Olacağı buydu

Türbanlı bir kadını, Bodrum’da rezervasyon yaptırdığı otele almamışlar,

Kadın yalnız değil, eşiyle gitmiş ve türbanlı olduğu için otelin kapısından çevrilmiş,

Tam bir rezalet, hem olay olarak rezalet, hem de Türkiye’nin geldiği, getirildiği noktayı göstermesi açısından rezalet,

Türkiye bölünüyor,

Kürt-Türk, Müslüman-Laik, açık-kapalı diye alabildiğine bölünüyor,

Bölünenler kendi aralarında alt katmanlara da bölünüyor,

Dini ve etnik siyaset yapmanın hatta bazen ikisini birarada yapmanın Türkiye’ye ödetmeye başladığı bedel bu,

Türkiye’de eskiden türbanlı diye kimseye sosyal tepki gösterilmezdi,

Ama artık gösterilir oldu,

Ayıp, rezalet ama anlaşılır bir durum,

Şimdi hepimiz Bodrum’daki otele tepki göstereceğiz, Haklı da olacağız o ayrı,

Peki bir de tabloya tersten baksak,

Mesela Türkiye’nin her yerinde pıtrak gibi açılan harem selamlık oteller var,

Kadınların ayrı, erkeklerin ayrı ayrı bölümlerde denize girdiği oteller,

Ben eşimi alıp o otellerden birine gitsem, eşimi erkeklerin olduğu bölüme veya beni kadınların olduğu bölüme alacaklar mı?

Tabii ki, almayacaklar,

Bodrum’daki otelde yapılanla, bu anlattığımın bir farkı var mı?

Var gibi görünse de aslında yok,

İkisi de ayrımcılık, ikisi de yaşam tarzı dayatmacılığı,

Biri inançtan, diğeri hoşgörüsüzlükten,

Ne yazık ki, bu hoşgörüsüzlük yayılıyor,

Anneler günü öncesi eşime hediye almak için İstanbul’un şık mağazalarından birindeyim,

Türbanlı üç kadın alışveriş yapıyor, ayakkabı deniyorlar,

Diğer kadınlar kendi aralarında ama yüksek sesle fısıldaşıyorlar,

“Ne işleri var bunların burada, gitsinler Tekbir giyime” sözleri kulağıma geliyor,

Bir başka gün Nişantaşı’nda bir kafede oturuyorum,

Bir masaya türbanlı iki kadın gelip oturuyor,

Yanımdaki masadaki iki kadın söyleniyor, “Her yerdeler, İnadına buralara gelip bizi rahatsız etmek istiyorlar” diye,

Dikkat ediyorum, özellikle kadınlar bu konuda daha hoşgörüsüz,

Çünkü kendilerine yönelik bir tehdit algılıyorlar,

Oysa yıllardır  hem o mağazada, hem de Nişantaşı’daki lokantalarda türbanlı kadınlar görürdüm,

Hiç böyle bir tepki olmazdı,

Hoşgörü, kabullenme, saygı giderek azalıyor,

Karşılıklı olarak azalıyor,

Türkiye’ye yazık oluyor, 

 

 


Türkiye’yi AKP’ye mahkum edenler

Türkiye’de bir AKP sorunu yok, Türkiye’de bir muhalefet sorunu var diye yazıyorum, muhalefetin gözü kararmış destekçileri kızıyor,

Allahaşkına haksız mıyım?

Görmüyor musunuz, şu CHP’de ortaya dökülen rezaletleri,

Telefonuna sahip çıkamayan bir genel sekreter,

Hala diyor ki, “Telefonumu açmadım, dinlendim”

Haklı bile olsa dinlenebilmesi için telefonuna bir program yerleştirilmiş olması gerek, O durumda bile telefonuna sahip çıkamadığı kesin,

O yetmezmiş gibi şimdi de Kanaltürk rezaleti,

CHP Kanaltürk’le bir anlaşma yapmış,

3,5 milyon dolar vermiş, Hem parti için prodüksiyon yapılacak, hem de Kanaltürk CHP yanlısı yayın yapacak,

Olacak iş mi!

İktidarın bir medya ile böyle bir anlaşması ortaya ortaya çıksa CHP ne der!

Gerçi iktidarın bir kısım medya ile böyle bir anlaşması var, Sabah-ATV’ye 750 milyon dolar verdiler, diğerleri zaten malum ama hiç değilse bunu yazıya dökmeyecek kadar akıl sahibiler,

CHP tam bir beceriksizlik, tam bir basiretsizlik örneği,

Ekonomik kriz yavaş yavaş geliyor,

Enflasyon aldı başını gidiyor,

Yolsuzluklar, rezaletler diz boyu,

AKP belli ki bu işi götüremiyor, götüremeyecek,

Belki de bu arada bir de kapatma cezası alacak,

Vatandaşdaki memnuniyet giderek azalıyor,

Yakında hiç kalmayacak,

Peki söyler misiniz bana vatandaş kime oy verecek?

CHP’ye mi?

Ya da şöyle sorayım, bu CHP’ye mi, böyle yönetilen CHP’ye mi?

Kimse kendini kandırmasın vermez,

İktidar oy kaybediyor, yıpranıyor ama CHP de oy kaybediyor,

MHP’ye mi?

Türban meselesinde, Cumhurbaşkanlığı meselesinde AKP’ye payanda olan MHP’ye belirli hassasiyetleri olan seçmen oy nasıl versin!

AKP yansa bitse kül olsa,

Tamamen yasaklansa, bütün milletvekillerini kaybetse, bunların hiç biri olmadan ülkeyi batağa sürüklediğini herkes anlasa bile bana söyler misiniz bu seçmen kime oy verecek?

Ben bilmiyorum,

Çünkü ben bile kime oy vereceğimi bilmiyorum,

AKP’ye kızıyorum ama haklı değilim,

Bu ülkeyi AKP’ye bile mahkum edenlere daha çok kızıyorum,

Haklıyım, 

 

 


Terim beni kafaya mı aldı!

Fatih Terim’in Fenerbahçe’den teklif aldığını ama bu teklifin şartlı olduğunu yazdım bir kaç gün önce,

Sevgili kaptanım Fatih, “Bana sorsaydı gerçeği anlatırdım, Yok böyle bir şey” gibisinden bir yanıt vermiş,

Şaşırdım,

Niye şaşırdın derseniz  yanıtlayayım,

Bana bu olayı anlatan kişi bizzat Fatih Terim’di,

Geçtiğimiz 16 Mayıs günü Galatasaray’ın UEFA şampiyonu olmasının 8, yıldönümü için Faruk Süren’in düzenlediği geleneksel buluşmada küçük bir Galatasaraylı grup Ulus 29’da biraraya gelmiştik,

Tamamı eski yöneticilerden oluşan grupta, UEFA şampiyonluğunun en önemli aktörlerinden Fatih Terim ve Bülent Ünder de vardı,

Yemekte Fatih Hocayla yanyana oturduk,

Yazdığı teklifi de bana kendisi anlattı,

Ben de bunu yeri gelince yazdım,

Bu yüzden de Fatih Terim’in açıklamasına şaşırdım,

Herhalde yemekte beni “Kafaya aldı” diye düşünüyorum,

Başka izahı yok çünkü,  

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Türkiye’nin hiç bu kadar dışardan yönetilmediği anladığımız zaman