Doğan Tekel olursa

Dün Sabah evde otururken eşimden pek de beklemediğim bir soru geldi:

“Fatih, sence Doğan Grubu Sabah’ı gerçekten alır mı?”

“Alabilir” dedim,

“Peki biraz garip olacağının, hedef olacaklarının farkında değiller mi?”

“Alırlar çünkü Aydın Doğan bu ülkeyi iyi tanıyor” dedim,

Şaşkın şaşkın bakınca açıklamak zorunda kaldım:

“Aydın Doğan Sabah’ı ve ATV’yi alırsa kim ne diyecek ki! Tırsık bürokrasi mi? Gıklarını çıkarmazlar, Haklarında yazılacak doğru yanlış tek bir haberden ödleri patlar, Onlardan daha tırsık iş Dünyası mı? Karşı çıkmak ne kelime, kapıya dizilip tebrik ederler, Çıkınca içlerinden söverler ama korkudan gıklarını çıkaramazlar, Siyasetçiler mi? Ödleri patlar, İktidar Doğan Medyası gerilim yaratır diye korkar, muhalefet medyanın iktidara iyice yönelmesinden çekinir, Hiç biri sesini çıkaramaz, Entelektüeller mi? Hepsini çöpe at, Bir yerde bize yazdırırlar mı, bir yerde televizyon programı yaptırırlar mı acaba diye teklif beklemeye, teklif gelsin diye yalakalık yapmaya başlarlar, Halk mı? Halk olayın farkına bile varmaz, Kimse Aydın Doğan’ın tekelini ve bunun tehlikelerini yazmayacağı için haberleri bile olmaz, Onlar gazete okuduklarını, haber aldıklarını zannederler, Toplasan toplasan bir 30 bin kişi kızar, öfkelenir, dertlenir Aydın Doğan’ın da umurunda olmaz”

“Yani sen boşu boşuna uğraşıyorsun!” dedi

“Yoo” dedim, “Boşu boşuna değil, Kendim için uğraşıyorum, Böyle bir şey olursa ve herkes bundan zarar görmeye başladığı zaman  ‘Niye bir şey yapmadım?’ dememek için uğraşıyorum, En azından ‘Uğraşmadım’ dememek için uğraşıyorum” dedim,

“Çok iyi yapıyorsun” dedi,

Boynuma sarıldı,

Sırada Karamehmet var

Artık alıştım, Her sabah kapım çalınıyor, postacı bir kaç zarf veriyor,

Tebligatlar,

Aydın Doğan’dan davalar, tekzipler,

Benim yazdıklarımı yalanlamaya çalışan, “Biz öyle değiliz, biz böyle değiliz, Sen yalan yazıyorsun” diyen kağıttan paçavralar,

Dün Sabah da yine bir grup paçavrayı teslim ettiler,

Aldım, Sonra çayımla gazeteme döndüm,

Hürriyet’in ekonomi sayfasını açtım,

Sabah’ı hallettiler ya, şimdi hedef tahtasına Karamehmet’i oturtmuşlar,

Yine Çukurova Grubu’na saldırıyorlar,

Sabah için hortumcu Dinç Bilgin’i kullanmışlardı,

Karamahmet’e saldırırken de Erol Aksoy yanlarında,

Erol Aksoy’un Show TV’de payı varmış, Çukurova Grubu medyaya başkalarını ortak alamazmış, Çukurova’nın yabancı ortak bulmasın engellmeye çalışıyorlar

Fakat anlı şanlı ekonomi sayfasında bir tek kişi de sormamış, “Yahu Erol Aksoy’un malına mülküne TMSF tarafından el koyulurken Show TV’de hissesi , missesi yoktu, Şimdi nereden çıktı bu?” diye,

Doğan medyada kırık dökük de olsa tek rakip kalan Çukurova’yı bile istemiyor,

Saldırıyor, Kimbilir belki de Çukurova’yı da Erol Aksoy ile ilişkilendirip, ona da el koydurtacaklar, Sonra TMSF ihalesi ile onu da almayı planlıyor olabilirler, Şeytanın aklına gelmez, bunların gelir,

Maksat Akşam da batsın, Show TV de onların olsun,

Ama asıl hedef Digitürk,

Digitürk’ten yıllardır rahatsızlar,

Ona rakip olsun diye D Smart diye uyduruk bir şey kurdular, Daha önce de Free TV’yi kurup çanak satmışlardı, Şimdi ne oldu bilmiyorum,

Kursunlar, rekabet olsun diyeceksiniz,

Doğrusu da bu ama Doğan rekabet falan istemiyor ki,

Rekabet demek kalite demek ama aynı zaman masraf da demek,

Şimdiki Digitürk varken futbol maçları için ihaleye girseler fiyat yükselecek,

Ama Digitürk batarsa, yok olursa D Smart rakipsiz olarak ihaleye girecek kaç para verirse o kadar işi alacak,

Dertleri bu,

Bu hırsın, bu açgözlülüğün sonu nereye varacak bilmiyorum,

Ama hayırlı bir sona vesile olmayacağından eminim,

İnadım inat

Abdullah Gül’e yönelik “Çekil” yazılarını yazanlar farkında mı bilmiyorum ama o yazılar AKP’de ve Genel Başkanı’nda tam tersi bir etki yaratıyor,

Normalde, Tayyip Erdoğan’ın Gül’ün Cumhurbaşkanlığını kafasından sildiğinden emindim,

Ama artık değilim,

Çünkü Tayyip Erdoğan, daha önceki pek çok örnekte de görüldüğü gibi, inatlaşmayı seviyor,

İnatlaşmaya başladı mı da, kendisi için makul olandan bile vazgeçip inatlaştığı kesimin en istemediği davranışı benimseyebiliyor,

Yaptığı iş kendi hoşuna gitmese bile yapıyor,

Çünkü baskıyla, yönlendirmeyle iş yapan adam gibi görünmek istemiyor,

Pek çok lider de Tayyip Erdoğan gibi düşünür,

Zorlamayla iş yapıyor olmak istemez,

Ama gerçekten “Büyük lider” olabilenler bu “İnatlaşma tuzağına” düşmezler,

Kendi doğruları, kendi düşünceleri, kendi yöntemleri vardır,

Kararlarını verdikleri zaman çevreden gelen yakın veya uzak seslere kulaklarını tıkarlar, Sırf kendilerine söylenin tersini yapmış olmak, kendilerini bu yolla kanıtlamak için iş yapmazlar, 

İnatlaşmanın da bir tür etki altında kalmak olduğunu bilir, bu yüzden de kendi doğrularından inatlaşma uğruna vazgeçmezler,

Cumhurbaşkanlığı seçimi süreci sırf bu nedenle dahi Tayyip Erdoğan için bir “Büyük liderlik” sınavı olacak,

Erdoğan “Kasımpaşalı inatçı siyasetçiden” “Devlet adamlığına geçiş” sürecini tamamlayıp tamamlamadığını burada gösterecek,

Umarım herkes için doğru olanı yapar,

Ve bazen doğru olan, doğru olacağı zannedilen değildir,

 

 


Pazartesi

 

Sevgili okurlar, Pazartesi günü köşemde çok ilginç bir raporu ayrıntılı bir biçimde yayınlayacağım,

Çok büyük araştırmanın sonucu olan bu rapordan Türkiye’de sadece iki kopya var,

Biri Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın masasında duruyor, diğeri benimkinde,

Pazartesi gününden itibaren hepinizinkinde, 

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Haklı olanın yarı haklılıkla yetinmemesi gerektiğini anladığımız zaman