Adamına göre uygulama

Yooo, sakın yanlış anlamayın ne yabancı sermayeye karşıyım, ne Türkiye’nin bir yere götürülmesi mümkün olmayan taşının toprağının yabancılara satışına, Yabancı sermayenin Arap kökenli olması da mühim değil, Hele hele o Arap, Türkiye’yi rejim taşımaya hevesli biri değil de, Şeyh Maktum gibi ülkesini Batılı bir ülkeye çevirmeye çalışan modern bir Arapsa,

Ama karşı olduğum bir şey var,

O da, haksızlık ve Adaletsizlik,

Şeyh Maktum’un şirketi, Levent’teki İETT arazisini ihaleyle aldı, Daha doğrusu “Satın alma hakkını kazandı”

İhale şartnamesi, bu hakkı kazanan kişi veya şirketin 15 gün içinde ihalede teklif ettiği bedeli ödeyerek araziyi satın almasını, aksi takdirde hakkını kaybedeceğini ve teminatının yanacağını yazıyor,

Ancak Şeyh Mamtuk’un şirketi ihalenin üzerinden değil 15 gün, aylar geçmiş olmasına rağmen henüz parayı ödemedi,

Gerekçesi, araziyle ilgili olarak açılan imar planının iptal davası,

Şeyh Maktum, bu ihaleye girerken davadan haberdardı,

Buna rağmen ihaleye girdi,

Şartnamede her hangi bir değişiklik istemedi,

Mevcut haliyle araziyi alma hakkını kazandı,

Ama buna rağmen, davayı gerekçe göstererek parayı ödemedi,

İşin ilginci, İstanbul Büyükşehir Belediyesi de, ne ihaleyi iptal etti, ne Maktum’un teminatını yaktı, ne de en azından Maktum’a bir ihtar yolladı,

Maktum bekliyor, Belediye bekliyor,

Benim merak ettiğim ise şu: “Bu araziyi alan Şeyh Maktum değil de, ben olsaydım belediye aynı hoşgörüyü bana da gösterecek miydi?”

Siz de tahmin ediyorsunuz ki, göstermeyecekti,

Teminatım Belediye’ye gelir kaydedilecek, ya ihale tekrarlanacak, ya da ihalede ikinci sırada olana  arazi satılacaktı,

Bu yüzden de mevcut durumun adı “Hukuksuzluk” hatta belki de daha beteri “Çok hukukluluktur”

Sözleşmeler, şartnameler, yasalar adamına göre uygulanmaya başladığı anda bir ülkenin çivisi çıkar,

Bizim memleketin neden çivi tutmadığının yanıtı da budur, 

Galatasaray’ın durumu

Galatasaray’da Divan’ın girişimleriyle bir “Tespit Komisyonu” kuruldu,

İçinde Galatasaray’ın saygın isimleri var ve bir çalışma yürütüyorlar,

Çalışmanın amacı şu, “Galatasaray’ın içinde bulunduğu mali ve idari koşulları belirlemek”

Çalışmaların ilk bölümü hemen hemen tamamlanmış,

Bir kaç gün önce Ali Dürüst ve Özcan Çetinsoy’la beraberdik,

Ali Dürüst konuyu yakın takip ediyor,

Aktardığına göre kulübün şu andaki borç miktarı yaklaşık 170 milyon dolar,

Buna banka borçları, vergi borçları, futbolculara borçlar, Sportif AŞ’ye borçlar, piyasa borçları dahil,

Vergi borçları, Maliye ile varılan uzlaşma ile oldukça azalacağına göre, toplam borç stokuna 150 milyon dolar gözüyle bakabiliriz,

Ancak Sportif AŞ’ye olan borçlar ciddi bir sorun,

Çünkü Sportif AŞ halka açık bir şirket, Buraya olan borçlar nedeniyle Sportif AŞ temettü dağıtamadı,

Bu Sermaye Piyasası Kanunu açısından büyük bir suç,

Şirketin yönetim kurulu üyeleri, hapis cezası ile karşı karşıya,

Daha da vahimi kulübün bir kaç yıllık gelirleri de temlikli,

Yani alacaklılar gelirleri kaynağında kesiyor,

Maç naklen yayın hakları da 5 yıllığına satılmış, parası alınmış ve bitirilmiş durumda,

Durum tam bir rezalet,

Kulübe Başkan olmayı planlayan birinin ve yönetiminin en az 50 milyon dolarlık bir likiditeyi sağlaması şart,

Bunu sağlayıp arada gayrimenkul satışları ve yeni projelerle kulüp düze çıkabilir,

Aksi takdirde futbol takımı küme bile düşebilir,

Canaydın’ın kulübü getirdiği nokta bu,

Önümüzdeki yıl seçim var,

Bu tabloyu gören ve hesap yapabilen birinin Başkan adayı olması çok zor,

Ya birileri gözünü kapayıp balıklama atlayacak, ya da Canaydın Galatasaray’ı yok edene kadar Başkan kalacak,

Divan’ın böyle bir rapor hazırlaması her şeye rağmen çok iyi,

Çünkü herkes gerçek tabloyu görecek,

Kulübü 12 milyon dolar borçla devralıp bugüne taşıyan Canaydın’ın gibi geçmişi gereksiz yere değil, gerekli yere eleştirebilecek,

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Kendi yıktığımız binanın üzerinde enkaz edebiyatı yapmadığımız zaman,