’de bir illegal örgütlenme varsa bunun üzerine gidilmesi gerektiğini, bugün bu operasyonları yapanlar kısa pantolonla dolaşırken, bu operasyonlara yol verenler illegal kelimesini telaffuz dahi edemezken yazdık söyledik,

Ama bugün yapılanların bir illegal örgütlenmeyi çökertme operasyonu değil, muhalif sesleri susturma operasyonu olduğu açıkça ortada,

Hukuk ayaklar altında,

İnsan hakları ayaklar altında,

Sözde Türkiye’nin en önemli hukuk operasyonu yürütülüyor, bu operasyon 30 yaşında tecrübesiz bir savcıya emanet,

Bu operasyon bu kadar önemliyse, niye işin içinde tecrübeli savcılardan kurulu bir soruşturma grubu yok,

Yok çünkü olay hukuk olayı değil,

Soruşturma hukuk soruşturması değil,

Amaç bir çeteyi bulup çökertmek değil,

Var olduğu iddia edilen bir çete kullanılarak gözdağı vermek,

Türkiye bilinçsiz ellerde bilerek veya bilmeyerek çok tehlikeli bir yere doğru itiliyor,

Cumhuriyet arayışı içinde buna destek verenler, yarın bir gün cumhuriyetsiz kalabileceklerini artık görmek zorunda,

 

 

Şah ve rok

AKP yandaşı yazarlar, AKP’ye iliştirilmiş liberaller, bir iki eksikle gözaltılar karşısında zil takıp oynama noktasındalar,

Genelkurmay Karargahı toptan içeri alınsa daha mutlu olacaklar,

Dışarıda kendilerinden başka yazar gazeteci kalmasa sevinçten havalara uçacaklar,

Çünkü onların özgürlükçülüğü, liberalliği bu kadar,

Düşünemiyorlar,

Başka bir iktidar döneminde, iktidarın meşrebine göre bir savcı bulup, bütün liberal geçinen yazarları, bütün 2, Cumhuriyetçileri, İslamcıları "Şeriat devleti" kurma, Türkiye’de başka bir ülkenin egemenliğini sağlama gibi suçlamalarla bir yargı kararı olmadan yılarca içeri atmasının da mümkün hale gelebileceğini görmüyorlar, Böyle hukuksuzluklara, hukukun yamutulmasına kimden gelirse gelsin karşı gelinmesi gerektiğini idrak edemiyorlar,

Türkiye elden gidiyor fark edemiyorlar,

Türk siyasetine yıllarını vermiş bu ülkede oturulabilecek en yüksek makamlara oturmuş bir siyasetçi şöyle diyor, "Kapatma davasıyla Atatürk Cumhuriyeti karşıtlarına satranç tabiriyle şah demiştir, Bu hamleyle ya şahı alacak, ya da kendi şahını verecektir"

Bu usta siyasetçinin bu tanımlamasından yola çıkarsak, Ergenekon operasyonu adı altında Laik Cumhuriyet karşıtları şimdilik "Rok" yapıyorlar,

Bir sonraki hamlede onlar "Şah" diyecekler,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Hukuka kendi sadece işimize geldiği zaman sahip çıkmadığımızda