2 yıllık bir yazının zoraki tekrarı

Okurlara saygımız sonsuz ama bazıları da bize biraz  saygı göstersinler, Çok değil, Azına razıyız,

Bakıyorum, bazı okurlar şöyle diyor:

“Bütün bunları Sabah’tayken niye yazmadanız?”

Yok yaaa!

Ben mi yazmadım, siz mi hatırlamıyorsunuz, ya da okumadınız,

AKP’ye yöneltilen pek çok suçlamayı ilk kim yazdı?

Mesela Unakatın’ın Mısır rezaletini ortaya çıkaran gazeteci kimdi?

Girin Hürriyet’in arşivine bakın,

Vodafone’un Telsim’i almasından önce Unakıtan’ın kızının buraya gidip geldiğini kim yazdı?

Onu da Sabah arşivinden bulabilirsiniz,

Başbakan’ın Sami Ofer’le yaptığı görüşmeyi Başbakan’a kim itiraf ettirdi, hatırlıyor musunuz?

O da arşivlerde duruyor,

“AKP’nin niyetine yeni mi uyandın?” diyenlere de bir çift lafım var,

Aşağıya aynen koyduğum yazıyı bundan hemen hemen iki yıl kadar önce yazmışım,

Hani şimdi hepinizin tartıştığı Malezya meselesini iki yıl önce yazan benim,

Aynen aktarıyorum, Arşivden:

“Türkiye’de uzun süre görev yapan ve şimdi artık Türkiye’de olmayan bir diplomatın Türkiye ile ilgili ilginç ve önemli "öngörüleri" var,

Diplomatın adını "izni olmadığı" için vermiyorum ama söylediklerini aktarmamda bir sakınca yok,

Bu diplomata göre, Türkiye’nin önümüzdeki dönemde

"İranlaşması" gibi bir tehlike söz konusu değil,

Çünkü Türkiye "kültürel" olarak İran’a hiç benzemiyor ve benzer bir rejimin Türkiye’de yeşermesi ve yaşaması ihtimal dışı,

Ancak özellikle "dışardan bakınca daha iyi gördüğünü" söylediği bazı gelişmeler var,

Şöyle diyor:

"Türkiye’de İslam etkisinin giderek arttığını ve sosyal hayata daha fazla egemen olduğunu gözlemleyebiliyorum, İçerdeki süreçte bunu görmek daha güç ama dışardan gözlemlemek daha mümkün, Bakış açıları ve algılamalar değişiyor, Bu hissedilmeyecek kadar yavaş ama gözlemlenebilecek kadar hızlı,"

İyi de ne kadar hızlı?

Diplomata göre "Yeterince hızlı,"

"Türkiye İran olmayacak, Bu kesin, Ama böyle giderse beş yıl sonra Malezya gibi olabilirsiniz,"

Malezya gibi olmak ne demek?

Bölgesel olarak İslami değerlerin etkinliğinin arttığı, yaşam farklılıkları üzerine kurulmuş kimi küçük gettolar, kimi büyük yerleşim birimleri hatta ilçeler, iller, bölgeler, Bir anlamda "çok hukuklu" devlet düzeni,

Diplomata göre bu son nokta da değil,

"Bir beş yıl daha geçince Malezya’dan bir adım öteye bile gidebilirsiniz, Arap etkisi ve bölgesel dinamikler sonucunda Pakistanlaşma söz konusu olabilir" diyor,

Peki bu gidişat durdurulabilir veya geri döndürülebilir mi? Bu mümkün ve Türkiye’yi yönetenlerin AB sürecine ne kadar samimiyetle inandıklarına bağlı,”

Yazı bu sevgili okurlar, Bazen başkalarından önde gidince böyle oluyor galiba,

Hiç sevmediğim halde hatırlatmak gerekiyor,

Kusura bakmayın, 

 

 


Gül, Merrill Lynch’le Görüştü Mü?

ATV ve Sabah’la ilgilenenler birer birer ortaya çıkmaya başladılar,

Şimdilik şartname alanların çoğu yabancı,

15 Ekim’e kadar başka hevesliler de çıkar,

Şartname alan yabancıların çoğunun Türk partnerleri hazır bile, Onlar şartname bile almazlar, En geç ihale günü kim kiminle ortak görürüz, Benim yazacağım o değil,

Ben bambaşka bir iddiayı seslendirmek istiyorum,

İngiliz bankası Merrill Lynch ihale süreciyle yakından ilgileniyor,

Zaten geçen yıl Sabah’ın gerçekleşemeyen halka arzında da danışman banka olarak yer almışlardı,

Orada elde ettikleri “inside information”ı şimdi pazarlıyorlar,

Biliyorsunuz, Ekonomiden Sorumlu Bakan Mehmet Şimşek eski bir Merrill Lynch çalışanı,

O Türkiye’ye gelip bakan olunca, yerini Abdullah Gül’ün oğluna bıraktı, Şimdi Merrill Lynch’de küçük Gül çalışıyor,

Ve geçtiğimiz günlerde Merrill Lynch’ten bir grup yönetici Türkiye’ye gelerek Sabah ve ATV’nin satışıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmüşler,

Bu iddia son derece ciddi ve saygın kişiler tarafından gündeme getirilen bir iddia,

Bu eğer doğruysa vahim bir durum,

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, bir medya grubunun satışıyla ilgili olarak yabancı bir bankayla görüşüyor,

Abdullah Gül’ün buna vereceği her türlü yanıtı burada aynen yayınlayacağım,

Tabii cevap verirse,

 

 


Şimşek’in Eski İşleri

Ekonomiden Sorumlu Bakan Mehmet Şimşek’ten bahsedince aklıma geldi,

Bunu yazmadan geçmek olmaz,

Hepimiz Mehmet Şimşek’i nasıl tanıyoruz, “Merrill Lynch’te çalışan ekonomi eğitimi almış başarılı Türk” diye,

Peki Türkiye Cumhuriyeti’nin bu yeni Bakanının Merrill Lynch’ten önce ne yaptığını biliyor muyuz?

Merrill Lynch’ten önce bir aracı kurumda çalıştı,

Ondan önce ise bir Büyükelçilikte,

ABD’nin Türkiye Büyükelçiliği’nde,

Şaka gibi ama değil,

Elbette ki, ABD Büyükelçiliği’nde çalışmış olmak bir ayıp, bir suç değil ama Türkiye’nin bir Bakanının geçmişte ABD Büyükelçiliğinden maaş almış olması ilginç,

Dahası Mehmet Şimşek, 1, Körfez Savaşı sırasında Türkiye’ye sığınan peşmergelerle, orada insani yardım yapmakla görevli ABD askerleri arasında da ABD Büyükelçiliği görevlisi olarak tercümanlık yapmış,

Genç bir Bakan için, ilginç bir geçmiş gibi geldi bana,

Ya size!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Resmini görmediğimiz yapbozları başarıyla yapabildiğimiz zaman