Unutkanlık

Önceki gün bir buçuk iki aydır görmediğim bir arkadaşımla karşılaştık,

Hoşbeşten sonra konu siyasete, daha doğrusu seçimlere geldi,

Son karşılaşmamızda yine siyaset konuşmuştuk,

Bir gün önce eşiyle beraber Çağlayan mitingine gitmişti ve çok heyecanlıydı,

“Cumhuriyete sahip çıkmak lazım, çocuklarımız nasıl bir ülkede yaşayacak, torunlarımız nasıl bir ülkeye gözlerini açacak bunun kararını vermek için bugün önemli” diyor,

Sıkı bir AKP karşıtı olmuştu, Bir sonraki miting için İzmir’e gitmeyi bile düşünüyordu,

1,5 ay önce bunları söyleyen arkadaşımın yine bunları söyleyeceğini düşünüyordum,

Ama o çok farklı bir havaya girmişti,

“Abi, durum hiç de fena değil, 4 yeni müşteri geldi, Hepsi yabancı, Onların işlerini takip ediyoruz, Türkiye ile çok ilgililer, Bu istikrarın sürmesi lazım, Ben AKP’nin bir dönem daha devam etmesi gerektiğini düşünüyorum, Erdoğan’a oy vereceğim” dedi,

Gülmeye başladım,

1,5 ay once bana anlattıklarını hatırlıyor musun?” diye sordum,

“Ne anlatmıştım?” dedi,

“Mitingden gelmiştin, Rejim mejim bir şeyler diyordun, Çocukların, torunların geleceğini düşünüyordun”

Kızardı,

“Haklısın ama  o günden bu güne değişen çok şey oldu” dedi,

“Ne değişti?” diye sordum, “AKP mi, değişti, AKP’nin içindeki isimler mi değişti, yoksa sen mi değiştin?”

“Yahu Fatih karım gibi konuşuyorsun, O da aynen böyle diyor, Abi çok şey değişti, Gül Cumhurbaşkanı olamadı, Asker AKP’ye ayar çekti” derken araya girdim, “Sen 4 yeni müşteri buldun, Çocukların ve torunlar en azından mali olarak daha iyi bir pozisyona gelecekler” dedim,

“Yok Abi alakası yok, Mitinglerin ortamı çok duygusaldı, O günlerde korkuyorduk, Gaza gelmiştik” dedi,

Arkadaşıma güldüm,

O da pek çoğumuz gibi balık hafızalıydı,

Mitingler Mayıs’ta, seçim Temmuz’da olunca korkular ve inançlar değişiyordu,

 

Miting demişken

Uzun zamandır tanıdığım bir Fransız gazeteci seçim öncesi atmosferi görmek için bir süredir Türkiye’deydi,

Paris’e uçmadan önce bana uğradı,

“Ne gördün” diye sordum,

“Seçim heyecanı yok, Ne medyada, ne sokakta, Oysa iki ay önce İzmir’e mitingi izlemeye gelmiştim, Çok daha heyecanlıydı” diye yanıtladı,

“Cumhuriyet mitingleri” Fransa’da da bayağı ilgi çekmiş,

“Bütün entelijansiya bundan bahsetti, Türkiye’de laik geleneğin kökleştiğini gördük ve bundan hoşlandık ama karşı fikirde olanlar da vardı, İslamcıların bir miting düzenlemesi halinde çok daha büyük kalabalık toplayacaklarını düşünenler var, Sen ne düşünüyorsun” diye bana sordu,

“Öyle düşünenler haklılar, Çok daha organize oldukları için çok daha büyük kalabalıkları sokağa dökebilirler, 2 milyon kişiyi bile toplayabilirler, Paraları da daha çok, Bunu rahatça yaparlar” dedim,

“Pek niye yapmıyorlar ya da yapmadılar” dedi,

“Yapamazlar” dedim,

Şaşkınca “Yaparlar diyorsun, yapamazlar diyorsun, Delirdin mi?” dedi,

Niye yapamayacaklarını anlattım:

“Böyle bir miting düzenlerlerse ortaya çıkacak görüntüden korkarlar, Yüzbinlerce başı örtülü, kara çarşaflı , uzun sakallı, şalvarlı, cübbeli  kişinin görüntüsünü, fotoğraflarını bir düşünsene, Başlarında Arapça yazılı yeşil bantlar olan gençler, Başı örtülü kızlar, çarşaflı kızlar, Bu görüntünün yerli ve yabancı basında çıktığını düşünsene, Cumhuriyet Mitingleri ile bu mitingin fotoğraflarının yanyana kullanıldığını düşünsene, AKP böyle bir miting düzenlese o mitinge katılanlar AKP’nin göstermek istemediği yüzünü gösterir, Mitingler arasında yapılacak bir karşılaştırma Türkiye’nin yön tercihinde herkesin gözünün açılmasına neden olur, O yüzden de AKP böyle bir miting düzenlemez,, düzenleyemez”

Fransız gazeteci “Galiba haklısın, AKP mitingi, Hizbullah görüntüsü verirse Avrupa’da Sarkozy ile  fikir birliği yapanların sayısı katlanır, Askerinize Avrupa’da bile sempati artar,” diyerek bana katıldığını gösterdi,

Sizce yanlış mı düşünüyorum?

AKP’ye oy veren ve yukarda saydığım kişilere benzemeyen geniş bir kitle var elbette,

Ama bir mitingde öne çıkacak fotoğraf benim dediğim fotoğraf olur,

Bir yanda Cumhuriyet’in aydınlık yüzleri, diğer yanda karşı devrimin karanlığı,

Bu fotoğrafı kim yan yana görmek ister,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Çoluk çocuğu televizyonlarda ağlatanlar, zoru görünce araziye uymadığı zaman,