N’olcak Şimdi!

27 Nisan gece yarısına çeyrek kala Genelkurmay’ın internet sitesine koyduğu “Muhtıranın” üzerinden üç buçuk ay geçti,

Abdullah Gül Cumhurbaşkanı adayıydı,

15 gün önce “Cumhuriyetin değerlerine sözde değil özde bağlı bir Cumhurbaşkanı isteriz” diyen TSK 27 Nisan’da tepkisini en üst düzeye çıkarmış ve Gül’e karşı tavrını net biçimde ortaya koymuştu,

Muhtıra, seçim sürecini tetikleyen olaylar zincirinin ilk halkasıydı,

Ardından Başbakan ile Genelkurmay Başkanı Dolmabahçe Sarayı’nda içeriği hiç bir zaman açıklanmayan bir görüşme yaptılar,

Sonrasında da Başbakan Tayyip Erdoğan’dan gelen sinyaller Abdullah Gül’ü aday göstermeyeceği yolundaydı,

Fakat bir yandan rövanşistler “Halk Gül’ü istiyor, Göstermezsen halka ihanet etmiş olursun” kampanyası başlattılar, Diğer yandan da bir başka grup sanki bir inatlaşmayı körüklemek istermiş gibi “Gül aday olmamalı” diye bağırmaya başladılar,

Başbakan Erdoğan ise aynen 1 Mart Tezkeresi öncesindeki taktiğini güderek ortalığın bulanmasına izin verdi, Olayların kendisine rağmen geliştiği yönünde bir algılama oluşmasına seyirci kaldı,

Ve dün nihayet Gül’ün adaylığı açıklandı,

Fakat geçen defadan farklı olarak açıklamayı son dakikada bizzat Başbakan “Adayım hala kardeşim Gül’dür” diye yapmadı, Açıklama Parti adına Edibe Sözen’den geldi,

Aslına bakarsanız Recep Tayyip Erdoğan’a fazla bir seçenek de bırakılmamıştı,

Tayyip Erdoğan  ya muhtırayı dikkate aldığını gösterecek, 27 Mart’taki Abdullah Gül ile 13 Ağustos’taki Abdullah Gül arasında hiç bir fark olmadığını bile bile Gül’ü aday gösteremeyecek ya da Gül’de ısrar edecekti,

Gül’ü aday göstermemesi halinde “Azgın bir grup” Başbakan’ın zaaf içinde olduğunu öne sürecek ve Erdoğan’ın liderliğini tartışmaya açacaktı,

Bu durumda ya Başbakan Erdoğan, ya da Abdullah Gül’ün siyasi hayatı ağır bir darbe alacaktı,

Burada Başbakan’ın eline rahatlatacak tek hamleyi Gül yapabilir ve adaylıkta ısrarcı olmayıp çekilebilirdi,

Ancak Gül de fırsatçıydı, Ya Cumhurbaşkanı olacaktı, ya da Tayyip Erdoğan’ı zayıflatacak ve AKP’nin liderliğine oynama şansını elde edecekti,

Tüm bu nedenlerle köşeye sıkışan Erdoğan, Gül’ü aday gösterdi,

Gül’ün adaylığının seçim sonuçlarıyla veya seçmen talebiyle ilgisi falan yok,

Mesele siyasette var olabilme kavgasıydı,

Bu hamleyle Erdoğan, Gül’ü siyasetin dışına itti,

Şener’in ayrılığı ve Arınç’ın güç yitirmesiyle, tartışmasız bir biçimde AKP’nin kontrolünü ele aldı, partide mutlak hakimiyet kurdu, 

Şimdi soru şu: “Asker ne yapacak”

Ben söyleyeyim, Darbe marbe olmaz, Ekonomik nedenlerle değil, toplumsal nedenlerle olmaz,

Çünkü ekonomi darbeden etkilenmez ama darbeye yönelik toplumsal bir altyapı yok,

Peki ne olur?

Gül Cumhurbaşkanı olur,

Asker de Gül’ün özde mi, sözde mi Cumhuriyetçi olduğunu izler,

Ama asıl kıyamet Erdoğan ile Gül arasında kopacak,

Bunu daha önce her ikisine de daha önce söylediğim için yazıyorum,

Statükocu Gül ile atak Erdoğan’ın gerilim yaşamaması mümkün değil,

Hele bir de Gül, Dışişleri Bakanlığı’ndan kalma alışkanlıklarını sürdürürse seyreyleyin gümbürtüyü,

 

 

 


Pisi Pisi

Cancan meselesinde okur yorumlarını okudum,

“La havle” çektim,

Yıllar önce yazdıklarımı, anlattıklarımı tekrarlamak zorunda kalmak çok acı,

Bazı okurlar sormuşlar, “Başbakan kızının yaşgününü nereden biliyordu? Başbakan’dan kedi alınca ona bağlı oldun,”

Başbakan kızımın yaşgününü şuradan biliyordu,

Hürriyet Gazetesi için Başbakan’la Kızılcahamam’da bir röportaj yaparken Tayyip Bey beni Antalya’da yapılacak bir toplantıya davet etti,

Tarihi sordum “16/17 Nisan” dedi,

Tam hatırlamıyorum ama galiba Türk Dünyası Kurultayıydı,

“Gelemem” dedim,

“Niye?” diye sordu,

“Kızımın yaşgünü, Onun yanında olmam lazım” dedim,

“Haklısın gelme o zaman” dedikten sonra sordu: “Ne hediye alacaksın?”

“Kedi istedi, Onu alacağım” dedim,

Kızımın yaşgününden bir gün evvel Ankara’dan kutu içinde bir kedi geldi,

Başbakan’a Van gezisinde hediye etmişler, Ama kedicik Başbakanlık Konutunda strese girmiş, Bakamamışlar, O da Zeynep’e hediye etmiş,

Var mı bunda bir acayiplik, 

Başbakan Erdoğan’la aramda gazetecilik ilişkisi dışında bir yakınlık hiç bir zaman olmadı,

Kediden önce de, sonra da,

Beğenilerimi de eleştirilerimi de değiştirmedim,

İşte Sabah’a el koyulma süreci ortada,

Sabah’a, gazeteme el koyulurken bile kendisini arayıp da “Ne oluyor?” diye sormadım,

El koyulmasından sonra birlikte Suriye gezisine gittik,

Orada bile bu konuyu açmadım,

Hayatımda hiç bir siyasetçiden bir şey istemedim, Hiç bir siyasetçi de benden bir şey istemedi,

Var mı bir diyeceğiniz!

 

 

 


Yarın devam

PEW’in Global Attitudes Raporu’na bugün yer kalmadı,

Yarın devam ederiz, Ya da bakarsınız benim köşede sıkıştırırak değil, Gazeport’ta raporu ayrıntılı bir biçimde yayınlarız,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Sorunlardan değil çözümsüzlüklerden korktuğumuz zaman