Yalaklık ve Salaklık

Aptal dostun olacağına, akıllı düşmanın olsun denir ya, doğru,

Dün gazetelere bakınca bunu bir kez daha gördük,

“Yalaklık” yaparken, “Salaklık” yapmışlar,

Neredeyse tümü, 27 Nisan’daki e muhtırayı seçim sonuçları ile karşılaştırıp, “Bu da halkın muhtırası” diye ortaklaştırılacak manşetler atmışlar,

Zannediyorlar ki, bu manşetler “Muzaffer Başbakanın” hoşuna gidecek ve “Aferin lan ne güzel düşünmüşsünüz” diyecek,

Ama kazın ayağı öyle değil,

Başbakan e muhtarının hatırlanmasını, deşilmesini ve yeniden gündeme getirilmesini istemiyor,

O seçimden önceydi ve işlevini tamamladı,

“Dolmabahçe Uzlaşması” ile en azından Ankara’da o meselenin üzerine sünger çekildi,

Yeni güçlü döneminde Başbakan Erdoğan “Gerginlik” istemiyor, En azından işe “Gerilimle başlamak” istemiyor,

Bunun için de, “Bu da halkın muhtırası” başlıklarından çok memnun olduğunu zannetmiyorum,

Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi “Askerin damarına basmak”  Erdoğan’ın son isteyeceği şey,

Ve eminim ki, aynen basın gibi, seçim sonuçlarını e muhtıraya gönderme yaparak gündemine alan Bülent Arınç da Başbakan Erdoğan’dan sıkı bir “Zılgıt” yemiştir,

Erdoğan artık geriye bakmıyor,

Muhtırayı hatırlamak ve hatırlatmak istemiyor,

Yalaklık yapmak isteyenlerin dikkatine ve bilgisine sunarım,

İmralı değil Ankara

AKP’nin aldığı oylar ve bu oyların ülke genelindeki dağılımı aslında Türkiye açısından bir şans,

En büyük şans ise Doğu ve Güneydoğu’daki durum,

AKP bu bölgede HEP-DEP-HADEP kısaca PKK geleneğini kırdı,

İlk kez bir merkez parti bölgede bu “gelenekten” daha fazla oy aldı,

Barzani’nin Türk iç siyasetine etkisinin katkısıyla da olsa bu durum önemli,

Tayip Erdoğan, uzun zamandan beri hiç bir liderin başaramadığını başardı ve Türkiye’de etnik kimliğini öne çıkaranların da lideri olmayı becerdi,

Bu durum, iyi değerlendirildiği takdirde Türkiye için bir şanstır, Bölgede etkin olan artık “İmralı” değil Ankara’dadır,

Tayyip Erdoğan bu durumun gerektirdiği hamleleri yaparsa, Türkiye bölünme tehlikesini uzun süreliğine bertaraf eder,

burada söylemem gereken bir şey daha var,

Mecliste oluşan tabloya baktığınız zaman “Gergin” bir dönemin habercisi gibi görünebilir,

Böyle bir durumda, biraz aykırı bir fikir gibi görünse de TBMM Başkanlığı için en uygun isim Abdülkadir Aksu olacaktır,

Hem iktidarın önemli bir ismi, hem de Meclis’te grup kuracak olan DTP’lilerle diyalog kurabilecek bir konumda, Üstelik MHP ile de arasında duvar yok,

Pek çok olası sorunun uzlaşı ile çözümlenmesinde çok etkisi olabilir,

Kim ne olur?

Seçim bitince yeni “Geyik” malzemesi “Hükümet nasıl şekillenecek, Meclis Başkanı kim olacak, Cumhurbaşkanlığına kim aday gösterilecek?”,

Şimdi herkes bir fikir ortaya atacak,

Başbakan ise büyük ihtimalle kimsenin aklına gelmeyeni yapacak,

Cumhurbaşkanlığına Abdullah Gül’ün aday gösterilmeyeceği bence kesin, Tayyip Bey, Gül’ü Meclis Başkanlığı için düşünüyor olabilir ama bunu da Gül kabul etmez, O zaman Dışişleri Bakanlığı’na devam,  Cemil Çiçek’i Adalet Bakanı yapmaz!

Kimi yapar sorusu zor, Hayati Yazıcı ister ama onu da yapmaz, Prof, Zafer Üskül partide çok yeni olmaz,

Zafer Çağlayan Sanayi ve Ticaret Bakanı olur gibi ama Tayyip Bey bu belli olmaz,

Mehmet Sağlam’ı  Milli Eğitim Bakanı yapar diyenler var, Cumhurbaşkanı adayı o olacak diyenler de,

Ali Babacan AB’den sorumlu bakan olur, Mehmet Şimşek de ekonomiden sorumlu,

Mehdi Eker yerinde kalır gibi duruyor çünkü kırsaldan gelen oylarda büyük payı var,

Enerji Bakanı, Gümrük Bakanı ve Orman Bakanı gider,

Ulaştırma çok çok iyi çalıştı ama hakkındaki iddiaların Başbakan’ı rahatsız ettiği de söyleniyor, Ben söyleyenlerin yalancısıyım,

İlle de kadın bakan olacak, Nimet Çubukçu banko gibi, Tabii o da Cumhurbaşkanlığı için aday gösterilebilir, 

Anlayacağınız epey bir değişiklik olacak,

Ama elde iyi malzeme var,

Bari yaş haddinden bıraksın

Mustafa Özyürek’in dünkü konuşmasından Deniz Baykal’ın istifaya niyetli olmadığı sonucu çıktı,

Milletvekili sayısındaki radikal gerilemeye karşın, oylardaki marjinal artışı ve solda sağlanan birlikteliği Baykal başarı olarak göstermeye çalışacak,

Hadi bu durumu kabul ettik diyelim,

Baykal yine de bırakmalı,

Deniz Bey 70 yaşında,

Bir dahaki seçimde 75 olacak,

Blair 50’li yaşların ortasında bıraktı, Schröder keza,

Türkiye gibi genç, dinamik bir ülkede 75 yaşında bir lideri kim ister Allah aşkına,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Tadını beğenmesek de demli çayı içtiğimiz zaman.