(Ekonomi) GELİR İDARESİNDE İŞ ŞANSI   **    (Türkiye) ŞÜPHELİ PAKETTE PATLAYICI   **    (Dünya) KUZEY OSETYA'DA KANLI BAYRAM   **    (Spor) BEŞİKTAŞ'TA BAYRAM MESAİSİ   **    (Dünya) WESTERGAARD ÖDÜLÜNÜ ALDI   **    (Dünya) İRAN'DA AVUKAT SOTUDE GÖZALTINDA   **    (Dünya) ŞİLİ'DE DEPREM   **    (Dünya) CASTRO'DAN ÖZELEŞTİRİ   **    (Spor) LİGDE 4. HAFTA HEYECANI   **    (Spor) CİMBOM'A ÖZEL SAĞLIK EKİBİ   **    (Dünya) KRAL ÖĞRENCİYİ AFFETTİ   **    (Dünya) RUSYA'DA PATLAMA: 5 ÖLÜ   **    (Dünya) LEFKOŞA'NIN FETİH YILDÖNÜMÜ KUTLANDI   **    (Ekonomi) TÜRKLER TATİLDE DENİZİ TERCİH EDİYOR   **    (Spor) FEDERER YARI FİNALE YÜKSELDİ   **    (Dünya) ABD'DE YANGINDA 8 KAYIP   **    (Dünya) BATI NİL'E BİR KURBAN DAHA   **    (Ekonomi) EMLAKTA E-BİLDİRİM DÖNEMİ   **    (Ekonomi) SICAKLAR TAVUK SEKTÖRÜNÜ DE VURDU   **    (Spor) HIDDINK TATİLDE   **   
Arama :     
Kullanıcı Adı :   Şifre :     Üye olmak için tıklayın  |  Şifremi unuttum  
ANA SAYFA
Yazılar (Arşiv)

İyi bayramlar ...

Ankara-İzmir net, İstanbul ...

Köy çocukları Cumhuriyet’e ...
Spor (Arşiv)

Siz batırın, biz çıkarırız ...

Galatasaray, bu yönetime büyük ...

Büyük takımların vakti yoktur ...
Rüya Otomobiller (Arşiv)

Ford Kuga ...

Volkswagen Touareg ...

Alfa Romeo Mito ...
İletişim
Site Kuralları ve Künye
Özel Haber (Arşiv)
YAVUZ SEMERCİ YENİ BİR TARTIŞMA DAHA AÇTI
16.03.2009 ...

HABERTÜRK İLKLERİN GAZETESİ
16.03.2009 ...

Program Arşivi
(06 TEM) Teke Tek - SP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş
(01 TEM) Teke Tek Özel - Prof. Dr. Azmi Özcan
(29 HAZ) Teke Tek - Eski özel harekatçı İbrahim Evin, Em. Tuğg. Servet Cömert, eski Batman Valisi Salih Şarman, yazar Altan Tan
(24 HAZ) Teke Tek Özel - Dünyaca ünlü çizerimiz Suat Yalaz
(22 HAZ) Teke Tek - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik
(17 HAZ) Teke Tek Özel - Prof. Dr. Mehmet Akman
(15 HAZ) Teke Tek - Avukat Rezan Epözdemir
(10 HAZ) Teke Tek Özel - Tarihçi Prof. Dr. Kemalettin Köroğlu
(03 HAZ) Teke Tek Özel - Prof. Dr. Vahdettin Engin ve Soli Özel
(27 MAY) Teke Tek Özel - Orhan Karaveli, İlber Ortaylı

  07 MART 2010

Tan'ı harcamak

DIŞİŞLERİ Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun dün birkaç gazetede yer alan sözlerini okuyunca inanamadım.
Ölçülü, dikkatli bir adam diye bildiğimiz Davutoğlu'nun sözlerini.
Davutoğlu şöyle demişti:
"Muhtemel krizi öngörerek Büyükelçi Namık Tan'ı şubat başında Washington'a gönderdik. Biraz ağırdan alsaydık, istişare için Ankara'ya çağıracak elçimiz olmazdı. Bu kozumuzu kullanamazdık."
Ben böyle bir cümle hayatımda duymadım.
Sanırsın ki, Türkiye'nin Washington'da elçisi yok.
Biri istifa etmiş, yerine bir yenisi gitmiş.
Bu mu büyük strateji.
Ayrıca "geri çağırmak için büyükelçi yollamak" da neyin nesi.
Yani Ermeni tasarısının geçeceğini biliyorsunuz.
Engelleyemeyeceğinizden eminsiniz.
Bu yüzden de Washington'a "geri çekmelik" bir büyükelçi yolluyorsunuz.
Yolladığınız adam da Dışişleri'nin en parlak adamlarından Namık Tan.
Ben bu sözleri okuyunca Namık Tan adına üzüldüm.
Gazetelerden biri "Bakan Bombaladı" diye vermiş mesajı.
Bombaladığı doğru da, kimi ve nereyi bombaladığı tartışmalı.
Bence Namık Tan'ı.
Sizce kimi?

 


Galatasaray'ın borcu 600 milyon lira!

YİĞİT Şardan mesaj atmış dün.
Yurtdışındaymış.
"Bugün Galatasaray'ın 800 milyon TL borcu olduğunu yazmışsın. Sana 1. ağızdan söyleyeyim. Birleşme sonrası, yani birleşme için kullanılacak 70 milyon dolar hariç Galatasaray'ın borcu 200 milyon dolardır. Yıllık geliri 150-180 milyon dolara gelmiş bir kulüp için çevrilmesi ve geri ödenmesi hiç de zor olmayan bir tutardır. Dostlarına söyle, gönül rahatlığıyla seçime girebilirler."
Yiğit böyle yazınca ben de Yiğit'in dostum dediği -ki bütün Galatasaraylılar benim dostumdur- Süren, Dürüst ve diğerlerine söylediklerimi burada da yazmalıyım.
Yemekte Galatasaray'ın durumu konuşulurken ben aynen şunları söyledim:
"Kulübün kötü yönetildiğine katılmıyorum. Adnan Polat'ın imajla ilgili hatalar yaptığında hemfikirim. Ancak nakit akışında sorun yaşamıyorlar. Ödenmeyen paralardan artık söz edilmiyor. Borcu çevirebildiklerini görüyorum ki, Faruk Süren de bunun en önemli unsur olduğunu hep söylerdi, heyecan veren transferler yapıyorlar. Rijkaard bile başlı başına bir heyecandır. Ben daha iyi bir alternatif olmadıkça bu yönetime oyumu veririm. Size de aynı şeyi tavsiye ederim."
Bu sözlerden sonra masadakilerin de büyük oranda bu fikri paylaştığını ancak bazı konularda şikâyetleri olduğunu gördüm.
Bunun üzerine Ali Dürüst'e, "Sen çık o zaman" dedim.
Çıkmayacağını söyleyince Faruk Süren'e, "Başkanım, siz çıkın madem öyle" dedim.
Ben mevcut iki aday arasında Adnan Polat'ı çok daha uygun gördüğümü her yerde söylüyorum.
Adnan Öztürk'ün kulübü öğrenmesi zaten iki sene sürer.
Ve gördüğüm şu ki, genel kanaatin aksine mektepliler arasında Polat'ı destekleyenler daha fazla. Mektepsizler arasında ise Öztürk'ü.
Bu arada borçla ilgili Yiğit'in söylediklerine katılmıyorum.
Eğer Sportif AŞ'ye olan borçları hesaba katmıyorsa söylediği doğru.
Ama Sportif AŞ'ye olan borçları da eklersek benim 600 milyon TL dediğim rakam doğru.
 

 
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Gerçekleri saklayarak doğruya ulaşamayacağımızı anladığımız zaman
Bu yazıyı arkadaşına öner Bu yazıyı Facebook'ta paylaş

Bu yazıya toplam 83 yorum yapıldı.

Yorumlar :
oguztolga - 08/MAR/2010 11:51
Bugün Dünya Kadınlar günü.Kutlarım.

Ne Pakistanda
Ne Afganistanda
Ne Arap yarımadasında
Ne Irakda
Ne Endonezya,Malezya ve ıvır zıvır islam devletlerinde
Kadınlar Farkında bile değiller.

Sadece Türkiyede kadın kısmen de olsa kadınlığını yaşayabiliyor Ataturk devrim ve ilkeleri sayesinde
Kutlu olsun.

Eyy benim kafası 'su kaçırmasın hava almasın' diye devekuşu yumurtası gibi paketlenmiş hemşirem!

Eyy dini modernize edemediğinden, çağdaş yaşamı islamize etmeye çalışan tuhaf iktidarın seçmeni!

Eyy benim üstü kebap altı Lara Croft modifiye müslüman kardeşim!

Ey inandığı din;

erkeği kadına tercih eden, üstün gören, erkeğin otoritesini tartışılmaz ilan eden, erkeği kadının hamisi, kadını erkeğin hayatini kolaylaştırıcı unsuru, vesayet altında tutulması gereken bir çeşit geri zekalı ya da aciz ve hatta seytan konumunda tanımlayan hemşirem!

Dini inancı 'Erkek Diktatoryasına mutlak itaat'ı emreden hemşirem!

İslamiyeti 'kültür', ahlakı dinden ibaret sanan hemşirem!

Üniversiteyi bitirirsen, diplomayı duvara asıp evinin kadının olacağını, kocanın şirketlerinden birinde çalışıyormuş gösterilip Bağkur primlerinin ödeneceğini, sonra da benim yıllarca it gibi
çalıştıktan sonra bağlanan emekli aylığım kadar emekli aylığı alacağını biliyorsun değil mi?

Ben de biliyorum.

Bu hiç hoşuma gitmiyor.

Belki de kocanın şirketlerinden birine ortak gösterilirsin, adına ihalelere katılınır, 'vekaleten' kararlar, krediler alınır, hisseler satılır.

Senin iraden dışında, haberin bile olmadan, sen hayata
katılamadan ailenin erkekleri senin adına herşeye katılırlar, ekonomiyi falan bile yönlendirirler hatta.

Sen de asaleten değil 'vekaleten' yaşayıp gidersin.
Üniversiteye okumak için mi gitmek istiyorsun?

Hayır! Üniversiteyi medreseleştirmeye.

Mescit, çömelmeli kenef, abdest lavabosu talep etmeye.

Diğer kadınlar üzerinde baskı oluşturmaya.

Kamu binasına çalışmak için mi girmek istiyorsun?

Hayır! Mescit, çömelmeli kenef, abdest lavabosu talep etmeye.

Diğer kadınlar üzerinde baskı oluşturmaya.
Her yere Penis Diktatoryası'nın sana verdiği talimatları yerine getirmek için girmek istiyorsun.

Bir düğmenize basacaklar, sürüler halinde çağdaş giyimli kadınların üzerine saldıracaksınız.

Bir düğmenize basacaklar birşeyi protesto etmek ya da liderinizi
alkışlamak için okullardan (Belediye'nin tahsis edeceği) otobüslerle meydanlara doluşacaksınız.

Erkek emredecek siz yerine getireceksiniz.

İnisiyatif, karar alamadan. Hiçbir zaman kendi başına hareket edebilen çağdaş, özgür kadınlar olamayacaksınız. Hep sürüler halinde yaşamanız, sürüler halinde eylem yapmanız gerekecek.

Sizin yerinize Penis Diktatoryası
düşünecek, beyninizdeki gri hücreleri kullanmayacak, alınan kararların sorumluluğunu üstlenmeyeceksiniz.

Pasif yaşamak da bir tür rahatlıktır hemşire. Bunu istiyor da olabilirsin.

Düşünmeme, koşulsuz itaat etme karşılığında ananın rahmi kadar sıcak, sarıp sarmalayan yuvanda güven içinde oturup, itaate dayalı sosyal düzen isteyen 'kul' çocuklar yetiştireceksin.

Karnına basınca elham okuyan, bacağını çekince hatim indiren bebeklerle oynayan, isyan değil itaat eden 'kul'lar.
Türban dediğin tesettürün sadece bir parçası hemşire.

Kafa derisinde çıkan keratini kapatan kumaş parçası.

Sana göre Allah'ın yarattığı saç, bana göre evrim sürecinde beyni radyasyondan, ısıdan korumak için oluşmuş izolasyon maddesi.

Şampuan reklamına göre 'hazinemiz', İslama göre bir telini gösterirsek cehennemde yanacağımız kıl kümesi.

Dinin örtünmeni emrediyorsa neden (Penis Diktatoryasının sokağa döktüğü) İranlı kızkardeşlerin gibi kara çarşaflara girmiyorsun?

Bak "Eşarp yetmez, en iyi örtünme kara çarşaftır" diye sana destek gösterileri yapıyorlar oralardan.

Ama sen hemşire! Sen partinin sadakalarından, lutuflarından, avantalarından payını almakta olan Araplaşmış, ruju ojesi yerinde hemşire! Sen tesettür mayoya 250 Dolar, ipek türbana 500 Dolar, ya da üç kilo bulgura bir oy verebilen hemşire!

Sen, Allah korkusu, erkek korkusu, ölüm-cehennem korkusu arasında sıkışıp kalmış gariban! Bırak o soyut korkuları da, yakında Türkiye'de de kurulmasını beklediğim din muhafızlarının kızılcık sopasından, kırbacından, recm'inden kork.

Şimdilik rengarenk giyinebilmeni laik Cumhuriyet'e borçlu olduğunu da hiç unutma hemşire.

Partili diye birilerinin hortumlayıp babanın/kocanın cebine koyduğu avantada, oruç/namaz polisine ödeyecekleri maaşlarda benim aylığımdan kesilen, içtiğim rakıda, şarapta ödediğim vergiler olduğunu herzaman hatırla.

(hadi sor şimdi Alo Fetva hattına: "İçkiden alınan vergiyle Din Polisi'ne maaş ödenirse bu para helal midir?").

Sen de ben de biliyoruz ki dini inancının sana verdiği görev,
yüklediği sorumluluk okumak, çalışmak, sosyal hayata aktif katılım değildir hemşire.

Senin aklın bir adamın üçüncü, beşinci karısı olmaya, ona sorgusuz itaat etmeye yatıyorsa eğer, eve kapanıp rahmin döl tutmayacak hale gelinceye kadar çocuk doğurup onları 'itaatkar, isyan etmeyen kullar' olarak yetiştirmeye yatıyorsa eğer, senin ne okumandan fayda gelir ne çalışmandan hemşire.

Kadını cinsel obje, ticari meta olarak gören, sokakta kendi halinde yürüyen erkek değil, Kanada'dan Avustralya'ya kadar yayılmış yıllık cirosu 95 milyar Dolarlık tesettür giyim pazarıdır hemşire.

Kadını cinsel obje olarak gören dindar, dinsiz, ateist, bilmemneist erkek değil, beyni dinle yıkanmış yobazdır hemşire.

Ona daha çocuk yaştayken nikah kıyabilen, kadını kapatarak pasifize eden Penis Diktatoryası'nın yobazı.
Soyut korkularını besleyerek özgüvenini aslında Penis Diktatoryası kırıyor senin.

Sonra gelip "Beni mağdur ettin, bana zulmettin" diye beni suçluyorsun. Sonra da aynı Penis Diktatoryası açık (yani normal) giyindiğim için beni 'kokoş', değersiz ilan edip sana benim üzerimden
kendini namuslu, değerli hissettiriyor, prim veriyor.

Benim üzerimden senin egonu şişiriyor.

Kadını kadına kırdırıyor yani.
Fallik strüktürde ibadethanelerde tapınanlara da bu yakışıyor.

Murat Binzet'e teşekkürlerimle.
Kadınlar günüzü kutlar Editör hanımın bu yazıyı yayınlamasını allahtan niyaz ederim.

hayyamyam - 08/MAR/2010 13:21
BAŞTA

anneciğim olmak üzere ; bu ülkenin ve erkeklerin ayakta kalmasını sağlayan tüm kadınların

kadınların günü nü kutlarım...

her günümüz size armağan olsun ....

Hasan Tevfik - 08/MAR/2010 13:54
Sanırım Abbas Güçlü’nün hazırlayıp sunduğu Genç Bakış’tı…

(Gece 12’den sonra yayımlanır)...

Bir yıl kadar önce bir soru geldi veya soruldu…

“Neden programınıza kadın konuk almıyorsunuz?..”

Abbas Güçlü, bu soruyu bekliyormuşçasına, açtı ağzını yumdu gözünü…

Kadınların gece programlarına çıkmadığını, kendisiyle saat pazarlığı yaptıklarını söyledi…

Geçtiğimiz Cumartesi günü, eşim işyerinin organize ettiği ilk yardım kursuna katıldı.

Eve döndüğünde, “tek kadın katılımcı bendim. İnsan çocuğu için katılır kursa, çoğunun çocuğu var, başlarına bir şey geldiğinde ilk yardım çok önemli ama herhalde düşünemiyorlar.” Dedi (bu arada bahsettiği kişiler üniversite mezunu)… Hatta konuştukça daha da sinirlendi, “hafta içi olsaydı eğitim, bir sürü bayan katılırdı” şeklinde sinirli sinirli sürdürdü konuşmasını…

Barış Sevgi, geçen hafta bir çağrı yaptı bu platformda, “hadi bayanlar, yazalım, konuşalım” mealinde…

Tısss…

Bu gün Kadınlar Günü…

Bari bugün konuşun diyeceğim ama yine ortalıkta kadın yok. Konuşan yine erkekler...

Kutlama yapan erkekler…

Yine tısss…Anlayacağınız…

Bakalım yazıma sinirlenen bayan çıkacak mı?

(Birkaç bayan arkadaşımızı tenzih ediyorum tabii…)

Ne yapalım yine de kuru sözcüklerle de olsa kutlayalım:

“Kadınlar gününüz kutlu olsun...”

Saygılar;

netekim - 08/MAR/2010 14:30
Tan'ı harcamak
*************
Nasil olsa üc harfli silmesi kolay diye düsünmüslerdir böyyüklerimiz..

barış sevgi - 08/MAR/2010 14:51
saat 14:48 neredesiniz hanımlar?


sancak1967 - 08/MAR/2010 14:51
Yazıyı okuduğumda bir tezatı ortaya koymak gerekiyor.

Yiğit Şardan Altaylıya diyor ki

"Bugün Galatasaray'ın 800 milyon TL borcu olduğunu yazmışsın."

Yani 800 milyon TL üzerinden bir hesab yapıyor.Bu hesabın yanlış olduğunu belirtiyor.Altaylı da diyor ki benim hesabım doğrudur.

"Eğer Sportif AŞ'ye olan borçları hesaba katmıyorsa söylediği doğru.
Ama Sportif AŞ'ye olan borçları da eklersek benim 600 milyon TL dediğim rakam doğru."

Bir yerde 800 milyon var diğer yerde 600 milyon...

200 milyon kadar bir sapma var.

Ben bunun bir hesap hatasından çok editör hatası olduğunu tahmin ediyorum

Böyle basit hatalar kimsenin dikkatini çekmiyor mu?

:))

Unutmadan söyleyelim.
kadınlar günü kutlu olsun



Resit Cengeloglu - 08/MAR/2010 14:54
İyi bir gün sonu dileği ile hepinizi selamlarım. Malum 8 Mart karşıt cinsimizin günü bugün. Aşağıda bir alıntı ile
naçizane bende hayatımdaki (hayattaki) 4 Kadının günleri olan 8 Mart'ı candan kutlarım. Kederde, sevinçte, neşede dert ortaklarım(ız) hepsinin gününü gönülden kutlarım. Hele birisi var Bugün hem doğum günü, hemde Dünya Kadınlar günü.

Özellikle onun çilesiz, onur dolu bir gelecek bulmasını istemekteyim. Biz ebevyn olarak üzerimize düşeni yaptık, yapıyoruz. Geleceği güzel olsun sevgili kızımın, eşimin, ablamın, Anacağımın, Sanal ortamda Barış Sevgi'nin (Pelin Kardeşim) Müzeyyen arkadaşımızın, Güner arkadaşımızın, Sevgili Selin kardeşimin (selam Edit), Hasan Tevfik'in ailesini oluşturan tanımaktan memnun ve kıvanç duyduğum o güzel 2 Bayan Can Kardeşlerimin, Oğuz Ağabeyimin Eşinin, Atilla Güven Arkadaşımızın sevgili eşinin anlamlı günlerini gönülden kutlamaktayım.

Sevgili Yorumcu arkadaşlarım, bu yukarıda isimlerini belirttiklerim ile tanışmış, aynı masada oturmuş olma adına onların günlerini isim olarak kutladım. Siz sanal olanlarınızın Ana, bacı, kardeş ve kerimelerininde 8 Mart
Kadınlar gününü kutlar, güzel günler dilerim.

Sevgilerimle,
R.Ç.

KADINLAR GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN

Biz erkekler bu üç kadını adam gibi sevmesini beceremedik,


Ne anamıza candan bir evlat,


Ne eşimize candan bir koca,


Ne de kızımıza candan bir baba olduk.


Yıllarca üzerimizde emeği olan, her an her yaşta üzerimize titreyen, gözünde her zaman bebeği olduğumuz, Eve geç geldiğimizde uyumadığını gördüğümüz, okuldan dönerken sokak ortasında gözleri bizi arayan, her davranışımıza sabır gösteren ve kırılmayan, bizim dertlerimize bizden daha çok üzülen, bizim için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan ANNELERİMİZ...




Ve annelerimizin elinden devralıp hayatımıza anlam katan hayattaki en güzel dostumuz ve en tatlı arkadaşımız, helalimiz, hayat ortağımız, Çocuklarımızın annesi... Sıkıntılı anımızda başucumuzda gördüğümüz tek yardımcımız, Mutlulukta ve sıkıntılarda tek paylaşıcımız, hayatımızın rengi, en güzel şiirimiz, hayatımızın olmazsa olmazı, en büyük destekçimiz... EŞİMİZ...




Birde prensesimiz... Bize sevdalı bir yürek... Hayatında ilk erkeği olduğumuz gülümüz... Akşamları bizi sabırsızlıkla bekleyen ellerimize bakan sevgi dolu bir çift göz... Her zaman ve her yaşta yanında olacağımızı bilen bize güvenen ve bununla gurur duyan bir tanemiz... Öcülerden ve cadılardan koruyan kahramanı olduğumuz, bize koruyucu melek gözü ile bakan; onun bize, bizimde ona âşık olduğumuz KIZIMIZ...




Bunlar can, bunlar canan, bunlar hayatın bizzat kendi, hayatın anlamı, bizleri yüreklerine baş tacı yapan, değerleri dünyalık ölçülerle tartılmayan üç güzel insan...


Bu üç kadını sevgilerin en yoğunu ile sevmek için düşünmeye gerek yok, bir neden aramaya gerek yok,


Sevmemiz için annemiz eşimiz ve kızımız olması yeterli...


Ama biz bizi herkesten çok seven bu kadınları adam gibi sevmesini beceremedik.


Hep erkek rolünü oynadık... Belki de çok sevdik ama bir türlü sevgimizi ifade edemedik utandık, yakışmaz dedik... Masmavi düşlerinin altındaki sandalyeye tekme vurduk.


Yüreğimizden çıkan sevgi sözcüklerini dudaklarımızı kapayarak ağzımızın içine hapsettik söylemedik erkekliğe sığdıramadık. Bal aldığımız çiçeğimizin kıymetini bilemedik.


Üzerimizde emeği olan bizim biz olmamızı sağlayan yegâne varlıklara, her şeyimiz olan kadınlara bize verdikleri sevginin yarısı kadar dahi sevgi veremedik...


Neden eşimize küçücük bir hediye almak bize ağır geldi


Annemizin hatırını sormak ve gönlünü almak için telefon açmamızı neydi engelleyen,


Kızımıza içten sarılıp öpüp koklamamıza hangi güç karşı çıkıyordu...


Neden herkesten fazla onlara güler yüz göstermedik.


Neden seni seviyorum demedik,


Ellerimizden kayıp gitmeden,


Hayal dünyamızın üç tane nadide yaprağı düşmeden...


Sorguladıkça nedenini bizde bilemedik...


Onlarda bilemedi yüreğimizdeki sevginin bağbozumu zamanını


Bazen de sevdik ama orantı kuramadık yüzümüze gözümüze bulaştırdık... Ya annemizi çok sevip eşimizi boşladık... Ya eşimizi çok sevip annemize ilgisiz kaldık... Bilemedik sevginin soyut bir kavram olduğunu,


Herkesi sevmeye yetecek kadar bir yüreğimiz olduğunu


Ve tonlarca ağırlıkta sevgiyi taşıyabileceğini...


Ruhumuzdaki dalgalarda gemilerini alabora etsek de,


Onlar bizi karşılıksız hiçbir menfaat gözetmeden seviyorlar...


Oğlu olduğumuz için,


Eşi olduğumuz için,


Babası olduğumuz için,


Eğer onların bu sevgilerine karşılık birazcık emek harcasaydık, bakışlarımıza bahar mevsimlerini getirseydik,


Yani demem o ki sevgilerini hak etseydik...


Bu üç kadında bizim için canını verirdi...



Aslında hayatımızın riyasız melodisini onlar bize çalıyor..


Dedim ya; Biz bu üç kadını adam gibi sevmesini beceremedik...


barış sevgi - 08/MAR/2010 15:01
Bugün 8 Mart Dünya emekçi kadınlar günü.

Tekel işçisi kadınlar unutuldu bile.

Geçen yıl İstanbul'da ki sel sırasında servislerinde sıkışıp, ölen kadınlar unutuldu bile.

Buradan çağrı yaptım kadınlara bari bugün yazın diye, neredeler?

Demek ki herkes mutlu. Türkiye'de kadın sorunları yok demek ki.

Berdel, töre-namus cinayetleri yok demek ki.

Kadınlarımızın hepsi okur-yazar, küçük kızlarımız okula gidebiliyor demek ki.

Çalışma hayatında kadın tüm çalışma haklarına sahip demek ki.

hadi bunları bir kenara bırakalım. Cumhuriyet Rejimi tehlike altında, irticai faaliyetlerinden ötürü ceza almış, nasıl kapatılmadığı bir parti iktidarda, şimdi de Anayasa'yı daha demokratik olsun diye "stratejik ortak" terör örgütü bağlantısından dolayı kapatılmasına rağmen, ters takla ile TBMM ye geri dönmüş bir parti ile gerçekleştirecek.

Yok yok bunları ben uyduruyorum. Yok böyle bir şey. Herhalde öyle ki kadınlarımız susuyor.

Sustukça sıra bize geliyor hanımlar. Dikkat!

barış sevgi - 08/MAR/2010 15:07
Sitemizin duyarlı yorumcu beyleri,

teşekkür ederim.

EDİTÖRDEN

Tek başıma üzerime alınıyormuş gibi olmamk için ben de bir kadının yazmasını bekliyordum. Ben de çok teşekkür ederim beyler.

barış sevgi - 08/MAR/2010 15:12
Sancak (bakınız önceki sayfa)

"Dış siyasetteki hata torunlarımızdan çıkar "

Çok doğru...

Birisinin bunu amerikaya hatırlatması gerekir.

Altaylı'nın tek hatası bu sözü bizim için söylemesi olmuş yoksa amerika için geçerli bir sözdür.

Türkiyeyi kimse yanlış okumasın... "

Arkadaşlar Sancakın bu yorumunu ne olur kaçırmayın.

Hatta gelecek nesillerede aktaralım bu yorumu.

Hadi hep beraber:)))))

Ümit Pehlivan - 08/MAR/2010 15:49
"YENİ YIRTILMA OLABİLİR"
KANDİLLİ'DEN ÜRKÜTEN AÇIKLAMA

*****************

Yok yaaaaa? Haiti, $ili, ..vs..bir kaç hafta içinde...

$imdi Türkiye... bakarsak Karaibik'lerden yava$ yava$ bize dogru geldi... Arkasi'da gelecektir..istikamet belli...

Professörler ne diyor... "Yirtilma olabilirmi$..."...olmu$ olmu$..daha ne olsun!

Aceba diyorum, professörler mi öyle söylediler..gazeteler mi öyle yazdilar...laf olsun torba dolsun?

Elazig'da ölenlere Allah Rahmet eylesin Yaralılara Acil $ifalar dilerim !

Ümit Pehlivan

NOT: kadin bayramini her gün kutlayanlar bu gün kutlamasa olur mu?


sancak1967 - 08/MAR/2010 16:22
CHP nin hatalı politikası üstüne bir kaç laf söylemek istiyorum.CHP bir parti olmaktan çok Bülent Arınç'a açıklama yapma mecburiyeti hisseden bir yapıya bürünmüştür.Bakınız çarşaf olayında açıklama isteyen Arınç'a CHP açıklama yapmış ve Mersinde eylem yapan CHP li kadınlar partiden istifa ettirilmiştir.Yine Kılıçdaroğlu'nun Batman konuşması üzerine Arınç açıklama talep etmiş ve CHP den bir açıklama gelmiştir.

Siz bunda hiç yanlışlık görmüyormusunuz ?

CHP adeta kendini Bülent Arınç'a endekslemiş gözüküyor.

Bir partinin politikalarında hatalar ve yanlışlar veyahut doğrular olabilir ,beğenirsiniz beğenmezsiniz ama bugün ki CHP bırakın politika üretmeyi Bülent Arınç'ın peşine takılarak kendini tamamen bitirmektedir.

Yanlış mı?


AK Parti’den CHP’ye genel af cevabı Paylaş



8 Mart 2010




CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun dün partisinin Batman il kongresinde yaptığı konuşmadaki 'Toplumsal barış için genel affa evet deriz' sözlerine bugün hükümet kanadından açıklama yapıldı.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç 'Genel af gibi Öcalan'ı İmralı'dan kurtaracak hiç bir projenin içinde olmadık' derken, AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ ise 'Gündemimizde af yok' demekle yetindi.


KILIÇDAROĞLU: GENEL AFFA EVET DERİZ



BOZDAĞ: GÜNDEMİMİZDE YOK



Ak Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, “Gündemimizde genel af yok” dedi.

Bozdağ, CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, “Toplumsal barışın bir parçası olacaksa genel affa 'evet' deriz” açıklamasının hatırlatılması üzerine, “Gündemimizde genel af yok” dedi.


Bekir Bozdağ, Anayasa değişikliği konusunda partilerle yapılacak turlar konusunda sorulan bir soruya da “Daha takvimlendirme yapmadık. Bu konuda görüşmelerimiz olacak, ama şu an için bir şey yok. Bu konuda sizi bilgilendireceğiz” yanıtını verdi.

OKAY: TOPLUMSAL UZLAŞMA İÇİN AF OLMAZ



CHP Grup Başkanvekili Hakkı Suha Okay, “Türkiye'de halen terörle mücadele ediliyorsa, terör dağdan şehirlere inmişse, bir af söz konusu olamaz” dedi.



Okay, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Çanakkale'den gelen CHP Ezine Kadın Kolları üyelerini kabulde, gazetecilerin sorularını yanıtladı.


CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun, “Toplumsal barışın bir parçası olacaksa genel affa 'evet' deriz” açıklamasının hatırlatılması üzerine Okay, genel affın ön şartının, toplumsal barış olduğunu ifade etti. Okay, toplumsal barış için önce terörün bitmesi, anaların gözyaşının dinmesi, silahların bırakılması, dağdaki teröristin teslim olması ve terörle yaşayan bir ülke olmaktan çıkılması gerektiğini söyledi. Okay, “Bundan sonra, çok doğal ki bir barış ve kardeşlik projesi olarak, ondan sonraki süreçte genel af düşünülebilir” dedi.


Okay, genel affı, “yeni, temiz bir sayfa açmak, geçmişin tartışmalarını geride bırakmak” olarak tanımlayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:


“Ama bugün Türkiye'nin gündeminde toplumsal barışa, toplumsal barışın sürecine ilişkin beklentiler gerçekleşmiş durumda değildir ve gerçekleşme sürecinde de değildir. Türkiye'de halen terörle mücadele ediliyorsa, terör dağdan şehirlere de inmişse; teröristler can almaya devam ediyorsa, bu konjonktürde bir af söz konusu olamaz. Ama af, bir toplumsal uzlaşmadır. Toplumsal uzlaşmanın konjonktürü oluşmadan, toplumsal uzlaşma için af olmaz. Önce affın alt yapı koşulları oluşur, ondan sonra ihtiyaç varsa, bu Türkiye'nin gündemine gelebilir.”

ARINÇ: BİRBİRİNİZİ ÇİMDİKLEYİN

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Genel af gibi Öcalan'ı İmralı'dan kurtaracak hiç bir projenin içinde olmadık. Namusumu ortaya koyarak söylüyorum; hiç birimizin aklından da böyle bir şey geçmedi” dedi.



Bugün gazetelerde CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu'nun Batman’da yaptığı konuşmayı okuduğunu ve Kılıçdaroğlu'nun konuşmasında, genel affa taraftar olduğunu söylediğini hatırlatan Bakan Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:



“Oldu mu şimdi bu? Ben gazetelerin yalancısıyım. Açın bugün Milliyet, Hürriyet gazetelerini, bütün gazeteleri, sayın Kılıçdaroğlu 'Biz genel affa taraftarız' diyor. Yanlış duymadınız, birbirinizi çimdikleyin. Diyor ki, 'Genel af istiyoruz'. Yani genel af olduğu zaman o bizi itham ettikleri, suçladıkları Öcalan, İmralı'dan çıkacak, evine gidecek demektir. Genel affın içine bir istisna koyamazsınız. E sen bununla bizi suçluyordun, aklımızdan geçmeyen şeyleri bize iftira atarak, 'Bunlar vatan hainidir, bölücüdür.' diyordun. Sadece onları suçlamayalım, başkaları da bu lafları söylüyordu. Peki şimdi sen 'Genel af istiyoruz' diyorsun. Nerede, Batman'da. O zaman üç sorum var. Batman'da söylediğini Ankara'da da tekrar edecek misin? Hele hele Alaşehir'e gelip, burada da konuşacak mısın?


İkincisi bu senin konuştukların mı, yoksa Baykal da mı aynı düşünceye sahip?


Senin düşüncense niçin sadece Batman'da konuşuyorsun, CHP bunu kabul edecek mi?


Bugün gazetelerde bunu okuduğumda inanamadım. 'Genel af istiyoruz' demek demokratik açılıma bu taraftan da olsa bir destek midir, yoksa rüşveti kelam gibi, 'Batman'da bunu söylersem beni alkışlayacak 10 kişi çıkar' diye mi düşündü Kılıçdaroğlu?


Bugün mutlaka sayın Baykal'ın ya da parti yönetiminin 'Biz Kemal Kılıçdaroğlu gibi düşünüyoruz, genel aftan yanayız' demesini bekliyoruz. Aksi taktirde bu kendi düşüncesidir. 'Biz parti olarak böyle bir düşünceye sahip değiliz' açıklamasını yapmaları lazım.”

Hurriyet


seeven hill - 08/MAR/2010 17:22
sayın çok bilen;

...yazıyı bir daha oku. orada en son alınan bir kredi var daha kullanılmamış. onu da hesaba dahil edersen 800 milyon dolar ediyor diye yazıyor. her zaman olduğu gibi ota, böceğe laf yetiştireceğim diye, okumadan sallıyorsun.

...allah senin gibi okumuş yazmış cahillerin şerrinden korusun.

yusuf kenan aksoy

küçükyalı/İZMİR


sancak1967 - 08/MAR/2010 17:49
"Bugün Galatasaray'ın 800 milyon TL borcu olduğunu yazmışsın"


"onu da hesaba dahil edersen 800 milyon dolar ediyor diye yazıyor"

Ben bıktım ama illa ki beni ciddiye al diyor...

Seni nasıl ciddiye alayım...

Ortada dolar yok TL var...

Bir sallayan var o konuda haklısın...

ben hergün öyle Allaha dua ediyorum...

KOCASOPA - 08/MAR/2010 17:54
İYİ KİŞ ORADAYDIM VE VEDALAŞABİLDİK......
Nihayet 2003 yılında mart...eylül arasında baraber Denizli de çaloştıogım rahmetli valim Recep YAZICIOGLU adına çevrilen ' VALİ' filmini izledim.Senaryonun gerçeklerle hiç bir ilgisi yok.Rahmetli vali beyi en son Denizli İl hukuk İşleri müdürü olarak ben ve şimdi Ankara vali muavni olan vali muaviniMehmet BÜYÜKTAŞ ugurlamıştı.Vali bey Ankaratyya hemen hareket etmemişti.Bunu sonradan ögrendim.İzişnli olarak bizimle veda ettkten sonra bir hafta Denizli de kalmıştı.Bir hafta sonra da aynı kazada rahmetli olan Ziraat odası başkanı Haldun Tellioglu nun temşn ettiği 2004 model mecedesle Ankara ya hareket etmişti....DEvamı var..

sancak1967 - 08/MAR/2010 18:02
Çölde deniz misali kadınlar

“Cahiliye” diye isimlendirdiğimiz, kadınlara hıç değer verilmeyen bir toplumda bir kadın nasıl bu denli güçlü olabilir?



Hatice, Fatıma, Ayşe... Peygamberlere yakın kadınlar bir açıdan uzak mı uzak bizlere, gökyüzünde parlayan birer yıldız misali...

Diğer taraftan hayatımızın içindeler; hadislerle, kıssalarla, menkibelerle.

Sibel Eraslan bu takımyıldızlarını aramıza, yaşadığımız zemine ve zamana indirmeye çalışıyor birkaç yıldır. Hz. Fatıma ve Hz. Meryem’in ardından, şimdi de Hazreti Hatice’yi pek az dile getirilmiş yönleriyle sunuyor okuyucusuna. (Çöl-Deniz Hz. Hatice, Timas; 2009) İnsan mizacı, iradesi ve gönlüyle (imanıyla) tabiatın sınırlarını aşabilir; kitabın ismi bunu da bildiriyor.

Hatice, Sibel’in anlatımında kalbi Resul’ün evi olan kadın. Elçi için aşkın hem imkânı hem de mekâni. Hatice Resulullah’in esı, evi, sığınağı. Hatice, Muhammed (a.s.)’la evlendiği sırada ticaretle iştigal eden bağımsız bir kadındır.

“Cahiliye” diye isimlendirdiğimiz, kadınlara hıç değer verilmeyen bir toplumda bir kadın nasıl bu denli güçlü olabilir? Sibel kitabında bu sorunun cevabını arıyor.

Bir bakıma kutsallık adına soyutlaşmasına izin verilen kişilikler ve olgular hakiki yüzleri ve ifadeleriyle görünüyor bize Çöl-Deniz ’in sayfaları akıp giderken. Yazarın suskunluk, konuşmak, uyku, uyanıklık, rüya, aşk gibi kelime ve kavramlar üzerinden ürettiği güçlü metaforlar bizi Hatice’ye yakınlaştıran yolun yapıtaşlarına dönüsüyor. Gecenin bir vaktinde iki kadıni, küçük oğlu birdenbire ateşlendiği için paniğe kapılarak bir hekim arayışına düşen Hatice ile çocuklarının dadışı Meysere’yi şehrin uzak bir semtine giderken gözlerimizin önüne getirebiliyoruz. Aradan aşırlar geçse de gece karanlığının kadınlara yönelik tehdidinde bir eksilme olmadığını düsündürtüyor bize bu sahne.

Sibel, “Anne olmuş bir kadın istese de asla azalamazdı hayattan”, derken kadınların hayatlarını biçimlendiren anneliği, Hatice’nın tecrübesi üzerinden öyle sahici bir dille anlatıyor ki...

Bir kadın, alnı “isabe”li olsa da dül bir kadın kendisinden onbeş yaş kadar küçük ve hıç evlilik yapmamış bir erkeğe evlenme teklifi ediyor. Bunu yaparken de hem toplumun evliliklerde yaş konusunda koyduğu sınırları kırıyor; hem de sınıf farkının sınırlarını. Isabe, Sibel’in aktarımıyla, herhangi bir veliye ihtiyacı kalmamış, her işini kendi gören, aynı zamanda kadınlık ikliminden uzaklaşmış kadınlara özgü bir tür alınlık. Basından iki evlilik geçmış olan Hatice için isabe, toplumda her ne kadar zekâsı ve cesaretiyle ünlenmiş olsa da, bağımsız hareket etmesi bağlamında koruyucu (uzlaşımsal) bir anlama sahip.

Şonuçta Hatice söylü, güçlü, itibarlı bir kadındır. Toplumun yoksul kesiminden kadınlar, köleler ve çariyeler nasıl koruyacaklar kendilerini, aşağılamalar ve lekelemeye dönük sayialar karşısında...

Muhammed (a.s.) cahiliye toplumunda kadınlara yönelik ayrımcılığı da içine alan sınıfçi yapıyı kararlı ve kesin bir biçimde yıkmaya çalışmıştı. Şu var ki eski düzenin şeçkinleri kardeşlik ve eşitlik esasına dayalı yeni düzeni o kadar da kolay benimsemeyeceklerdir.

Hatice pek çok özelliği yanında Müslüman olan ilk kadındır ve aslında ilk Müslüman’dir. Hira’da “oku!” emrine muhatap olduktan sonra telaşla Mekke’ye inen Muhammed, döşdoğru Hatice’nın yanına varacaktir. Rabbani söz geldiğinde de, kesildiğinde de yanına koştuğu kısı, Hatice... Sibel’in altını çızdığı ümmetin ilk kişisi olma niteliği ise Nurcan Toprak’in da bir sohbetimizde altını çızdığı üzere- nedense pek vurgulanmaz da Hatice ismi hep Müslüman olan ilk üç kişi arasında sayılır.

Hatice, Hacer misali, çölde çıkan ilk su gibi, zemzem gibi kaynayan bir kadın olarak görünüyor, Muhammed (a.s.)’i tanımadan önce.

Sibel ise yumuşak dalgalar halinde kabaran engin bir denizi hatırlatıyor yazarken; kitabının ismi konusundaki şeçimi bir tesadüf değil.

Yüz yılların arkasından Ukaza çarşısındaki yağmurlu saatlerine, Mekkeli kadınların bir eğlence havası içinde sürdürdügü yün yıkama günlerine, Hatice’nın azad etmek üzere köle pazarından satın aldığı genç Düçaca’nin muhayyileşine, Habesistanlı çariye Berenis’in hikâyelerine açılan bir dildir, Çöl-Deniz yazarının dili.

Müslümanlar içın çok önemli olan bir kadını bir romancı bakışıyla isminin yüce anlamlarının hakkını vererek en insanı yanlarıyla aramıza taşıyor Sibel Eraslan

Cihan Aktaş / Taraf

KOCASOPA - 08/MAR/2010 18:05
İYİ Kİ oRADAYDIM VE VEDALAŞABİLDİM...II devam
Her ikisi de ışıklar içinde yatsınlar.Makamında son vedalaşımız şöyle olm uştu'.Agustos ayı sonlarıyldı.Bir sabah izinden döndüğünü duydum:sanırım bir PAZARTESİ sabahıydı.Aslında son zamanlarda yaptıguı sabah toplantılarına katılmıyordum:çünkjü yeteri kadar vali muavini katılıyordu ve ben nedense katılmak istemiyordum.İzinden döndüğpünde de makamına giştmeye kolay karar verememiştim.Ama sonunda içinmden gelen sese uyarak makamına gittim.İçeride sadece Mehmet BÜYÜKTAŞ vardı.Vali bey spor bir kıyafetleydi.Odayı terketmek üzereiydi.'Acele Ankaraya gitmemn gerek.Gözlerim pek iyi degil.Teşhis koyamadılar.Profesorle bekliyor'diye sözüne devam etti.Beni görünce ayaga kalkıp dışsarı yürğüdü.İkinci kattakşi makam ıodasının önünde kendisini ugurladık ve vedalaştım.'Vilayet size emanet' diyerek merdivenlerden hızla şiagı indi.El salladı.Bu onu spon görüşüm oldu...Bir hafta sonra Askerlik Şubesindeki tpoplantıda kaza haberini aldım.

seeven hill - 08/MAR/2010 18:12
çok bilen yorumcu;

..ilk önce yazdığını oku.yazında dolar tl problemimi var, 800 yapar, 600 yapar problemimi var.sen önce 800 milyon yapıp yapmadığını anladınmı, anlamdınmı? onu söyle sonra bakarız borç dolar cinsimi tl cinsimi.sıkma canını. sen bi toplama, çarpmayı öğren sonra bir yerlerden galatasaray a.ş nin gelir, gider dökümanlarını bul, galatasarayın borcu dolar cinsinden mi yazıyor, tl cinsinden mi yoksa euro mu. sonra buraya yaz.

yusuf kenan aksoy

küçükyalı/İZMİR

sancak1967 - 08/MAR/2010 18:25
Artık uzun yazıları okumuyor...
Kendi yazılarım hariç sıkıcı buluyorum.Eskiden bazı yorumcular benim yazılardan alıntılar yapardı.Böylelikle o yazılarımı okuduğumda ne kadar doğru yazmışlar derdim.

Hatta kıskanırdım bile ...

Neyse polemikten uzak durmaya karar vermiştim.Çünki polemikte iki taraf olmalıydı.Ben bir taraftım ama benim karşımda bir taraf yoktu.Dolayısıyla polemik bir işkenceye dönüyordu.

Kadınlar günü dolayısıyla bir yazıdaki cümleye kafam takıldı."Erkek emredecek siz yerine getireceksiniz." böyle yazıyordu.Ben böyle erkek görmedim...

Ne kendi evimde ne kendi ailemde ne de çevremde böyle bir erkek yok.Aksine bir çok emareyi şahit olmuş biriyim.Herhalde böyle erkekler var ben hiç görmedim ve de hiç rastlamadım.

Kitaplarda yazıyor olabilir.

Masal kitaplarında erkeklerin emrettiği kadınların yerine getirdiği anlatılıyordur.Gerçekten bilmiyorum yani masallarda vardır.Yine unutmuş olabiliriz bir zamanlar şak ve tak diye gazetelerimizin gündeme getirdiği bir haber vardı.

Hatırladınız mı ?

İnternetten hemen size bulabilirim.

Sonra böyle bir cümle var

"Senin aklın bir adamın üçüncü, beşinci karısı olmaya, ona sorgusuz itaat etmeye yatıyorsa "

Aklınız alıyor mu?


EDİTÖRDEN


"Erkek emredecek siz yerine getireceksiniz." böyle yazıyordu.Ben böyle erkek görmedim...
demişsiniz sayın sancak1967,
Demek ki sizin çevrenizdeki kadınlar çok şanslı.
Sizin aksinize ben de bir şekilde kadına tahakküm etmeye çalışmayan, duygusal şiddet uygulamayan çok az erkek gördüm.
Hem kendi ailemde hem de çevremde malesef gelişmemiş ruhlu, oturmamış karakterli ve özgüvensiz erkekler oldu. (di li geçmiş zamanı bu insanlar artık hayatımda yer almadığı için kullandım)

hayyamyam - 08/MAR/2010 19:04
ben bir deli ahmet im de

uslu dururum usluu

kız sana vurulalı daa

gözlerim görür pusluu

--
offff offf... yaylaya giden atlar

hem yayılır hem otlarr

alamazsam kız seni

beni bir kurşun paklar

--

ayağında yemeniiii

onlar ne yeni yenii

baktımda göremedimmm

e sevdiceğim seniii

e sevdiğiceğim seniii

göremiyorum senii...(((((

--


bunlarda anneme gelsin...

sis dağının sert rüzgarıı yüzünü çatlatan anneme...

şimdi seninlee

kemenceyle bi horon oynamak vardı aslındaa....


hayyamyam - 08/MAR/2010 19:10
ben böyle erkek görmedim rastlamadımm..

-----------------------------
hadi yaa biraz rahat dışarı çık 2 sokak dolaş belki rastlarsın....

bende senin gibisini görmedimm..

inşallah da görmmemdee....

hahahahaaaa

KOCASOPA - 08/MAR/2010 19:11
YORUMSUZ
Fırca yerim.Buna katlanırım.Ancak bu kişi sadece karım olabilir.o da yetip artıyor bile.bagımsızlıgımı zedelemeye.

Ümit Pehlivan - 08/MAR/2010 19:30
Bu sorunlarin sirf Türkiye'de oldugunu sanmayin...

Bakaniz:

Fransada bugün Philippe Cousin adinda yaratiginmahkemesi sonuçlandi:

Müebbet hapis ...

niye mi?

Karisi bebek yapmiyordu diye kelleyi uçurdu !!!

http://www.lefigaro.fr/flash-actu/2010/03/08/01011-20100308FILWWW00455-juge-pour-avoir-decapite-sa-femme.php

Herif fransiz, kurban fransiz...

Hanimin direni$i Philippe Cousin'de düdüklü tencere sendromu yaratmi$ ve kapak attiginda... cani ortaya çikmi$... öyle yaziyor Figaro bugün...

Güya medeniyet merkezinde ya$iyyorlar(di)...

daha fazla tercüme etmeye gerek yok...


Ümit Pehlivan


Not: Düdüklü tencereyi kim icad etti? Sayin Roland Devecihan... evet bildigimiz Türk dü$mani fransiz bakani Patrick Devedjian'in babasi... görüyorsunuz..i$in içinden yine bir türk çikiyor!

atadan - 08/MAR/2010 21:30
bu sitede düşüncelerini yazan arkadaşlara açık teşekkür..
*******

değerli arkadaşlar;

burada insanları;

haklarında herhangi bir mahkeme kararı ve kesinleşmiş ceza hükmü olmadan, CUNTACI, ÇETECİ, DARBECİ sözleri ile YARGILAYAN,SUÇLAYAN ve CEZASINI KESMEYE çalışan;

başka bir deyişle ve sayın Başbakanın ifadesi ile;

-her ne kadar DENİZ FENERİ DAVASI için söylenmiş olsa da- ;

'YARGISIZ İNFAZ AHLAKSIZLIĞI'yapmadan ve hukukun üstünlüğü kavramını, her daim göz önünde tutarak düşüncelerini paylaşan arkadaşların hassasiyeti, takdir edilecek bir davranış şeklidir..

tüm hukuki davaların olmazsa olmaz karinesi olan GİZİLİLİK karinesinin, DENİZ FENERİ DAVASI nın gizlice soruşturulması haricinde, diğer davalarda dikkate değer bulunmamasının,sadece bununla kalınmayıp, YANDAŞ MEDYA da naklen yayınlanır hale getirilmesinin doğal bir olgu olarak kabul edildiği ülkemizde, bu konuya gereken özeni ve dikkati göstermeniz yazılarınızı daha değerli vasıflar taşımasına sebep olmaktadır..

böyle bir dikkati,milletvekillerine ait 608 mahkeme dosyası olan bir meclis tarafından yönetilen ülkede göstermeniz ise gerçekten sıra dışı bir olgudur....

aksi halde, DENİZ FENERİ davasında da yüzlerce sayfa yazıp, bir çok isimler hakkında ilginç yorumlar ve bilgiler getirebilecek donanıma sahip olduğunuz, şüphe edilmeyecek bir gerçektir..

ama bu konuda yazılan her yazının,henüz mahkeme aşamasında olan ve henüz kimsenin hüküm giymediği bir davada, YARGISIZ İNFAZ AHLAKSIZLIĞINA hizmet edeceğini bilmeniz ve gereken hassasiyeti göstermeniz, hukukun üstünlüğüne bağlılığınızın diğer bir göstergesidir..

yüzde yirmilik bölümünü, sn editör e ayırdıktan sonra herkese teşekkürler...:))

netekim - 08/MAR/2010 21:52
Bugün Babami hastaneye kaldirdik,bas ucunda duruyorum bir ara kalkti,ne oldu baba dedim ben öteki odaya gidecegim dedi,sasidim bende ne var ki orada diye sordum,yatagima yatacagim dedi kendimi cok caresiz ve perisan hissettim,bogazim dügümlendi bir seycik diyemedim,disariya attim kendimi ve uzun uzun agladim..
Sizlerle paylasma ihtiyaci duydum,sizleri üzdüysem kusura bakmayin dostlar..

Allah'tan dilegim babamin bir an evvel tekrar eski sagligina kavusmasi..

EDİTÖRDEN

Geçmiş olsun, babanıza tez vakitte acil şifalar diliyorum

netekim - 08/MAR/2010 23:44
Tesekür ederim editör hanim,beni bir nebze olsun ferahlattiniz,kendimi daha iyi hissetmeye basladim..

atadan - 09/MAR/2010 00:12
netekim kardeşim..

geçmiş olsun..babanızın en kısa zamanda sağlığına kavuşmasını temenni ederim..

çok zor anlarında yaşadığın duygularını,aynı anları yaşayan biri olarak, derinden hissediyorum,paylaşıyorum
ve sana hak veriyorum..hiç kolay değil.....

ama emin ol ki, çoğu insanın yaşamak zorunda olduğu çok zor anlardan biri ve bu anlarla yüzleşmemiz kaçınılmaz..

hiç kolay değil ama, güçlü olmaktan ya da öyle görünmekten başka bir çaremiz yoktur..

tekrar geçmiş olsun..

not;netekim kardeşim..yazdığım bu sözler hayali sözler değil, 3 seneden beri demans hastası olan annesine bakan birinin içtenlikle söylediği sözlerdir..

EDİTÖRDEN

Sayın atadan,

Sizi çok iyi anlıyorum. Hayatta en sevdiğim en güvendiğim insanlardan biri olan büyükbabam (-ki kendisi benim için tek gerçek babadır) yıllarca bu hastalıktan muzadaripti. Allah yardımcınız olsun, size sabırlar versin.

sancak1967 - 09/MAR/2010 08:30
Belki okumak istemeyenler olabilir.

Abdurrahman Dilipaktan...

tıklayınız

"Yakup Kadri’nin şu “Çarşaf ve peçeye dair” yazısını bulup bir okusalar"

Bu yazı internette var mıdır acep diyerek bir tarama yaptım.İmdi bu yazının aslını bulan varsa yardımcı olsunlar.





hayyamyam - 09/MAR/2010 08:41
netekim - 08/MAR/2010 21:52

çok çok çok geçmiş olsun....

babanıza acil şifalar dilerim...

hayırlı evlat yetiştiren amcamıza tekrar acil şifalar diliyorum...

sancak1967 - 09/MAR/2010 09:02
Hayranları var...
Ben beğenmem.
Bu yazısını da beğendiğim için değil,
Beğenmediğim için de değil,
Alıntılamak istedim.

Objektif, tarafsız yansız ve yönsüz olduğumu ispatlama derdinde olmadığım gibi ince hesaplar ve ayarlar peşinde de değilim.Prof Nevzat Tarhan Hoca der ki "Hakkaniyet doktrini” çalışmalarında bilinen ve insanın muhakeme gücünü bozan beş önemli duygu vardır. Bu duygular aşırı korku, aşırı sevgi, aşırı kıskançlık, aşırı ihtiyaç ve kuşatılmışlık duygularıdır"

Böyle bir kaygım da yok...

Okuyun !



9 Mart 2010

Yılmaz ÖZDİL
yozdil@hurriyet.com.tr




Gizli tanık tutanağı...


Araştırmacı gazetecilik var.


Soruşturmacı gazetecilik var.

¡

Şimdi yeni moda çıktı:

“Sokuşturmacı” gazetecilik!

¡

Geçen salı sabahı Star Haber’de Uğur Dündar yönetiminde toplantıdayız... Özel haber müdürümüz Turgut Erat, “Erzincan Başsavcısı’nın içeri tıkılmasına vesile olan gizli tanıklar telefon etti, söylemedikleri laflar tutanağa geçirilmiş, ifadeler palavraymış, Star Haber’e çıkıp anlatmak istiyorlarmış” dedi... “Sen ne cevap verdin?” dedik... Uğur Dündar’ın habercilik ve yayıncılık kriterlerini iyi bilen Turgut, “Birincisi, gizli tanık olup olmadıklarını bilemeyiz. İkincisi, gizli tanıkları deşifre etmek suçtur. Üçüncüsü, derhal savcıya gidin, basına değil, savcıya anlatın dedim” dedi... “Ağzına sağlık” dedik.

¡

Çarşamba sabahı toplantı halindeyiz, Uğur Dündar’ın asistanı Türkan içeri girdi, “Hayırdır?” dedik... “Erzincan’daki gizli tanıklar arıyor, itiraflarda bulunacaklarmış, Uğur Dündar’a anlatmak istiyorlarmış” dedi.
Uğur Dündar, “Söyle
onlara, derhal savcıya gitsinler” dedi.

¡

Perşembe sabahı toplantıdayız, Ankara haber müdürümüz Esat Pala, “Erzincan’daki gizli tanıklar 38 defa filan telefon etti, ifadeleri yalanmış, illa yüz yüze Uğur Dündar’a anlatmak istiyorlarmış” dedi. “Sen ne yaptın?” dedik... “Kardeşim siz ne biçim gizli tanıksınız? Biz savcı değiliz, gazeteciyiz, savcıya gidin, ona anlatın dedim” dedi... “Ha yaşa” dedik.

¡

Cuma sabahı toplantı halindeyiz, Star Televizyonu’nun dış kapısındaki güvenlikten sorumlu olan arkadaşlar aradı, “Gizli tanık olduğunu söyleyen birileri geldi, Uğur Dündar’la görüşmek istiyorlar” dedi... “En yakın adliyenin adresini ver, gidip savcıya anlatsınlar” dedik.

¡

Cumartesi sabahı, Uğur Dündar yakında piyasaya çıkacak olan kitabı için çalışıyor, ben spor yazılarımı yazıyorum, toplantıya girmiyoruz... Bülteni hazırlayan Nazlı Öztarhan geldi, “Gizli tanıklar aradı, Uğur Dündar olmasa bile, Uğur Dündar’ın kadrosundan birileriyle görüşmek istiyorlar” dedi. “E-ee?” dedik... “Lütfen savcıya gidin, ne biliyorsanız savcıya anlatın dedim” dedi... “Biz bu cümleyi bir yerden hatırlıyoruz galiba” dedik, güldük.

¡

Biz önde...

Gizli tanıklar arkada.

Mevzu komediye döndü.

Kaçıyoruz, kovalıyorlar.

¡

Ve, pazar sabahı...

Uğur Dündar yok, ben izinliyim, haber koordinatörümüz Mustafa Sağlamer aradı, “Gazeteleri gördün mü?” dedi.
“Yo-oo” dedim. “Gizli tanıkların çarşaf çarşaf fotoğrafları yayınlanmış, internet sitelerinde de
var, adamları ruh gibi takip etmişler, güya ifadelerinin değiştirilmesi için baskı yapılıyormuş, eğer görüşseydik veya
binadan içeri alsaydık, yanmıştık” dedi.

¡

Uğur Dündar’ın pazar
günü Ruhat Mengi’nin programına çıkıp anlattığı “kumpas” işte bu.

¡

Yani?

¡

“Sokuşturmacı gazetecilik” yapılıyor... Eğer “hukuka” inanmasaydık, “gazeteciliğin sınırlarını” bilmeseydik, tıpış tıpış kapımıza gelen ve hatta peşimizden koşan gizli tanıkların üstüne balıklama atlasaydık, şu anda yandaş medyanın manşetlerine “ampul” gibi konmuştuk!

¡

“Tıraştırmacı gazeteci” arkadaşlar da, keyifle yazardı artık: “Vay vay vay, görüyor musunuz şunların yaptığını, gizli tanıklarla gizli gizli görüşüp, ifadelerini değiştirmeye çalışmışlar...”

¡

Başka kapıya!






atadan - 09/MAR/2010 10:13
vatandaş soruyor;
***************

dış politikada,devletlerin çıkarlarının devamlı olarak çatışmasının,'' işin özü'' olduğu bir ilişkiler yumağında, ''SIFIR SORUN'',bir ÜTOPYA mıdır..?

eğer öyle ise, böyle bir düşünce tarzının , dış politikada DENGE MERKEZİ olarak kabul edilmesi halinde , devletimizin çıkarlarını her zaman korunması gerçeğini de,ÜTOPYA haline getirmez mi..?

Ümit Pehlivan - 09/MAR/2010 11:11
Sayin Netekim

Geçmiş olsun, acil şifalar diliyorum !

Ümit Pehlivan

barış sevgi - 09/MAR/2010 11:17
Sevgili Netekim,

bende babanızın sağlığına çabucak kavuşmasını diliyorum. Geçmiş olsun.

barış sevgi - 09/MAR/2010 11:47
Sevgili yorumcu dostlarım, (dostuz di mi?)

klasik hareketim olarak bilgisayarı açar açmaz siteye girdim ve Netekim'in yazısını gördüm. Gerçekten çok üzüldüm. O da bizileri seviyor olmalı ki derdini paylaşmış. Şimdi hepimiz geçmiş olsun diyeceğiz belki Netekim'le tanışmış olan varsa yanına koşacak ya da arayacak.

Kim ne derse desin ya da nasıl düşünürse düşünsün biz artık dostuz. Benim ailem gibisiniz. Halbuki yanlız sevgili Hasan Dinçer'le bir kez yüz yüze geldim. Çok kısa sürsede çok sevdim kendisini. Bahaddin Bey'le o gün telefonla konuştuk. Benim dünya ahiret abilerimdir. (Hep bacılar için kullanılacak değil ya)

Ve İstanbul'da toplanıyorlar ya meraktan ve kıskançlıktan ölüyorum, gidemediğim için.

Asıl size Hasan Tevfik'ten bahsetmek istiyorum. Böyle bir insan olamaz! Nasıl nazik, yardımsever, akıllı anlatamam. Henüz hiç karşılaşmadık ama kırk yıllık dostum gibi. Büyük ihtimal benden bıkmıştır çünkü ona zırt pırt fikir soruyorum. O da hiç yılmadan, sıkılmadan bana yardım ediyor. Herhalde ailenin yardım isteme sapığı olmuş durumdayım.

Ama bugün bu kadar rahat yazıyorsam, iki lafı bir araya getiriyorsam, %60-70 ini Hasan Tevfik'e borçluyum. Beni araştırmaya, okumaya sevk ediyor. Dün de bana söylediği bir şeyden faydalanarak acaip sükse yaptım. (Fransız İhtilali-Türk kadını)Artık Hasan Tevfik sayesinde alemlerin kralıyım. Pardon kraliçesi. Ona çok teşekkür ediyorum.

Hepinizi seviyorum. Selamlar

Ümit Pehlivan - 09/MAR/2010 11:57
Gizli Taniklar !
***********

Bu konuda en tecrübeli ülke hangisi?

ITALYA !

Peki gazetelerimizin Italya'da muhabirleri yok mu?

O zaman birinci agiz'dan neden sormuyorlar!

Karde$im " Buona esperienza con testimone anonimo?"

Onlar'da diyeceklerdi ki: "NO!"

Hade sorun italyanlara ne gibi tecrübeleri var...

Rezil oldular...

Sirf birisinin söyledikleriyle yola çikip ara$tirma yapmadan saglam delil bulamadan, adalet'i ve var olan kanunlari saymadan, ihlala ederek, rahatsız edici bir tutumdur...

Bu yola atilan her adim, verilen her karar, her makümiyet ku$kuludur!!!

iftiradir !

Ho$çakalin
Ümit Pehlivan






Ümit Pehlivan - 09/MAR/2010 12:02
Dış politikada - Tasari - Lobi

------------------------

Boeing tarafından yapılan açıklamada, THY'nin geçen ay satın alacağını duyurduğu 20 adet yeni nesil 737 uçağı için sipariş anlaşmasını imzaladığı belirtildi. THY'nin anlaşma kapsamında, liste fiyatı üzerinden toplam değeri 1,6 milyar dolar tutan 10 adet Boeing 737-800 ve 10 adet 737-900ER sipariş ettiği dile getirilen açıklamada, 'Halen, 58'i 737 serisine ait olmak üzere 66 adet Boeing'e sahip bulunan THY, son siparişle birlikte 737-900ER modeli uçakları da filosuna ekleyecek. Türk Hava Yolları'nın sipariş ettiği yeni Boeing 737'lerin tamamı, Boeing'in en yeni modeli 787 Dreamliner'dan esinlenilerek tasarlanan Sky Interior' kabin dizaynına sahip olacak denildi.

tıklayınız
----------------------

Arkada$lar bu ne?

Elçimizi geri çekiyorsun, adami harciyorsun...

Sag sola gövde gösterisi yapiyorsun...

Ama BOEING'leri durduramiyorsun!

Halbuki Amerikalilar paradan anlarlar... her derde deva dolarlari onlara her konuya ilaç gibi gelir...

Ama biz eski tip politika yapiyoruz...

Ermeni Lobileri parayla politikaci, hatta parlemento satin aliyorlar...

Biz?

Boeing aliyoruz!

Hayirli olsun!!!

Ho$çakalin
Ümit Pehlivan

Ümit Pehlivan - 09/MAR/2010 12:37
Bu ak$am cümbü$ var !!!
*********************

Teke Tek'te bu akşam olay çikabilir...

İki karşıt görüş, Teke Tek'te çarpışacak. Fatih Altaylı'nın buluşturacağı isimler bakın kimler;
İki karşıt görüşten iki tarihçi bu hafta Teke Tek'te olacak. Sevan Nişanyan ile Yusuf Halaçoğlu canlı yayında sorulara yanıt verecek.

- Nişanyan ve Halaçoğlu oy vermek surumunda kalsa ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nden geçen soykırım tasarısına red mi yoksa kabul oyu mu verirdi?

- 24 Nisan 1915 tarihinde Anadolu'da yaşananlar, Ermenilere yönelik bir techir mi, yoksa soykırım mıydı?

- Mustafa Kemal nasıl bir önderdi?

- Cumhuriyet'in kuruluşu Anadolu'ya çöküş mü getirdi, aydınlanma mı?

İşte bu gibi soruların yanıt bulacağı Fatih Altaylı ile Teke Tek bu akşam saat 20:00'da Habertürk'te olacak...

(kaynak: www.gazeteciler.com)

Ho$çakalin
Ümit Pehlivan

Ümit Pehlivan - 09/MAR/2010 12:42
Selin hanim biraz gülelim... (Kara mizah)

Sene 2039...

Bu kadin bir zamanlar Mehmet Ali Erbil ile evliymi$!

tıklayınız


Kolay gelsin
Ümit

sabriaras - 09/MAR/2010 12:49
netekim,
Umarim babaniz en kisa zamanda sagligina kavusur. Acil sifalar dilerim.

sabriaras - 09/MAR/2010 12:54
Cumhurbaskanina sormuslar:
-Efendim deprem bolgesine neden gitmiyorsunuz?-
-Basbakan ya da Cumhurbaskani afet bolgesine gittigi zaman islerde aksamlar oluyor o yuzden gitmiyorum.- demis.

!!!

7 yillik iktidarlari donemlerinde zaten gitmediler.
Secim donemlerinde -kelle- gonderdiler, sen git bi bak diye.
Simdi afet bolgesi olmus orasi!
Isler aksamasin diye gitmiyorlarmis.

!!!

ABD Baskani Irak a gitti.
Savastiklari ulkenin gobegine.
adamin askerleri dusman(!) ile savas halindeydi.
Du bir gideyimde askere morel vereyim dedi.
Sessiz sedasiz kimseye haber vermeden atladi gitti.
Ne savaslari aksadi, ne de isleri.
!!!

Bizimkiler afet bolgesine (!) gitmiyorlarmis.
Giderlerse isler aksiyormus.
Yaaa.

Takmasinlar arkalarina bir alay dolusu adami o zaman. KArsilama torenleri, sak sak torenleri, yedirme icirme torenleri, ayaklarina kurban kestirme torenleri duzenlemesinler.

Adam gibi, devlet adami gibi sessiz sakin gidip gelsinler.

Isler misler aksamaz...

Sevgiler.

sabriaras - 09/MAR/2010 13:04
...Davutoğlu şöyle demişti: "Muhtemel krizi öngörerek Büyükelçi Namık Tan'ı şubat başında Washington'a gönderdik. Biraz ağırdan alsaydık, istişare için Ankara'ya çağıracak elçimiz olmazdı... F.A.

Istisare yapmak icin geri cagiracaklarmis.
Kimi?
Daha dun atadiklari adami.
!!!

Amerikada bir sorun var, o sorunun sebebini, nedenini, neler yapilmasi gerektigini, kimin nerede ne yapmasi gerektigini, konusmak isin ISTISARE yapmak icin cagiracaklarmis?

Kimi?
Daha dun atadiklari adami.
(Yani daha Amerikadan (dunyadan) haberi olmayan adami.)
!!!

Bunlarin dis politika anlayisi ve bakisi buysa sansliyiz be anam. Vallahi billahi sansliyiz.

Iyi, sadece Ermenileri kestiniz diyorlar.
ben boyle yeteneksiz boyle beceriksiz adamlarla MUHATTAP OLSAM isi Vikinglere kadar gotururdum be anam:
-Siz yuzlerce irka, nesile, insana, milliyete soykirim yapmissiniz, iskence yapmissiniz , hesap verin uleeyyynnnn.- diye.

!!!

Hemencecik (yani dun) adam atamislar.
Neden?
Oraya hemen gitsin diye.
Neden?
Cagirdiklarinda da hemen gelsin diye.
Neden?
Istisare yapacaklarmis onunla, o yuzden.

Muhahhaaaa.

Ulan hakikaten sansliyiz ha.
Iyi sadece Ermenileri kestiniz diyor bu gavur.
Hakikaten vicdan sahibiymisler..
Allah razi olsun onlardan, ne diyeyim.

!!!

Sevgiler.

Ümit Pehlivan - 09/MAR/2010 13:29
AK Parti'den F klavye hamlesi
***********
Dizüstü bilgisayar üretildi, firmalara F klavye imalat şartı getirilecek
09 Mart 2010 Salı, 11:25
İlgili Anket

GAZETE HABERTURK

AK Parti, Türkçe yazmaya daha uygun olan F klavyenin yaygınlaştırılması için kolları sıvadı. Dizüstü F klavyesi yapıldı. Firmalara da F klavyeli imalat şartı getirilecek.

AK Parti Q klavyeye savaş açtı işe üretici şirketlerden başladı

ANKET:

Sizce F Klavye mi, Q Klavye mi Türkçe'ye daha uygun?
------------
Q Klavye daha uygun 61,02 %
F Klavye daha uygun 38,98 %
Toplam oy : 1796

*** *** *** *** *** *** ***

Yahu, bu adamlarin hiç mi akli yok?

Neden F klavye?

Bu gidi$le ne olacak?

Herhangi bir ülkeye gidip çali$mak veya okumak isteyen bir genç..klavye özürlüsü olacak ! Parmaklari tutulacak!

Ben Fransizca, Ingilizce, Almanca ve Türkçe yaziyorum...

Ama QWERTZ klavye kullaniyorum...

Niye?

Eeee... yazdim ya... bir kaç dil oldu mu... QWERTZ daha el veri$li... hemen hemen her harf var...

éèàüöäwx... gibi

$imdi diyebilirsiniz ki o kadar önemli degil...

ben diyorum ki...

Açilacaksak..dünyayi bize dar edeceksek...

O zaman F klavye neyin nesi?

Gazeteciler bilir, dünya kupasi yakla$iyor... onlara PRESS-ROOM'larda bilgisayar, montaj haletleri falan verilecek...

Ama F klavye olmayacak...

Ho$çakalin
Ümit Pehlivan

Not: AKP'nin ba$ka i$i yok mu?


Hasan Tevfik - 09/MAR/2010 13:57
Daha önce birkaç kez yazmıştım. Benim düşünce sistemimi değiştiren 11.Eylüldür.

11 Eylül sadece dünya tarihine şekil vermemiş beni de bambaşka noktalara taşımıştır, dönüştürmüştür.

11 Eylül saldırısı olduktan sonra, aylarca, bu saldırının şifrelerini çözmeye çalıştım. Erol Mütercimleri de o dönem TV’lerde tanıdım. O konuştukça, “yuh, daha neler” derdim…

O dönem komplo teorilerine inanmazdım.

Anlatıldığı şekilde müslüman teröristlerin bu saldırıyı nasıl yapmış olacakları noktasında düğümlendim kaldım kısacası.

Teorilere prim tanımıyordum ama bu saldırının da, on-on beş kişi tarafından yapılması bana hiç inandırıcı gelmiyordu…

Ben sorularıma cevap ararken, ABD intikamını(!) alıyordu…

Kendi kendime, “ya neden hep olaya bir boyuttan yaklaşıyorsun, tamam kısa süreliğine de olsa komplo teorisi üret” dedim…

Yani olaya farklı bir açıdan bakacaktım…

O sıra, bir çok araştırmacı da benim gibi düşünüyordu, sorguluyordu ki, 11 Eylül ile ilgili peş peşe kitaplar yayımlanıyordu…

Atilla Akar’ın “Derin Dünya Devleti” kitabını da işte o karmakarışık duygular yaşadığım dönemde okudum.

Önsöz de ve son söz de yazdığı üzere o da benim geçtiğim evrelerden geçmiş, 11 Eylül saldırısını, derin dünyanın yaptırdığı noktasına gelmiş ve bu konuda onlarca kitap okuduktan sonra kararını vermişti: 11 Eylül saldırısı kesinlikle “Derin Dünya”nın işiydi…

Bir süredir, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılını derinlemesine araştırıyordum…

Ancak çok farklı kaynaklardan da olsa okuduklarım beni tatmin etmiyordu…

Şu şunu yapmış, bu bunu yapmış veya yapmamış şeklinde içinde analiz barındırmayan bir tarihle herhangi bir noktaya gelemeyeceğimi anladım.

Örneğin: İttihat ve Terakki üyelerinin çoğunluğu neden masondur? İçinde analiz barındırmayan (ki öyle bir kitap bulamazsınız) kitaplarda bu sorunun yanıtı yoktur.

Murat Bardakçı’nın da dahil olduğu bir grup tarihçi ise bu soruya şu yanıtı verirler: “Çünkü en güvenilir mekanlar mason localarıydı, üyeler gizli toplantılarını localarda yapmak için mason oldular”…

Mantıklı gibi gözükse de yetersiz ve basit bir yanıttı bu…

Böyle bir sürü soru vardı kısacası aklımda…

“Derin Dünya Devleti”ni yeniden elime aldım…

Bir daha ve daha dikkatli okumaya başladım…

İlk okuduğumda dikkatimi çekmeyen bir protokol dikkatimi çekti…

“Siyon protokolleri”…

Muhatapları tarafından yalanlanan, inkar edilen ancak Henry Ford’un da dahil olduğu bir çok insanın inandığı…

Protokolden bir iki örnek: “ Hürriyet, eşitlik, kardeşlik, gibi kelimeleri biz bağırdık, ‘budala papağanlar’ bu oltamıza takıldı…”

“Seçeceğimiz yöneticiler, kabiliyetleri zayıf ve kölece itiaat edecek kimselerden olmalıdır. Kendilerinin müşaviri veya uzamanı olan bizim çocuklarımız sayesinde ellerimizde oyuncağa döneceklerdir”…

Bu protokollerin 1870’li yıllarda yapıldığı söyleniyor veya yazılıyor…

Yıla dikkatinizi çekerim…

Neyse; tüm bu satırları başka bir neden için yazdım: Dün gece Arenada, Uğur Dündar’ın konukları Metin Akpınar ve Zeki Alasya’ydı…

Metin Akpınar’ın ağzının iyi laf yaptığını bilirim ama Zeki Alasya’nın yorumları çok daha çarpıcıydı…

“Çok endişeliyim, ülkemiz batıyor” dedi…

Aklıma bizim banka batarken benim söylediklerim geldi:

Arkadaşlar bana “bankaya el konulacakmış” dediklerinde: Ben her seferinde “hepsi yalan hepsi dedikodu derdim inanarak ve tüm samimiyetimle”…

Bir sabah el konulduğunu öğrendim…

Son söz: İyimser olmak güzeldir ama saf olmadığınız sürece…

Saygılar;

Not: Sevgili Nitekim, geçmiş olsun acil şifalar diliyorum…
Not2: Reşit Ağabey geç de olsa bi mukabele…

Ümit Pehlivan - 09/MAR/2010 14:02
Bugün Gazete HT nin ba$ sayfasini ba$arili buldum...

tıklayınız

Foto agirlikli... fazla ypi$tirma, anons, kaos yok...

Cesed ta$iyan adami öbür gazetelere göre degi$ik seçmi$ler...

Degi$iklik konusunda ve çarpici olmak isteseylerdi...

Sirf o zavalli çocugun battaniyeden çikan ayaklarini basabilirlerdi...

Belki millet uyanir, ya$anan dramlari anlar...

Ho$çakalin
Ümit Pehlivan

Sari Lacivert - 09/MAR/2010 14:38
“sancak1967 - 08/MAR/2010 18:25

Artık uzun yazıları okumuyor... Kendi yazılarım hariç sıkıcı buluyorum”

Hey aslanim be yoruma bakarmisiniz.

Hayirdir Sancak bu ne megolomanlik ne kendini begenmislik. Adamin yorumuna bakarmisiniz sayin seyirciler uzun yazilari okumadigi gibi kendi yazilari disindakileride sıkıcı buluyormus.

Tamam o zaman bu sorunun caresi var Editor hanimdan rica edelim senin yazilarin disindaki yorumlari yayinlamasin ve senide bu sıkıcı yorumlari okuma derdinden kurtaralim.

Koskoca Sancak efendinin bu kadar cile cekip bu kadar sıkıntıya girmesine gonlumuz razi olmadigi icin yukardaki talebimi site yonetiminin bilgisine arz ederim :-))

***

Eger Sancak’taki cevherlerin bu yukardaki ile sinirli kaldigini saniyorsaniz su yorumu gozunuzden kacmis demektir bakin ne demis;


“Kadınlar günü dolayısıyla bir yazıdaki cümleye kafam takıldı."Erkek emredecek siz yerine getireceksiniz." böyle yazıyordu.Ben böyle erkek görmedim...”


Sancak sen nerden katiliyorsun nerde yasiyorsun uzayda falanmi? Teknoloji neymis be aya bile gitmis baksaniza adamlar uzaydan wireless internet baglantisiyla yorum yapmayi bile beceriyor :-))

Yahu Sancak orasi Turkiye kardesim sen ne anlatiyorsun yok neymis erkek emredicek kadinlar yerine getirecek zihniyetindeki erkegi gormemismis.

Turkiye’de esinin yaptigi yemegi begenmedigi icin karisini doven dangalaklar var sen gelmis masal anlatiyorsun.

Kadina 2.sinif insan muamelesi yapip, onu zorla carsafa sokan cagdisi kafalarin ve erkek hegomanyasinin el ustunde tutuldugu bir ulkede senin yazdiklarin masaldan oteye gidemez.

Bugun ezici bir cogunlukla mecliste cogunlugu bulunduran iktidar partisinin kac tane bayan milletvekili var yazda ogrenelim.

Kadinin turbani uzerinden siyaset yapip onlari ortacagin karanlik carsaflarina sokmaya calisan, 3 cocuk yapsin evde otursun diyen zihniyetin, kadina verdige degeri anlamak icin onlarin meclisteki kadin milletvekilleri sayisina bakarsaniz kadinin Turkiye’de niye 2.sinif insan muamelesi gordugunude iyi anlarsiniz.

Katilimci, uretimci, calisan, vergisini veren, cagdas degerlerle erkek karsisinda toplumun her alaninda esit sartlara sahip olan kadinlardan olusan bir nesil yetistiremdiginiz surece sizin ulke alarak kalkinmaniz mumkun degildir.

21.yuzyilda kiz cocuklarimizi okutmak icin hala;

‘Baba beni okula gonder’ kampanyalari duzenlemek zorunda kalmak bu ulkenin ayibidir utancidir.

Ataturk’un ozlem duydugu katilimci, uretimci, calisan, ayaklarinin ustunde duran modern Turk kadini potresi maalesef artik yerini;

Kendisine dini degerlerin dikta edilip, cagdisi sekilde 2.sinif insan muamelesi yapilarak carsafa sokulan koyun surulerine birakmistir.

Bu utanc tablosu birilerinin isine gelmektedir cunku bu karanlik tablodan nemalanmaktadirlar ve onlarin bu carpik duzeni somurmesinin bedelini, maalesef gelecek nesiller, cocuklarimiz ve torunlarimiz odiyecektir..



Sari Lacivert - 09/MAR/2010 14:40
netekim arkadasim gecmis olsun acil sifalar.

Hepbirlikte Huzur - 09/MAR/2010 15:42
Bu akşam Teke-Tek te "Festival" var desenize..
Galiba yılın tartışma programına şahit olacağız.

Ancak Saat 20 de başlayacak bu tartışmaya, 2 saatlik süre yetmez ki.
Benim önerim, programın saatini en az 4 saat daha ilave ile uzatmak.Bu yönde talebi olan seyircinin sayısı oldukça fazla olduğunu düşünüyorum.

Prof Yusuf Halaçoğlu hoca, ders alması gerekenlere, gerekli dersleri vereceğini şimdiden görüyorum.

Esenlikler.

hayyamyam - 09/MAR/2010 15:45
hemen suçlu bulundu...

fatih bey bugün yazmış daa ben de dün akşam bişeyler söledimm..

kerpiç ev suçlu tamam da...

hani çoook dolaşıyorsunyaa

baykal a şuraya git buraya git diyorsun yaaa

sen gittin de ne oldu....

evler gene kerpiç suçlu gene fakir vatandaş...

nasılsa sen aldın oyu... dimi...

gerisi trash...

herkes suçlu sen kahramansın...

en demokratsın(bir beşiktaş tramvayı)

en büyük ekonomistsin(teğet geçti)

en büyük delikanlısın(van mınut)

en büyük başkansın(akbil)

en büyük kaptansın(deniz feneri)

en büyük bilim adamısın(suçlu kerpiç evdir)


sor bi bakalım açmısın tokmusun diye adama...

gücü vardıda yapmadı.. zaten...
bir kamyon çakıl çimonto 10 km ye kaç paraya gidio haberin varmı..

herkesi müteahhit sannedion dimi...
yada londrada şubesi olan yandaş..

köylü zaten parisde yasıooo
vog denilen moda dergisinin galasına katılıo...
oscar eleştirisi yapıo...
hangi yemekle hangi şarap gider onun derdinde..


hey yavrum heyyyyyyyyyyyy...

tey teyyy teyyyy..


TIMUR - 09/MAR/2010 15:47
super bir yorum daha

yazarini bilmiyorum


SIKIYSA AMERİKA'YA KAFA TUTSANIZA!

ADAMLAR KENDİ ÜLKELERİNDE DİL BİRLİĞİ YASASI ÇIKARIYOR.

BİZ BURADA DİL ÇOKLUĞU PEŞİNDEYİZ.

ULUS OLMANIN ÖNCELİKLİ, OLMAZSA OLMAZ, YAŞAMSAL KOŞULU NEDİR? DİL BİRLİĞİ...
BİLMEM ANLATABİLDİM Mİ?
==========


ABD’nin 350 milyon nüfusunun yaklaşık üçte birinin anadili İspanyolca’dır.

ABD, 2007 yılında İngilizce Dil Birliği Kanunu’nu çıkardı.

Kanunun gerekçeleri şöyle:

1)Eğitim ve resmi yazışma masraflarından tasarruf sağlamak

2)Ülkedeki az gelişmiş bölgelerin dil farkı sebebiyle geri kalmalarını önlemek (Birleşmiş Milletler’in, resmi dil için kullandığı gerekçe budur; buna atıf yapılıyor yani)

3)İngilizce’nin “ABD’deki farklı etnik köken, kültür ve dilleri birleştiren temel olgu” olduğu gerçeğinin kabul edilmesi.

İngilizce Dil Birliği Kanunu, şu mecburiyetleri getiriyor:

1)Kamu ve özel tüm işyerlerinde İngilizce kullanılması.

2)Vatandaşlık başvurularının Güvenlikten Sorumlu Bakanlığa verilen “İngilizce bilme şartını yerine getirmek” yetkisine göre işlem görmesi.

Şimdi, ABD titizlikle bu kanunu uygulamaya yönelirken, Avrupa Birliği projesine rağmen, her Avrupa ülkesi kendi dilinde yayın ve eğitimde ısrarlı iken, Türkiye’ye ne oluyor? Yoksa Türkiye’yi başkaları mı yönetiyor? Şimdi birisi çıksa ve; Türkiye’de “Türkçe Dil Birliği Kanunu” konulsa ve “Türkçe, Türkiye’deki farklı etnik köken, kültür ve dilleri birleştiren temel olgudur. Eğitimde ve resmi yazışmalarda tasarruf sağlamak gerekir. Ülkedeki az gelişmiş bölgelerin dil farkı sebebiyle geri kalmalarını bu kanun önler. Kamu ve özel tüm işyerlerinde Türkçe kullanılmalıdır” dese, neler olur? Neler olacak, hemen insan hak ve özgürlüklerinden başlanır, diyenin ne ırkçılığı kalır ve ne de faşistliği!

İyi de ABD’ye neden ses çıkarmıyorlar? “Bizim çocuklar”dan oldukları için mi?







Ümit Pehlivan - 09/MAR/2010 16:05
Bizde Türkiye'de ingilizce'ye geçelim...


:)


Ho$çakalin
Ümit Pehlivan

Ümit Pehlivan - 09/MAR/2010 16:09
“sancak1967 - 08/MAR/2010 18:25

Artık uzun yazıları okumuyor... Kendi yazılarım hariç sıkıcı buluyorum”

-------------------------

Niye zahmet ediyorsun?

Aynanin önüne otur, söylemek istedigini söyle...

Öyle daha kolay olmaz mi?

Ho$çakalin
Ümit Pehlivan

Not: karanlikta yaparsan belki daha enteresan gelir?!?


hayyamyam - 09/MAR/2010 16:59
bu ülkede insanlar

dil olimpiyatları denilen tanımladırmada zorlandığım şeylerle kandırılıyor

neymiş

adam her yerde türkçe öğretim yapan okullar açıomuş

hadi yav...

10 senede bi türkü öğretmişler gariban (ki kimin umrunda) çocuğa alkış kıyamet....

bu ülkede nie yapmıonuzda adam türkçeyi kullanmayı bilmeden

matematiği ingilizce öğrenmeye zorlanıo...

(bakın burası önemli)

ondan sonrada soruyolar...

mühendis olan, matematik kafası olan adan nasıl yobazzz,nasıl biatcı

olur diye

okuyup çok beğendiği romanın adını bile hatırlamıyor olabilir...

dimi...

oluo işte...

eğitim ....

mühendis olsan farketmez ...yobazsan yobazsındır.....


SABRİELKOVAN - 09/MAR/2010 17:26
deprem vergisi olarak toplanan 20 milyarın nereye harcandığı konusunda haberi olan varmı.?

lewiss - 09/MAR/2010 17:38
Bu yil Oscar odulunu tamda kadinlar gununda bir hanimin almasina cok sevindim . Bir erkegin cevirebilecegi savas filmini basari ile cevirmis , yonetmis . Aslinda bizim ulkemizde dahil her ulkede cok basarili hanim yonetmenler var ama Oscar ' da bir ilk yasandi . Yanliz bu hanim ve ,, Hurt Locker ,, filmi ile ilgili o gece kim odul aldiysa odulu Irak ve Afganistandaki ABD askerlerine adadi ve bu bir cok kisi gibi benimde dikkatimi cekti ve onlarin bu tavri insanin baska ulkelerdekiler icin aglamayi birakip oncelikle kendi ulkesinin cocuklarina , askerlerine sahip cikmasi ve onlar icin goz yasi dokmesi gerektigini animsatti .


KOCASOPA - 09/MAR/2010 18:09
Gerçekten DİLİPAK olsaydı okurdum:ancak pek de pak olmadıgını biliyorum.Onun için okumak içimden gelmiyor.O bernim yazılarımı okusa daha i,yi.

KOCASOPA - 09/MAR/2010 18:09
Harcayan harcanır.ancak neden bu kadar çabuk?

KOCASOPA - 09/MAR/2010 18:40
Halacoglu Hirant Dink cinayeti hakkında ne düşünüyor ki acaba?

namely - 09/MAR/2010 20:33
Programinizi ilgiyle izliyorum. Amerika da 8 yil yasadim ve son iki senedir Kanada da yasamaktayim. Amerika da Ermeni okullari oldugunu gordum. Bu tip okullardaki Osmanli ve Turk tarihinin nasil anlatildigini ancak tahmin edebilirim. Ermenilerle tarihe bagli olan bir problemimiz oldugunu ilk defa Amerikada konustugum Ermeniler den ogrendim. Cogu Ermenilerin Turk dusmani olduklarini ogrendim. En azinda Amerika da yasayanlar icin bu kanidayim.
Basbakan Erdogan in belirttigi gibi siradan Amerika lilar veya o oylari veren kisiler Ermenistan in nerede oldugunu bile bilmiyorlardir. Ilgilendirmiyorda. Oy ugruna bu oylari verdiler. Iyi mi oldu kotumu bunu gelecek gosterecek. Turk milletininde gururlu oldugunu unutmamak lazim. Amerikan Ermenileri Turkiye ile Ermenistan in tekrar iyi iliskilere baslamasini istememektedirler. Nedenini cok iyi dusunmek lazim.
Iyi Geceler

Esat Mert
Toronto, Canada

barış sevgi - 09/MAR/2010 20:36
Ankette E şıkkını işaretledim. Merak edenlere duyurulur.:))))

akrep_45 - 09/MAR/2010 20:46
fatih bey! sayın sevanyan hocamızı çok basit görüyor.Halaçoğlu hocamız ülkemizin yetiştirdiği çok önemli bilim adamlarından birisidir.Yalan söylüyor gibi ithamlar bizi rencide ediyor.uyarırmısınız lütfen

06bl7453 - 09/MAR/2010 21:05
ben erzurumun horasan kazası endek koyundenım ilk once ermenıler ayaklanmıstı koyumuzdekı yaslıları oldurmuslerdır ve bızım koyluler ermenılerın yuzunden kacmıslar yozgata yerlesmısler babam ıstanbulda buyumus annem yozgatta sonradan turk askerı yetısmıs ve tekrar horasana donmusuzdur o adma yalancının tekıdır halacoglunun her belge gostermesıne yalan dıyor bu sahtekarın tekı saygılar

Bülent Serin - 09/MAR/2010 21:09
Bravo sayin Halacoglu´na!!
Hem tarih dersi veriyor hemde insanlik dersi veriyor.

omer durun - 09/MAR/2010 21:09
Artik bu konudan gina geldi. Dunya da baska hicbir buyuk ulke disisleri politikasini bu kadar dar tek bir konu etrafinda sekillendirmez. Bu tarz konular kapali kapilar arasinda halledilymeye calisilir. Cocuk mu kandiriyorlar buyukelciyi cekerek.
Ayrica bu konuyu buyuk bir onur meselesi yapmaya da gerek yok. Ne derseniz deyin sonucta her 2 taraftan da buyuk sayilarda olumler olmus. Tartisirken en azindan bu olen insanlara ve torunlarina saygi duymak ve bu tartismayi belli bir saygi cercevisinde surdurme zorunlulgunu duymali insanlar...

celalçakar - 09/MAR/2010 21:14
sayın altaylı programınızı ilgi ile izliyorum fakat bir profosore her seferinde yalcısınız diyen ermeni vatandaşımıza nasıl inanacagız biraz da saygılı olmasını isteriz sırf bu program için uye oldum

ahmet yerebasmaz - 09/MAR/2010 21:20
fatih bey, lütfen bu mesajı yayında okuyun , rica ediyorum, sürekli halaçoğluna yalan söylüyor diyen bi densiz var ekranda ve bağırıp çağırma hakkını nerden aldığını öğrenmek istiyorum, ekranlardan özür bekliyoruz, !!!!!!!!!!!!!!!!

omer durun - 09/MAR/2010 21:21
Erdogan'in duygusallligi yuzunden bu isler kapi onune cikiyor, ve de buyukelci cekmek gibi abes islerler ugrasmak zorunda kaliyoruz. Hala 3. dunya ulkesi seviyesinde gordugumuz icin kendimizi o yuzden o seviye de stratejilere maaruz kaliyoruz. Brezilya 90'larin basinda neydi bugun Cin'i nasil gececiginden konusuluyor.
Biz devam edelim canim, hala turban tartisalim, araptan daha arap olup, Israil karsiti mesajlarimiza devam edelim, Arap ulkeleri Filistinlilileri kamplara sikistirmis, kendi toplumlarina bile kabul etmiyor olsunlar, ne farkeder canim, bizim gorevimizdir yapariz. Enayi yerine konmak o kadar da onemli degil. Biz 3. dunya ulkesi olmaya israr etmekten gurur duyuyoruz gorunuse bakilirsa.


mmuberra - 09/MAR/2010 21:23
Fatih Bey lütfen Sayın Sevanyanyanı üslubundan dolayı uyarırmısınız

Bülent Serin - 09/MAR/2010 21:32
Nisanyan´in destekcileri nin yüzü kizariyormu acaba cok merak ediyorum.

Hepbirlikte Huzur - 09/MAR/2010 21:33
Sn Altaylı.

Prof Yusuf Halaçoğlunun size gösterdiği "O BELGEYİ" açıklamak mümkün değil mi?

"O BELGE", Günümüzde ceryan eden birçok olaya ışık tutatacaktır.

"O Belge" , açıklanırsa kıyamet kopmaz herhalde.

201 yılında hala açıklanması sakıncalı "BELGEMİ" olur arkadaş.

Hepbirlikte Huzur - 09/MAR/2010 21:38
Ortaya konulan Belgelerin tamamına "yalan" sıfatını yapıştıran, Şivaryan denilen zat, belgeleri yalanlayacak bir tane dahi belge ortaya koyamaması, acziyetinin belgesi olan Yüksek sesle konuşmaya başvurması, Ermenilerin ve Ermeni tezlerinin ne kadar sağlıklı(!) olduğunu ortaya koymaktadır.


melahatt - 09/MAR/2010 21:44
MERHABA FATİH BEY,
NİŞANYANA GÖRE TARİH KURULU DEĞİL DE TAMAMEN DEDİKODUYA DAYALI VEYA Bİ BAŞAKA DEYİŞLE YAZIP OYNAYACAKLARI BİR ERMENİ TİYATROCULAR KURULU TOPLANSIN KENDİLERİ YAZIP KENDİLERİ OYNASINLAR BELGESİZ , EVRAKSIZ KENDİLERİ KARAR VERSİNLER....
BU NE TERBİYESİZ ADAM KOSKOCA TARİHÇİ HALAÇOGLU ELİİNDE BELGELERLE KONSUO BU ADAM YALAN DİYO....

tunpiskin - 09/MAR/2010 21:49
Hayirli programlar Fatih bey
Nisanyan tarihcileri baski altina almadan kendi iradesi ile Tarihi yorumlamasindan bahsediyor.isvicrede soykrimi yok demek hapisle cezalandiriliyor,aynisekilde Fransada.
siz bu yorumcunun sözlerinde samimi olduguna inaniyormusunuz.
Saygilarimla
Tuncay Piskin

Bülent Serin - 09/MAR/2010 21:50
Ermenistan, tarihi tarihcilere birakmaktan kaciyor; birazdan da Nisanyan sayin Halacoglu´nun karsisindan kacacak. Osmanlica´yi okurum deyipte okuyamadigi cok net anlasilmisken, daha fazla rezil olmasina ramak kalmisti ki reklamlara dua etsin:=))

barış sevgi - 09/MAR/2010 21:50
Bu akşam Teketek'ten çok rahatsız oldum.

Hiç bir şey bilmeyen bir adamın gerçek bir araştırmacıya nasıl saldırdığını izledik.

Üstelik devlete, milletede laf söyledi program boyunca.

Yusf Bey ise ne kadar zarifti. Fatih Bey'in biraz ağırlığını koyarak Sevan Bey'i uyarması gerektiğini düşünüyorum.

Olmadı.

Bülent Serin - 09/MAR/2010 22:04
Nisanyan Fatih Altayli´nin Ermeniler´in toprak ve tazminat talebi olacakmi sorusuna, eveleyip geveleyip cevap vermekten kacindi. Dürüstce "EVET" diyemedi.

Soykirim safsatasini kabul etmek Türkiye´yi yüceltirmis mis.

Sen 10 numara ufak geldin be adam! sirada ki gelsin.


Bülent Serin - 09/MAR/2010 22:24
1982 yilinda kendini yakarak asala terör örgütünü ve Türkiye üzerinde oyun oynayan emperyalist ülkeleri protesto eden büyük insan Artin Penik, bugün dünya genelinde cok barizce gördügümüz ülkemiz üzerinde oynanan oyunlara dikkat cekmisti.

Dünya liderligine en büyük ve en adaletli aday, Türkiye Cumhuriyeti´nin önünü kesmek, ülkemizi zayif düsürmek adina oynanan oyunlar ortada.

Gelecek vaad eden, dünya üzerinde söz sahibi olacak genc ve dinamik mühendislerimizin sacma sapan intiharlari (!) ortada.

Bu örnekler cogaltilabilir.

Kafamizi kuma gömmemizin bir anlami yok. Türkiye´yi Sevr´e cekmeye calisiyorlar!

netekim - 09/MAR/2010 23:20
Hislerimi ve üzüntümü paylasan dostlarima cok tesekür ederim.
Allah bütün hastalara acil sifalar ve yakinlarina sabirlar versin.
Sag olun dostlarim...

netekim - 09/MAR/2010 23:23
Üzüntümü paylastiginiz icin siz yüzlerini bir kere bile görmedigim bütün dostlarima hepinize ayrica cok tesekür ederim..

sancak1967 - 10/MAR/2010 07:14
Gözünü seveyim çifte standart !!!

Ak parti milletvekili olan iki kişi memleketlerinde seçim bölgesinde konuşurlar ve bu milletvekillerinin partide bir görevleri yokken haydi disipline...

Ama CHP grup başkanvekili Kılıçdaroğlu PKK ya genel Af istedi ama hiç kimse kendisini disipline göndermedi bunun CHP yi bağladığını belirtme luzumunu hissetmedi...

Sen nelere kadirsin çifte standart...

Türkiyede değişmesi gereken bu çifte standarttır.

Elbette görmezden geldiler...

Ama millet bu çifte standartları hep görüyor.

Sandıkta ise çifte standart sahiplerine iyi bir ders vermeyi bekliyorlar...


sancak1967 - 10/MAR/2010 07:29
Ermeni sorunu çözülmelidir.
Ermeniler istemese de bu sorunu Türkiye çözmelidir.Teke Tek programını tamamıyla izlememekle birlikte Türkiyenin masada durmasının ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı.

Masaya güvenli oturan Türkiyenin kendinden emin tavrı geçmişteki uzlaşmaz tavrının lobilerden destek beklemesinin gereksizliğini bizlere gösterdi.Nişanyan'ın tutuk olacağı yönündeki tahminim maalesef anlış çıktı.

Beklerdim ki Halaçoğlu hoca karşısında belgelerle karşı çıksın.O yalan bu yalan diyerek karşısındakini yalancı suçlayarak bir belge sunamadan tam acziyet içinde olması gerçekten şaşırtıcıydı.

Bir daha söylüyorum Türkiye ermeni meselesini çözmelidir.Bu meseleyi çözecek olanda Türkiyedir.Amerika gölge etmesin yoksa bizim güneşimiz karşısında kaybolup gider.

Sevr korkusu içinde olanlar artık hayal görmeyin...

Ne Sevr'i

Batı birinci dünya savaşından yenik çıkmış ,ordusu tahliye edilmiş ,ülke harap ve perişan olmuş, toprakları ve tersaneleri işgal edilmiş olduğu halde sevri dayatamadılar bugün mü kabul ettirecekler.

Gerçekleri görün bu millete inanın...

Bu millet Sokullunun paşasına söylediği gibidir.

Türkiye ermeni meselesini çözecektir.

iskenderin üstelik kördüğümü çözdüğü gibi çözmeyerek dünyaya adaletin ne olduğunu göstererek çözecektir.Biz dünyada adaletin ve vicdanın sesi olacağız.

Biz dünyanın vicdanıyız.
Biz bu dünyanın gözüyüz
Biz bu dünyanın kulağıyız
Biz bu dünyanın ağzıyız.

Nerde bir haksızlık varsa , nerde haksızlığa uğramış varsa Türkiye sesi olacaktır kulağı olacaktır ve bu Türkiye ermeni meselesini mutlaka çözecektir.




Bülent Serin - 10/MAR/2010 12:45
Türkiye Ermeni meselesini, 1 lira tazminat vermeden,
1cm² toprak vermeden cözecektir.

Sevr´den korkan onlar gibi olsun.

Onlar Türkiye Cumhuriyeti ni asla Sevr´e cekemeyecekler, hele hele biz Lozan´a fit degilken bu asla mümkün degildir.

Onlarin hayali, Türkiye´yi Sevr haritasina cevirmek, bizim görevimiz ise, toplumumuzu kendi capimizda bu gibi platformlarda uyarmak. Hayallere gem mi vuralim.

Daha dün Türkiye´den döndüm. Aldigim izlenim; hemfikirim. bu millet sandigi dört gözle bekliyor.

sancak1967 - 10/MAR/2010 16:00
Bülent Serin ,

Bana yanıt sadedinde söylemişsin...

Ben düşüncelerimi söylemiyeyim.Şayet düşüncelerimi söylersem sekteyi kalp yada nuzul tehlikesi var.Elbette Ermeni meselesi çözülecektir.

Bu konuda yüzde yüz mutabıkız.

Önemli olan milletçe ermeni meselesinin çözümünde mutabık olmamız ve teferruatta ayrışmamızın hiç önemi yoktur.

Değil mi çözülecek..

Eyvallah...

Ben bunu beyan ediyorum.

Anladığım kadarıyla Kadir Mısıroğlu gibi düşünüyorsunuz.Türkiyenin bu tartışmaları çoktan aşması gerekmektedir.

Zafer mi ? hezimet mi ?

Tarihin tarafı olmak yerine ders almayı tercih ediyoruz.

Hesap sandıkta görülecekse elbette dört gözle bekleyecek.Çünkü yüzde kırk yediye kart göstermeye kalkanlara yüzde ellilerle bu millet yanıt verecek.

oguztolga - 11/MAR/2010 15:39
Fatih bey,

Uzun zamandır topix.com adı altında çalışan forum sitesinde Yunanlı/ Ermeni/ Kürt (PKK Çizgisi) herçeşit adama dert anlatmaya çalışıyorum.

Eylül ayında önce "sövmeyin" tartışalım diye uslu akıllı yorumlar vs yazıyorddum.

Baktım devam diyorlar ben de başladım onların anladığı dilden yazmaya ve tarihten örneklerle onları köşelere sıkıştırmaya.

Şunları gördüm;

Yunanlılar feci cahil,bilgisiz ama cahilce kibirli.

Onlara kalsa herkes aptal salak dangalak.
Herkesin beyni yıkanmış.

Onlara göre, Sırplar hırsız, Arnavutlar çingene, Makedonyalılar

Makedon bile değil(FYROMLU)YOk Cylonlu gibi değil valla Former Yugoslav Rep.Of Macedonşa gibi dangalak bir ad bulmuşlar.

Türkler Mongol,

Bulgarlar keçi çobanı
Bosnalılar Türk :)))vs.

Ama tümümüzün beyni yıkanmış aldığımız eğitimden.

Oğlum diyorum siz 1981den beri keçi, koyun, Zeytin ağacı, çiftçi sanatkar vs leri 10kat 20 kat gösterip fonları çalmadınız mı?

Cevap
Türkler silah aldı biz de aldık bu 420milyar avro borcun sebebi Türkler.

Grev yaparlar ben sorarım ""Hemşerim bu grev yapan memurlar 1981den beri alman memeurlardan 3 kat maaşı nasıl aldılar ses çıkmadı da şimdi kısıtlama olunca ağlıyor""

Cevap Türkler asyaya gitsin verin bizim illeri geri.

Ermeniler zaten bir alem.

Sokırım dışında hiçbirşey onları ilgilendirmiyor.

Yazdım Bak dedim ilk Başbakanınız Kaçaznuni bile soykırım moykırım yok Taşnaklar dayağı hakketti yazıyor.

Cevap bize ne .

Yazıyorum,

1915de 1.5milyon ermeni ölmüş bunlardan sonra dünyada 700bin kalmışsınız .100yıldan az sürede nasıl 12milyon oldunuz.

Siz tavşan mı domuz musunuz ki bir batında 12-15 yavru yapıyor kadınlarınız?

Cevap
ü;eşşoğlu eşşek sana ne:))))

Yazıyorum;
kardeşim 1.5milyon ermeniyi nereye gömdük?

Lazların çin ordusunu nereye gömeriz diye toplantı yapması gibi.
Cevap;

Sakladınız :)))

Yazarım ;

Kardeşim Boston ve Erivan arşivlerini açsanıza anlayalım olayları.
Cevap;

Ya açalım da Türtk casusları evrakları yok etsin.
Tekrar soruyoırum diyorum ki;

Arşivleri açtık 1milyar belge var gelin inceleyin.
Cevap asıllarını saklamışsınızdır.

Off bıktım bunlardan.
:))
Siz de bıkmışsınız belli.

Ben hem ermeni hem de Yunanlılarla olan sorunlarımzda bizim haklı olduğumuza ikna oldum.

Ermeni belgelerisahte.

Kesinlikle sahte.

Yunanlı fanatrikler de ancak Turan Güneş'in ddiği gibi dayaktan anlarlar.


*Yorum yapabilmek için üye olmanız gerekiyor. Eğer kayıtlı üyemizseniz her sayfanın üst bölümünde yer alan kullanıcı adı ve şifre alanlarını doldurarak giriş yapınız.

**Kayıtlı değilseniz üye olmak için tıklayın.
AnketSonuçlar
Bayram tatiliyle çakışan 12 Eylül günü nerede olacaksınız?

Oy vermek için sandık başında
Şehir dışında tatilde
Sandık harici herhangi bir yerde

Spor
Siz batırın, biz çıkarırız
Nasılsa içinden çıkamadığınız hale gelince ben ve benim gibi Galatasaraylılar yine gelir, yine kulüb ...
Rüya Otomobiller
Ford Kuga
Bir SUV'da olması gereken herşey Kuga'da ...
Seçtiğim Yazarlar
Ahmet Hakan
Rahibe afişine dair
Bekir Coşkun
Size bir soru...
Ertuğrul Özkök
Ya ‘o’ kazanırsa
Murat Bardakçı
Elde kalan çakma tuğrayı başbakanın duvarına asmışlar