İlginç Bir Rapor

Pazartesi günü bir kopyası Başbakan’da, bir kopyası bende olan bir raporu yazacağım diyince, herkes heyecanlanmış,

Yok canım, bu rapor bir yolsuzluk, hırsızlık raporu değil,

Elimize geçtikçe onları da yazarız ama sözünü ettiğim rapor, Pew Global Attitudes Project’in 47 ülkede yaptığı araştırmanın 129 sayfalık bir raporda toplanan sonuçları,

Bundan önceki rapor 2002 yılında 44 ülkede yapılan bir araştırmadan sonra yayınlanmıştı, Bu kez 46 ülke ve Filistin’de yapıldı,

45 bin kişiyle karşılıklı görüşülerek hazırlanan rapor, titiz bir çalışmanın ürünü,

Raporun bir kopyası Başbakan Tayyip Erdoğan’a, üst düzey bir Amerikalı yetkili tarafından verildi, Türkiye’deki 2, kopyası ise bende,

Bir kaç gün boyunca rapordan bölümler aktaracağım,

Raporun ilk önemli tesbiti 47 ülke halklarının ABD’ye bakışı ile ilgili,

“ABD’den hoşlanmayan uluslar” sıralamasında Türkiye 1, sırada,

ABD’den hoşlanan Türklerin oranı sadece yüzde 9, Türkiye’yi yüzde 13’le Filistin, yüzde 15’le Pakistan takip ediyor, Hugo Chavez’in Venezuela’sında bile bu oran yüzde 56,

“ABD’nin demokrasi anlayışı”ndan hoşlanmayan ülkelerin başında da yine Türkiye geliyor, Türkler yüzde 81’lik oranla ABD’nin demokrasi anlayışına karşı, Türkiye’yi yüzde 76 ile Fransa, yüzde 72 ile Pakistan takip ediyor,

“ABD’nin iş yapma yöntemlerinden” hoşlanmayan ülkeler sıralamasında da yüzde 83 ile lider Türkler, Türkleri, yüzde 75 ile Fransızlar, yüzde 67 ile Arjantinliler izliyor,

Türkiye’nin ABD’ye bakışındaki değişim aslında korkunç,

Rapora göre 2000 yılında Türklerin ABD’den hoşlanma oranı yüzde 52, Yani deprem sonrası Clinton’ın ziyaretini takip eden dönem,

Bu oran  2002’de yüzde 30’a, 2003’te yüzde 15’e düşüyor,

2004’te yükselerek yüzde 30’a çıkmasına rağmen, sonraki yıllarda yüzde 23’e, yüzde 15’e ve bu yıl yüzde 9’a düşerek Dünya milletleri arasında en düşük orana geriliyor,

Rapordaki bir başka ilgin nokta, Türklerin sadece Amerika’dan değil, Amerikalılardan da hoşlanmadıklarını ortaya koyması,

ABD’den hoşlandığını söyleyen Türklerin oranı yüzde 9’ken Amerikalılardan hoşlandığını söyleyen Türklerin oranı yüzde 13, Bu da Dünyadaki en düşük oran,

Yani Türkler sadece Amerikan politikalarından değil, artık Amerikalılardan da nefret ediyor,

Raporda çok ilginç başka bölümler de var,

Onları da yarın yazarız, 

 

 


Cancan Mevzuu

Milliyet, Tayyip Bey’in kızıma hediye ettiği kediyi her fırsatta haber yapmayı seviyor,

Bu kez de Yeni Harman Dergisi’nden alıntı yaparak kedimiz Cancan’ın ölümünü hüber yapmışlar,

Sevgili dostum Sedat Ergin tehlikeli sularda dolaşıyor,

Çünkü Yeni Harman’daki röportajımdan alıntı yapmak, bir Doğan Grubu gazetesi için riskli,

Bu röportajda kedi konusu zurnanın son deliği bile değil,

Bence son derece ilginç bu röportajı Yeni Harman’da veya www,fatihaltayli,com,tr de okumalısınız,

Neyse dönelim Cancan’a, yani Tayyip Bey’in Zeynep’e 4, yaşgününde hediye ettiği kediye,

Cancan geldiği günden beri evimizin sevgilisiydi,

Milliyet’in yazdığı gibi adını falan da değiştirmemiştik, Geldiğinde aşı kağıdında da, kafesinin üzerinde de adı Cancan’dı,

Cancan, her akşam evden kaçıyor, mahallenin kedileriyle kavga ediyor, ben de gece yarıları don paça sokağa fırlayıp kavga ayırıyordum,

Hergün bir komşumuz gelip Cancan’ın kedilerini dövmesinden şikayetçi oluyordu,

Cancan gece yarıları tarafımdan zorla eve sokuluyor, gelip bizim yatakta yatıyordu,

Veterineri Cancan’ın kısırlaştırılması gerektiğini söylüyor ve “Böyle giderse bir gün bir kavgada ölecek” diyordu, Ama biz cinsinin bu şahane mensubuna kıyamıyorduk,

Bir gece Cancan gelmedi,

Ertesi gün de ortalıkta görünmedi, Merak içindeydik, Her tarafı aradık, Yer yarılıp içine girmişti sanki,

Öğle saatlerinde Murat Bardakçı ile yemek yerken telefon çaldı,

Arayan eşimdi ama konuşamıyordu, katıla katıla ağlıyor, anlayamadığım bir şeyler söylüyordu, Sonunda anladım, Cancan’ın başına bir iş gelmişti,

Hemen eve gittim,

Cancan, bir gece önce klasik kavgalarından birine tutuşmuş ve kavga ettiği kediyle birlikte bir kaç ev ilerdeki komşumuzun evindeki havuza düşmüştü, Komşumuz tatilde olduğu için sesini duyan olmamıştı ve her iki kedi de havuzda boğulmuştu,

Gündüz eve gelen bahçıvan havuzda iki kedinin cansız bedenlerini bulmuştu,

Önce birlikte ağladık sonra da bu durumu henüz okuldan dönmemiş olan Zeynep’e nasıl anlatacağımızı düşündük,

Pedagog bir dostumuzu aradık,

“Sakın saklamayın, Söyleyin, Ölümün de yaşam kadar normal olduğunu anlaması lazım, Cennete gitti falan dersiniz ama söyleyin” dedi,

Gidip Zeynep’i okuldan aldık ve durumu anlattık, Ailece ağlama faslının ardından  Cancan’a gözyaşları arasında müthiş bir cenaze töreni yaptık, Mezarının başına bir de taş diktik,

Ailece günlerce perişan olduk,

Zeynep her gün gidip Cancan’ın mezarına çiçekler koydu,

Aradan üç ay geçti ama hala zaman zaman mezarını ziyaret edip çiçek koyuyor,

Bilgilerinize sunarım,

 

 


Gazete Kurmak

Okurlardan gelen yorumlar hoş,

Pek çok okurumuz “Gazete kurun” diyor,

Keşke kurabilsek,

“Vatancılar nasıl kurdu” diyenler var,

Vatancılar gazete falan kurmadı, Doğan Grubu onlara gazete kurdurdu,

Bir kaç sene yanda tuttu, sonra içine aldı,

Ben böyle bir şey yapmam, yapamam,

Diyelim ki, üç beş gazeteci biraraya gelip gazete kurduk,

Nerede basacağız?

TMSF’nin elindeki Sabah’ta mı, yoksa Doğan Printing Center’de mi?

Hadi bir yer bulduk bastık diyelim,

Kim dağıtacak?

TMSF’nin kontrolündeki Merkez Dağıtım mı, yoksa Doğan’ın Yaysat’ı  mı?

Bu sorunlar aşılmaz mı?

Aşılır elbet ama biraz sabredin,

Sakın merak etmeyin,

Meydanı tekelcilere bırakmayız,

Öyle ya da böyle!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Onursuzca boyun eğerek yaşamaktansa, onurlu bir şekilde mücadele etmeyi tercih ettiğimiz zaman