Herkes yerinde olunca

Basit oyunmuş değil mi?

Herkes yerli yerinde oynayınca, herkes alıştığına iş yapınca futbol ne kadar kolay oluyor gördünüz mü?

Fatih Terim uzun zamandan sonra ilk kez dün şapkadan tavşan çıkarmaya çalışmadı,

Sahaya olması gereken bir takım sürdü,

Servet ve Emre olması gereken yerdeydi,

Hakan’la, Hamit de,

Aurelio ön liberoda,

Arda yerinde, Tuncay yerinde, Gökdeniz yerinde,Tümer yerinde,

Bir Nihat pek yerinde değildi, Ama onu da tolere edecek bir kadro, bir diziliş vardı sahada,

Değişiklikler de basitti,

Santrfor gerekiyordu, santrfor mevkiine santrfor girdi,

Her şey olması gerektiği gibiydi,

Ve olması gereken oldu,

Kazandık,

Bu kadronun, hiç bir ekstra taktiğe gerek duymadan kazanabileceği bir takıma karşı oynuyorduk ve kazandık,

O rezil yağmur olmasa çok daha kazanabilirdik,

İlk yarıda işi bitirebilirdik,

Gökdeniz ve Arda iki yandan hallaç pamuğu gibi atardı, golü de birisi nasılsa kaleye dürterdi,

Yağmur işi bozdu ama durduktan sonra, Semih de görevini yapınca kazandık,

Şimdi sırada Çekler var,

O maç daha zor,

Ama bu basitliğin karşısında duracak kapasitede değiller,

Ve Türkiye’nin önündeki tek engel Fatih Terim olabilir ancak,

İlle de Emre’yi oynatacağım hevesine kapılırsa, bu sadeliği bozarsa, yine herkesi sahanın acayip köşelerine dağıtırsa hiç şansımız olmaz,

Sakatlıklar kimseye korkutmasın,

Servet veya Emre Aşık oynayamasa bile Emre Güngör ikisinin de yerini tutar,

Emre’nin düzelmemesi zaten şansımız olur,

Nihat’ı biraz geri çekip, önüne Semih’i koyduk mu iş tamamdır,

Hep dediğim gibi futbol basit oyundur,

 

 


Zor iştir bizim iş,

Ne İsa’ya yaranırsın ne Musa’ya,

Bir program yaptık, özgürlük, demokrasi, Batı standardı isteyenlerin maskesini aşağı çektik küfürün bini bir para,

Bir kısmı kızıyor, “Müslümanların hepsi böyle değil, provokasyon yapıyorsun” diye,

Diğer bir kısmı kızıyor, “Nasıl bunları ekrana çıkarırsın ve propaganda yaptırırsın” diye,

Bazıları da “Neden ağızlarının payını vermedin” diyor,

Pek az kişi gözler önüne serdiğimiz “Gerçekle” ilgileniyor,

Ne yapmalıydım sizce!

Görmeyen gözleri açmak, masum destekçileri uyandırmak mı iyidir, yoksa militan bir tavırla cepheleşmeyi körüklemek mi?

Ya da benimle aynı fikirde olanları ekrana taşıyıp birbirimize propagandaya devam etmek mi?

“Masum” özgürlük eylemcilerinin, inanç hürriyetçilerinin bize göstermedikleri yüzlerini göstermek kötü mü oldu?

Elbette ki, bunların sayıları on milyonlar değil,

AKP’nin yüzde 46,6’sı elbette ki, bunlardan oluşmuyor,

O yüzde 46,6 içinde AKP’ye masumca inanan, sağda başka parti bulamadığı için oy veren, gerçekten özgürlükçü zannedip AKP’ye gidenler de var,

Ama Teke Tek’te izledikleriniz de mevcut,

Ve işin vahimi AKP içinde böyle düşünen yönetici, milletvekili sayısı oldukça fazla,

AKP’yi  bir yönden bir yöne sürükleyen, AKP’nin politikasını oluşturma konusunda etkileyenler işte size Teke Tek’te gösterdiğim düşünce,

Bunlar yüzde 46,6’nin belki yüzde 10’unu oluşturuyorlar ama güçlü olan, etkili olan, örgütlü olanlar bunlar,

AKP’nin yönünü bunlar belirliyor,

Yazık ama öyle,

Bunu size gösterdiğim için hata ettiysem özür dilerim,

Bundan sonra her hafta Sevgili Sabih Kanadoğlu’nu Vural Savaş’ı, Yekta Güngör Özden’i çağırırım programa,

Kendimiz çalar kendimiz söyleriz,

Sonra da “Yahu Türkiye nasıl oldu da yörüngesinden çıktı,” diye kendi kendimize sorarız,

Galiba doğrusu böyle yapmak,

 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Gerçekleri görmeden doğru karar alamayacağımızı anladığımız zaman