Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın büyük sırrı

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın geçen hafta yaptığı sert açıklamayla ilgili her gün bir şeyler yazılıyor,

Bugün de Ertuğrul Özkök Kılıç’ın yazısının bir bölümüne dikkat çekmiş,

Haşim Kılıç’ın siyasetçilerin üzerine düşeni yapmadığı için konuların yargı önüne geldiği  yolundaki sözlerini hatırlatmış,

Şimdi size müthiş bir sırrı açıklayacağım,

Bu sır geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi’nde karara bağlanan türbana izin veren Anayasa değişikliği ile ilgili,

Bu yazacaklarımın, ilgili taraflarca yalanlanma ihtimali olabilir ancak kelimesi kelimesine doğrudur,

YÖK Başkanı Özcan göreve gelir gelmez “türban sorununu çözeceğim” demiş,

Ardından MHP bu soruna el atmış, hiç vakit kaybetmeyen Başbakan Madrid’den “Velev ki, siyasi simge olsa” diyerek tansiyonu yükseltmiş ve hemen ardından bir Anayasa değişikliği hazırlanıp Meclis’e gönderilmiş,

Ortamın gergin olduğu günler,

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç yani protokolün Cumhurbaşkanı’ndan sonra 2 numaralı ismi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den bir randevu talep ediyor,

Gül randevuyu hemen veriyor,

Çünkü Kılıç’ın Anayasa Mahkemesi Başkanlığı dışında bir özelliği daha var,

AKP’nin yönetim kadroları Kılıç’ı severler, güvenirler, saygı duyarlar,

Geçmişte fikir yoldaşlıkları vardır,

Onu kendilerinden sayarlar,

Haşim Kılıç hem Anayasa Mahkemesi Başkanı, hem de dost sıfatlarıyla Köşk’e çıkıyor,

Ve Abdullah Gül’le bugüne kadar hiç açıklanmayan bir görüşme yapıyor,

Bu aslında bir uyarı ziyareti,

Haşim kılıç bu ziyarette Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e “Bu Anayasa değişikliğinin yapılmasına izin vermeyin, Bu değişiklik yapılırsa Türkiye’de çok vahim gelişmeler olur, Konu bizim önümüze gelir, Anayasa Mahkemesi böyle bir değişikliğe izin veremez, Mümkün değil, Döner, Ayrıca kapatma davası için zaten uzun süredir hazırlık yapıldığı biliniyor, Bu değişiklik girişimi orada da delil olur, Arkadaşlarınıza söyleyin lütfen burada duygusal değil akılcı davransınlar, Bu Anayasa değişikliğini yapmasınlar” diyor,

Bu uyarı bir şekilde Başbakan Erdoğan’a iletiliyor,

Haşim Kılıç doğrudan Başbakan’a mı söylüyor, Abdullah Gül mü iletiyor orasını net olarak öğrenemedim,

Ancak Başbakan’ın buna tepkisinin Haşim Kılıç açısından kırıcı olduğunu öğrendim,

Erdoğan “Herkes kendi işine baksın” gibisinden bir yanıt veriyor,

Ve Anayasa değişikliği Meclis’ten geçiyor,

Haşim Kılıç Cumhurbaşkanı Gül’e bu değişikliğe onay vermemesini “Bir dost” olarak öneriyor,

Gül bu nedenle değişikliğe hemen onay vermiyor,

Uzun süre bekletiyor,

Ancak hükümetten gelen baskılar üzerine tam da Güneş Harekatı’nın başladığı gün onaylıyor,

Sonraki gelişmeler Haşim Kılıç’ın uyardığı yönde oluyor ve işler bu hale geliyor,

Haşim Kılıç’ın “Siyasetçiler sorumlu davranmayınca işler bu hale geliyor” demesinin arkasında yatan gerçek bu,

Bugüne kadar bir sırdı,

Artık hepiniz biliyorsunuz,

 

 


Ben haklı çıktım Aydın Bey

Geçen yıl, kalemimizin elimizden alındığı dönem,

Sabah Gazetesi’ne el koyulmuş, ben de istifayı basıp çıkmışım,

Kendime bir internet sitesi kurmuş orada yazıyorum,

Sabah’ta Hıncal Uluç bir günlüğüne köşesinde bana yer açtı,

Daha doğrusu, POAŞ’ın vergi kaçırırken yakalanması ve bir kaç milyar doları bulan vergi kaçağının Maliye Bakanlığı tarafından 275 milyon liraya düşürülmesi ile ilgili olarak, kaçakçılığı ortaya çıkaran gazetenin genel yayın yönetmeni olarak fikrimi sordu,

Ben de yazdım ve Uluç da bunu köşesine taşıdı,

Bu yazı üzerine Aydın Doğan küplere bindi,

Bu yazıdan dolayı bana çok ağır bir dava açtı,

Avukat olarak da, kendi avukatlarına güvenmemiş olacak ki, Avukat Deniz Ketenci ile anlaştı,

Deniz Ketenci, başarılı iyi bir avukattı,

Adını daha çok hortumcuların davalarında duyurmuştu,

Müvekkili Murat Demirel’i ziyaretinde cezaevine “Yanlışlıkla” telefon sokarken hakkında soruşturma açılmıştı, Ama iyi bir avukat olduğu kesindi,

Bu dava üzerine ben de bir yazı yazmış ve “Bu davayı açmanız iyi oldu, Vergi kaçakçılığınız mahkeme kararı ile tescillenecek” demiştim,

Aydın Doğan’ın bana bu yazıdan dolayı açtığı dava bu sabah yapılan celsede karara bağlandı sevgili okurlar,

Ve Yüce Türk Adaleti yazımın gerçek belgelere dayandığını, vergi kaçakçılığının benim tarafımdan uydurulmuş bir tanımlama değil, Maliye’nin hazırladığı raporda belirtilen bir husus olduğunu göz önüne alarak Aydın Doğan’ın şikayetini yersiz buldu ve benim beraatıma yazımın da doğruluğuna karar verdi,

Yani Aydın Doğan kendisine “Vergi kaçakçısı” demek suretiyle hakaret ettiğimi öne sürerek açtığı davayı kaybetti,

Yazım yargı kararıyla tescillenmiş oldu,

Bunun bir başka durumu da tescil ettiğini siz de anlamışsınızdır herhalde,

NOT: Sağolsun Aydın Bey bana üst üste davalar açtı,

Vergi rekortmeni olduğu gün yazdığım “Şirketi milyar dolar kaçırdı bir kaç milyon dolar şahsi vergi vererek  rekortmen oldu,  Yüz yıl vergi rekortmeni olsa kaçırdığı miktarı karşılayamaz” yazısına açtığı davayı da, benim beraatıma karar verileceği duruşmada geri çekti, Haklı olduğunuzu bildiğiniz konuların yargı kararı ile de onaylanması bir yazara iyi geliyor, 

 

 


Bir reklam

Değerli okurlar,

Yarın inanmakta güçlük çekeceğiniz bomba bir haber vereceğim, Bugün bu yazıyla ilgili bir teyit almayı umuyorum,

Bu teyidi alsam da almasam da yarın burada müthiş bir haber olacak,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Bazen en fazla kızmamız gereken kişinin aynada görünen olduğunu anladığımız zaman