Uzlaşma kültürü

Yok yok yanlış anlamayın,

Son zamanlarda herkesin diline pelesenk olan “Siyasal” veya “toplumsal” uzlaşmadan söz etmeye hiç niyetim yok,

Türkiye’de bu kültürün hiç ama hiç olmadığını, bazılarının işlerine gelince varmış gibi yaptığını biliyoruz,

Olmayan bir şeyle ilgili nefes tüketmeye, sizin de vaktinizi almaya hiç niyetim yok,

Bahsettiğim “Uzlaşma kültürü” tamamen “mali”

Daha doğrusu Doğan Grubu ile Maliye’nin “Ortak kültürünün” adı,

Uzlaşma kültürü,

Dün gece Skyturk’te yaptığımız programda gazeteci arkadaşım Serdar Akinan, ortaya müthiş bir belge çıkardı, Daha doğrusu iki belge,

Bizim bildiğimiz Doğan Grubu’nun maliye ile bir uzlaşması vardı, o da POAŞ uzlaşmasıydı,

Bir kaç milyar YTL’lik borç, uzlaşmayla 275 milyon YTL’ye indirilmişti,

Meğer bu Doğan Ailesi’nin uzlaşmalarından sadece biriymiş,

Başkaları da varmış,

En azından ikisi dün belgelendi,

Biri Adilbey Holding’in uzlaşması,

“Adilbey de  kim?”  diyeceksiniz,

Adil Bey, Aydın Doğan’ın rahmetli babası,

Adilbey Holding de Aydın Doğan’ın babasının adıyla kurduğu şirketi,

Yani Aydın Doğan’ın bilinen iki holdingi var: Doğan Holding ve Doğan Yayın Holding,

Üçüncüsü ise Adilbey Holding ama onu pek bilen yok,

İlk ikisi halka açık, Adilbey ise yüzde yüz aileye ait,

Tamamı Doğan Holding’e ait Adilbey Holding’de de Maliye vergi kaybı tespit etmiş,

Aydın Doğan hemen maliye ile masaya oturmuş ve Maliye’nin istediği verginin yüzde onu civarında bir rakama uzlaşmışlar,

Diğeri ise Doğan Holding’e ait,

1999 yılından başlayan vergi kaybı tespit eden maliye Doğan Holding’den bunu tahsil etmek istemiş,

Doğan Holding bunun için de uzlaşmaya oturmuş ve orada da komik bir miktara uzlaşmış,

Devletin vergi kaybı burada da trilyonları bulmuş,

Benim bütün bu uzlaşma kültüründen anladığım şu,

Aydın Bey, 7/8 milyon lira şahsi vergi ödeyerek her yıl vergi şampiyonları listesine adını yazdırıyor,

Ama buna mukabil şirketleri Aydın Doğan’ın ödediğinin onlarca, yüzlerce kat fazlasını ödemiyor ve sonunda cüzi uzlaşmalarla kurtuluyorlar,

Aydın Doğan çay kaşağıyla vergi veriyor, uzlaşma yoluyla kepçeyle geri alıyor, 

Alkışlıyorum,

 

 


Teoconlar ve AKP

Dün Teocon kavramını yazdım,

Türkiye’deki durumla özdeşleştirenler çıktı,

Doğru,

Zaten Dünya’da muhafazakarlaşma dönemine girildi,

Bu vazgeçilmez bir sosyolojik döngü,

Toplumda büyük değişimlerin yaşandığı dönemlerin hemen ardından muhafazakarlık eğilimleri artar,

Ancak ABD’de  gelişen durum bunun ötesinde,

Ciddi bir din eksenine kayış var,

Türkiye’de de böyle,

Tabii ilginç olan, Hıristiyan değerlerini yaymaya çalışan ABD yönetiminin, nasıl olup da İslamcı bir iktidarı desteklediği,

Bu destek konjonktürsel ve çıkara dayalı,

Aylar önce çok üst düzey bir ABD Dışişleri yetkilisinin ağzından “AKP Dış politikada Washington’a rapor veriyor” dediğini yazmıştım,

İşin sırrı da burada,

AKP bugünkü davranış modeliyle, ABD’nin dış politikasına uygun hareket ediyor,

Ettiği müddetçe de destekleniyor,

ABD’nin Ortadoğu’nun Müslüman dünyasında iki ülkeyle iyi ilişkiler içinde,

Biri Vahabi Suudi Arabistan, diğeri Türkiye,

Suudiler bizden de makbul, Kralları Beyaz Saray’da geçiştirilmiyor, Bush’un çiftliğinde ağırlanıyor,

Çünkü her ikisi de ABD politikalarına harfiyen uyuyorlar,

Tabii bizimkilere bazen ayar çekmek gerekiyor,

Çünkü arada bir şaşırıp Hamas’la ilişkiye geçiyor, Filistin’e destek veriyor, Hamas liderini Türkiye’ye davet ediyorlar,

O zaman hemen bir gözdağı veriliyor, Bizimkiler hizaya giriyorlar,

Aksini yapmalarının mümkün olmadığını biliyoruz, İran’a yönelik bir ABD operasyonunda bu durumu test etme imkanına sahip olabileceğiz,

NOT: ABD’nin Türkiye’de İslamcı yönetimlerin yükselişine destek vermesiyle ilgili bir de komplo teorisi var, Onu da yarın yazacağım,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Arkasında ışık olmayınca camın saydamlığının bir önemi olmadığını anladığımız zaman