“Geldik Sahip”

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Amerika’nın Türkiye’ye son dönemde gönderdiği en vasıfsız büyükelçi,

Kendisine bir sıfat yakıştırmak gerekirse bence en uygun düşeni “Zevzek”

Öyle işler yapıyor, bazı toplantılarda öyle şeyler söylüyor ki, her biri bir skandala yol açabilir,

Ross “Zevzek” Wilson bütün yeteneksizliğine rağmen bir yandan da “Sömürge valisi” gibi davranmaktan da vazgeçmiyor,

İşte son iki olayı,

Büyükelçilik’te Türk parlamenterleri toplayarak “Kürt sorununu” ele alıyor,

Yetmiyor, bir toplantı daha yaparak yeni-eski yeni milletvekilleriyle Anayasa değişikliğini masaya yatırıyor,

Hadi Ross Wilson kendini bilmezin teki,

Ya katılanlara ne demeli,

İçlerinde iktidar partisinin genel başkan yardımcıları, eski bakanlar, profesörler falan var,

Bunlarınki nasıl bir kişilik, nasıl bir ruh halidir ki, ABD Büyükelçisi çağırınca Türkiye’nin iç meselelerini konuşmak için “Koşa koşa” Büyükelçiliğe gidiyorlar,

Yok mu adamların arasında “Kardeşim sen manyak mısın? Bu ülkenin Anayasa değişikliğini seninle mi tartışacağız” deyip daveti Ross Wilson’ın suratına fırlatan,

Anlaşılan yok,

Ya Kürt meselesini konuşmaya giden “Dangıllara” ne demeli,

ABD zaten bu konuda sabıkalı,

Zaten Türk halkının yüzde 80’i ABD’nin Türkiye’yi bölmeye çalıştığını, terörün baş sorumlusu olduğunu düşünüyor,

Ama  o ABD’nin büyükelçisi çağırınca iktidarın genel başkan yardımcısı bile hemen koşuyor, 

Hiç düşünmüyorlar, Washington’daki Türk büyükelçisi Amerikalı senatörleri Büyükelçiliğe çağırıp ABD’nin iç meselelerini konuşmaya kalksa ne cevap alır diye,

Hemen gidiyorlar,

Sadece sadakatiyle ünlü bazı “İnsan dostları” sahipleri çağırınca hemen koşarak giderler,

Acaba bunlar ABD Büyükelçisini “sahip” mi zannediyorlar,

 

 


AKP Mutlakıyetinin Müsebbibi

Hep birlikte Deniz Baykal’a ve CHP’ye kızıyoruz,

Türkiye’nin AKP iktidarına teslim oluşunun, AKP’nin bu denli mutlak bir güçle ülkeyi yönetmesinin faturasını Deniz Baykal’a kesiyoruz,

Ama bence yanlış yapıyoruz,

Türkiye’deki “AKP mutlakıyetinin” sorumlusu Deniz Baykal veya sol partiler değil,

Bu işin müsebbibi sadece ve sadece Türk Sağıdır,

Türkiye’de sol oyların da, sağ oyların da oranı belli,

1950’lerden beri bu pek değişmiyor,

Yüzde 35 civarı sol, yüzde 65 civarı sağ oy var,

Bunu tek bozan 1970’lerde Ecevit oldu,

Onun dışında bu oran hiç değişmedi,

Sol oylar genelde CHP’de toplandı, Sağ oylar ise bazen iki partiye bölündü, bazen üç, bazen dört,

Ama oran hep aynı kaldı,

Bu nedenle AKP’nin yükselişinden sorumlu olan CHP değil,

Bu sorumluluk DYP’de, ANAP’ta,

İlk sorumlu Mesut Yılmaz, Turgut Özal ve Akbulut sonrası son derece basiretsiz kısa bir dönemin  ardından erken seçime gitti,

Demirel Başbakan oldu, Başbakanlığı süresinde  ve Cumhurbaşkanlığında kötü bir yönetim gösterdi, İlksan skandalı, ve hortumcularla çektirdiği aile fotoğrafıyla zihinlerde yer etti,

Sonrasında Tansu Çiller geldi, Yolsuzluk ve hırsızlık siyasetin ayrılmaz parçası oldu, Özer Çiller rezalet söylentilerinin ve iddialarının baş figürü haline geldi,

Refahyol deneyimi başlı başına felaketti, Ülke darbenin eşiğinden döndü,

Sonrasında Mesut Yılmaz rezaleti yaşandı, Kayırmalar, banka skandalları, Güneş Taner, Korkmaz Yiğit ve Çakıcı olayları, her türlü yolsuzluk iddiası bu dönemin ürünü oldu,

Bu arada ikisi büyük dört ekonomik kriz yaşandı,

Sonunda 2002 seçimlerinde her iki parti de yok olup gitti,

2007’de seçimlere giderken yok olan partilerin yeniden doğma ümidi oluştu, Halkta bir beklenti, bu yöne doğru bir temayül vardı,

Ama onu bile beceremediler,

Adam gibi birleşmeyi başarsalardı barajı aşmaları kesindi, Yapamadılar,

Seçmen hemen yönünü çevirdi,

Ve AKP mutlakıyeti doğdu,

Bütün bu olan bitende Deniz Baykal’ın hiç ama hiç fonksiyonu yok,

Mevcut durumun sorumlusu Demirel, Çiller, Yılmaz, Mumcu ve onların yaptıklarıdır,

Onların hatalarıyla AKP sağ oyları konsolide etti,

AKP’nin başarısının mimarı bu isimlerdir, başkası değil, 

 

 


Maliyet Hesabı

Çalık ATV-Sabah’ı 1,1 milyar dolara aldı, Satış büyük ihtimalle onaylanır,

Bence fiyat çok çok iyi,

Tabii bu satın almanın maliyeti bu kadarla sınırlı kalmayacak,

Varlık devri aldıkları için kasa boş olacak,

Grubun yıllık giderleri 600 milyon dolar civarında,

Gelirlerin büyük bölümü reklam, Bu para en az 90 gün vadeli geliyor,

Demek ki, 150 milyon dolara yakın bir işletme sermayesine ihtiyaç duyacaklar,

Etti mi 1 milyar 250 milyon dolar,

Bir de personel sorunu var,

Varlık satışı yapıldığı için Sabah-ATV çalışanları TMSF’nin elinde kalan Merkez yayın Holding ve bağlı şirketlerde kaldı,

Köle olmadıkları için şirketin varlıkları ile birlikte devredilmeleri imkansız,

Şimdi bu grupta çalışan herkesin Çalık’a geçmeden önce TMSF’den “Kıdem tazminatlarını” talep etme hakları var,

TMSF bunu ödemek zorunda,

Çalışanlar tazminatlarını alıp serbest kalabilirler,

Ve sonra da Çalık’la pazarlık masasına oturabilirler,

Çalık grupta çalışan önemli isimlere “transfer parası” ödemek zorunda kalabilir,

Bu arada dün en çok sorulan sorulardan biri Dinç Bilgin’i durumuydu,

Bu beraber Dinç Bilgin Etibank’tan kaynaklanan borçlarını temizleyemedi,  

Çünkü 1,1 milyarın 150 milyonu Maliye’ye, 120 milyonu gruba cebinden yaptığı harcamalar için Turgay Ciner’e ödenecek,

Tazminatlar da TMSF’den ödenirse geriye yaklaşık 800 milyon dolar kalacak ki, bu Dinç Bilgin’in temerrüt faizinden arındırılmış borçlarını ödemeye bile yetmiyor,

Dinç Bilgin TMSF’ye ve diğer bankalara toplam  500 milyon dolar civarında borçlu kalıyor,

Bilgin’in hortumundan nemalanmaya doyamayıp, bugün hala avanta bekleyenlere duyurulur,

 

 


Kavgalara Hazır Olun

Çalık’ın Sabah-Atv grubunu alması ile birlikte medyada yeni kavgalara hazırlıklı olun,

Her şeyden önce Doğan medyada rekabet istemiyor,

Rakip kim gelirse üzerine gidilecek,

Üstelik Çalık Grubu’nun bir de özel durumu var,

Doğan’ın, Bilgin’le birlikte hazırladığı tezgahı bozduğu için Doğan gözünde suçlu durumda,

Dahası Çalık’la Doğan arasında medya dışı işlerde de çıkar çatışması var,

Medya dışında hiç bir alanda rekabet etmediği Ciner’e bile tahammül edemeyen Doğan’ın başka rafineri işi olmak üzere, özellikle petrol alanında kendine rakip gördüğü Çalık’a tahammül etmesi imkansız,

Doğan ne kadar kendini tutar bilmiyorum ama Çalık’a saldırması kaçınılmaz,

Sadece günü belirsiz,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Yeri doldurulamayan insanların sadece sanatçılar olduğunu unutmadığımız zaman