Mesut Yılmaz’ın suçu neydi?

Türkiye’de “yolsuzluk” suçlamasıyla pek çok Başbakan’ı eleştirdik,

Mesut Yılmaz’ı, Tansu Çiller’i,

Hepsinin ortak suçu “İhaleye fesat karıştırmaktı”

Biri ihale dosyasını konutuna istemiş, orada açmıştı,

Diğeri de bir banka satışına müdahil olmakla suçlanmıştı,

Şimdi artık bunlar vakayı adiye, Yani sıradan olay, Hatta olay bile değil,

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD’de yemekte,

Yanında Rupert Murdoch,

Yani Türkiye’nin gözünü çevirdiği Sabah-ATV ihalesinin bir numaralı taliplisi,

Girdiği ülkede basına kalitesizlik getirmekle tanınan Murdoch Başbakan’a yağ yapıyor, “Sadece karizmatik değil, aynı zaman yakışıklısınız da”

Murdoch iş adamı, İşi bu,

Peki ya  bizim Başbakan’a ne demeli,

Murdoch’la pek bir samimi, Özel görüşmeler, sohbetler,

Peki bu adam yarın Türkiye’ye gelip ihaleye girmeyecek mi?

Türkiye’nin en büyük medya gruplarından birini satın almaya çalışmayacak mı?

Başbakan’ın bu yaptığı normal mi?

Normalse, sıradansa o zaman Tansu Çiller’in, Mesut Yılmaz’ın suçları neydi?

Bu adamları niye Yüce Divan’a yolladık,

Yoksa şimdi bunu da yazmak “Anti demokratik tavır” olarak mı algılanacak,

Ya da bize de “Kendi işinize bakın” mı denilecek,

İyi de bizim işimiz bu zaten,

Gerçi bizim işte de işine bakan pek kalmadı ya,

Neyse,

 

 


Gül’den Yanıt Yok

Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’e önceki akşam SkyTürk ekranından bir soru yönelttim,

Dedim ki, “ATV ve Sabah’ın satışı ile ilgili olarak Merrill Lynch ile görüştünüz mü?”

Çünkü bu yönde iddiayı aşan duyumlarım vardı,

Ne kendisinden, ne de basın sözcüsü Ahmet Sever dostumdan bir yanıt alamadım,

SkyTürk’ün Ankara Bürosundan arkadaşlar da dün gün boyunca Ahmet Sever’e ulaşmaya çalıştılar ama telefonlarına dönen olmadı,

Herhalde sükut ikrardan geliyor,

Anlaşılan böyle bir görüşme olmuş,

Anlaşılan devletin tepesi dört koldan bu işe soyunmuş,

Başbakanımız ABD’de Murdoch’a, Cumhurbaşkanımız Ankara’da Merrill Lynch’e medya pazarlıyor,

Helal olsun,

Bir ülke ancak bu kadar üst düzeyde pazarlanabilir,

 

 


Büyükşehir’e Kurt Kapanı

İki gün önce Aydın Bey’in 1 koyup 12 almayı planladığı Hilton imar planları ile ilgili İstanbul Büyükşehir’den onay çıktığı haberleri yer aldı bazı internet sitelerinde,

Başından beri adım adım takip ettiğim Hilton’la ilgili bu gelişmeyi okuyunca, “Eh, artık AKP Hükümeti rahata kavuştu, Günlerden beri ‘Mahalle Baskısı, Türkiye Malezya Olur mu?’ polemikleri ile AKP’ye adeta gizli bir savaş başlatan Doğan Grubu’nun basın organları da doksan derece dönüşle yeniden hükümete yalakalık yapmaya başlarlar” diye düşündüm, Ancak olayın henüz o noktaya gelmediğini Hilton rezaletini ortaya çıkaran ve bana göre Türk medyasının en iyi muhabirlerinden biri olan Sevilay Yükselir’den gelen telefonla anladım,

Sevilay’ı arayan bir müteahhit  “Düşündüğünüz gibi değil ne yazık ki, Keşke yazıldığı gibi olsa da biz de şu Hilton belasından kurtulsaydık” demiş ve olayın gerçek yönünü aktarmış, Aydın Bey’in milyarlarca dolar haksız rant elde etmeyi planladığı Hilton’la ilgili imar değişikliği Büyükşehir Belediyesini kilitlemiş, Plan değişikliğini Şişli Belediyesi’nden isteyen Aydın Bey’in şirketlerinden Ortadoğu Otomotiv, 3 kat inşaat ricasına 2,5 vererek jest yapan Şişli Belediyesi ise aldığı yanlış kararı kamuoyundan gizleme maksadı ile değişikliği Şişli’nin 1/1000’lik imar planları içerisine sokuşturmuş ve Büyükşehir’e pas etmiş,

Burada Şişli Belediyesi’nin de çok ustaca bir manevra yaptığını kabul etmek gerek,

Ancak olayı bizim tarafımızdan ortaya çıkarılınca sadece Hilton ile ilgili plan değişikliği değil tüm ilçenin planları kilitlenmiş,

Belediye sıkıntıda,

Plan onaylanırsa pek çok yatırımcı beklediğine kavuşacak, Ancak Doğan da Hilton arazisi üzerinde kent katliamı yapacak,

Onaylanmazsa kurunun yanında yaş da yanacağı gibi Doğan Medyası hükümete yönelik, üstelik toplumun bir bölümünün haklı bulduğu  saldırının dozunu arttıracak,

 

 


Adana’dan Tavsiye

Adana Büyükşehir belediye Başkanı Aytaç Durak aradı,

Hilton Arazisi ile ilgili yazılarımı ve sözlerimi takip ediyormuş,

“Fatih Bey, bu konuda geçenlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’a bir tavsiyede bulundum,” dedi ve anlattı:

“Bizde de benzer durumlar oluyordu, Bir kamu arazisi satılıyor ve ardından imar değişikliği talebi geliyor, kamu malı üzerinden şahıslara büyük rantlar sağlanıyordu, Biz Adana’da Belediye Meclisi olarak bir karar aldık, Bir kamu arazisinde satıştan önce imar değişikliği talebi gelirse bunu ele alıyoruz, Satıştan sonra alıcı tarafından gelen imar değişikliği taleplerini ise ilke olarak gündeme bile almıyoruz”  dedi,

Çok yerinde bir karar,

Umarım bu tavır Türkiye geneline yayılır, 

 

 


Benim Doğrularım

Eleştiriyorlar, “Sen Tayyip Erdoğan’ı destekledin”

Doğru destekledim,

Yarın doğru bir iş yaparsa yine desteklerim,

Ama bana göre doğrularını desteklemek, bana göre yanlışlarını görmezden gelmemi gerektirmez ki!

Ben Tayyip Erdoğan’ın ne düşmanıyım, ne de dostu,

Ben gazeteciyim,

Eğer bazılarının ima ettiği türden bir ilişkim olsaydı, ya da ben diğer bazı gazetecilere benzeseydim, TMSF’nin Sabah’a el koyma sürecinde kendisinden bir randevu ister bu konuyu konuşur, engellemeye çalışırdım,

İşte Tayyip Erdoğan orada gidip sorsunlar, “Fatih Altaylı Sabah’a el koyulma süreciyle ilgili olarak size geldi mi? Bir ricada, bir istekte bulundu mu?” desinler,

Bırakın onu Sabah’a el koyulduktan sonra “Belki editoryal bağımsızlığımız olur” diye kaldım,

Olmadığını görünce bıraktım, Bazıları gibi iktidar yalakalığını sürdürür, yerimde otururdum,

Yapmadım,

Kovulmadım,

İstifa ettim,

Kovulsaydım, elimde sözleşmem vardı ve çok çok büyük, pek çoklarının uğruna her türlü şeyi yapabileceği miktarda bir tazminat alabilirdim,

Hep kendi doğrularımın peşinden gittim,

Bu doğrular bazen size göre yanlış olabilir,

Onu da mazur görün,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Sevmediklerimize gösterdiğimiz yakınlığın, sevdiklerimize gösterdiğimiz yakınlığın değeri düşürdüğünü anladığımız zaman