Türban kararı kapatma davasını ilgilendirmiyor

Anayasa Mahkemesi, AKP ve MHP tarafından, üniversitelerde türbana izin vermesi amacıyla yapılan Anayasa değişikliğini bugün ele alıyor,

Sonuç bugün de çıkabilir, yarın da,

Eğer mahkeme heyeti raportör Osman Can’ın raporunu dikkate alır ve ona uyarsa sonuç hemen çıkar,

Çünkü Osman Can, Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa değişikliklerini içerik açısından ele alamayacağını söylemiş ve Yüce Mahkeme’nin davayı reddetmesini istemişti,

Mahkeme bunu benimserse karar bugün çıkar ve Anayasa’da yapılan değişiklik geçerli kalır,

İkinci olasılık olarak mahkeme davayı esastan görüşme kararı alabilir ve yapılan değişikliğin Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen laiklik ilkesi ile çeliştiğine karar verip değişikliği iptal edebilir veya çelişmediğine karar verip iptal etmeyebilir,

Bir de üçüncü olasılık var,

Anayasa Mahkemesi Anayasa değişikliğini görüşür, yapılan değişikliğin laiklik ilkesi ile çelişmedeğine ancak yapılan bu değişikliğin yürürlükteki diğer yasalar ve özellikle de Yüksek Öğretim Kanunu  nedeniyle üniversitelerde türbana izin vermediği kararını açıklayabilir,

Bana göre en güçlü olasılık, üçüncü seçenek,

Çünkü yapılan Anayasa değişikliği, siyasetçilerin dilinde kapsamlı gibi görünmekle beraber aslında değiştirilen Anayasa maddesinin farklı dilde yazılmış hali,

Mahkemenin böyle bir karar alması kimseyi şaşırtmasın,

Anayasa Mahkemesi’nin  Anayasa değişikliği ile ilgili alacağı kararın, AKP’nin kapatma davasının sonucunu etkileyecek olduğunu düşünenler ise yanılıyor,

Yani Anayasa değişikliği Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmezse, kapatma davasında AKP rahatlayacak diye düşünmek yanlış,

Çünkü Yargıtay Başsavcısı’nın iddianamesi dikkatle okunduğu zaman AKP hakkındaki kapatma davası açısından önem taşıyanın yapılan Anayasa değişikliği değil, Anayasa değişikliği teklifindeki gerekçe olduğunu göreceklerdir,

Değişiklik teklifinin altına yazılan gerekçede bu değişiklikle üniversetelerde okuyan kızların öğretim haklarının önündeki engellerin kaldırılmasının amaçlandığı vurgulanıyor,

Başsavcı işte bu durumu laiklik karşıtı eylem olarak görüyor,

Bunun yasalaşıp yasalaşmamasını değil,

Bir örnek vermek gerekirse DTP kalkıp Meclis’e bağımsız Kürdistan’a yol verecek bir Anayasa değişikliği önergesi verebilir ve normal olarak bu Meclis’te kabul görmez,

Ama DTP’nın kapatma davasına DTP’nin niyet beyanı olarak girer,

Bu yüzden de Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda alacağı karar kapatma davası ile hiç ama hiç ilgili olmayacak,

Baştan söyleyeyim,

 

 


Kapatma davasının raporu daha yazılmadı

Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can geçen hafta hukukçu dostlarıyla biraraya geldi,

Konu haliyle Osman Can’ın yazmakta olduğu kapatma davası ile ilgili rapora uzandı,

Osman Can burada arkadaşlarına ilginç açıklamalarda bulundu,

Osman Can, AKP hakkındaki kapatma davası ile ilgili raporunu yazmaya henüz başlamamış,

Raporu yazmak için Anayasa değişikliği ile ilgili davanın sonuçlanmasını bekliyormuş,

Ancak Osman Can’ın arkadaşlarına verdiği ilginiç bir bilgi var,

Can “Raporumda Yargıtay Başsavcısının iddianamesine hiç girmeyeceğim” demiş,

Arkadaşları da şaşırmışlar,

“Nasıl yani!” demişler haliyle,

Osman Can anlatmış: “Ben olaylar üzerinden değil ilkesel bir yaklaşımla raporumu yazacağım, Parti kapatma cezasının demokratik olmadığını ve demokrasilerde yer alamayacağını belirten bir rapor yazacağım, Laikliğin tek bir tanımının olamayacağını belirteceğim, Farklı laiklik anlayışlarının suç olmayacağını yazacağım, Laikliğin sivil bir din anlamına gelmediğine değineceğim, İddianamenin içinde boğulmak gibi bir niyetim” yok demiş,

Ancak yine de raporunu yazmak için Anayasa değişikliği ile ilgili davanın sona ermesini bekleyecekmiş,

Bu arada şunu da söylemeden geçemeyeceğim,

Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can, AKP tandanslı bir hukukçu değil,

Anayasa Mehkemesi raportörleri arasında AKP eğilimli olanlar var ama Osman Can onlardan biri değil,

Osman Can’ın siyasi eğilimini ille de söylmek gerekirse AKP’den çok DTP’ye yakın olarak tanımlanabilir,

Zaten bu davaya verilmesinin nedeni de büyük ihtimalle bu,

Osman Can Anayasa Mahkemesi’nde yalnız bir adam,

Raportörler arasında dostu yok,

Odasından çıkmayan, mahkeme içinden kimseyle sosyal ilişkisi olmayan kendi halinde birisi,

Bu zor ve tartışalı davaya verilmesinin nedeni de büyük ihtimalle bu,

Kimsenin adamı olmadığı “harcanabilir” olması, 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Kötü oynadığını itiraf etmenin takımımızı değiştirdiğimiz anlamına gelmediğini idrak edebildiğimiz zaman