Hürriyet’in yayınları

Aylardır, seçimlerden öncesinden beri Türkiye’nin bir “Çoğunluk diktatoryasına” doğru gittiğini yazıyorum,

Kimse çok oralı olmadı,

Kimse umarsamayınca, AKP fütürsuzluğunu arttırdı,

Yargı ayaklar altına alındı, yolsuzluklar, haksızlıklar yazılmaz oldu, medya üzerinde büyük bir baskı oluşturuldu,

Şimdi yavaş yavaş gözler açılmaya başlandı,

Büyük medyadan Hürriyet Gazetesi iktidara karşı etkili çıkışlar yapmaya başladı,

Her ne kadar Doğan Grubu’nun kendi ticareti ile siyaseti birbirine sokmaktan kaynaklanan sabıkaları yayınlarındaki etkiyi azaltıyorsa da, her ne kadar herkes Doğan Grubu’nun yayınlarının arkasında Aydın Doğan’ın yeni ticari menfaatlerinin olduğunu düşünse de Hürriyet’in yayınları Türkiye açısından yararlı,

Hürriyet, bu yayınlarla hem toplumu için “Alarm” çalıyor, hem de AKP’ye az da olsa “Ayar veriyor”

Bunun yanı sıra da, çoğunluk diktatoryası altında ezilmişmişlik ve yalnızlık hissi duyamya başlayanlara “Yalnız olmadıkları” duygusunu veriyor,

Bu yayınlar demokrasi açısından son derece yararlı yayınlar,

İktidarın iyiden iyiye yoldan çıkmasını engelleyecek yol tabelaları,

Umuyorum bu yayınlar Hilton arazisine verilecek bir imar veya Mersin’de bir rafineri iznine kadar sürmez,

NOT: Ertuğrul Özkök sürekli olarak mahle baskısından ve mahallede yalnız kalmaktan şikayet ediyor, Haklı olmasına haklı ama mahelle de yalnız kalmak için gösterdikleri onca çabayı unutmuş olmalı, Bugün Sabah Gazetesi’nin TMSF, daha doğrusu hükümet kontrolünde olmasının nedeni onların baskısı ve ayak oyunları değil mi? Bugün bağımsız ve bağlantısız bir Sabah olsaydı, kendilerini mahallede bu kadar yalnız hissederler miydi?

 

 


Ferrari mi Lamborgihini mi? 

Ufuk Sandık’tan sonra Hürriyet’te otomobil sayfasını hazırlamaya başlayan arkadaşımız Emre Özpeynirci geçen hafta Ferrari’ye verip veriştiren bir yazı kaleme aldı,

Lamborghini gazetecileri test sürüşlerine götürüyormuş, Ferrari götürmüyormuş,

Bu nedenle ilerde Lamborghini daha iyi PR yapacakmış, Ferrari geride kalacakmış,

Bu durum satışlara da yansıyacakmış,

Belli ki, Emre kardeşim spor otomobil meselesine pek hakim değil,

Ferrari ile Lamborghini arasında ciddi bir fark var,

Lamborghini Ferrari’yi yakalamaya çılaşan bir marka ama aralarında büyük uçurum var,

Ferrari 60 yıllık bir marka,

Hatta Lamborgihini’nin varoluş nedeni,

Kurulduğu günden bu yana yarış pistlerinde asfaltı yırtan, müthiş bir otomobil,

Belki Emre bilmez ama Ferrari’nin reklam yapması bile yasaktır,

Gazetelere, dergilere ilan vermez, Felsefesi şöyledir: “Bir reklamamızı pistlerde yaparız, Reklama vereceğimiz parayı yarışa harcarız, Bizim için en iyi reklam yeri orasıdır”

Test sürüşlerinde de öyle,

Ferrari gazetecileri test sürüşüne götürmez,

Otomobilseverleri ve üst düzey kullanıcıları götürür, Müşterilerini ve potansiyel müşterilerini götürür, Hatta sürücülük okulu “Corsa Pilota”ya götürür,

Çünkü Ferrari’nin kendini ispat kaygısı yoktur,

O Ferrari’dir,

Lamborgihini içinse durum pek de böyle değildir,

Lamborgihini, yakın zamana kadar yok olmaya yüz tutmuş bir markaydı,

Ne zamanki Volkswagen grup tarafından satın alındı kafayı kaldırdı,

Şimdi kendini kanıtlamaya çalışıyor,

Ama yine de bir Ferrari olması için daha bir kaç fırın ekmek yemesi gerekiyor,

İyi otomobiller yapmak, güçlü otomobiller yapmak bu iş için yeterli değil,

Bir hikaye, bir tarih lazım,

Lombarghini de bu yarım yamalak var,

Yeni yaptığı otomobillere gelince,

Olmuş ama olmamış,

Mesela Gallardo,

Dışı Lamborhgini, içini Audi,

Egzotik bir otomobil yapıyorsunuz ama içindeki kumandalar, ekranlar Audi A6’dan alınma,

Sürücü otomobil dışında değil içinde yaşıyor,

Siz bir Audi A6 ile spor otomobil keyfi alabilir misiniz?

Murcielago biraz daha iyi durumda ama zaten o otomobilin geliştirilmesi Audi’nin Lamborgihini’yi almasından önceye dayanıyor,

Bugünkü Lamborghini’nin kat etmesi gereken daha epey bir mesfe var, Tamamen ticari mantıkla spor otomobil üretmemek başta olmak üzere,

Emre diyor ki, “Ferarri’yi bize test ettirmiyorlar”

Doğrudur,

Ferrari’yi pistte Schumacher test ederdi şimdi Raikkonnen ediyor,

Lamborghini’yi ise Emre,

Fark burada,

 

 


Tanımadık Bir Medyacı

 

Başbakan’ın yemeğiyle ilgili yazımdan sonra çok sevdiğim bir dostum aradı,

“Herkesin gözünden kaçtığı gibi senin de gözünden kaçmış, Yemekteki tek önemli medya patronu Murdoch değildi” dedi,

“Biliyorum, Forbes’un patronu Steve Forbes da oradaydı” dedi,

“Hayır daha önemli biri vardı” dedi,

Listeye baktım, Tanıdık isim göremedim,

“James D, Tisch’i tanımıyor musun?” diye sordu,

Tanımıyordum,

“Loews diye bir büyük grubun CEO’su,”

“Yani” dedim,

“Loews CBS televizyonunun hisselerini elinde bulundurur, Yani ABD’de Murdoch’tan daha önemli bir adamdır” dedi,

Doğrusu bunu bilmiyordum,

Acaba bundan böyle bu ismi daha sık duyacak mıyız diye merak ettim doğrusu,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Birbirine dayanarak ayakta duranların yalnız kalınca düştüklerini unutmadığımız zaman