IMF Dedi, Yapsanıza

Bu ülkede hükümetler IMF ne derse yapıyorlar,

Bunu ben demiyorum Başbakan söylüyor, Hem de alenen, Türk İş kongresinde,

“Bizi eleştirenler iktidar olunca IMF ile oturup pazarlık yapacaklar” diyor,

Aynen kendisinin yaptığı gibi,

IMF ne derse yapıyorlar ama bir kaç gün önce IMF yetkilisinin söylediği bir cümle arada kaynadı gitti,

IMF Türkiye masası şefi şöyle dedi:

“Yolsuzluk olayları basında geniş yer bulmalı, Bunlar duyulmazsa yolsuzlukla mücadele olmaz, Yolsuzluk haberlerinin basında geniş yer bulması yolsuzlukla mücadelenin en önemli silahıdır”

Peki siz yıllardır Türkiye’de bir yolsuzluk haberi duydunuz mu, okudunuz mu?

Ben bir kaç Unakıtan mevzuu yazdım,

Bir de Galataportçu Sami Ofer ile Başbakan’ın görüşmesini ortaya çıkardım, Hem de bizzat Başbakan’ın kendi ağzından,

Başka!

Pek hatırlamıyorum, Hatırlayanınız varsa söylesin,

Türkiye’de hiç bir yolsuzluk haberi yok,

Olmadığından mı?

Zannetmem,

Yazılmadığından,

Emin Çölaşan açıkladı, “Bize yolsuzluk haberi getirmeyin” dendiğini,

Yazmıyorlar, yazamıyorlar,

Bırakın yazmayı yazdırmamayı, ortaya çıkarılmasına bile izin vermiyorlar,

Muhabirler nasılsa gazeteye girmez diye araştırmıyorlar bile,

Oysa biz değil, hükümetlere hükmeden IMF söylüyor “Yolsuzluk haberleri yapılmalı” diye,

IMF’in her dediğini dinliyorsunuz da, bunu niye dinlemiyorsunuz!

 

 

 


Komisyon Meselesi

Ertuğrul Özkök dünkü yazısında şöyle diyor:

“Sabah ve ATV’nin bu fiyata satılmasında katkım olduğu için komisyon istiyorum, 5 yıl önce çok ucuza gitmişti, Bizim sayemizde bu iş bozuldu ve şimdi gerçek değerini buldu, Bu sayede kamunun Dinç Bilgin’den alacağı tahsil edildi”

Özkök yine saçmalıyor,

Çünkü Özkök ve Doğan Grubuna kalsa, Dinç Bilgin’den kirli bir don bile tahsil edilemezdi,

Sabah’ı batırmak için ellerinden geleni yaptıklarını, Vatan Gazetesini kurdurarak Sabah’ın içini boşaltmaya çalıştıklarını herkes biliyor,

Turgay Ciner olmasa bugün ortada 1,1 milyar dolara satılacak bir Sabah yoktu,

Gelelim fiyat meselesine,

Doğru Ciner, Sabah’ı yaklaşık 4 yıl önce 434 milyon dolara aldı, Ama ondan önce gazetenin içine en az 120 milyon dolar koydu ki, TMSF bile bunu kabul edip bu parayı kendisine geri ödedi,

Üstelik defalarca yazdım anlamadılar, fiyat konjonktüreldir,

Eğer öyle olmasaydı, Aydın Doğan Hürriyet’i Erol Simavi’den alabilir miydi?

Doğan, Hürriyet için Simavi’ye ne ödedi?

Vadeli bir biçimde 80 milyon dolar, değil mi?

Peki Hürriyet bugün kaç para eder?

1,5 milyar dolar versem verir misiniz?

Şimdi Erol Bey gelip gazeteyi geri alsa ve “Siz o zaman beni kazıklamıştınız” dese olur mu?

Diyeceksiniz ki, “O eski olay zaman aşımına uğradı,”

O zaman yenisine gelelim, Petrol Ofisi’nin yüzde 50’sini İş Bankası’ndan kaça aldınız?

5 yıla yayılmış vadelerle 500 küsur milyon dolara değil mi?

Peki 6 ay sonra yüzde 34’ünü OMV’ye kaça sattınız?

1 milyar dolara mı?

Yüzde 50’yi 500 milyona al, yüzde 34’ü 1 milyara sat, Hem de üzerinden altı ay geçmeden,

Tam da İş Bankası ile yaptığınız “6 aydan önce bir satış olursa aradaki farkı İş Bankası alır” anlaşmasının bittiği gün,

20 bine yakın İş Bankası emeklisinin ve 15 bin kadar İş Bankası çalışanının hakkı olan yüz milyonlarca dolar farkı kim cebine indirdi?

Özkök şimdi utanmadan Sabah’ın satışından komisyon istiyor,

Peki İş Bankası ile çevirdiğiniz Petrol Ofisi dolabının komisyonunun kim istiyor Sayın Özkök?

Yoksa onu peşin peşin ödediniz mi?

NOT: Doğan Grubu ile Çalık Grubu kapışır demiştim, İlk sinyaller dün geldi, Dinç Bilgin daha fazlasını getirebilir diyenler, Çalık’ın iktidarla yakınlığını vurgulayan gırla, Sadece Hürriyet ekonomi sayfası Çalık’ı övmüş, O da Vahap Munyar ile Çalık’ın hemşehrilik hatırından ve yakın dostluğundan kaynaklanan bir durum, Vahap dün bunun fırçasını yemiştir, Sevgili dostum Vahap Munyar yakında Sabah’a geçerse kimse şaşırmasın, 

 

 


Medya İktidarı

Türkiye’de günde yaklaşık 4,5 milyon gazete satılıyor,

Sabah’ın satılmasıyla birlikte ilginç bir durum ortaya çıktı,

Bir kaç yıl önce İslamcı basın marjinalken, şimdi Cumhuriyetçi liberal basın marjinal hale geldi,

Doğan Grubu gazeteleri ve Cumhuriyet  hariç gazete satışlarının tamamı iktidar yanlısı basının eline geçti,

Hürriyet 500, Milliyet ve Vatan toplamı 400, Cumhuriyet 70 bin desek 4,5 milyonun yaklaşık 3,5 milyonu iktidar kontrolünde, Bu iktidarın oy oranının da üzerinde bir oran,

Çalık Grubu her ne kadar “Bağımsız habercilik yapacağız” dese de bu mümkün değil,

Başbakan’ın damadının CEO olduğu şirkette Başbakan’a muhalefet yapılır mı?

Eşyanın tabiatı müsaade eder mi?

Sabah’ın yolu artık bellidir,

Çalık ailesinin bazı büyüklerinin Zaman Gazetesi’nin yönetiminde de yer aldıklarını hatırlatmak durumu özetler zannediyorum,

Aslında bu durum çok da acayip değil,

Bu Türkiye’nin makus talihidir, Türk basının makus talihidir,

Kurulduğundan bugüne iktidarlar kendi matbuatlarını oluşturmak isterler,

Tek parti CHP’sinin Ulus’u vardı,

Demokrat Parti geldi kendi basınının oluşturdu, Kendinden olmaya kağıt bile verdirmedi,

Demirel geldi Tercüman, Son Havadis ortaya çıktı,

Özal geldi, Basınla baş edemeyince İngiltere’den Asil Nadir’i getirip kendi basınını kurdurdu, Bugünün ek olarak verilen Günaydın’ı o günün 1 milyon satan gazetesiydi, 

Mesut Yılmaz bile Korkmaz Yiğit’leri falan kullanıp medyasını oluşturmaya çalıştı ama her şey gibi onu da yüzüne gözüne bulaştırdı,

Her iktidar bunu yaptı, Güçlü olanları, tek parti olanları daha güçlü bir biçimde yaptı,

Tayyip Erdoğan’ın ve AKP’sinin yaptığı da budur, Erdoğan bunu kendisinden öncekilerin hiç birinin yapmadığı kadar başarılı bir şekilde yapmıştır, 

Ama şu yukarıda saydığım “İktidar oluşturması basının” bir ortak özelliği vardır,

Kendilerini var eden iktidardan sonra yaşayanı olmamıştır,

Patronları da, gazeteleri de iktidarla beraber düşmüştür,

Tarih tekrardan ibaretse, bundan sonra da olacak olan budur,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Hanutçular, üstüne bir de komisyon istemediği zaman