YENİ Genelkurmay Başkanı "farklı bir üslup" sahibi olduğunu ilk gününden gösterme fırsatı yakaladı.
Dakika 1, sağkolunun "usulsüz dinleme yaptırdığı" iddiaları gündeme geldi.
Dakika 2, hemen soruşturma açtırdı.
Aynı akşam sağkol, "Soruşturma bana değil astlara yönelik" dedi.
Hemen ardından hükümetten, "Kendi içlerinde soruşturma yetmez. Sivil soruşturma yapılacak" düzeltmesi geldi.
Bunun üzerine askerlerden, "O cihazlar alındığında Aslan Güner karargâhta görevli değildi" açıklaması yapıldı.
Dün de Ulaştırma Bakanı, "Yasadışı dinlemelere karşı hassasiyet gösteriyoruz" diye konuştu.
Yasadışı dinlemelere karşı hassasiyet gösterilmesi müthiş bir şey.
Keşke doğru olsa.
Şimdi bakalım, son zamanların medyatik dinlemelerinde hangi hassasiyetler gösterilmiş!
Aylar önce Yargıtay'dan feryat yükseldi, "Dinleniyoruz" diye.
Siyasi sorumlulardan hiçbir açıklama gelmedi.
Olayı araştırmak isteyen bir hâkim görevden alınmak istendi.
Hemen hemen aynı günlerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin "Dinleniyorum" dedi.
Hiçbir hareket olmadı. Hanefi Avcı'nın kitabından öğreniyoruz ki, Emniyet Müdürü Avcı dinlendiğini belirterek hem İçişleri Bakanı'na, hem de Adalet Bakanı'na başvurmuş. Bu şikâyetle ilgili olarak da bir soruşturma, bir araştırma olmadı.
Örnekleri çoğaltmak mümkün.
Bütün bunlarla ilgili hiçbir şey yapılmazken, söz konusu Genelkurmay 2. Başkanı'yla ilgili bir "dinletme" iddiası olunca ortalık anında ayağa kalktı.
Bakın, sakın yanlış anlamayın.
Bu iş soruşturulmasın, bu da öbürleri gibi hasıraltı edilsin demiyorum.
Soruşturulmalı.
Yasadışına kim çıktıysa hesabını vermeli.
Ama işimize geleni soruştururuz, işimize gelmeyeni uyuturuz durumu olmamalı.
Bugün dinleyen de, dinleten de, dinlenen de biliyor ki, "Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner" Örnek mi?
İşte Hanefi Avcı. Bir zamanların "dinleme kralı"ydı, şimdi "dinlendiği için şikâyetçi" oldu.
Hiç kimsenin, "Beni dinlemeyen yılan bin yaşasın" deme hakkı yok.
Çünkü "yılan" herkesi dinliyor.
Dinleme kayıtları ne oluyor!
BİRKAÇ gün önce Adalet Bakanı Sadullah Ergin'le sohbet ediyorduk.
Dinleme meselesi orada da gündeme geldi. "Artık illegal dinleme yapılmayacak. İllegal dinleme delil olmayacak. Bu konuyu hallettik" dedi.
Yeni yaptıkları düzenlemeyle yetkinin TİB'e verilmesi sonucu, izinsiz dinlemelerin, sonra "izinlendirilip" delil haline getirilmesi mümkün olmayacakmış.
İnşallah öyle olur.
Bakan Ergin'e, dinlemelerle ilgili çok önemli bir soru sorduk.
Soru şu: "Legal veya illegal dinlemeler yapılıyor. Yasaya göre bu dinlemeler belirli bir süre yapılabiliyor. Bu süre sonunda eğer bir suç unsuruna rastlanmazsa, dinlenen kişiye dinlendiği bildirilmek ve suç içermeyen dinleme kayıtları imha edilmek zorunda. Ancak bunca kişi dinlendiği halde şimdiye dek imha edilen veya 'Dinlendiniz ama suç bulamadık' denilen kimse yok. Bu kayıtılar ne oluyor?" Bakan Sadullah Ergin bu konuda net bir yanıt veremedi.
Ancak şurası çok net.
İçinde suç unsuru bulunmasa da bu dinleme kayıtları eğer imha edilmezse, yarın öbür gün bir "itibarsızlaştırma" veya bir "şantaj" unsuru olarak kullanılabilir.
Bu konuda bir yasa olduğuna göre, bu yasa uygulanmalı.
Uygulanmayan yasa, yasa değildir.
Ramazan pankartı
İSTANBUL'da sık sık gittiğim bir lokanta vardır.
Alkollü içki satmayan, geleneksel bir lokanta.
Her ramazanda dükkânın önüne dev bir pankart asar ve "Hayırlı Ramazanlar" derdi.
Birkaç gün önce bu lokantaya gittim.
Pankartı asmamış.
Patrona, "Ne o, bu yıl ramazan gelmedi mi?" diye sordum. "Geldi ama gitti" dedi.
Şaşırdım. "Nasıl" dedim.
Ramazanın 1. günü pankartı depodan çıkarıp asmış.
Hemen "birileri" gelmiş. "Bu pankart siyasi maksatlı, indirin" demiş.
Patron, "Ne siyasi maksadı. Her yıl astığım pankart. Depodan çıkardım" demiş. "O zaman hemen yeniden depoya kaldır. Seneye ramazanda asarsın" demişler.
Kaldırmamış.
Ertesi gün bir daha gelmiş aynı "birileri". Kaldırmış mecburen. "Başka pankart da yaptıramadım. Ne yazacağımı bilemedim. İyi ramazanlar desek olmaz. Bu yılı hayırsız bir ramazanla geçiriyorum" dedi.
Not: Bu restoranın sahibi referandumda "Evet" diyecekti. Şimdi kararını gözden geçiriyor.
Starlık dersi
ACUN Ilıcalı'nın programı, bizim şöhretlere "adamlık" dersi gibi.
Dünyaca ünlü starlar yarışmaya katılıyor.
Hepsi birbirinden sempatik. Ne bir kasılmak, ne bir havaya girmek.
Geliyorlar, şen şakrak, esprilerle, hiçbir komplekse girmeden eğleniyor ve gidiyorlar.
Bizim Türkiye'nin dışına çıkınca esamisi okunmayacak "starlarımız"ın ise havadan, kasılmaktan, kendini önemsemekten yanlarına yanaşılmıyor.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Kötülük ekenin kötülük biçtiğini unutmadığımız zaman
Yazının başlığını “Haliç’te Yaşayan Simonlar, Dün Devlet, Bugün Cemaat” isimli kitaptan aldım. Yazarı, Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı.
Kitabın tamamını bir solukta okudum…(Kitabı, yakınımdaki iki büyük kitap evini birkaç kez aşındırdıktan sonra nihayet bulabildim… “İhbar” niteliğindeki bu kitabın bulunamaması bana çok manidar geldi… Ya kitap gerçekten Yok satıyor, ya da birilerince “YOK” sattırılıyor!... )
Birinci bölüm vurgun, soygun, banka hortumculuğu, mafya, kaçakçılık, rüşvet, Terör Örgütü ve benzeri konulara ayrılmış. Cemaatin emniyeti ele geçirmesi ile ilgili açıklamalar ise ikinci bölümde. Yani zurnanın zırt dediği yer, kitabın ikinci bölümü… Burada çok önemli ve tehlikeli bulduğum bazı paragrafları, özellikle kitabı okuyamayan vatandaşlarla paylaşmak istiyorum:
“İstihbarat ve KOM neden ele geçirilmek istenir?
Ülke genelinde istedikleri gibi bilgi toplamak, istedikleri kişilerin faaliyetlerini izleyip öğrenmek gayesinde olanların yapması gereken ilk şey Emniyet istihbarat Dairesi’ni ele geçirmektir. …Aksiyoner bir eylem gerçekleştirme arzusundaysanız MİT (Milli İstihbarat Teşkilâtı) size yetmez. Bu doğrultuda önce KOM (Kaçakçılık ve Organize Suçlar) Daire Başkanlığı, sonra İstihbarat Dairesi Başkanlığı, ardından da İstanbul ve Ankara İstihbarat Şubesi ve bunlara paralel olarak özel yetkili mahkemelerin savcı ve hâkimlerinin de belli oranda belirli eğilimlerde olan kişilerden oluşturulduğunu bugün net olarak görmek mümkün” (Say:433-435)
Hakkında komplo hazırlığında olan kişiler hakkında araştırma yaparken ilginç bir bilgiye ulaşıyor:
“…Yeni edindiğim bir bilgiye göre de cemaatin Adalet Bakanlığı’ndaki çok önemli elemanlarından biri, Teftiş Kurulu Başkan yardımcısıymış. Bunu öğrenince, bunca savcı ve hâkimin üstelik Ankara ve İstanbul dâhil olmak üzere büyük illerin Cumhuriyet başsavcılarının neden ve nasıl dinlendiğini anlamaya başladım.” (Say.503)
İddianamelerin savcı Mehmet Berke tarafından hazırlandığına dikkat çeken Hanefi Avcı ;” Nedense cemaatle sorunu olan emniyetçilerin davası hep aynı savcıya denk geliyor” diyor ve bu savcının 90’dan fazla askeri rütbelinin gözaltına alınması kararını, İstanbul Başsavcısının tüm ulusal basına da yansıyan yazılı talimatına rağmen başsavcı ve özel vekilinden gizli imzaladığını belirtiyor.
Alışılmadık savcılar ve alışılmadık polislerin varlığına da işaret ederek;
“Şu çok açık ve net: Bir örgüt cemaat, adalete sızmış, kendi kurallarını uyguluyor, kendi operasyonlarını yapıyor. Ortada hukuk yok, kimsenin numara yapmasının, bilmiyoruz demesinin manası yok. Bütün avukatlar, gazeteciler, polisler verilecek kararların ne olacağını merak dahi etmiyor. Zira kararı net olarak davaya hangi savcı ya da hâkimin baktığı belirliyor. Herkes bu durumun farkında ama hâlâ kralın ne kadar güzel bir elbisesi var diyoruz. Kral çıplak!” (Say.524)
Diyor ve soruyor;
“Et kokarsa tuzlanır. Tuz kokarsa ne yapılır? Kurumlar ve kişiler hatalı davranırsa hukuk onların yanlışlığını bulur ve düzeltir. Ama adalet bozulursa onu kim düzeltecek?” (Say.525)
Kitabında, yılan hikâyesine dönen Ergenekon davasına da değinmiş;
“ Bulunan esrarengiz deliller, özellikle her kazıda el bombası ve roket atar bulunması dikkat çekici. Dünyadaki bilinen örgütlerin hepsi öncelikle tabanca ve tüfek, az miktarda da roket ve el bombası bulundurur. Ama nedense bizde her kazıda el bombası ve roket atar bulunuyor. Bunlar ürkütücü, kitleleri etkileyen silahlar ama daha önemlisi bu silahların seri numarası olmadığından nerede üretildiği, kime satıldığı, nereden geldiği gibi bilgileri araştırmak mümkün değildir. Hâlbuki bir tabanca ve tüfeğin hangi fabrikada üretildiği, kim tarafından satılıp alındığı tespit edilebilir.
Ergenekon, Balyoz v.s. adlarla anılan operasyonların hazırlanış biçimi ve uygulanışı bazı suni katkıların olduğu gerçeğini gösteriyor. Ergenekon veya benzeri davaların tüm belgeleri cemaat tarafından daha önceden temin ediliyor, hukuki bir nitelik kazanması için kasıtlı olarak çeşitli gazeteciler üzerinden servis edilip yayınlatılarak savcılara ulaştırılıyor. Hatta bana göre buna karar veren cemaat yapısı önce bu planı bazı savcı ve polislerle birlikte hazırlıyor, onların tavsiyesi ile dokümanlar basına veriliyor.” (Say.530)
Başbakan ve diğer hükümet yetkililerinin, darbe hazırlık planlarının belgeleri (Sarıkız, Ayışığı v.b.) hakkında çok önceden haberdar olarak önlem aldıklarını ve bu sayede ayakta kalabildiklerini ifade eden Hanefi Avcı, bu nedenle başbakan ve diğer hükümet yetkililerinin, belgeleri temin eden cemaate muhtaç olduklarını ve onlara karşı tavır alamayacaklarını iddia ediyor. (Say. 554)
“Bütün kurumlar ve kişiler kof mu?
Kitabın birinci bölümünde devlet kurumlarının kof olduğunu, basit sorunları bile çözme yeteneğine sahip olmadığını anlatmaya çalıştım. Bu bölümde ise bir cemaatin birkaç adamının çalışması sonucu her şeyin yerle bir olduğunu, koca devletin içten içe eridiğini, adalet ve güvenlik kurumlarının adaletsiz ve güvensiz hale dönüştüğünü, bu durumun farkında olan devlet görevlilerinin buna karşı durmadığını anlattım. Bir grup koca bir devleti teslim aldı. Devlet içten içe çatırdıyor, birileri yönetimi ele aldı ve kimse devlet gücünü kullanan bu kişilere dur diyemiyor. Birkaç cemaat imamı devlet yetkilerini gasp etti. Bu nasıl bir devlet geleneğidir?” (Say.578)
Hanefi Avcı kitabının sonunda bu hukuksuzlukların önlenebilmesi için yapılması gerekenleri de sıralamış. Bazılarını kısaca alıyorum:
“Özel yetkili mahkemelere son 6-7 yıl içinde atanan tüm savcı ve yargıçlar derhal değiştirilmelidir, mevcut kadro ile adalet mümkün değildir.
Adalet bakanlığında cemaat taraftarı olduğu herkesçe bilinen Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı ve başta il savcılarını ve diğer savcı ve hâkimleri hiçbir hukuki şüpheye dayanmadan dinlettiren cemaat yanlısı müfettişler bu görevden uzaklaştırılmalıdır. Karşı karşıya olduğumuz durum, hukuken yanlış yapılan birkaç işlemden ibaret değildir ya da birkaç polisin hatası veya taraflı davranışı değildir. Olay bir örgütün, cemaatin devlet içerisindeki elemanları vasıtasıyla yürüttüğü örgütsel bir faaliyettir, karşımızdaki kişiler polis, hâkim ve savcı değil, örgütün/cemaatin elemanlarıdır. Devletin hukukunu değil, cemaatin talimatlarını yerine getirmektedirler. İçinde bulunulan durum bu şekilde bilinip algılanmaz ise hatalı değerlendirme yapılmış olur.” (Say.583-584)
***
İddialar gerçekten korkunç! Hanefi Avcı 32 yıl emniyet içerisinde üst düzey görev yapmış, önemli operasyonları yönetmiş birisi. Olayları, yer, tarih, isim ve belgelerle anlatıyor. Olayların çoğu basında da yer aldı. Bu nedenle yazdıklarını önemsiyorum.
Ve bana göre en can alıcı iddiaların yer aldığı paragraf:
“Devleti kim yönetiyor?
“Gördüğüm manzara korkunç; Kadrolu devlet adamları devleti yönetemiyor. Emniyet Genel Müdürü, hatta İçişleri Bakanlığı haklı olduğunu bildiği bir kişiyi, doğruluğundan emin olduğu bir olayı ya da davayı savunamıyor, güvendiği ve inandığı adamları tuzağa düşürülüyor, haysiyetleri ile oynanıyor ama onlar bu kişilere sahip çıkamıyor” Say.579
Bizde vatandaş olarak aynı soruları sormak mecburiyetindeyiz:
Kadrolu devlet adamları devleti yönetemiyor ise kim veya kimler yönetiyor?
Vatandaş olarak devlete güvenemezsek kime güveneceğiz?
Adalet bozulursa onu kim düzeltecek?
Bu kitapta yer alan iddialar önemlidir ve açıklığa kavuşturulması gerekmektedir… Başta Başbakan olmak üzere, İçişleri ve Adalet Bakanlıkları, Ankara ve İstanbul Emniyet Müdürlükleri bir şeyler yapmayı düşünüyorlar mı?
Ya da, nasılsa Türk milleti unutkandır, sağıra yatıp, biraz zamana bırakıp, unutturalım mı diyorlar? Zira ilk günlerde kıyametler koparan kitap, ne hikmetse ufak tefek haberler dışında, basında çok da fazla yer bulamamaya başladı…
Ülkenin özellikle son 6-7 yılında şahit olduğumuz olaylara bakarsak;
Sadece Haliç kokmuyor…
Tülay Hergünlü
İstanbul, 01.09.2010
brkguller - 02/EYL/2010 12:53
ne zaman adam oluruz ?iyinin arkasında durduğumuz zaman
hayyamyam - 02/EYL/2010 13:06
keçileri oyunu merak edenler varmı acaba bu memlekette........
adam keçiye tecavüz ederken yakalanmış....
mamma mia turkıaaa
allahım yarattığın insanların bazılarının kaderi ile hayvanların bazılarının kaderi ni anlamakta zorlanacak dereceye geldik.
keçi tecavüze uğruyor .sahibide kesip gömecek...
bunu anlatmaya "kaderimin oyunu" şarkısı çok hafif kalır...
bi cumhuriyet kuralımm ..özerk mözerkk
kadersiz hayvanlarıda alalım bu ne yaaaa....
------------
yoksa herşeyde dini kendi pis emellerinde kullananlar gibi mi yapsakkk...
yapalım ayda bir kez zarar gelmezz...
allahım şu mübarek günde ..tuttuğum oruçların yaptığım duaların yüzü suyu hürmetine
muğla daki gibi masum keçilerin durumunu gör yarabbi...
amin...
EDİTÖRDEN
Bu ülkede hayvanlar canlıdan sayılmaz, onların da canının yandığı, hissedebildikleri, duyguları olduğu umursanmaz.
http://webtv.hurriyet.com.tr/2/9424/15693703/1/goz-kapaklarini-diktiler.aspx
elalem - 02/EYL/2010 13:10
slm
özel hayatı, özel yaşam alanını bilmeyen insanlar, eşinin çocuğunun çantasını, veya odasını karıştırmayı hak sayan yan komşusunu dinlemeyi hak sayan insanlar telefon dinlenmesini hiç yadırgamaz. özel hayat kavramı yokki. nasıl birşey olduğu algılanmıyor bile.
hoşçakalın
EDİTÖRDEN
Harika bir tespit!
hayyamyam - 02/EYL/2010 13:22
haklı çıkmaktan bıktık kardeşimm
kılıçdaroğlu orhan pamuk u aramış...
hey gidi heyy..
şimdi naçizane
bir fikrimi belirteceğim...
bazı kadınların güzelliklerine hayranım...sadece bakmak iin bakılır gözlerine....
geçen pazar neteve de orhan pamuk la özel röportaj yapmışş..sırf kendi üzelliğine seyredeyim dedim...
ramazan ayındayız....adamın konuşmaları beni doktorluk yapacaktı nerdeyse...
oa kadar parça parça ve dandik konuşmalar yapmaktaki..
oruç olmasam gidip sabahın köründe içecektim yani...
allahtan yarım saat sürdü...
şimdi bu yazarımızı UMUDUMUZ kemal bey aramış....
vay başıma gelenler....
parti meclisinde de örnek almazmı insan yaavv...
bu memlekette tv den görüpte hayran olduğum bir iki insan dan biri süheyl hocam da ne güzel söylemişti....
sazan . diye
geri dönüş yok....olmamalı
...
sevgiler....
hayyamyam - 02/EYL/2010 13:33
patron umreye gitti.....
seviyorum patronumu yaaaa....
bende naaapıımm umreye gidemedimm....param yok...
şirketin hediye ettiğii yurtiçi tatili (ben hak etmiştim zaten de) istedim kendisinden hayır demesini beklemiyordumm..sağolsun tabi canım dediiii ..
bu durmdaaa...
uzun zamandır yapmak istediğimm "ölüdeniz de canlanma" adını verdiğim ...erkinliğini gerçekleştireceğim galiba....
ölüm korkusunu da azalttığım şu günlerde edefim babadağ dan paraşütle atlrsammm.....
son üç yılda bağı bir değiştimmm kelimesini kanıtlamış olacağım....
...
ama ne zamann.....
12 eylül de sabah kahvaltısını takiben
HAYIR ın böğrüne mührü bastıktan sonra tabiki....
evetçi lerden bi patronumu seviyorum galiba....hayır lı ibadetler patron.....
vedat bey gene senet i eksik ödedi...
dua etkiii bu seninle benim iyiniyetimizi suistimal edenler ıslah olsun.....
sevgiler....
ferhatdon - 02/EYL/2010 13:42
Sitedeki diğer dinsizlere...
Bu sitede dinsiz olduğunu ancak yaratıcıya inandığını söyleyen birisine " inancına saygı duyduğumu" söyledim. Harbiden de kimin ne inancı olursa olsun ona saygı göstermek gerekir.
Bu düşüncemden de yola çıkarak dinsiz arkadaşa "başkalarının inacına sende saygı göster" dedim cıngar çıktı iyimi...
Yahu din düşmanlığı bu boyuttamı... İnanamıyorum... adam uzaydaki canlılar nasıl namaz kılacak bir açıklayın aymazlığına düşmüş hemde olmayan bilgisi ile bu aymazlığa düşmüş, aklı başında olan herkes "inançlara saygı gösterelim olmadık şeyler üreterek hakaret etme aşağılama yapmayalım" diyecekleri yerde şakşakcılık yapıyorlar iyimi...
İnsanlıktan nasibini almamışlar sonrada kalkıp "birazcık insan olabilseler" deme gafletine düşmektedirler. İnsan olabilmek için önce insanların inançlarına saygı göstereceksiniz. Sen daha bunu bilmeden kimin insan olup olmadığına karar vermeye kalkıyorsun..
Birde kaklmış kendince aşağılama yapıyor. Kapasite yok bilmem ne zırvalıkları yapıyor. Sen anlatta bari biz senin kapasiteni bilelim...
İdeolojik saplantılar içerisindeki insanlar at gözlüğü takmış insanlardır ve olaylar ne olursa olsun hep aynı fikidedirler. Yani kapasiteleri sabittir.
Ben burada Einstein diye bir bilim adamının izafiyet teorisine inandığımı çünkü şu ana kadar bilimsel olarak aksi ispat edilemediğini söylüyorum yani ona göresi buna göresi olmayan şu anda tüm bilimadamlarının kabullendiği bilimsel duruşu sergiliyorum ve aksi ispat edilene kadar bu böyledir diyorum kalkmış bana"dogma kafa" diyor.
Yahu ben bilimden bahsediyorum bilim... sen bilimin ne olduğunu biliyormusun...
sen git "umut teorisini " yumurtlayana biat et bende bilim adamlarının bilimsel gerçeklerine inanmaya devam edeyim
Not: burada dinsiz ifadesi hakaret mahiyetinde kullanılmamıştır
hayyamyam - 02/EYL/2010 13:49
ferhatdon - 01/EYL/2010 16:59
yazdıklarımı ağlama olarak tanımlaman yanlış olmuş ama olsun...
benimki biraz dertleşme idi....
benim derdiminn yolda yürürken birisine çarpmak olmadığını ..burda yazann bazı abiler ve arkadaşlar bilirler...
arkadaşlar dediğim sabri aras ..hani çok iii anlaşıyorsunuz yaa...o bilir....
....
artık önümü açtım....konsere davete önce gelirim deyip sonra gelmem diyen....
1000 km den yazdığım mektuba en ufak bir tepki bile vermyen bir güzelliği sevmiştim ama....
o maaleseff istemediğim tek şeyi yaptıı hiçbir tepki vermedi...
yolda yürürken çarpışacakk hale geldi...
.izmir in güzel hanımefendilerine çok büyük sevgi ve saygım var..
ancak ben izmir de ...
bri kere tanışıp karşısında oturup kadeh kaldırma şansını yakaladığım
seven hıll abimle oturup çöp şiş yemeyi tercih ederimm...
bulunmuş güzellikler henüz keşfedilmemişlerden daha iyidir...
kolonlardan gelen sese kulak veriyorumm....
bak nediyor.....
sarı saçlım mavi gözlüüümm nerdee nerdeee nerdesinnn .....
cadde den de evet evett diye iğrenç bir ses geliyor...
kapıyı kapatıncaaa sorun çözülecek.....
az kaldı ha bugün ha yarın kapıyııı biirilerinin yüzüne çarpacağız inşallah....
hep biz mi slivri de sevdiklerimzden bahsedeceğizz....
birazda başkaları gitsinn ziyarete....
inşallahhh....
hayyamyam - 02/EYL/2010 14:09
muhalefett nasıl yapılır.
gece sahur menüm de olan üzüm ekmeği yerken avrasya tv de yaşar okuyan ı izledim....
işte dedim bu yaavvv...tuncay ım hapiste ama bu memlekete muhalefeti azda olsa öğretti...
bu melmeket(köydeki kocakarılar böyle söylerler ) nası bir halde....
adam akşam tekrar hatırlattı.
------
Hakkâri Çukurca’da, operasyona giden askerlerin ilerlediği patika üzerine PKK’lıların daha önceden döşediği mayının önceki gece patlaması sonucu Er Lokman Tekin (21) şehit oldu, biri üsteğmen iki asker de yaralandı.
Mardin Savur nüfusuna kayıtlı olan ve Adana’da yaşayan Tekin’in şehit olduğu haberi, polis merkezi amirliğine çağrılan babası Muhittin (66) ile ağabeyi Şehit Mehmet Ali Arslan’a, hazır bekleyen askeri heyet tarafından saat 04.00 sıralarında verildi. Gözyaşına boğulan acılı baba, çıkışta kapıda bekleyen askerlerin boynuna sarılıp öperek teselli bulmaya çalıştı.
Gülbahçe Mahallesi’ndeki eve de giden Adana Merkez Komutanlığı’ndan askeri yetkililer ile polis ekipleri, Tekin’in şehit olduğu haberini açıkladı. İkisi zihinsel engelli 5 erkek ve 2 kız kardeşi bulunan Tekin’in acı haberini alan yakınları sinir krizleri geçirdi.
Fenalaşan anne Bedriye Tekin (65), “İçim kan ağlıyordu ama elimden bir şey gelmedi” dedi.
Gece yarısından sonra eve telefon edilip karakola çağrılmasına tepki gösteren baba Muhittin Tekin, “Bir şey soracaklarını söylediler. Polis aracı gelip bizi aldı, karakola götürdü. Orada, askerleri görünce oğlumun şehit olduğunu anladım. Beni niye böyle çağırdılar, karakola götürdüler anlamadım. Çok üzgünüm” dedi.Tekin’in amcasının oğlu İskender Tekin, “Gelip evde şehit haberini verebilirlerdi. Karakola çağırıp, öyle haber verdiler” diye konuştu.
-------------
e şimdi ben bu hükğmeti polis i nasıl seveyim...
bunu manşet yapmayan gazateciyi nasıl seveyim....
af maf yok diyen başbakan ın
törör örgütü kurucusu dahil ile başlayan af önerisini mecclis gönderen belgeyi görünce bu başbakanı nasıl seveyim...
mübarek ramazan ayında elinde evet broşürü ile gezen suratııı
yolcu kapmaya çalışan otogar simsarlarına dönmüş başörtülü kadını nasıl seveyim ...
her türküde zara nın o gzüel sesine çürümüş salça gibi eşlik etmeye çalışan oktay kaynarca yı nasıl seveyim....
ekranda hep bir taraf haklıymış gibi soru sorupp...
vatanseverlere kanıtı ortada katil gibi davranan gazeteciyi nasıl seveyim....
yandaş spor basını bile var yavv....
twetter da ewet propagandası yapıyor adamm...
dün yandaş tv de spor mdürü idi şimdi federasyonda yönetici....
senin çapın ne ki benii kandırmayı başarabileceksin
ben 12 yaşımdan beri ceviz kabuğu seyrederek büyümüşüm...
memleketin bir numaralı gazetecisi
daha iyi soru soran yoktur..aldığı cevaba itiraz edecek cesaret ve bilgi ye sahip kaç gazetecimiz var ....
zorla sabri aras yapacaksınız beni yaa...
yeter yavvv.........
sevgiler
hayyamyam - 02/EYL/2010 14:18
adama bakk ..yolda çarpma dan çıkarsan yola sonra adam ilaç kutusunun içine cep telefonunu koyup hemşirelerinn soyunma odasında kayda koyar....
allahımm memlkete bakkk tam ewetlik bunlarr.
hayyamyam - 02/EYL/2010 14:55
bugünlük sancak ınız olmaya karar verdim.....
rekoru neydi siz bilirsiniz belki editör hnm...
kaçtane daha yazmam lazım acaba....
ramazan dayız ya din de kunuya şimdi....yazayımda içimde kalmasın beaa...
*------------
şahsen elimden geldiği kadar dindar olmaya çalışan bir insanım...çevremde öyle....
burda en önemli nokta...kimsenin dini konuda ne yaptığı ile kesnlikle ilgilenmemeyi konu etmemeyi başarmış bir kul um...
açık söyleyeyim .fikrim şudur..
namaz kılan insan sayısı fazla ise (samimiyetle) ben mutlu olurum..
islamın beş şartından en mutlu şekilde yerine getirdiğimde oruç tur...
ama en net şekilde söyleyeyim..evdeki abim ilk gün bayılcak gib oldu yanımda tutmıcam dedi...tek kelime söylemedim..
dağıtmayalım... şurda iki üç kişi bazı kelimeler söyledi de biz dahamı dinsiz olduk...
sekiz senedir akepe döneminde muhafazakarlaştık mı....yoksa ne olduğu anlaşılmayan yaratıklar gibi olmaya mı başladık....
cüppeli ahmet hocanın dediği gibi...
kara çarşaflı kadınlarımız ekmek gelsinde nasıl olursa olsun diyerek jeeeplere mi binmeye mi başladı......
bu ülkenin sorunu gandinin retrosu mu yoksa komşusundan nefret eden çarşaflımı....
bu ülkede din daha çok insann tarafından mı yaşanıyor
yoksa giderek azalıyor mu....
bana ölümüne cemaat prop.sı yapan arkadaşların ,sıcaklar var diye daha az oruç tutulmasını anlayışla karşılamalarına ne diyeceğimi şaşırdım...yardım edin...
benim bir partim olsa genel başkanı olarak seçmenimin
birisine gidip sen yabancı değilsin biz bu kazayı yaptık.hatalı adamdan para aldık..bide tutanak tutup sigortadan para alıcaz diye akıl alma cesareti ve şrf sizliğini gösteren bir seçmenim olsa kendimi çokda iii hissetmezdim...
özellikle din din diyerek ün yapan bir partim olsa yani...
sonra hsyk imiş anayasa mahkemesi imiş ...
dini yaşayamıyorumm...eee hsyk suçlu....
vallla sırat köprüsünde ilk tekmeyi sen yersin ona göre....
akp nin seni boşuna uçakla konya ya götürdüğünü zanneden ablacığım....
sana konya seyehatii kızına başka bir hayat
nasılmı...
(muğladaki keçi gibi desem)
neyse fazla uzatmayalım....
dini olarak kötüye gidişimizi SABRİ ARAS a bağlamayalım...hatalı ise hatalıdır o kadar....
sevgiler....
Efe Demir - 02/EYL/2010 14:58
Aman diyeyim Fatih bey adalet bakanının lafına inanmayınız, bu zat bakan olduğundan beri birbiri ile çelişen bir sürü demeç verdi açıklama yaptı, aklına geleni söylüyor RTE bunları okuyunca bunu arayıp fırçalıyor hoooppp ertesi gün tekzip ediyor. Sizce RTE ve taifesi dinleme yapmadan güya itirafçılarla onun bunun başına çorap örebilirmi ?
Hanefi Avcı'nın kitabını bitirmek üzereyim, kitabı bulmak çok zor oldu ama bulduk dünde bir tanıdığım PDF formatını göndermiş, telif hakkına saygım olduğu için kimseyle paylaşmadım ama internette dolaşan böyle bir dosya var bilginiz olsun (Orjinalmi değilmi bilmiyorum kitabı bitirnce karşılaştırırım) .
Kılıçdaroğlu nasıl olurdu O.Pamuk gibi birini oyunu değiştirmek için arar anlayamadım, bugunler de gazeteler hangi ünlünün oyu ne diye haber yarısındalar. Sanki oyumuzu onlara göre belirleyeceğiz. Sanatçılar sanatlarını yapsın fikirlerini açıklamasalarda olur lazım değil. Sanatçı yada bir şekilde ünlü kişilere referandrum için fikrini soran hatta baskı yapan medya bunları haber yapmakla yarışan medya benzer şekilde fikrini açıklayan kişi general olursa darbeciler diye çığlığı basıyor hemen diyorki asker işini yapsın, tamam ama sadece askerler değil sanatçılar,gazeteciler,medya, v.s.de sadece işini yapsın politik görüşlerini kendilerine saklasınlar.
Ergenekon davası gibi tamamen siyasi içerikli bir dava varken AKP ve yağcılarının daha fazla demokrasiden bahsetmesi komik oluyor. Adamlar kendilerine bile demokrat değil kendileri gibi düşünmeyelere nasıl olsunlar...
sancak1967 - 02/EYL/2010 15:43
İnançlı insan dinlendiğini kabul eder.
İnsanın her eylemini ve kavlini izleyen iki tane melek olduğuna inanır.Hayatının her evresinin hesabını verecek biçimde hayatını yaşar.
Bugün dinlemelerden şikayet edenler keşke geçmişte can yakan bu uygulamarın tamamını kınayabilseler ve bundan dolayı mağdur olan insanlardan özür dileyebilselerdi.
Dinlemenin mazereti var mıdır?
Bilmiyorum.
Elbetteki bir gerekçesi vardır.
Bugün bir düzenlemeyle dinlemeler hukuki bir çerçeve içine alınabilmiştir geçmişte ise böyle bir hukukilik ve yasallık yoktu ama kimsenin gıkı çıkmıyordu.
İnsanlar düşünmekten değil zihninin içinden geçecek düşüncelerden dahi korkuyorlardı.Bir türbanlı genç kızın fotoğrafından krakter okuması yapılıyor ve gözündeki nefreti suç duyurusuna çevirebiliyorlardı.
Evet geçmişte yanlış yapıldı diyebiliyormuyuz?
Bugün insanlar korkmadan ,yılmadadan düşüncelerini söyleyebiliyorlar.Hele zihnine kontrol koymayı hiç düşünmüyorlar.Türkiye hızla hurriyete doğru ilerliyor ve kendi düşüncesini ortaya koyabiliyor.
Ben dinlemeleri facia olarak yorumlamıyorum.Düşüncelerini geçmişte bağıra çağıra söylemekten çekinmeyenleri hep işittik.Bunlar o zaman dinlenilmekten hiç korktuklarını sanmıyorum.Çünkü dinlenilmekten korkan insanların ruh halini biliyorum.
Zihnine bile yasak koymaya çalışır.
haydi dinlenmeyi kınayalım ama bu söylenen sözleri nereye koyacağız.Kim dinliyor bulalım ama bu söylenenleri kulaklarımızı kapatacakmıyız ?
Bu dinlenilmelerin toplumda korku yaratmaya dönük işlevi inkar edilemez ancak bunu aşmanın yoluda demokratikleşme ve hukuk devletidir.
Başta söylediğim gibi inançlı insan o bilinçle hareket ederse bu korkuyu aşar.Rol yapmayı değil kendisi olmayı becerirse BBG hayatı yaşamak yerine kendisi olursa korku kalmaz.
sancak1967 - 02/EYL/2010 15:50
“Devleti kim yönetiyor?!”
Seçilmişler yönetiyor ve devletin artık seçilmişler tarafından yönetilmesini alışmamış gerekiyor.Atanmış olan herkes memurdur ve seçilmişlerin emrindedirler.
Türkiyede bu gerçeği hazmetmeyi öğrenmesi gerekenler var.Türkiye Demokratik bir devlettir ve seçilmişler tarafından yönetilir.
Belki dün bu soruyu sormakta mazur olabilirdik.Çünkü seçilmişler devleti yönetmekte atanmışlarla birlikte paylaşmakta hatta bu yetkilerini kullanmıyorlardı.Hiç kimse o zaman bu soruyu sormuyordu.
Başbakan çalışma arkadaşlarını dahi seçemiyordu.Bakan olmasına izin verilmeyen kişileri geçmişte hep okuduk.Atamalarda kendi çalışmak istediği kişileri atayamadı.Kapıcısına ve bakkalına kasabına sorularak atanmayan insanlar oldu.
Devletin kimin yöneteceği bellidir.
sancak1967 - 02/EYL/2010 15:57
Sayın editör ,
Lütfen genellemeyin ,Kişilerin hatalarını toplumun tamamına mal etmek doğru değildir.Bu sanki tüm toplumca benimseniyormuş gibi algılanması son derece hatalı olur.İngilteredeki bir bayanın bir kediyi çöpe atma görüntüleri hepimiz biliyoruz.
Suç varsa kişiseldir ve kişiler bu suça iştirak etmemişlerse bundan dolayı suçlanamazlar ve kınanamazlar ancak kişiler tepkilerini ortaya koyamıyorlarsa bunun sebeplerini başka yerlerde aramak gerekir.Demokrasinin yerleşmemesinde aranmalıdır.İnsanların haklarının yeterince korunmamasında aranmalıdır.
ayrıca hayvan kelime anlamı olarak canlı demektir.Kişinin değer kazandığı her toplumda canlılar da o ölçüde değer kazanır.
sancak1967 - 02/EYL/2010 16:00
Ben en çok birilerin özel hayatı keşfetmesine seviniyorum.EVET bizim özel hayatımız var.Bugüne kadar kimsenin aklına gelmese de bu böyle...
Özel hayatın sınırlarına en fazla riayet edecek olan inançlı ve dindar insanlardır.
Tecessus yasaklanmıştır...
KOCASOPA - 02/EYL/2010 16:25
Sayın İÇİŞLERİ BAKANI maiyetimde bulkunan biriyle tarışmaya girmem yakışıksız olur dedi.Ancakk Hanefi AVCI jkjendisi hakkı yenilir yutulmaz iddişlarda buklundu.Hiç olmzasa bunlara biradegşinbdwse ve cevap verseydi..?Bu iddialar korkjutucu.Mutlaka aydınlatılmalarıo gerek
KOCASOPA - 02/EYL/2010 16:29
HSYK İl İdare kyrulları veya il disiplin kurulları gibi toplansa ve aynı yöntemi uygulasa toplanmama sorunu olmazdı.Hele bir de çekimser oy kullanma yasaklanırsa tadından yenilmez olur.düntyanın en büyük gugukcusu metin ŞAHİN.The kocasopa
KOCASOPA - 02/EYL/2010 16:30
BAna bir tek vali göster,nm ki siyasi beyanından ceza almış olsun..Ne dersiniz?
KOCASOPA - 02/EYL/2010 16:38
KPSS sınavdaında yolsuzluk yaptıguı iddia edilenlkerin bilgisayarlarına henmen el konulkup bilgisayarlarına el konuluyor.ve MİT dsecvreye sokuluyor.Amna yöntem devlet hakıkında inanılmaz iddiaşarda bulkunup kitap yazanlara neden uygulanmıyor?Yoksa yazılanlar gerçek mi?ondan mı çekiniliyor..
hayyamyam - 02/EYL/2010 16:44
biz adam olmayız diye boşuna demiyoruz..
iftira atan adam ne zamandan beri dindar olmuşta..özel hatından bahseder olmuş....
allah allahh......
KOKSUZ OZKOK - 02/EYL/2010 16:48
REFERANDUMA EVETÇİLERI BÖYLE KANDIRIYORLAR!!!!!!!!!
REFERANDUMDA DEMOKRASİYİ GENİŞLETME DEĞİL KARANLIK ÇAĞA ADIM ATMAK İÇİN VE DİKTATÖRLÜK YOLUNDA 27 KANDIRMA!
UNUTMA BEBEK KATİLİ’YLE LANETLİ PKK DA DEGİŞİKLİKLERE EVET DİYOR;
YA SEN!
BİR DAHA DÜŞÜN! REFERANDUMDA KİMİN ve NE İÇİN EVET DİYECEKSİN!
1. MADDE:
“Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.” ve “Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.”
KANDIRILDIĞIN SÖZLER
“..ekonomik, sosyal, cinsel ve kişisel özellikleri nedeniyle sıkıntı çekenlerin hak ve özgürlüklerden daha fazla yararlanmaları sağlanacak.” .
GİZLENİLEN AMAÇ
Kadınlara uygulanacak her tür ayrımcılık anayasal hak (!) olarak sunulmaktadır.
2. MADDE:
Kısaca “… Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”
KANDIRILDIĞIN SÖZLER
“Etnik kökenimiz, din, mezhep ve inanca ilişkin tercihlerimiz, sağlıgımız, cinsel hayatımız, siyasal görüşlerimiz gibi özel bilgilerimiz artık yasalarla katı bir şekilde korunabilecek.”
GİZLENİLEN AMAÇ
Devletin birliğine son verilerek, vatana ihanet olan etnik / kavim ve mezhep ayrımcılığı anayasal hak (!) olarak sunulmaktadır.
3. MADDE:
“Yurt dışına çıkma hürriyeti, ancak suç soruşturması veya kovuşturması nedeniyle ve hakim kararıyla sınırlandırabilecek.”
KANDIRILDIĞIN SÖZLER
“Türkiye’de vergi borcu olan üç yüz binin üzerinde kişi yurtdışına çıkamıyor. Vergi borçlusuna yurt dışına çıkma yasağı getirmek bir hak ihlalidir. Çünkü işleri kötüye giden herkes vergi borçlusu olabilir.”
GİZLENİLEN AMAÇ
Vatana ihanet olan vergi kaçakçılığı anayasal hak (!) olarak sunulmaktadır.
4. MADDE:
Her çocuk, ana ve babası ile kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahip olacak. Devlet, her türlü istismara karşı çocukları koruyucu tedbirleri alacak.
KANDIRILDIĞIN SÖZLER
“…çesitli nedenlerle aile korumasından mahrum kalan çocuklar güvence altına alınıyor.”
GİZLENİLEN AMAÇ
Zaten anayasamızda varolan bu hak, yeni anayasal hak olarak yutturulmakta ve her türlü ayrımcılığa ve o çocukları kobay olarak kullanmaya zemin hazırlanmaktadır.
5. 6. 7. MADDE:
Aynı iş kolunda birden fazla sendikaya üye olunabilecek. (…) Toplu sözleşme yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde, taraflar Kamu Görevlileri Kuruluna başvurabilecek. Kurul kararları, kesin ve toplu sözleşme hükmünde olacak. Toplu sözleşme emeklilere de yansıtılacak. Greve katılan işçilerin ve sendikanın kasıtlı veya kusurlu hareketleri sonucu grev uygulanan iş yerinde neden oldukları maddi zarardan sendika sorumlu tutulamayacak. Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grevi ve lokavtı, genel grev ve lokavt, iş yeri işgali, iş yavaşlatma, verim düşürme ve diğer direnişlere ilişkin yasaklar kaldırılacak.
KANDIRILDIĞIN SÖZLER
“… sendikal hürriyetler genişletilecek ve çalışanlara birden fazla sendikaya üye olma hakkı getirilecek Memurlar ile diğer çalışanlar arasında toplu sözleşme alanındaki eşitsizlik kalkacak ve memurların daha iyi yaşam koşullarına ulaşması kolaylaşacak. Toplu sözleşme emeklilere de yansıtılacak.”
GİZLENİLEN AMAÇ
Anayasa’da zaten toplu sözleşme hakkı yokmuş gibi sunulan bu değişikliklerde
a) üç kuruş alan işçiye karşı en baştan grev kırıcılığı yapılmaktadır
b) toplu sözleşme yapma hakkı devlet memurlarının ve işçilerinin ellerinden alınmaktadır.
c) birden fazla sendikaya üye olmakla sendikaların pazarlık gücü zayıflatılmaktadır.
d) zaten anayasamızda varolan toplu sözleşme hakkı, uzlaştırma kurulu ile memurların ve işçilerin ellerinden alınarak, sendikaların işlevsiz bıraktırılması anayasal hak (!) olarak yutturulmaktadır!
8. MADDE:
“Kamu Denetçiliği Kurumu” (ombudsmanlık) olusturulacak. Kurum, TBMM Baskanlığına bağlı olarak kurulacak ve idarenin işleyişi ile ilgili şikayetleri inceleyecek. Kamu başdenetçisi TBMM tarafından gizli oyla ve 4 yıl için seçilecek.
KANDIRILDIĞIN SÖZLER
“Kamu denetçisi bir anlamda halkın avukatı olarak hareket eder. İdare ile ilgili şikayeti olan herkes Kamu Denetiçisi’ne bir dilekçe ile başvuru hakkına sahiptir.”
GİZLENİLEN AMAÇ
Tüm şikayetler, “anlat derdini Marko Paşa’ya” örneği iktidardaki partinin seçtigi kişiye havale edilmektedir. Hak aramalarda, o kişinin kendisini seçen iktidar partisi aleyhine karar veremeyeceği çok açıkken bu, sözde anayasal hak (!) olarak yutturulmaktadır!
9. MADDE:
“Vatandaşın kendisini temsil etmek üzere seçip meclise gönderdiği milletvekilleri partileri kapatılsa dahi milletvekilliği sıfatını kaybetmeyecek.”
KANDIRILDIĞIN SÖZLER
“…milletin verdiği temsil yetkisini engelleyemeyecek.”
GİZLENİLEN AMAÇ
Rejimin aleyhine çalışmış, vatana ihanet edenlerin milletvekilliğinin devamı, anayasal hak (!) olarak yutturulmaktadır .
10. MADDE:
TBMM Başkanlık Divanı 2. dönem sonuna kadar görev yapacak.
BU MADDEYİ DEĞİŞTİRMENİN HİÇBİR ANLAMI YOKTUR!
11. MADDE:
Yüksek Askeri Şura’nın (YAS) terfi işlemleri ile kadrosuzluk nedeniyle emekliye ayırma hariç, her türlü ilişik kesme kararlarına karşı yargı yolu açılacak. İdari yargı, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olacak, “yerindelik denetimi” yapılamayacak. Ve disiplin kararlı yargı denetimi dışında bırakılamaz.”
KANDIRILDIĞIN SÖZLER
“Anayasa değişikliği ile bireylerin yargıya başvuru yollarını kısıtlayan hükümler kaldırılıyor.”
GİZLENİLEN AMAÇ
Böylelikle ordunun iç işleri ve disiplini sivil yargı denetimine geçecek, orduya ihanet edenlerin varlığı garanti altına alınacaktır. Ordunun disiplinsiz ve irticai hareketlere karşı savaşması, sivil yargıyla engellenmektedir.
12., 13. ve 14. MADDE:
Memurlara verilen uyarma ve kınama cezaları yargı denetimine açılacak. Adalet hizmetleri ile savcıların idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığı’nca denetimi, adalet müfettişleri ile hakim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler; araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri ise adalet müfettişlerince yapılacak.
BU ÜÇ MADDENİN DEĞİŞİKLİKLERİ KAMU DENETÇİLERİ GİBİDİR: ARTIK TEK MERCİ ADALET BAKANI’NIN İKİ DUDAĞI OLACAKTIR!
15. MADDE:
Askeri yargının görev alanı yeniden belirlenecek. Askeri yargı, askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütülecek. Askeri mahkemeler, asker kişiler tarafından işlenen askeri suçlar ile bunların asker kişiler aleyhine veya askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlara ait davalara bakmakla görevli olacak. Devletin güvenliğine, anayasal düzene ve düzenin işleyişine karşı suçlara ait davalar, her durumda adliye mahkemelerinde görülecek. Siviller, savaş hali dışında askeri mahkemelerde yargılanamayacak.
KANDIRILDIĞIN SÖZLER
Askeri yargıda emir komuta zinciri kırılıyor. Çünkü simdiye kadar askeri yargı ile ilgili olarak emir-komuta zinciri içinde hareket ettigine dair eleştiriler söz konusu idi.
GİZLENİLEN AMAÇ
Vatansever subaylarımızı sivilde yargılamak ve görevden atarak Türk ordusunda vatanseverliği ortadan kaldırmak istiyorlar.
16., 17., 18. ve 19. MADDE:
Anayasa Mahkemesi yeniden yapılandırılacak. Halen 11 asil 4 yedek üyeli Anayasa Mahkemesi, 17 asil üyeden oluşacak. TBMM, 2 üyeyi, Sayıştay Genel Kurulunun gösterdiği 3’er aday arasından, 1 üyeyi ise baro başkanlarının avukatlar arasından göstereceği 3 aday arasından gizli oyla seçecek. Anayasa Mahkemesi’ne kişisel başvuru yapılabilecek.
KANDIRILDIĞIN SÖZLER
Demokratik ve çoğulcu mahkeme yapısı getiriliyor. Değişiklik kabul edilecek olursa, bünyesinde Anayasa Mahkemesi bulunan diğer hukuk sistemlerinde olduğu gibi mahkeme üyelerinin belirlenmesinde yasama organı da rol oynayacak.
GİZLENİLEN AMAÇ
a) Anayasa Mahkemesi üyeleri sadece iktidar partisi yandaşları arasından seçilecek,
b) Cumhuriyet aleyhindeki hiçbir yasa mahkemeden geri çevrilemeyecek
c) Sözgelimi doğuda Kürdistan kurulabilecek
d) 84 yolsuzluk dosyalı başbakan aleyhinde karar verilemeyecek.
20. MADDE:
Meclis Başkanı, Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları ile Jandarma Genel Komutanı da görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divanda yargılanacak. Yüce Divan kararlarına karşı yeniden inceleme başvurusu yapılabilecek. Genel Kurulun yeniden inceleme sonucu verdiği kararlar kesin olacak.
KANDIRILDIĞIN SÖZLER
Yargılanamayanlar da artık yargılanabilecek.
Mevcut Anayasada hiçbir durumda yargılanamayan TBMM Başkanı Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları da Yüce Divan’da yargılanabilecek.
GİZLENİLEN AMAÇ
Sözü edilen kişiler zaten bağlı oldukları kurumların hukuk uygulamalarınca yargılanabilir. Burada amaç, vatansever subayların sivil yargıda yargılanarak, üzerlerinde sivil baskı sağlayabilmek ve askeri disiplini ortadan kaldırmaktır. .
21. ve 22. MADDE:
Askeri Yargıtay üyelerinin disiplin ve özlük işlerinde hakimlik teminatı esas olacak.
BU DEĞİSİKLİKTE DE AMAÇ, VATANSEVER SUBAYLARI, SİVİL TEHDİT ALTINDA BULUNDURMAKTIR.
23. MADDE:
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) yeniden yapılandırılacak. HSYK’nin halen 7 olan üye sayısı 22’ye, 5 olan yedek üye sayısı ise 12’ye çıkarılacak. HSYK, 3 daire halinde çalışacak. HSYK’nin Başkanı, Adalet Bakanı olmaya devam edecek. Adalet Bakanlığı Müsteşarının Kurulda yer alması uygulaması da sürecek.
KANDIRILDIĞIN SÖZLER
“Yüksek yargının dar bir kurumsal zeminde birbirini belirleyen yapısı, yerini geniş bir demokratik temsile dayanan bir yapıya bırakıyor. HSYK, “Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya’yı, Şemdinli iddianamesine dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt’ın ismini koyduğu için mesleğinden ihraç etti.””
GİZLENİLEN AMAÇ
Şu anda dünyada görülmedik biçimde HSYK’nın başkanı olarak yargıya müdahale eden Adalet Bakanı’nın, yargıçların bağımsızlığını tamamen ortadan kaldıracak biçimde yetkisinin artırılması, anayasal hak (!) olarak yutturulmaktadır.
Ayrıca gene doğru söylenmemektedir. yalan söylemektedir; çünkü savcı Sarıkaya, Büyükanıt’ı iddianameye hiçbir ilgisi yokken koyup, mesleğini kötüye kullandığı için atılmıştı.
24., 25. ve 26. MADDE:
“Ekonomik ve Sosyal Konsey” Anayasa kapsamına alınacak. 12 Eylül dönemindeki Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ile bu dönemde kurulan hükümetler ve Danışma Meclisi’nde görev alanların yargılanmasını önleyen geçici 15. maddesi yürürlükten kaldırıldı. Anayasa değişikliği halkoyuna sunulurken tümüyle oylanacak.
KANDIRILDIĞIN SÖZLER
“Ekonomik ve Sosyal Konsey ekonomik politikaların belirlenmesinde hükümet tek belirleyici olmaktan çıkıyor.”.
GİZLENİLEN AMAÇ
Kandırıldığın bu değişiklikteyse, hükümetin, konseyde zaten tek belirleyici olmadiği gizlenerek, bu, anayasal hak(!) olarak yutturulmaktadır!
Geçici 15. Madde:
12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını engelleyen “Geçici 15. Madde kaldırılmaktadır”
KANDIRILDIĞIN SÖZLER
12 Eylül darbecileri yargılanıyor. Bu değişiklikle 12 Eylül darbecilerinin kendilerini korumak için getirdikleri dokunulmazlık zırhı kalkıyor.
• Cumhuriyet tarihinde ilk defa darbecilerin hesap vermesinin yolu açılıyor.
• Artık darbecilerden, halka karşı işledikleri suçların hesabı sorulabilecek. Mağdur edilen milyonlarca vatandaşın hakkını arayabilmesinin yolu açılacak.
ASLINDA DARBECİLERİ YARGILAYAMAZLAR!
12 Eylül darbecileri böyle yargılanamaz! Geçici 15. maddeyi kaldıran ve yargılanmanın önünü açtığını söyleyenler, bu konuda da vatandaşı iki nedenle kandırmaktadır.
a) Kimse geçmişe dönük yargılanamaz.
b) Bunun için özel yasa gereklidir çünkü halk, darbecilerin yargılanamayacaklarını EVET diyerek onaylamıştı.
ASLINDA 12 EYLÜL’LE HESAPLAŞMIYORLAR
a) 12 Eylül kurumlarının hiçbiri değiştirilmiyor!
b) Nitekim, Geçici 15. Madde’yi kaldıranların amaçları 12 Eylül darbecileri ile hesaplaşma değildir. Olsaydı, mecliste CHP’nin ve MHP’nin bu konuda verdikleri değişiklik önerilerini reddetmezlerdi.
VE UNUTMA BEBEK KATİLİ İLE LANETLİ PKK DA EVET DİYOR!
YA SEN!
BİR DAHA DÜŞÜN! KİM VE NE İÇİN EVET DİYECEKSİN?
hayyamyam - 02/EYL/2010 16:50
adamlar haklı istanbul a geldim geleli hep borcum var....
dua ediyorum ama bizi bu durumlara düşürenler için....
-------------------------------------------------------------------
Akşam Gazetesi, Ramazan boyunca okurlarına dua hediye etmeyi sürdürüyor..
Ancak ne var ki bugün verdiği hediye, özellikle gazete çalışanlarının yüzünde acı bir tebessüm oluşmasına neden oldu.. Çünkü bugün okurlara verilen hediye "Borçlardan kurtulmak için okunacak dua"ydı..
Aylardır maaş alamadıkları için borç içinde yüzen Akşam çalışanları, "Maaş alamıyoruz ama yine de gazetemiz sağolsun, bizleri düşünüp borçlardan kurtulmamız için dua dağıtıyor" diyerek gazete yönetimine imalı bir göndermede bulundular..
(kel başa şimşir tarak)
Londoner - 02/EYL/2010 16:51
KOKSUZ OZKOK - 01/EYL/2010 17:54
Seni candan kutlarim kardesim bugune kadar bu sitede yazilan en kapsamli en mantikli ve en arastirmaci yazin icin
Bu yazin bana yettide artti helal olsun sana, hemde kibrista yasayan kibrisli bir arkadassin sanirim helal olsun sizin icin yaptiklarimiz.
hayyamyam - 02/EYL/2010 16:56
iyii birisi çıkıp onun bize dediği gibi ..
sen o adadan bizim işimize ne karışıyorsn demiyor....
KOCASOPA - 02/EYL/2010 17:04
ALTAYLI yanılyor....Söz dinlemeyen yılan ya sokarsa....?
KOCASOPA - 02/EYL/2010 17:06
Ama bu yılan herkesi, d,inklliyor muş.Dinlenme de de eşitlik vsar desenize.Her yerde eşitlik ne güzel..Sişz de bunu istemiyor muıydunuz..O zaman evet demekte haklısınız.Demek kşi dinlenmeniz ve dinlen memiz yetmemiş.
KOCASOPA - 02/EYL/2010 17:08
BU REFERANDUM.ç..SEFRANDUM OLMUŞ DA HABERİMİZ YOKMUŞ:::VAY ANASINI SAYIN SEYİRCİLER....
negotiator - 02/EYL/2010 17:10
KOKSUZ OZKOK - 02/EYL/2010 16:48
iste bu benim aradigim yaziydi,bunu ne siyasiler yapti nede basin bu kadar aciklikta hickimse bunu anlatamadi tum oyun bu iste
SANA BRAVO kibrisli kardesim,kibrislilarin adam gibi adam oldugunu sen bir kez daha kanitladin.
sancak1967 - 02/EYL/2010 17:50
kendini bilmez biri taş atmış...
Attığı taşın kendisini vurduğunun farkında değil.
İftira ne demek bilmez ama müfteri diye karşısındakini suçlar
KOCASOPA - 02/EYL/2010 17:57
DAHA NE İSTİYORSUNUZ?DİNLEMDE VE DİNLENMEDE EŞLİTLİK GETİRDİK.DAHA DA BİR ÇOK EŞİTLİK YOLDA..REFEEANDUM DA...
Ümit Pehlivan - 02/EYL/2010 18:10
Bu ülkede arkada$iyla özel telefon görü$mesi sirasinda vedala$arak bilmenenin sülalesini $ey yapayim diyerek telefonu kapatirsak bir suç i$lemi$ oluyormuyuz ?
Normal bir ülkede evlerin içinde veya özel konu$malarda söylenenler ne suç sayilir ne dinlenir !
Diyelim ki Türkiye normal bir ülke, ba$bakanin dedigi gibi bir DEMOKRASi !
O zaman her konu$madan evel selamla$irken ve sonra vedala$irken galiz küfürler edelim...dinleyenlerin hem kulaklari kizarsin...hem raporlari okuyanlar onlari daha yukari çikarmasin !!!!
Olmaz mi?
Saçma bir yazi...
Ama durum daha da saçma !
Ho$çakalin
Ümit Pehlivan
Not: kasintilar sirf sanatçilar degil...malum ülkemizde kültür ve terbiye seviyesi yilanlarin seviyesinde dola$tigi için bu kasilmalari her kesimde ve her meslekte görebiliriz... Gazeteciler dahil !
Ümit Pehlivan - 02/EYL/2010 18:14
Sabri yeti$...
Bizim Kibrisli dostumuz sana rakip çikmaya çali$iyor...
iki gündür liste liste yaziyor seni Guinessbook'tan silmek istiyor...
Hade göster kendini, bilegine kuvvet !
Klavyene dayaniklik !
Ho$çakalin
Ümit Pehlivan
sadison - 02/EYL/2010 18:29
Ya bu FERHATDON,SANCAK türünden insanların yazılarını okurken insanın midesi bulanıyor vallahi. Adamların işi gücü din,iman,kitap,hadis vesair vesair bunların uydurma dogmalarına inanmayan herkes kötü dinsiz imansız vesair vesair. Ya kardeşim bu dünyada dinden başka bir şey yokmu, mecbur muyuz biz sizin inanç geyiklerinizi çekmeye, ona buna hakaretlerinize katlanmaya.ne biçim insanlarsınız siz. Kardeşim din (hatta din bile değil bir mezhep) sizin için herşey olabilir ama bizim için bir anlamı yok işte. Mecburmuyuz islamcı olmaya dinci olmaya sunni olmaya. Ya ilgilendirmiyor bin sene önceki bir hayat tarzı beni. bana ne senin inancından git neyi nasıl yaşıyorsan yaşa kime ne.
Adam yazmış; "Özel hayatın sınırlarına en fazla riayet edecek olan inançlı ve dindar insanlardır. Tecessus yasaklanmıştır... "
Ya kendi çalıyor kendi oynuyor adam, ahlak insanlık saygı size mi kalmış acaba.inançlı ve dindar geçinen insanların nasıl bir fitne ve fesat kaynağı olduğunu sayenizde görüyoruz, hiç insani evrensel bir değer var mı saygı duyduğunuz.Ona çamur at, buna iftira at,öbürünü aşılağıla,herkese dinsiz de, inançsız de . Siz kimsiniz kardeşim,sizin inandığınıza inanmak zorunda değiliz,heleki sizin gibilerin inandığına asla inanmak zorunda değiliz. Sizin gibilerin ahlak anlayışı ortada sizden olmayan herkes kötüdür, düşmandır, yok edilmelidir. Bunların ahlak dürüstlük nutuklarına inanmayın, ahlak ve erdem ancak belli bir akıl seviyesinin belli bir zekanın ulaşabileceği cevherlerdir. Bunlar hiçbir zaman evrensel bir ahlak ve erdem seviyesine ulaşamazlar.Ulaşamadıkları için bu dinciler her gün TV lerinden radyolarında gazetelerinden halkın içine fitne yayıyorlar,devlete, ordumuza ve milletimize sövüyorlar. Çağdaş bir Türkiye cumhuriyetini içlerine sindiremiyorlar, sindiremezler, çünkü çocuklarımızın aydınlanma yaşamasını, çocuklarımızın prıl prıl çağdaş insanlar olmasını istemiyorlar.
Bunlar cemaat devleti, tarikat devleti, hilafet devleti istiyorlar ama çok beklerler Türk milleti ışığı gördü aydınlanmayı gördü her gün bir yerlerinizi yırtsanızda Türk milletinin ufkunu karartamazsınız yeniden. Türk milletini bin yıl öncesinin dogma insanına çeviremezsiniz yeniden. Allah bu millete sıkıştığında bir Atatürk daha gönderir yine bozulur hain emelleriniz, bugün Türk milletine, Türk ordusuna karşı attığınız zafer çığlıklarınız, böğürmeleriniz boğazınıza dizilir tek tek.
Sancak denilen kişiye son bir söz; sen değilmisin on kasımda hepimiz ATAMIZI anarken, kendimizce yasımızı tutarken, gevrek gevrek çıkıp aba altından Atatürk'e çamur atan yorumlar yazan, sen değilmisin pişkin pişkin on kasım da herkes sizin gibi olmak zorunda değil diye yorumlar yazan. Seni kim davet ediyor kardeşim on kasımda gelip köpükler saçıyorsun ağzından. Buradan 24 saat millete ahlak dersi veriyorsun küçük aklınca ama seni ve senin gibilerin ahlak anlayışını çok iyi biliyorum ben. Çöl ahlakı ahlak değildir işte sen buna çok iyi bir örneksin.daha da bir şey demiyorum. Allah seni ve senin gibileri nasıl biliyorsa öyle yapsın ama Yaradan sakın ama sakın bizleri sizin gibi yapmasın.
sancak1967 - 02/EYL/2010 18:30
Maddeler yorumlanacaksa eski maddeye bakılarak yorumlanmalıdır.Örneğin yurt dışına çıkışla ilgili madde eleştirilecekse eski madde ortaya konularak sonra yeni maddeye bakılır sonrasında bir karara verılır.
Örneğin yurt dışına çıkışta memurun koyduğu yasağı normal buluyorsanız ve bunun için mahkeme kararını gerekli bulmuyorsanız tabi ki hayır diyebilirsiniz.Bu durumda sızlandığınız bir çok konuda kendinizle ters düşmüş olursunuz.Yasak hemşerim zihniyetine geçit vermiş olursunuz hayatınızı hiç yetkisi olmayan aslında size hizmetle yükümlü vatandaşın eline teslim etmiş olursunuz.O zaman demokrat devlet hukuk devleti yerine memur devleti polis devleti olursunuz.
Maddeleri eskileriyle karşılaştırmazsanız hataya düşersiniz.Bir madde size az kazandırıyor olabilir ancak eskisi hiç kazandırmıyorsa yine EVET için bir nedeniniz vardır.
Şayet eski maddeden memnunsanız hayır değilseniz EVET diyeceksiniz.Ayrıca dikkat etmeniz gereken nokta ise hangisi bizim menfaatimize ona göre karar vereceksiniz.Vicdanına soracaksın kimseye bakmayacaksın bu maddeler sana kaybettiriyorsa hayır kazandırıyorsa EVET diyeceksin...
Memnunsan hayır,
değilsen benim gibi EVET diyeceksin
EDİTÖRDEN
Eskisinden memnun değilim diye önüme konulan her yeniyi kabul etmek zorunda mıyım?
Benim kendime saygım var o yüzden "ehveni şer" mantığını kabul etmem.
Eğer yenisi gerçekten iyi ise, doğru olan, birleştirici, yapıcı olan ise ancak kabul edebilirim.
Yoksa "eskisi de pek kötüydü neyse bu ondan evlâdır" deyip kaderime razı olmam.
Ümit Pehlivan - 02/EYL/2010 18:34
Dün ak$am "Tarafsiz Bölgeyi" izledim...
Ahmet Hakan kebap i$ bulmu$... oturmu$ masasina davet ettigi bülbülleri izliyor, uyumamaya çali$iyor, Twitter'i okuyor..iki uç soru bir öksürük, oh eve gidip Twitter'e devam...
Ma$allah !
Gelelim dün ki konuya...
Kisadan: KOKSUZ OZKOK - 02/EYL/2010 16:48 :)
Yani bu degi$iklikler niye...
AKP'li "Hoca" dedi ki: "biz bi $eyler yapmak istiyoruz..yasalar ve onlari temsil eden mahakemeler izin vermiyor" !!! Önümüzü tikiyorlar... bizde o engelleri KALDIRIYORUZ !!!!
Ve ikide bir Sarkozy'yi örnek verdi !!! Avrupanin en seviyesiz en nefret edilen "politikacisi"..kendi ülkesinde sürünen birisi... Halk onu oraya koyduguna bin pi$man...
AB Fransayi denetlemeye hazirlaniyor ve çe$itli finans organlari Fransanin notunu ha dü$ürdü ha dü$ürecek...
Ama o hakliydi, Lumpen diliyle konu$up, Lumpencilere mesajlar veriyor..bizleri nasil olsa ikna edemez...
Kitap okumayan, duydugunu anlamayan ki$ilere ihtap ediyor... oy topluyor, tatmin ediyor !
Bulun bir yerden izleyin...
öbür taraf ne diyor?
Bizi suçlamayin diyorlar ! Kati, kemalist, antidemokratik, halk kar$iti düzenden biz suçlu degiliz: " Hiç gücü elimize alamadik, ülkeyi yönetmedik" ....
Sanki bu yasalari yazan adamlar, bu egtim sistemini rezil eden kafalar uzaydan gelmi$ler...
AKP kendi sistemini kuruyor ve önünde engel mengel istemiyor.. onlar ne yaparsa dogru sayilacak ve bu ülkede artik anayasa mahkemesi veya herangi bir yarginin mudahalesi mümkün olmayacak !!!
Yahu koyun $u rejimin adini artik ne isterseniz koyun... ama demokrasi demeyin !
Bunlarin istedigi rejim artik AB standardi di$inda bir $eye dogru gidiyor... gitmi$ bile !
"COGUNLUGUNUN Zülmü" diyorum... ba$kasi fa$ist der ama kizdirmayalim... Yüksek kültürlü, demokrat ruhlu küçük Goebelslerimiz. Uylanmasinlar...
Arkada$lar siz haklisiniz % 47 topladiniz ya...kalan % 53'e b.k bile yedirebilirsiniz... seçildiniz ya ! Hak sizde, güç sizde...
Bu demokrasi anlayi$inin bende ortasina...
:))
Ho$çakalin
Ümit Pehlivan
sancak1967 - 02/EYL/2010 18:36
Aslında darbeleri yargılayamazlar sözü oldukça iddialı bir laftan öteye gitmiyor.Çünkü öyle düşünmüyorlar ki halk oylamasının sonuçlarını endişeyle takip ediyorlar.Madem ki evet ile hayır sonucu değiştirmeyecek niçin rahatsızlar ?
Hepimiz biliyoruz ki dokunulmazlık sadece onikieylül uygulamalarını kapsamıyor.Her türlü şekilde dokunulmazlık sahibi oluyorlar oysa ki dokunulmazlık kalkınca bambaşka bir sayfa açılıyor.Başbakan amerikaya gittiğinde bir örnek vermişti.
hatırladınız mı?
Türkiyede dokunulmazlık en geniş anlamda uygulanır.
sancak1967 - 02/EYL/2010 18:44
Sacit Kayasu niçin atıldı ?
Üstelik AİHM de davasını kazandığı halde ne savcılık görevine dönebilmekte ne de serbest avukatlık yapabilmektedir.
Sacit Kayasu mesleğini niçin ifa edememektedir.
Haydi diyelim bir adamı işinden attınız ama mesleğini ifa etmesine nasıl mani olursunuz ?Hangi hakla kazanılmış bir hakkını yok sayarsınız.
O diplomayı kimse vermedi.
Pekala başka meslek guruplarında geçerli olan askerlikte ve hakimlik ve savcılıkta da geçerli olmalıdır.Açıkçası insan hakları bakımından konuya yaklaştığınızda her davanın aihmden dönme tehlikesi vardır.
Hiçbir kurum kendine ait olmayan yetkiyi kullanamıyacağı gibi bir insanın kendi yaşamını idame hakkını elinden alamaz.
hayyamyam - 02/EYL/2010 18:44
Bazı anların formülünü henüz keşfedemesek de
Hayat dediğin matematiktir bence.
Ülke yönetmek de işte böyledir.
Matematiği kim işletirse, ipler onun elindedir.
Örneğin siz olsanız,
Elli yıldır borçla bağladığınız
Politikacısına siyaset için icazet
Askerine darbe için izin verdiğiniz
Ordusunu sizin teknolojinizle donattığınız
İstihbaratının içine girdiğiniz
Gazetecisine para verdiğiniz
Bürokratını beslediğiniz
Ürettirmediğiniz
Ürettiğini sattırmadığınız
Anarşiyle, terörle, sağ, sol, Alevi, Sünni, Türk, Kürt bölüm bölüm böldüğünüz
Bankalarını çökerttiğiniz
İşadamını korkuttuğunuz bir ülkenin size “hayır”demesine izin verir misiniz?
Ben de olsam ben de vermem.
Eeeee bu işler “secret”la olmuyor tabi.
Ama yine de evrene pozitif enerji gönderelim.
Hesaplanamayan şeylere inanalım
Sağlı sollu ortalarla ceza sahasına dolalım
Son düdüğün çalmasına daha var
Hakeme güvenmesek de
Sürprizlere açık olalım
kck
sancak1967 - 02/EYL/2010 18:46
Dinleme konusunda kılıçdaroğlu da konuştu.
O konuşmaların tasvip edilir bir tarafı yok.
Ama ağzını açıp tek kelime edemiyor.
Zarf tamamda mazrufa bir kelime niçin etmiyor?
Hiç mi rahatsız olmuyor ?
hayyamyam - 02/EYL/2010 18:52
kendini bilmiyorum ben...
senden fırsat kalmıyor...
dindarım diyen de ben değilim üstüne üstlük bide iftira atanda...
Atatürk Havalimanında kitrapçıdan ""Takunyalı Hitler Tayyip Erdoğan""kitabını aldım.
itapıya parayı ödedim.
Kitapçı sordu
-Abi poşetleyeyyim mi?
Yok dedim.
-Aman abi ver poşetleyeyim dedi..
Neden dedim...
Abi izliyorlar ..demez mi?
sancak1967 - 02/EYL/2010 20:46
Aynaya bakınca yeterince miden bulanıyordur.
Bir başkasının mideni bulandırmana gerek yok...
Saygısızlık ve terbiyesizlik yapmadan konuş.Varsa düşüncen ortaya koyarsın.Kendi paçavralarını yazı diye saçıyorsun ya bak ben onlara yanıt vermeye tenezzül etmiyorum.
Diyorum ki seviyesi bu kadarmış...
Önce saygılı olacaksın ,
edepli olacaksın
Kimseye çamur atmayacaksın
hele ki ahlak kelimesini hiç ağzına almıyacaksın.Böyle bir yazı yazdıktan sonra tövbe hiç almıyacaksın.İnsan da utanma olur ,
ar olur ...
sancak1967 - 02/EYL/2010 20:53
EDİTÖRDEN ,
Ehveni şer kötü değildir
İki kötü varsa daha hafifini tercih etmek akıllıcadır.Ayrıca ben ehveni şerri tavsiye etmemiştim buda düşünebilir .
Neden olmasın??
Ayrıca yazım doğru okunmamış herkes vicdanına göre bir muhasebe yapacak kar ve zarar hesabı yaptıktan sonra karar verecek.
Kendi kararı olacak
Ben kendi kararımı EVET OLARAK beyan ediyorum.
Kaderimize razı olacağız.
Başka türlüsü mümkün mü?
Hayırların çıkmasını istemiyorum ama ola ki hayırlar çıktı ve kaderime razı olacağım.Dolayısıyla sizinde çıkan sonuca razı olmak dışında bir seçeneğiniz yok
Cemaat - Kadrolaşma - Yasa Dışı faaliyetler - Rant ve çıkar sağlama - HALİÇTEKİ SİMONLAR
Kitap bizzat F.G emri ile yazılmış olabilir, çünkü örgüt kontrolden çıkmış ; aynı Susurlıkçular gibi !
İçerden öğrendiğim bu.
Sari Lacivert - 02/EYL/2010 21:38
Evet arkadaslar futbolda transfer sezonu kapandi ama esas bombayi Haberturk patlatti. Vatana millet hayirli olsun AKP Haberturk’e transfer olmus hahahaha
Gene aglanicak halimize guluyoruz iyimi.
Son aldigimiz haberlere gore Muslumanlarin dostu Hiristiyanlarin korkulu ruyasi, medeari iftarimiz yuce Padisahimiz, yarin ‘gene’ Haberturk TV’de Yigit Bulut’un konuguymus.
Haydaaaa, ya arkadas daha bir-iki hafta evvel Yigit Bulut Padisahimizi o ekranlara cikarip AKP ve referendum propangadisimi yapmadimi?
Bu yetmez 2-3 gun once gene ayni Yigit Bulut Adalet Bakanini o ekranlara cikarip gene referandum ve AKP propagandasi yapilmasina canak tutmadimi?
Gecen hafta Siyaset Meydaninda Ali Kirca’ya kizan Padisahimizin sonunda kendisini kizdirmiyacak bir gazeteci ve televizyon kanalina kapagi atmasina cok sevindim!
Belkide Cumhuriyet tarihinin en onemli referandumlarindan birinden once haftada bir kere Basbakan’i yada Bakanlarini o ekranlara cikarip iktidar propagandasi yaparak Haberturk’u AKP’nin arka bahcesi haline donusturen Yigit Bulut’u ve Haberturk TV’yi burdan kiniyorum.
Bellik Padisahimizin ‘Bitaraf olan bertaraf olur’ mesaji adrese gitmis.
10 gunde bir Basbakan’i ekrana tasiyan Yigit Bulut acaba, 10 gunden vazgectim, son 10 haftada kac kere Kilicdaroglunu yada Devlet Bahceli’yi programina davet etmis?
Siyasi parti ve siyasi lider dendigi zaman Yigit Bulut’un aklina niye acaba sadece AKP ve Recep bey geliyor???
Ayiptir ayip kor gozune parmagi sokar gibi bu kadar acik secik iktidar yagdanligi yapilmaz.
Yigit Bulut ve Haberturk’un unutmamasi gereken bir gercek var ki, bu ulkede Cumhuriyet rejimine karsi odak olmaktan mahkum olmus AKP’ye oy vermiyen insan sayisi, cok sukurki , bunlara oy veren insan sayisindan hala fazla.
Su ulkede AKP karsisinda egilip bukulmeden dik durmayi becericek bir tane medya grubu kalmadimi arkadas yaa.
erayomer - 02/EYL/2010 22:10
Adamlar dinlenmisler,ne kadar ayip.
Ne konusmuslar,kimseyi ilgilendirmez,adamlarin özeline karisamazsin.
Ya adamlar Öcalani bile devreye sokuyorlarmis.
Olsun önemli olan o degil,önemli olan adamlari dinlerken özeline girmek.
Ya neden adamlarin özeline giriyorsunuz,istedikleriyle görüsürler.Bu adamlar Yargida karar verirken ama önce ÜLKEYI ve MILLETI düsünürler,bundan süphenizmi var yoksa.
Sakin bu adamlarin özeline girmeyin,istedikleriyle istediklerini konusurlar.
sancak1967 - 02/EYL/2010 22:24
herhalde kendinle beni karıştırıyorsun.
Kendi yazdıklarından da habersizsin.
Cehaletini her daim yüzüne vurmak istemiyorum ama ben istemesem de sen cehaletini haykırmaya bayılıyorsun.
İspat edemiyen müfteridir.
Fikre fikirle yanıt verilir.
Fikrin yoksa
eğ başını sus
Madem ki yanıt verecek çapın yok yazmıyacak
Ayrıca sen dindarlık ne demek biliyormusun?
Anlamını bilmediğin kelimelere pek meraklısın
sancak1967 - 02/EYL/2010 22:31
Başbakanı dinlediler.
Kıbrıs Türk cumhuriyeti başkanı Talat ile konuşmasını dinlediler.Hiç kimse ağzını açıp çok oluyor bunlar demedi.Yine Başbakanı arkadaşı Remzi Gür ile olan telefon görüşmesi dinlendi.Bu telefon görüşmesi özeldi.Hiç kimseyi ilgilendirmiyordu yine ses çıkmadı.
Bu dinlemeleri kim verdi?
Tabi ki Aydınlık dergisi...
Dava kapsamında yargılamanın sürdüğü kasetler ve cdler de dinlemeler çıktı.Ben dinleyenlerin de yabancı olduğuna inanmıyorum.Büyükanıt Paşa otuzikinci gün programında ne demişti.Hakkındaki iddialar kimden çıkmıştı ve hedef gösterilen cemaatten mi çıkmıştı ?
sancak1967 - 02/EYL/2010 22:35
Editörümüz sağolsun aleyhimize yazan herkesin yazısına uygunmudur bakmadan izin verir.Düz yolda yürümesine izin verilmeyecek kişiler burada aleyhimize atıp tutar ve bir provakatörlük yapmaya kalkarlar.
Sen ateş olsun biz İBRAHİMİZ
o ateşi göğsümüzde söndürürüz
Senin tuzağın bize işlemez
Bugüne kadar hep tuzağa düşenler kendi kurdukları tuzakları oldu.
Doğruyla aran yoktur ama sen yine doğruluktan ayrılma
sancak1967 - 02/EYL/2010 22:46
Ümit Pehlivan ,
İslam ile faşizm yan yana gelmez.Bir insanda islam ne kadar galipse faşizm o kadar kaybolmuştur.Faşizm bir müslümanda ancak dinen ve imanen zayıfsa tesir edebilir.
Başka türlü mümkünatı yoktur.
Ayrıca faşizm karanlık bir çağın sonucu olarak ortaya çıkmıştır.Birinci dünya savaşı sonrasında Alman halkını rencide edici biçimde davranan galiplerin yenilenleri kale almaması ve dünyadaki kriz fitillemiştir.Bugün ise faşistler dünyada ancak soytarı olurlar.Diyelim ki avrupada iktidarı ele geçirdiler ve avrupalı devletler islam korkusuyla böylesi rezalete geçit verdiler hiçbir şey olmaz ancak çöküşlerini ,yıkılışlarını hızlandırırlar.
Türkiye faşizm tutmuyor.
Tutmaz da
Çünkü halkın inançlarında islam var.
sancak1967 - 02/EYL/2010 23:30
benim kendime dindar dediğim bir cümle var mı?İftira kelimesini bilmeyen kişi hangi iftirayı atmışım söyle de gerçekten müfteri kimmiş ortaya çıksın...
Ben Allahtan korkarım ama senin kimden korktuğunu bilmiyorum.Birisiyle mücadele edeceksen doğruluktan ayrılmayacaksın ve rakibinin dahi sürçmesine razı olmayacaksın ama bunu sende göremiyorum...
Ümit Pehlivan - 03/EYL/2010 00:57
"Hıyarların çıkmasını istemiyorum ama ola ki hıyarlar çıktı ve kaderime razı olacağım.Dolayısıyla sizinde çıkan sonuca razı olmak dışında bir seçeneğiniz yok..."
Seçenegimiz var, her zaman var... kaderine razi olan, çikan sonuçlara boyun egenlerden degiliz... Ruhumuzda yok bu...
Olsaydi, bugün Türkiye Cumhuriyeti diye bir ülke olmazdi
Anliyor musun Sancak?
Hiyarlar çikti mi, biz onlari koparip, soyariz ve dilim dilim kestikten sonra tuzlayip o hıyarlari yeriz...
Begenmedin, biraz sarmisak, bol yogurt, zeytin yagi, kekik, kara biber, nane... Güzel bir cacik yapariz... yanina kavun, beyaz peynir, raki, buz... Oh gel keyfim gel (Sabri'ye de kangal sucuk mangalda)... birdaha ki seçimi bekleriz... ama pes etmeyiz... boyun egmeyiz...kabul edemedigimiz kahpe kaderleri hiç istemezuk !
Ho$çakalin
Ümit Pehlivan
Editör - 03/EYL/2010 01:08
Sayın KOKSUZ OZKOK,
Sizinkine benzer bir çalışmayı Prof. Dr. Ramazan Demir de yapmış. Bilmiyorum bir esinlenme söz konusu mu ama aslında bu pek de önemli değil zira önemli olan mevcut konu ve ona olan yaklaşımda ortak bir bakış açısında bütünleşebilmek.
Bahsettiğim çalışmaya buradan ulaşabilirsiniz:
http://www.r-demir.com/makalelergsbguncel.aspx
*Yorum yapabilmek için üye olmanız gerekiyor. Eğer kayıtlı üyemizseniz her sayfanın üst bölümünde yer alan kullanıcı adı ve şifre alanlarını doldurarak giriş yapınız.