Reisi Cumhur’a tavsiye 1: Alıştıra alıştıra olmaz

Dün öğle yemeği sonrası sohbet ettiğimiz bir dostum sordu:

“Fatih, Abdullah Gül’ün yerinde sen, Hayrunnisa Hanım’ın yerinde eşin olsaydı ne olurdu?”

“Şahane olurdu, Türkiye yeni tartışma konuları bulurdu, Cumhurbaşkanı makam otomobilini kendi kullanır mı? Cumhurbaşkanı üstü açık arabayla gezer mi? Cumhurbaşkanı puro içer mi? Cumhurbaşkanı eşi yırtık pırtık blucinler giyer mi? gibi yeni sorunlarımız olurdu” dedim,

“Yahu ciddi ciddi soruyorum, Sen Cumhurbaşkanısın, diyelim ki Hande’nin de türbanı var, Sen de onu hiç bir davete götürmüyorsun, Ne olurdu?”

“Hande’nin türbanı olmazdı, Boşuna tartışmayalım” dedim,

“Yahu de ki, var, Ne olurdu onu söyle” diye ısrar etti,

“İlk gün, yani ilk resepsiyonda senin kılığın müsait değil sen gelme dediğim gün beni Köşkün kapısına koyardı” dedim,

“Cumhurbaşkanı sensin, Koyamaz” dedi,

“Bence koyar da, koyamazsa da kendisi pılıyı pırtıyı toplayıp köşkü de beni de terk ederdi” dedim,

Dostumun sorusu aslında son derece yerindeydi,

Şu günlerde Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde “Çirkin bir tuluat” oynanıyor,

Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst makamında oturan kişi, çeyrek asırlık eşini insan içine çıkaramıyor,

Neden?

Çünkü türbanlı,

Türbanlı birinin Cumhurbaşkanı’nın eşi olabilir, Bunda sorun yok,

Ama resepsiyonlara, Köşk’teki resmi veya gayrı resmi sosyal olaylara katılamaz,

Bu tam bir komedidir,

Eşinin başı türbanlı olan biri Cumhurbaşkanı olamaz bir düşünce tarzıdır,

Olabilir,

Ama eşi türbanlı olan biri Cumhurbaşkanı olabiliyorsa, eşi de her yerde onun yanında olabilir,

Belki mevzuatı gereği Orduevleri’ne giremez ama bunun dışında her yerde eşinin yanında olmalıdır,

Abdullah Gül, eşinin türbanının kendisinin Cumhurbaşkanlığına bir engel teşkil etmediği inancında olduğuna göre, bu durum Hayrunnisa Gül için de bir engel olamaz,

Hayrunnisa Hanım, 7 yıl boyunca Çankaya Köşkü’nün üst katında saklanamayacağına göre, bir an önce ortaya çıkmalıdır,

Aksi bir hareket tarzı “Yavaş yavaş alıştıra alıştıra çıkarız” demektir ki, ben bu “Alıştıra alıştıra” durumlarından hayli korkarım, 

 


Reisi Cumhur’a Tavsiye 2: Bırakın Bu Modacı İşlerini

 

Hürriyet Gazetesi bir süredir Atıl Kutoğlu’nu, Gül ailesine moda danışmanı yapmaya çalışıyor, Türbanı modernize edecekmiş, Danışmanlık yapıyormuş,

Akşam Gazetesi mevzuya Mehmet Şevket Eygi’yi de dahil etti, O da “Hayrunnisa Hanım Yves Saint Laurent’dan giyinsin, Tarz yaratsın, Dünya gıptayla baksın” demiş,

Mektebi Sultani’den ağabeyim Eygi Bey İslami kentlileştirmeye çalışır yıllardır,

Gerek Kutoğlu’nun danışmanlığı, gerekse Eygi’nin YSL tavsiyesi Gül ailesini sadece komik duruma düşürür,

Çünkü giyim bir “Satın alma” değil, bir “Kültür” işidir,

O kültüre sahipseniz YSL’den değil, Mahmut Paşa’dan alıp yine bir tarz yaratabilirsiniz,

Aynen Afganistan Devlet Başkanı Karzai gibi,

O kültüre sahip değilseniz, değil YSL, Prada’dan, Etro’dan alsanız yine tarzınız olmaz,

Hayrunnisa Gül’ün kendine ait klasik bir giyimi var,

Bunu dışardan müdahalelerle değiştirmeye kalkarsanız şık olmaz, komik olur,

Ayrıca da bir kadının giyimine dışardan müdahalede bulunmak, kötü demek, değiştir demek son derece ayıptır,

Mehmet Şevket Eygi gibi kültürlü birinin en azından bunu bilmesi gerekir,

NOT: Ayrıca Cumhurbaşkanı maaşıyla Yves Saint Larunet’dan veya başka bir pahalı markadan giyinmek imkansızdır,

NOT 2: Bence Hayrunnisa Gül bu giyim işlerinde pek de fena değil, Bir gün dışişleri Konutu’nda Abdullah Gül’le otururken üzerinde çok şık bir lacivert çok ince çizgili bir takım vardı, Ceketi çıkarırken markası gördüm, Gianfranco Ferre’ydi, Abdullah Bey, o takımın Hayrunnisa Hanım’ın hediyesi olduğunu söyledi,

 

 


Dünden Devam

 

Dün “CHP iyi oy almış”  diye yazınca iki farklı tepki geldi,

“Bırakın bu CHP’liliği de halkı anlayın biraz” diyenler bir grup, “CHP düşmanlığı gözünüzü kör etmiş” diyenler ikinci grup,

Demek ki, şahane bir yazı yazmışım,

Şaka bir yana, CHP iyi oy almış derken ciddiyim,

CHP, seçim döneminde ve öncesinde çok farklı bir tutum sergiledi,

Türkiye’nin ve Dünyanın yükselen değerlerini değil, kendi değerlerini öne çıkardı,

Dünyada global rüzgarlar eserken, CHP “Ulusalcılık” dedi,

Dünya’da muhafazakarlık yükselirken, CHP “Modernizm” dedi  ama içe dönerek nasıl modern olunabileceğini anlatmadı,

Yüzde 99’unun kendini Müslüman olarak tanımladığı bir ülkede, laikliği anlatamadı ve bu tavrının din karşıtlığı gibi algılanmasına neden oldu,

Rejimden hoşnut olmayan kitleleri rejim elden gidiyor korkusuyla kendine çekmeye çalıştı, Marjinallere, AKP’den başka gidecek adres bırakmadı,

Ortalamayı kendine çekemedi,

Ulusalcılığı körükleyerek MHP’ye çalıştı,

Dinden korkarak AKP’ye çalıştı,

Sadece ve sadece rejim kaygısı güdenlerin ve AKP’nin karşısında bir de muhalefet olsun diyenlerin oyunu alabildi,

O da zaten bu kadardı,

Buna bile şükür, 

 


Fıkra

 

Boş verelim ciddi işleri size güzel fıkra anlatayım,

Genç baba, oğluyla beraber Migros’ta alışveriş yaparken karşıdan çok güzel sarışın bir kadının kendisine el salladığını ve gülümsediğini görür,

Hemen kadının yanına gider,

Elini uzatır ve “Tanışıyor muyduk, özür dilerim ama çıkaramadım” der,

Genç güzel kadın “Çocuklarımdan birinin babasısınız” diyince adam şaşırır,

Biraz düşünür ve kısık sesle kadının kulağına eğilip sorar:

“Bekarlığa veda gecemde bütün arkadaşlarımın önünde yattığım fahişe siz miydiniz? Kusura bakmayın çok sarhoştum hatırlamıyorum” der,

Kadın kıpkırmızı olur ve sinirli bir şekilde “Hayır beyefendi, Bu yıl okula başlayan küçük oğlunuzun İngilizce öğretmeniyim”

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Projesiz siyaset olmayacağını anladığımız zaman