Yeni bir Cumhuriyet mi?

Yeni Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’ün yemin törenini izlerken yanımdaki bir dostum, “Atatürk Cumhuriyetine elveda”  dedi,

Acaba mı?

Kaşarlanmış 2, Cumhuriyetçilerin zafer naralarına bakarsanız öyle gibi,

En azından “Onlar öyle düşünüyorlar,

Fakat ben o kanaatte değilim,

Gül’le birlikte Türkiye’de yeni bir dönem başladı, buna katılıyorum ama bu dönem 2, cumhuriyetçilerin umduğu gibi olmayacak,

Elbette onların da bazı beklentileri karşılanacak ama yeterince tatmin olmayacaklar,

Yine de şurası kesin ki, bazılarımızın hiç de hoşlanmayacağı değişimler olacak,

Belki hemen değil, Belki bir yıl sonra, belki iki yıl sonra  ama olacak,

Çankaya Köşkü, bir süre sonra belki de hiç alışık olmadığı türden konukları ağırlayacak,

Belki cuma günleri Köşk’ten çıkacak bir konvoy yakındaki bir camiye gidecek, Cami kapısında bekleyen üniformalı Reisi Cumhur yaverini göreceğiz,

Belki, Merkez Bankası Başkanı gibi “Dünya görüşünü liyakate ekleyen” atamalar artacak,

Belki eşinin başı örtülü Yargıtay, Danıştay Başkanları’nı tanıyacağız,

Belki Silahlı Kuvvetlerden atılan irticacı subay sayısında bir azalma olacak,

Ve belki daha onlarca “Belki” olacak,

Ha belki de, bunların hiç biri olmayacak,

Hep birlikte yaşayacağız, hep birlikte göreceğiz,

 

 


Mutsuz adam ve Başkanlık sistemi

 

Abdullah Gül TBMM’ye gelirken tören kıtasını selamlarken, yanımdakilerden birisi şöyle bir soru sordu,

“Sence töreni izleyenler arasında şu anda en mutsuz insan kim?”

“Genelkurmay başkanı mı?” dedim,

“Hayır” dedi,

“Abdullah Gül’ün arkasında yürüyen asker mi?” dedim,

“Hayır” dedi,

“Tören kıtasındakiler mi?” dedim,

“Hayır” dedi,

“Ne bileyim ben kim, Söyle de bilelim” dedim,

“Bekle genel kurul salonuna girsin söyleyeceğim” dedi,

Bir kaç dakika sonra Gül genel kurula girdi,

Kamera salonunu tararken bir an bir an Başbakan Tayyip Erdoğan’ın üzerinde kaldı,

“Bak” dedi dostum, “Yüzünde mutlu bir ifade var mı?”

Baktım, Gerçekten de yoktu,

“Bence şu anda en mutsuz insan Başbakan Erdoğan, Şu ana kadar her şey laftı, siyasetti, Ama şu an gerçek anı, Türkiye Cumhuriyeti’nin en tepe makamında bir başkası var, Şu an Tayyip Bey mutlu olabilir mi?” diye sordu,

Olamazdı,

Eliyle dokunabilecek kadar yaklaştığı bir yüce makamı bir başkasına vermiş olmanın, düne kadar arkasında yürüyen birinin en azından 5 yıl arkasında yürüyecek olmanın, 11, Cumhurbaşkanı olabilecekken, 60, Hükümetin Başbakanı olmanın  kolay hazmedilebilir bir lokma olmadığı Tayyip Erdoğan’ın suratından okunuyordu,

Düşündüm gerçekten zordu,

Sadece Tayyip Erdoğan için değil, Emine Erdoğan için de zor olmalıydı,

Tayyip Erdoğan’ın özverisi bence takdire şayan,

Ama benim bir beklentim var,

Tayyip Erdoğan, bugün “Bastırılmış” bir kıskançlıkla izlediği görüntüyü hafızasına kazımıştır,

Ve Erdoğan’ın bundan sonraki adımı “Başkanlık sistemine geçiş” olacaktır,

Hele hele Cumhurbaşkanını halkın seçmesi yönündeki referandum halktan onay alırsa, iktidar süresinin dolmasına kısa bir süre kalan Başbakan Erdoğan, kendisine “Başkan Erdoğan” olma yolunu açacak düzenleme için düğmeye basacaktır,

2003’te Başkanlık sistemini düşleyen bir Erdoğan’ın, 2011’de bunu düşlememesi mümkün mü sizce!

 

 


Yeniden yemin

 

AKP, 1982 Anayasası’nı değiştirmeye hazırlanıyor,

Hazırlanan taslak madde madde  sızdırılarak test ediliyor,

Sonuçta Anayasamız değişecek,

Fakat Anayasa tümden değiştirilirse ortaya bir sorun çıkacak,

mevcut Meclis ve mevcut Cumhurbaşkanı 1982 Anayası’na göre yemin ettiler ve o Anayasa sadık kalacaklarını söylediler,

Yeni bir Anayasa gelince, bu yeminin bir önemi kalmayacak,

Merak ettiğim şu, Anayasa değişirse, milletvekilleri ve Cumhurbaşkanı yeniden meclis kürsüne çıkıp yemin edecekler mi?

 

 


İki Kayıp Ağır Geldi

 

Bu hafta çok sevdiğim iki meslektaşımı kaybettim,

İlki malumunuz Sevgili Şakir Süter, Yumuşacık üslubuyla, beyefendiliğiyle eleştirdiği zaman bile kalbimizi kırmayan bir dostumuzu yitirdik,

Diğeri ise Sevgili Ertan Geyik kardeşim,

1990’ların başında, ben Güneş Gazetesi’nde yayın koordinatörüyken tanıdım Ertan’ı,

Ekonomi servisinde şeflik yapıyordu,

Ama korkunç bir bilgisayar delisiydi, “Bırak ekonomiyi, Bilgi işlemin başına geç” demiştim,

Öyle yaptı,

Bugün hala Türkiye’de ve Dünya’da televizyon habercilerinin kullandığı yazılar onun dehasının ürünüydü,

Yazılımını yurt dışına satıp, Türkiye’de hiç bir zaman alamadığı ciddi bir parayı alınca gidip ilk spor otomobilini beraber almıştık,

Sonra sıkıldı, “Yine seninle çalışmak istiyorum” dedi ve Kanal 1’de bilgi işlem müdürü oldu,

Önceki gün cep telefonuma mesaj atmış, “Abi gel artık, Seni bekliyoruz” demişti,

Dün akşam kötü haber geldi,

40’lı yaşlarına girerken kaybettik Ertan’ı,

Kandırdı beni, Beklemedi,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Doymayan gözleri doyuran şeyin ne olduğunu unutmadığımız zaman