Karşı Devrim mi, Densizlik mi?

“Bağımlı medya” yeterince görmezden gelmeyi tercih etse de, dünün en önemli olayı Anayasa Profesörü Zafer Üskül’ün “Anayasa’dan Atatürk’ün izlerini silelim” anlamını taşıyan açıklamasındaki tavrıydı,

Zafer Üskül, eski bir sosyal demokrattır,

2007 başında Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili Anayasa yorumunun “Hukukçu” kimliği ile yaptığı bir çalışmasını bana göndemişti, Ben de bunu “Tarafsız hatta karşı taraftan bir hukukçunun” görüşü olarak köşeme koymuştum,

Üskül bu çalışmasında Cumhurbaşkanılığı seçiminde 367 sayısının gerekmediğini belirtiyordu,

Bu çalışmayı yapan Profesör Zafer Üskül,  aradan çok kısa bir süre geçtikten sonra AKP milletvekili adayı olarak karşımıza çıkınca şaşırdım,

O Zafer Üskül, şimdi de çıkıp diyor ki, Anayasa’dan Kemalizmle ilgili maddeleri ayıklayalım, Atatürk’ün izlerini silelim,

Bu açıkça “Demokratik karşı devrim” girişimidir,

Her ülkenin Anayasa’sında o devletin kurucu ruhunu temsil eden unsurlar bulunur,

Bunlar ülkenin ruhunu oluşturur,

Bugün Türkiye’nin demokratik, Batıya dönük, halktan yana, özgürlükçü, yenilikçi  ruhunu oluşturan da tüm eksik ve fazlalarına rağmen Anayasa’sıdır,

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda elbette bazı değişiklikler yapmak gereklidir ama bunlar Atatürk’ü hissetiren maddeler değildir!

Anayasa’dan bu ülkenin kurucu ruhunu yok etmeye yönelik bir çaba içine girmek, karşı devrim arayışıdır,

AKP’ye oy veren yüzde 47’ye yakın yurttaş arasında elbette karşı devrimciler vardır ama bunların oranı AKP’yi iktidar taşıyacak büyüklükte değildir,

AKP’nin de böyle bir niyeti olduğunu zannetmiyorum,

Böyle bir niyet var idiyse, o zaman AKP bunu “Seçim beyannamesine” ve hatta “Parti programına” koymalıydı,

Buralarda yer almayan bir öneriyi seçimden 5 gün sonra gündeme getirmek çok ilginç bir girişim,

Bu acaba Zafer Üskül’ün “Bireysel densizliği mi?” yoksa AK Parti’nin “Sistemli bir girişimi” mi?

Zafer Üskül kendince bir iş mi yapıyor, yoksa AK Parti yine “Zemin mi yokluyor”

AK Parti Zafer Üskül’ün bu önerisiyle ilgisi olmadığı açıklamadığı müddetçe bu sorular yanıtsız kalacaktır,

Tabii bir de üçüncü olasılık var,

Zafer Üskül, AKP içine “Provokatör” göreviyle girmiş olabilir,

Bak işte o zaman çok gülerim,

YSK’ya katılmıyorum

Yüsek Seçim Kurulu mazbatasını almaya giderken trafik kazasında ölen Profesör Özönder’in TBMM’deki koltuğunun boş kalmasına karar verdi,

Bu kararı hiç de doğru bulmadım,

Meclis’i daha ilk günden eksik başlatmanın hiç bir mantığı yok,

Hele hele mazbatalar henüz verilmemişken,

YSK, bir “Kurul” olduğunu hatırlayıp bir yorum getirebilir ve MHP’nin Özönder’in ardında yer alan adayının Meclis’e girmesine yol verebilirdi,

Yasanın böyle bir yorumunun kimseye zararı olmazdı,

Hesap bilmez düşmanlar

Galatasaray düşmanı cephe, Seyrantepe Stadı’nı hiç ama hiç içine sindiremiyor,

Bu cephede ateşi açma sırası bugün Gürcan Bilgiç’teydi,

“Fenerbahçe ve Beşiktaş kendi statlarını yaptılar ve kira ödüyorlar, Galatasaray ise hem devlete yaptırıyor, hem de bedava oturacak” demiş,

Hesap kitap bilmeden Galatasaray düşmanı olursan, diğerleri gibi olur ve böyle yazarsın,

Galatasaray Stadı’nı devlete yaptırmıyor,

Galatasaray, Stadını Seyrantepe’ye taşıyarak devlete para kazandırıyor,

Yapılan iş ortada,

Galatasaray, mevcut Ali Sami Yen arazisini devlete bıraktı,

Devlet bu araziyi ihaleye çıkardı, Bu araziyi alan arazi karşılığında Galatasaray’a bir stat yapacak stadın parasını mevcut araziye yapacağı binadan çıkaracak, Üstüne üstlük devlete de 100 milyon dolar ödeyecek,

Yani bir anlamda Gürcan Bilgiç’in söylediği kira bedeli üzerinden göre, yılda 2 milyon dolardan 60 yıllık kirayı devlete peşin ödemiş olacak,

Ben hala Galatasaray’ın burada yanlış yaptığını düşünüyorum,

Galatasaray daha akıllı davransaydı, yani Seyrantepe Stadı’nı arazisini satın alıp kendi imkanlarıyla yapsaydı, TOKİ’nin kasasına girecek parayı kendi kasasına koyabilirdi,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Acemilerin yaptığı süratin kazayla sonuçlanmasının kaçınılmaz olduğunu unutmadığımız zaman.