Bu yanıtı bir bilseler

Genelkurmay Başkanı’nın oldukça imalı 30 Ağustos mesajını, 3 gün önceden yayınlaması herkeste bir şaşkınlık yarattı,

Dünkü milletin birbirine sorduğu soru “Neden?”di,

Nedeni basit,

Silahlı Kuvvetler çok ciddi bir soruya yanıt bulmakta zorlanıyor, 

Cumhurbaşkanlığı makamı Abdullah Gül’e geçince Türkiye’de neler olacak?

Soru bu,

Her ne kadar yetkileri az gibi dursa da Çankaya Cumhuriyet’in en temel direği,

Çankaya’da laik demokratik Cumhuriyete gönülden bağlı, Atatürk devrimlerini benimsemiş ve benimsetmek isteyen bir isim oturduğu sürece, Cumhuriyet’in temel taşlarını yerinden oynatmak imkansız,

Yüksek yargıyı, üniversiteleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ni Atatürkçü rejim ekseninden çıkarmak, Çankaya’ya rağmen mümkün değil,

Yargıda bir avuç Atatürkçü kalsa, Üniversitelerden Atatürkçü tek bir rektör adayı çıksa, Silahlı Kuvvetler’e rejim karşıtları sızsa bile bunların en tepe noktalara ulaşmasını engelleyebilecek yegane güç Çankaya,

Ve tabii haliyle bunun tam tersi de söz konusu,

Karşı devrimin tamamlanabilmesi için bu “Tepenin”  düşmesi şart,

Rejimi ve Devrimi koruma görevinin sahibi Türk Silahlı Kuvvetleri Abdullah Gül’ün ne yapacağını anlamaya çalışıyor,

Bunu net bir şekilde görebilmenin tek yolu, Başbakanlıkta denenen AK Parti’nin, bir de Çankaya’da denenmesi,

Ama biliyorlar ki, bu deneme çok ağır sonuçları olan bir deneme,

Abdullah Gül, Çankaya’da “Özde” bir Cumhurbaşkanı olursa sorun yok,

“Sözde” bir Cumhurbaşkanı olursa sorun var,

Ve Silahlı Kuvvetler biliyor ki, eğer sözde olduğu halde Çankaya’ya çıkarsa artık çok geç,

Genelkurmay Başkanı dahil bütün kuvvet komutanlarını bir gecede emekliye sevketmenin önünde engel yok,

Bütün rektörleri değiştirmenin, Anayasa Mahkemesi dahil bütün yüksek yargıyı Devrime inanmayanlarla doldurmanın önünde bir engel yok,

Bu yüzden gerginler,

Ben de onların yerinde olsam gergin olurum,

Onların yerinde olmadığım halde hayli gergin olduğum gibi,    

 

Niye Medya Eleştirisi

Medya ile ilgili yazılar, ilgi çektiği kadar zaman zaman eleştiri konusu da oluyor,

Görüyorum, “Başka mevzu mu kalmadı” diyenler oluyor,

Pek o kanaatte değilim,

Medya sadece Türkiye’de değil, Dünyanın her yerinde önemli bir güç odağı,

Ülkeyi yönlendiren güçlerden biri,

Bu yüzden de nasıl ki, siyasi iktidarların veya muhalefetlerin sahip oldukları gücü nasıl kullandıkları demokrasinin işleyişi açısından önem taşıyorsa, aynı durum medya için de geçerli,

Siyasi güç veya medya gücü iyi veya kötü kullanılabilir,

Kötüye kullanımın “Demokratik ortamda” cezalandırılması için iki şey gerekir,

Birincisi alternatifinin olması, ikincisi ise kötüye kullanımdan toplumun haberinin olması,

Bunun için de “Çoğulculuk” şart,

Nasıl ki, tek parti ile gerçek anlamda demokrasi olmuyorsa, tekil basınla da demokrasi olması mümkün değil,

İşte benim ”Savaşım” bununla ilgili,

Bugün adı “Doğan Grubu” olabilir, yarın siyasi iktidarın yaklaşımına göre bir başkası,

Ancak nasıl ki, Türkiye’de tek partili bir siyasi düzeni artık kabul edemezsek, tek medyalı bir düzeni de kabul edemeyiz,

Çünkü tek medyalı düzen, tek partili düzenden daha da tehlikeli olabilir,

Kamuoyunun özgürce demokratik kararını verebilmesi için ihtiyaç duyduğu şey bilgidir,

Bilgi ile fikir sahibi olunur,

Ne kadar fazla bilgiye sahip olursak, fikirlerimiz o denli güçlü temeller üzerine oturur,

Bizim neyi bilip neyi bilmeyeceğimize bir medya patronu ve onun adamları karar verirse, bizim fikir oluşturmamız olanaksızlaşır,

Tek kaynaktan gelen bilgiyle, ancak ve ancak o kaynağın fikirdaşı olabiliriz,

Üstelik de o tek kaynağı kontrol eden kişi, basın dışında da menfaat alanlarında yer alıyorsa bilgi de onun çıkarlarını korumaya yönelik olacaktır,

Elbette ki, çoklu bir medya ortamında da tamamen temizlenmiş, arıtılmış bir bilgiye sahip olamayabiliriz,

Fakat en azından, bize iletilen bilgileri karşılaştırarak kendi doğrumuzu bulma olanağımız artar,

Bunun sizin ve çocuklarınızın geleceği açısından önemli olmadığını düşünüyorsanız beni okumayınız,

Hatta zaman zaman yaptığınız gibi küfür de edebilirsiniz,

Ama ben kızımın bilgi ortamında büyümesini istiyorum,

Özgürce, serbestçe dolaşan bilgilerin arasında, kendi fikrini oluşturarak, 

 

Kimin Bakan Olamayacağı Anlaşıldı

İktidar kontrolündeki Sabah Gazetesi’nin dünkü manşeti ilginçti,

Bir bakana yapılan şantajı haberleştiriliyormuş havası verilere, usta bir biçimde AK Partili bir Bakan’ın, İçişleri Bakını Abdülkadir Aksu’nun “Gayrı ahlaki ilişkilere girdiğini” ima eden bir haber yayınlandı,

Bu haber iki açıdan ele alınabilir,

Birincisi Başbakan Tayyip Erdoğan, Abdülkadir Aksu’yu Bakan yapmayacak ve böyle bir habere yol vererek, Aksu’yu köşeye sıkıştırıyor,

İkincisi Abdullah Gül, Abdülkadir Aksu’nun Tayip Erdoğan tarafından bakan yapılmasını engellemek için böyle bir haberi yaptırtıyor,

Sabah yönetiminin Abdullah Gül’ün ekseninde döndüğünü bildiğim için ikinci senaryo bana daha olası geliyor,

Bu arada TMSF döneminde Sabah’ta ilk kez AKP’li bir ismin aleyhinde haber yapılmış oluyor,

 

Doğan Maç Peşinde

Ne demiştik,

Medyada tekel olmak için çalışan Doğan Grubu’nun şimdiki hedefi Digiturk, Ya batırmak, ya da ele geçirmek istiyorlar,

Dün bununla ilgili olarak,  karalama haberlerinden öte, bir somut adım attılar,

Futbol Federasyonuna bir teklif götürerek, Digitürk ile yapılan anlaşmanın bozulmasını talep ettiler ve maç naklen yayınları için Digitürk’ten 10 milyon dolar daha fazla para teklif ettiler,

Amaç açık,

Digitürk’ten bu işi alıp Digitürk’ü batırmayı başarırlarsa, ilerde bu naklen yayın ihalesine tek tabanca olarak girip, bugün fark diye verdikleri paraya maçların tamamını alabilmenin yolunu yapıyorlar,

Federasyon bu tuzağa düşer mi bilmiyorum,

Ama düşerse Doğan tekelindeki bir medyada, bırakın kulüplere naklen yayın için para ödenmesini, maçları yayınlamak için kulüplerden üste para isterler,

Benden uyarması

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Kısa vadedeli karların uzun vadeli zararlara dönüşebileceğini unutmadığımız zaman