Bürokrat Bakan’ın İcraatı

Yazacağım olay gerçek,

İsimleri vermeyeceğim ama siz tahmin edeceksiniz,

Seçim dönemi nedeniyle yasa gereği boşalan bakanlıklardan birine Bakan olarak atanan bürokrat, turizmde önde gelen illerimizden birinin valisine emir verir,

“Bakanlık bürokratları bir toplantı yapacak bir otel ayarlayın”

Vali hemen 5 yıldızlı bir otel bulur, 20’yi aşkın bürokrat otelde misafir edilir ve bir kaç gün süren toplantılar yaparlar,

Toplantıların son günü bürokrat bakan da otele gelir ve akşam bir yemek düzenlenir,

Bürokrat Bakan, yemekte “Risotto” ister,

Bakan isteyince, yanındakiler de risotto isterler,

Risottolar gelir, Bürokrat Bakan ve yanındakiler risottoları yemeye başlarlar,

Bürokrat Bakan risottoyu çok beğenir ve tarifini ister,

Otelin aşçısı çağırılır ve risottunun tarifini vermeye başlar,

Aşçı et ve sebzelerin birlikte kaynatıldığını  ve kaynayan et/sebze suyunun içine yarım kadeh kadar şarap eklendiğini söylediği anda Bürokrat Bakan tabağı masanın ortasına doğru fırlatır, Risotto masaya saçılır, 

Bürokrat Bakan “Utanmıyor musunuz, bana alkollü yemek verdiniz, Bu ne rezalettir” diye bağırmaya başlar,

Bakan Bey yemeği fırlatınca masada bulunan diğerleri de yemeklerini bırakırlar,

Aşçı sus pus olur, Otel sahibi ne yapacağını şaşırır, Kem küm ederek “Efendim risotto bir İtalyan yemeği ve içinde her zaman şarap olur” diye geveler,

Ancak Bakan’ın öfkesi dinmez,

Bunun üzerine oteli ayarlayan ve herkes tabaklarını bırakırken risottosunu yemeğe devam eden il  valisi devreye girer ve meslektaşı Bakan’a otelin ve aşçının bu konuda bir suçu olmadığını söyler,

İyice sinirlenen Bakan “Durduk yerde bana haram yedirdiniz” diyerek masayı terk eder,

Ancak olay burada kapanmaz,

Bürokrat Bakan Ankara’ya döner dönmez söz konusu ilin valisini görevden alan kararnameyi hazırlar ve işleme koyar,

Bu görevden almaya gerekçe olarak da 2 yıl önce alınmış ve uygulanmamış bir yargı kararını gösterir,

Anlayacağınız şaraplı risotto Valinin başını yer,

Bu Bakan kim mi?

Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül’ün  en sevdiği bürokratlardan biri,

Bakanlığa atanmasında da Gül’ün torpili olduğu söyleniyor,

Bu arada Gül’ün Cumhurbaşkanı olması halinde, bu bürokratın da Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ne getirileceği söyleniyor,

İşte yeni Türkiye böyle bir yer,

Kendi hayat tarzlarına saygı gösterilmesini isteyenlerin başkalarının hayat tarzına bu denli saygılı olduğu bir yer,

 

 

 


Kim Gitse Bir Şey Olmuyor

Emin Çölaşan’ı kovmakla Doğan Grubu bir taşla üç kuş vurdu,

Hem Çölaşan’dan kurtuldular, hem de iktidara “Sizin sevmediğiniz adamı yolladık” mesajı verdiler, Bu arada da Abdullah Gül’ün çekilmesini isteyen ama çuvallayan yayın yönetmeninin yarattığı tahribatı da onarmış oldular,

Emin Çölaşan’ın kovulması ile ilgili yüzlerce yorum yapılıyor,

Lehte ve aleyhte,

Son derece normal,

Gazetecilerin seveni kadar sevmeyeni olur,

Hatta sevmeyeni daha fazladır, Çünkü sürekli birilerinin ayağına basar gazeteci,

Önemli olan okunmak, yazdığını okutmak ve etkili olmaktır,

Sevilen olmak değil,

Siz bakmayın şimdi herkesin Uğur Mumcu’yu sevdiğine,

Yaşarken onun da sevmeyeni fazlaydı,

Ne MİTçiliği kalmıştı ne satılmışlığı,

Hürriyet, önemli yazarlarını birer birer kaybediyor,

Serdar Turgut, ben, Murat Bardakçı,, Emin Çölaşan,

Bütün bunlara rağmen tiraj kaybetmiyor,

Emin olun şimdi de kaybetmeyecek,

“Hürriyet almayın” kampanyaları yapılacak falan ama herkes almaya devam edecek,

Ve Ertuğrul Özkök’ün Aydın Doğan’a söylediği “Yazarların önemi yok,” cümlesi biraz daha teyit edilmiş olacak,

Tabii burada bir de tehlike var,

“Kim gitse bir şey olmuyor” diye düşünmeye başlayan Aydın Doğan’ın “İmajı yerle bir olan Ertuğrul da gitsin” demesi hayli mümkün,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Haysiyetlileri kovanlar, haysiyetsizlerle bayram namazı kılma planı yapmadığı zaman.