Aydın Doğan’a “Türkiye’yi terk et” diyen kim?

Değerli okurlar, bugün müthiş bir haberi sizlere ileteceğimi duyurmuştum,

İki ayrı yerden doğrulattığım bir haberi, üçüncü kez doğrulatmak için bir “Teyit” beklediğimi belirtmiştim,

Dün beklediğim teyit gelmedi ama teyit beklediğimiz yerden bir yalanlama ya da böyle bir şey yoktur açıklaması da gelmedi,

Sükut ikrardan gelir diyerek yazacaklarımızın doğruluğundan emin olduk ve şimdi sizlere aktaracağım,

Şimdi anlatacağım ola, Cumhuriyet tarihinde daha önce olmuş mudur bilmiyorum!

Süleyman Demirel’in adam, şirket kayırmalarını, aile fotoğraflarını biliyoruz,

Mesut Yılmaz’ın pijamalı patronları ihale alan işadamlarına ortak etme çabalarını, banka ihalelerinde yaptıklarını biliyoruz,

Tansu Çiller’i ve eşi Özer Çiller’in ihale zarflarını eve götürdüklerini de biliyoruz,

Turgut Özal’ın zengin ettiği papatya işadamlarını da biliyoruz,

Ama şimdi yazacağım gibisini ben hiç duymadım, görmedim,

Gelelim olayımıza,

Biliyorsunuz Aydın Doğan’ın Petrol Ofisi’nde yabancı bir ortağı var,

OMV adlı Avusturyalı bir petrol şirketi,

Aydın Doğan, İş Bankası’ndan yüzde 50’sini 500 milyon dolar civarında bir paraya aldığı Petrol Ofisi’nin yüzde 34’ünü neredeyse 1 milyar euroya sattığı Avusturya şirketi,

OMV ile Aydın Doğan yaklaşık 3 yıldır ortaklar ve Türkiye’de birlikte yeni yatırımlar yapmak istiyorlar,

Bu yatırımların başında da Ceyhan’a kurulacak bir petrol rafinerisi var,

Ancak Petrol Ofisi bu rafineri için gerekli ruhsatı yıllardır alamıyor,

Çalık Grubu’na rafineri ruhsatı verilirken, Aydın Doğan’ın Petrol Ofisi’ne verilmiyor,

Aydın Doğan da medyasıyla iktidara yalakalık da yapsa, ölçülü bir  muhalefet de yapsa bu ruhsatı almaktan umudu kesti,

Bu nedenle de hükümetin yabancı sermayeye olan zaafını bildiği için devreye OMV girdi,

OMV’nin CEO’su Wolfgang Ruttenstorfer Türkiye’ye gelerek Başbakan Erdoğan’la görüştü,

OMV’nin CEO’su Başbakan’a “Türkiye’ye bir kaç milyar dolarlık yatırım planladıklarını ancak rafineri izni çıkmaması nedeniyle bu yatırımı gerçekleştiremediklerini ve bürokrasiye takıldıklarını, Türkiye’nin bu işten büyük kaybı olduğunu” söyledi,

Avusturyalı CEO’nun bu sözlerine Başbakan Erdoğan çok kısa bir yanıt verdi,

Başbakan Erdoğan Avusturyalı yöneticiye “Siz Türkiye’de yanlış adamla ortaklık yaptınız, Siz Doğan’la ortak olduğunuz müddetçe herhangi bir yatırım için bizden izin alamazsınız, Rafineri izni almayı hayal bile etmeyin” dedi, Hatta OMV’nin CEO’suna rafineri için, izni olan Çalık’la ortaklık yapmasını önerdi, 

Duydukları karşısında şoke olan Ruttenstorfer Başbakan’ın yanından ayrıldı ve İstanbul’a geldi,

Başbakan’la yaptığı görüşmeyle ilgili olarak Aydın Doğan’a bilgi verirken, “Aydın Bey, bu hükümet işbaşındayken siz Türkiye’de yeni işler yapmayı, hatta iş yapmayı unutun, Sizden söz ederken Başbakan’ın gözlerindeki ifadeyi gördüm, Hatta size bu hükümet işbaşındayken Türkiye’de yaşamamanızı bile tavsiye ederim” diyip görüşmenin detaylarını aktardı,

Aydın Doğan dinledi, dinledi ve sordu, “Bu söylediklerinizi noter önünde tekrarlayıp kayda geçirmeme izin verir misiniz?”

Avusturyalı CEO “Elbette” diyince bir noter çağrıldı,

Avusturyalı anlattı,

Yeminli tercüman çevirdi,

OMV’nin Başkanının Başbakan Erdoğan ile yaptığı görüşme noter tarafından kağıda döküldü ve altını Avusturyalı CEO, noter, Aydın Doğan ve yeminli tercüman imzaladı,

Aydın Doğan noter tasdikli bu metnin bir kopyasını elden Başbakan’a gönderdi,

Aradan epey bir zaman geçtiği halde Başbakan’dan Aydın Doğan’a bir yanıt gelmedi,

Aydın Doğan’ın elindeki noter tasdikli bu metni olası bir Yüce Divan için elinde tuttuğu iddia ediliyor,

Türkiye’nin hali bu değerli okurlar,

Tabii özerk kurumlarının hali de böylelikle ortaya çıkmış oluyor,

 

 


Aimee Jacquet ve Fatih Terim

Aimee Jacquet’yi tanır mısınız?

Tanımayanlar için anlatayım,

1998 Dünya Kupası sırasında Fransız Milli Takımının teknik direktörüydü,

Dünya Kupası öncesi basınla başı dertteydi,

Başta L’Equipe gazetesi olmak üzere spor basını tarafından yerden yere vuruluyor, kadro seçiminden, oyun sistemine kadar her şeyi eleştiriliyordu,

Fransız kamuoyu da Jacquet’ye tepkiliydi,

Fransa böyle bir ortamda ev sahibi sıfatıyla Dünya Kupası’na katıldı,

Ve şampiyon oldu,

Jacquet haklı çıktı, basın sustu,

Fransa şampiyon olamasaydı basın haklı çıkacak, Jacquet ipe çekilecekti,

Avrupa Şampiyonası öncesi Türkiye’de de durum farklı değildi,

Ben dahil herkes Fatih Terim’i eleştirdik,

Eleştirmeye de devam ediyoruz,

Hem burada yazdım, hem de HaberTürk’te Olaylar ve Gerçekler programında söyledim,

“Terim bana göre pek çok hata yapmıştır, Bu hataların telafisi ancak başarıyla mümkündür, Avrupa Şampiyonası’ndan bir yarı final, bir final hatta bir şampiyonlukla dönerse biz haksız oluruz, Tersi olursa Terim haksız olur”

Terim önce gün bir basın toplantısı düzenledi ve basına ve galiba özellikle de bana sert laflar etti,

Hiç ama hiç itirazım yok,

Haklıdır,

Çünkü şu ana kadar başarılıdır,

Takım kötü oynasa da, kadro tercihleri zaman zaman çok yanlış olsa da, maçlar son dakikada oyuncuların gayreti ve özverisi ile çevrilse de, Çek maçı Terim taktiği ile değil, son dakikalarda taktiği falan boş verip kendi doğrularını yapan oyuncular sayesinde kazanılmış olsa da, Terim “Kazanandır”

Tarihe geçecek olan takımın nasıl oynadığı değil, nereye kadar ilerlediği olduğu için Terim başarılıdır,

Üstelik de Türk spor basını spor değil skor basını olduğu için Terim “Skor üzerinden” yaptığı bütün ithamlarda haklıdır,

Umarım Terim, Aimee Jacquet’nin başardığını başarır,

Tabii başarırsa son basın toplantısını çok merak ediyorum,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Çok bilmenin ayıp olmadığını anladığımız zaman