Fena değil gibi

Yeni Anayasa taslağının basına yansıyan bölümlerini detayına girmeden okudum,

Açıkçası çok da rahatsız edici bir değişiklik göremedim,

Tabii hafta sonunda daha detaylı bir inceleme yapıp,  uzman hukukçulardan görüş alacağım ve asıl yorumumu ona göre yapacağım,

Fakat ilk bakışta, çağdaş, medeni bir Anayasa gibi duruyor,

Tabi en iyi yasaların kötü yönetimlerde berbat hale gelebildiğini, en kötü yasaların ise iyi yönetimlerde iyi göründüğünü söylemek lazım,

Anayasa’daki bazı değişiklik önerileri “Rahatsız edici” gibi dursa da, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olması zaten bu değişikliklerin yapılmaması halinde bile bu rahatsızlığın toplumun belirli kesimlerinde egemen olması kaçınılmaz,

Yani Anayasa’daki bu değişiklikler yapılmasa bile, fiili durumu değişmiyor,

Fakat dediğim gibi bu yazdıklarımın kaynağı basına yansıyan bölümler,

Tamamı hakkındaki fikirlerimi, tamamını görüp inceleyince yazacağım, 

 

 


Davut ve Golyat

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ertesinde şöyle yazmıştım: “Ne o Başkanlık sistemine geçildi de, biz mi duymadık,”

Gözler hep Gül’deydi, İlgi Gül’deydi,

“Normalleşir” demiştim,

Yanılmışım,

Normalleşmedi,

Sistem normale dönemiyor,

Gül, yurt gezisinde, Medya hiç bir siyasetçiye, hele hele hiç bir Cumhurbaşkanı’na göstermediği ilgiyi gösteriyor,

Gül de durumdan memnun,

Programını daha da yoğunlaştırmaya hazırlanıyor,

Yurt gezileri, dış geziler derken gaza basıyor,

Hükümet gölgede, Başbakan gölgede,

Dün Yılmaz Özdil’in yazdığı gibi gazetelerde Başbakan’ın adı geçmiyor,

Emine Erdoğan gündemden düştü, medyanın ve halkın yeni gözdesi, bir dönem Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Avrupa İnsan hakları Mahkemesi’nde dava eden ama şimdi o davaya gerekçe olan durum aynen devam ettiği halde Türkiye’yi temsil etme görevini üstlenen Hayrunnisa Gül,

Türkiye yasal olarak olmasa da, fiili olarak “Yarı Başkanlık sistemine” geçti bile,

Bundan sonra atacakları adım fiili durumu yasal hale getirmek olacaktır,

Sonrası Allah kerim,

Bir kaç hafta önce SkyTV ekranlarında söylediğim gibi,

5 sene Gül, sonra Erdoğan,

Tabii Gül bırakırsa,

 

 


Ya Tam Tersi Olsaydı

RTÜK Kanaltürk’e ağır bir ceza verdi,

Gerekçe seçim döneminde AK Parti’yi karalayıcı yayın yaparak taraf tutmak,

Cezanın mutlaka bir dayanağı vardır,

Ancak benim merak ettiğim şu,

Kanaltürk, ceza almasına neden olan durumun tam tersini yapsaydı,

Yani AKP’yi değil, CHP’yi karalayıcı yayın yapsaydı ve AKP yanlısı davransaydı bu ceza yine verilir miydi?

Doğrusu hiç zannetmiyorum,

Eğer öyle olsaydı tüm televizyonların şu anda cezalı olması gerekirdi,  

 

 

 


Mozaik

Allah rahmet eylesin, her ne kadar Alparslan Türkeş, “Başlatmayın ulan mozaiğinizden” demiş olsa da Türkiye ilginç bir mozaik,

Dün gece televizyon izliyorum, Daha doğrusu reklamları,

İslami sermayenin markalarından Aytaç, ramazan münasebetiyle sucuk sosis reklamı vermiş,

Aytaç sucuklarıyla iftara davet ediyor,

Arkasında bir müzik,

Bildik bir müziğe Aytaçlı yeni sözler yazmışlar, 

Mozaik işte tam burada ortaya çıkıyor,

Yeşil sermaye Aytaç’ın, ramazan reklamındaki müzik bir Yahudi şarkısı,

Daha doğrusu eski bir Sefarad şarkısı,

Yahudi gençlerden oluşan Sefarad grubunun meşhur ettiği “Osman Aga” isimli şarkı,

Yahudi şarkısıyla ramazan reklamı ancak Türkiye’de olur,

İyi de olur,

 

 


Çözümsüz Çözüm Hatları

Bütün büyük firmalar birer “Call Center” kurdular ya,

Hepsi reklamını yapıyorlar ya,

“444 bilmem kaç bilmem kaçı arayın bütün sorunlarınızı çözelim” diyorlar ya,

Evden bir sorun çıkınca  sorunun yaratan aletle ilgili o numarayı çevirdim,

Karşımda bir teyp,

Bir türlü ilgili kişiye bağlanamıyorum, Beni oradan oraya sürüklüyor, 3’e bas diyor basıyorum, Bir ses daha; "5’e bas", Basıyorum, Dön baba dön numara basıyoruz ama derdimizi anlatamıyoruz,

16, dakikada pes edip kapattım, Sabah olunca bildik usul servis çağırırım dedim,

Sonra da aklıma bir dostumun yolladığı bir mail geldi,

Onu sizinle paylaşmak istedim:

“ Sayın Banka Yetkilisi,

Ben 86 yaşında bankanızda hesabı olan bir müşterinizim,

Geçen gün, tesisatçıma 100 dolar’lık bir çek yazdım,

Bu çeki kendisi her nasılsa 3 nanosaniyede bankanıza iletmiş olmalı ki, bankanızda değerlendirdiğim fonlardan bu miktar kadarını bozduramadan hesabımdan karşılığı alınmış,

Tabii ki hesabımda o an için para olmadığından 30 dolar da faiz ve ceza alınmış, Oysa fonlarımda 1,000,000 dolar vardı,

Bu durumu şikayet etmek istediğimde, bankanız telefonunda kişiliksiz, terbiyesiz, banda kaydedilmiş ve yüzsüz bir hanım sesiyle yarım saate yakın boğuştum,

Arada müzikler dinledim ve 28 kere değişik tuşlara basmak zorunda kaldım, Ama kimseye ulaşamadım,

Bildiğiniz gibi her ay binlerce dolarlık faturalarım, mortgage kesintilerim, kredi kartı ödemelerim var,

Bunların hepsinin hesabımdan yapılan otomatik ödemelerini şu andan itibaren İPTAL ediyorum,

Bundan böyle, sizden etten kemikten yapılmış dediğimi anlayan ve İngilizce bilen bir müşteri temsilcisi istiyorum,

Anlayışla karşılarsınız ki, karşınızdakine en iyi iltifat, onu taklit etmektir,

Ben de sizin gibi yapacağım,

Müşteri temsilciniz her ödeme için beni arayacak, ve 28 haneden az olmayan benim vereceğim bir şifreyi tuşlayacak,

Sonra da, eğer 1 tuşlarsa benden randevu alacak, 2 tuşlarsa bir ödeme ile ilgili mesaj bırakabilecek, 3 tuşlarsa oturma odama bağlanacak, oradaysam cevap vereceğim, 4 tuşlarsa ve uyumuyorsam yatak odama bağlanacak ve benimle görüşebilecek, 5 tuşlarsa tuvalete, 6 tuşlarsa cep telefonuma ulaşacak, 7 tuşlarsa bilgisayarıma bir mesaj bırakabilecek, 8’e tuşlarsa bunları yeniden dinleyebilir,

Arada beklemeler olursa, size söz, elimdeki eski plaklardan ve gramofonumdan güzel bir müzik parçası da dinleteceğim ona,

Yalnız sizden ricam, bu işlemler için seçeceğiniz personelinizin kimlik bilgisini, anne kızlık soyadını, noterden alınmış imza sirkülerini ve tapuları dahil mali bilgilerini bana iletmeniz,

Bir de sizin gibi bir sözleşme hazırladım, 8 sayfa, Sizinki 42 sayfaydı, ben insaflı davrandım, Bu sözleşmeyi de bana atayacağınız müşteri temsilcisi, bankanız şube müdürü ve bankanız yönetim kurulunun imzalaması ve bana iadeli taahhütlü göndermesi gerekiyor,

Bu sözleşme elime geçtikten sonra müşteri temsilcinize kendi belirleyeceğim 28 haneli şifreyi göndereceğim, Bu şifre de her ay değişecek pek tabii ki,

Özür dileyerek bu sözleşme ve işlemler için sizden masraf olarak her ay 20 dolar da talep edeceğim,

İşbu şartları yerine getirememe durumunuz varsa, lütfen 1,000,000 dolarımı nakit olarak hazırlayın, yarın alıvereyim,

Size hayırlı işler diler, en kısa zamanda bana ulaşmanızı rica ederim,

Saygılarımla”

Galiba en iyi çözüm bu,

Dinsizin hakkından imansız gelirmiş,

 

 


Takıntı

Bazı okurlar “Doğan takıntısı oluştu galiba” diyorlar,

Bazı okurlar ise bir gün Doğan yazmasak “Ne oldu uzlaştınız galiba”

Benim eski okurlar bilir,

Ben bir konuya taktım mı, takarım,

Geçmişte böyle çok örnek vardır,

Mesela Bayındır Grubu, Bir dönem ona takmıştım, Ne olduklarını herkes gördü sonunda, 

Mesela Uzan, Yıllarca yazdım, Tam bir takıntı idi,

Herkes “E yeter artık” demeye başlamışken Uzanların ne olduğu ortaya çıktı, tarihimizde görülmemiş bir kepazelik ayan beyan görüldü,

Şimdi de yine bir takıntım var,

Ne yapayım, Taktım mı takıyorum,

Pek de haksız çıkmıyorum, 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Bir ömürde kazandıklarını bir günde kaybedenlerin, kaybetmelerine neden olan işe kaybetmek için girmediklerini anladığımız zaman