Çeki düzen meselesi

Geçtiğimiz haftalarda “Rol modeli” konu alan bir yazı yazdım,

Tezim şuydu:

Türkiye’de rol model değişmiştir,

Eskiden yüzü Batıya dönük, laiklik yanlısı, çağdaş dünyayla bütünleşmekten yana modernist rol modeller vardı, Toplumunuz öne çıkmak isteyen bireyleri bu rol modelleri örnek alıyorlardı, Artık buna gerek kalmadı, Dahası tam aksi bir durum söz konusu, İktidara yakın olmak, iktidarın nimetlerinden yararlanabilmek, ihale alabilmek, iş yapabilmek için farklı rol modeller örnek alınacak,

Geçtiğimiz dönümde bunun yansımalarını görmeye başlamıştık,

Başbakan Erdoğan’ın Başbakan olduktan sonra işadamlarına verdiği ilk yemekte masanın yarısından fazlası alkollü içki içerken, son yemekte bu sayı tek elin parmaklarıyla sayılabilecek noktaya gelmişti,

Tayyip Erdoğan’ın ve çevresinin “Bizden olanlar ve olmayanlar” ayrımını kesin bir çizgiyle yaptığının iyice bilinir olmasının, ihale alabilmek için eşine mayo giydirmeyen, hatta gerekirse başını bile kapatabilecek bir işadamı grubunu ortaya çıkaracağına da değinmiştim,

İşte bir AKP milletvekilinin sözleri ne denli haklı olduğumu ortaya koyuyor, AKP Kütahya Milletvekili Hüseyin Tuğcu “Devletten ihale alacak olanlar elbette ki, kendilerine biraz çeki düzen vermelidir” demiş,

İşte yeni dönemin habercisi,

“Mahalle baskısının” sadece sosyal değil, ekonomik de olacağının gösteren sözler,

Sadece iş dünyasında mı?

Kendine çeki düzen vermeyeninin devlet memuru olamayacağı, kendine çeki düzen vermeyenin terfi edemeyeceği, kendine çeki düzen vermeyenin devlette etkili bir konuma gelemeyeceğini bir düşünsenize,

Hele hele son dönemin popüler işadamlarından birinin “İstikrar için gerekliyse DTP’yi bile destekleriz” dediği, AKP iktidarından sonra kamu kurumlarının mescitlerinin dolup taştığı bir ülkede “Yeni dönem” neler getirir neler!

 

 


Yalçın Doğan, ABD’de katıldığı bir toplantıda saçmalamış,

Ama kabahat Yalçın Doğan’da değil, Yalçın Doğan’ı o toplantıya davet edip konuşturanda,

Hiç unutmam yıllar önce “70’li yıllarda Ecevit muhalefet lideriyken evine dinleme cihazları konulmuştu, Başbakan olunca bu cihazları eve girip sökemeyen MİT evdeki telefonları altında mıknatıs olan bir helikopter gönderip toplamıştı” diye yazmıştı,

Evdeki çamaşır, bulaşık makinesinin, buzdolabının, çatal bıçak takımlarının da mıknatısa kapılıp gidip gitmediğini o günden beri hep merak etmiş, Yalçın Ağabeyimizin yazılırını da hep “O” yazının gölgesinde okumuşumdur,

Yalçın Doğan ABD’de demiş ki, “AKP iktidar olunca Anadolu kentlerinde Ramazan’da lokantalar kapanmaya başladı”

Herhalde Yalçın Doğan Anadolu’ya ilk kez AKP döneminde gitti ki, böyle bir şey söylemiş,

Anadolu’nun pek çok yerinde durum böyledir,

Sadece Anadolu’da değil, İstanbul’da, Ankara’da bile ramazan ayı boyunca kapanan lokantalar, içki servisini kesen lokantalar vardır,

1979 yılında, Doğu Anadolu’nun bir kentinde ramazanda sokakta gezerken bisküvi yediğim için sözlü tacize maruz kaldığımı, “Size ne oruç tutmak zorunda mıyım?” diyince dayak yediğimi hatırlarım,

Hatırladığım kadarıyla o günlerde Ecevit Başbakan’dı,

İstanbul’da da bazı lokantalar iftardan sonra açılırlar, Yıllardır,

Hatta ramazan saygıdan bazı başka komiklikler de olur,

mesela benim gençliğimde Çiçek Pasajı’nın müdavimleri ramazan boyunca Çiçek Pasajı’na gitmez, Krizantem’e giderlerdi,

Krizantem müdavimleri ise Çiçek Pasajı’na,

Bence tam aksine, AKP döneminde “Söz olmasın” diye herhalde eskiden kapatanlar bile kapatmıyor, 

Geçen hafta bir arkadaşımın cenazesi için Fatih Camii’ne gitmiştim,

Fatih’te bile lokantaların, büfelerin çoğu açıktı,

Doğan’a tavsiyem biraz gazete dışına çıksın,

Dışarıda farklı bir Türkiye var, Bugün de, dün de,

 

 


İyi Yönetmek

Ahmet Ertürk, sürekli olarak “Sabah ve ATV’yi biz daha iyi yönetiyoruz” diyip duruyor,

Aman ne güzel,

O zaman orayı TMSF satın alsın, Siz de yönetin,

Tabii işin aslı zaten öyle değil,

Daha iyi yönettikleri falan yok,

Daha iyi yönetiyorlarsa, o şirketlerin gelir gider tablolarından bu görünür,

Mesela ATV ve Sabah TMSF el koyduktan sonra ne kadar reklam almışlar,

Şirketin gelirleri artmış mı, düşmüş mü?

Reklam fiyatları aşağı mı inmiş yukarı mı çıkmış?

Şirketlerdeki umursamazlıktan dolayı Sabah ve ATV’ye reklam vermeyi kesen reklam ajansları olmuş mu?

Pazarlanan sütun santim ve saniyelerin birim fiyatları geçmişten aşağıda mı yukarıda mı?

Bırakın arttırmayı,, geçen yılki kadar gelir var mı yok mu?

Bu yılın bütçe hedeflerinin ne kadar gerisindesiniz?

Ve en kritik soru,

Geçen yıl Sabah, Hürriyet’ten çok daha yüksek oranda büyümüştü, bu yıl hangisi daha fazla büyüdü,

Kanal D ve Hürriyet’in reklam gelirleri Sabah ve ATV’ye el konulmasından sonra ne kadar arttı?

Bunlar çok basit sorular,

Yanıtları öğrenmek Ahmet Ertürk’ün hoşuna gitmeyebilir, 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Mumun değerini boyuna değil, yaydığı ışığa göre hesapladığımız zaman