Şeyh parayı ödedi mi?

Dubai Emiri Şeyh Maktum, Levent’teki İETT garajını açık arttırma sonucunda almıştı,

Ancak Emir Efendi, buranın parasını yasal süre içinde ödemedi,

Seçim öncesi oluşan havadan ürktü ve “Ya AKP kazanamazsa” diyerek parayı seçimlerden sonra ödeyeceğini açıkladı, 

Normalde burayı alan yerli bir yatırımcı olsa tepesine binerler, teminatını yakıp ihaleyi iptal ederlerdi,

Ancak Şeyh Efendi’nin atıklarında boncuk olduğundan olsa gerek böyle bir şey yapılmadı ve ihale iptal edilmedi,

Seçimler geçti,

AK Parti yeniden iktidar oldu,

Yani Şeyhin korktuğu başına gelmedi,

Seçimin üzerinden bir aydan fazla zaman geçti,

Şimdi merak ediyorum, Şeyh Maktum ödemesi gereken parayı ödedi mi?

Yoksa şimdi de yerel seçimleri mi bekleyecek?

NOT: Dubai Emiri Şeyh Maktum geçenlerde Bodrum’a gelmiş ve Rixos Otel’de bir iki gün kalmış, Beraberinde 40 kadar Rus fahişe ve 20 kadar Uzakdoğulu masöz varmış, Mine Kırıkkanat’ın Şeyhin bu seyahatiyle yazdığı yazı son zamanlarda okuduğum en eğlenceli yazıydı, 

 

 


İşitme Organımız Nerededir?

Pazartesi akşamı, SkyTürk’teki programda söylediklerimi çoğunluk doğru anladı ama bazı “Yanlış anlayanlar” abuk sabuk şeyler yazmaya başladılar,

Büyük ihtimalle söylediklerimi baştan sona dinlemediler ve arada duydukları bir kaç cümleyle benim “Darbe çığırtkanlığı” yaptığımı zannettiler,

Ya da kimbilir, öyle zannetmek işlerine geldi,

Herkesi anladım da, Ali Bayramoğlu’nu hiç anlamadım,

Benim bildiğim Ali, duyduğunu anlayacak kadar zekidir,

Ama o bile ya anlamamış, ya da ona yanlış anlatmışlar,

Benim darbe çığırtkanlığı falan yaptığım yok,

Programda söylediklerim de çok net,

Ben, burada da yazdığım gibi Genelkurmay Başkanı’nın “Tutarsız” tavrını eleştiriyorum,

“Bir öyle bir böyle olmaz, Herkesi şaşkına çevirdiniz” diyorum,

Ve o programda “Kimse darbe çağrısı yaptığımı zannetmesin,” diye başladığım uzun konuşmada hülasa olarak şunları söylüyorum: 

“Türk Ordusu’nu tutarsız bir kurum gibi göstermeye kimsenin hakkı yoktur, Türk Silahlı Kuvvetleri yıpranmamalıdır, Ne yazık ki, bu tutarsızlıklar Türk Silahlı Kuvvetleri’ni yıpratıyor, Kurumlar kişilerden önemlidir, Kurumun saygınlığını korumak için kişiler gerekeni yapmalıdır,”

Sizce bu darbe çağrısı mı?

Yoksa başka bir çağrı mı?

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yıpranmasını önlemek darbeyle mi olur!

Kurumun saygınlığını korumak için kişilerin gereğini yapması darbe yapın anlamına mı gelir?

Yoksa burada başka bir anlam mı var?

Bu anlamı anlamamakta ısrar edenler varsa özür diliyorum,

Demek ki ben yeterince iyi söyleyemiyorum,

Ya da bazıları yeterince iyi duyamıyor ve duymak istediğini anlıyor,

*Yazıda bahsedilen Hafta Başı programını ana sayfanın sol alt tarafındaki "Program Arşivi" bölümünden izleyebilirsiniz

 

 


Osmanlı da Şeriat Devleti Miydi?

Bazı okurlardan gelen mailler, ciddi bir bilgi eksikliğini yansıtıyor,

Çoklukla gördüğüm bir yanlış bilgiyi burada düzeltme ihtiyacı hissediyorum,

Bazıları Osmanlı’yı bir tarikat devleti ve bir şeriat yönetimi zannediyor,

Oysa böyle bir durum söz konusu değil,

Osmanlı döneminde elbette tarikatlar vardı, Elbette tekkeler vardı, Ama Osmanlı döneminde tarikatlar bugünkü kadar özgür değildi, Ülke yönetimine karışan, karışmaya meyleden tarikatlara yönelik şiddet ve baskı uygulanıyordu, Hatta bazı tarikatların önde gelenleri öldürülüyordu, Osmanlı Devlete egemen olmak isteyen siyasallaşmış tarikatlara karşı hiç hoşgörülü değildi,

Ayrıca Osmanlı hiç bir şekilde bir şeriat devleti değildi, Bazı dönemlerde güvenlik nedeniyle alkol tüketimi yasaklanmış olsa da, alkollü içki satışı serbestti, Dahası devlet meyhane ve kerhane fiyatlarını belirliyor, buralarda narh uygulaması bile yapıyordu,

Bu basit örnek bile Osmanlı’nın bir şeriat devleti olmadığını göstermeye yeter,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Doğruları yamultarak yeni doğrular üretemeyeceğimizi anladığımız zaman