ABDULLAH Gül, Dışişleri Bakanı'ydı.
Yıl ya 2006'nın sonuydu, ya 2007'nin başı. Amerika Birleşik Devletleri'nde güzel bir tuluat sergileniyor bence.
Yeniden dekore ettirdiği ve Hayrünnisa Hanım'ın zevkine göre düzenlenen çalışma ofisinde oturmuş sohbet ediyorduk.
Abdullah Gül, o zaman Ankara temsilcimiz olan Aslı Aydıntaşbaş ve ben.
Abdullah Gül çok önemli bir laf etmişti. Devlet adamı lafı.
"İç siyasette hatalar olur. Önemli değildir, düzelir. İktidar düzeltmezse bir sonraki iktidar düzeltir. Ama dış siyaset öyle değildir. Bir hata yaparsınız, öyle kritik bir hata yaparsınız ki, o düzelmez. Acısı çocuklarımızdan çıkar, torunlarımızdan çıkar. Ülkeyi aklınıza bile gelmeyecek kötü durumlara sürükler."
Gül'ün o günkü tespiti hep aklıma gelir.
Şu günlerde ABD yönetiminin başrolünde olduğu tuluat da bana Gül'ün o sözlerini hatırlatıyor.
Bana sorarsanız, Ermeni Soykırım Tasarısı'nın komisyondan geçmesi, hiç de öyle şans eseri olmuş bir şey değil.
ABD yönetimi, fikri zaten belli olan Obama ile Kongre, kendi aralarında paslaşarak Türkiye'ye ve Türkiye'deki iktidara bir mesaj vermek istiyorlar.
Mesajın ana konusu şu:
"Bir kere de olsa verdiğin sözü tut. Çözeceğim dediğin bir sorunu kendi inisiyatifinle çöz."
Ve tabii bir de yan mesaj:
"Bak Yahudiler burada sana hep yardım ettiler bu meselede. Onlarla niye papaz oluyorsun."
Arkasından gelecek olanlar ise zaten çok eski senaryo.
Namık Tan geri çağrılacak.
Gerilim "sözde" tırmanacak.
Sonra Türkiye'de hükümet geri adımlar atacak.
Sonra tasarı Temsilciler Meclisi'ne inmeyecek bile.
Tabii Türkiye bu arada tehditler savuracak ama bu kez ABD'den daha baştan ilginç bir ses yükseliyor. "Sıkıysa yapın."
Karşılıklı beklentiler o kadar yüksek ki, gerçekten iki taraf da birbirine sıkıysa yapın diyebilir.
ABD'nin Afganistan, Irak ve ilerisi için İran pozisyonları var.
Türkiye ise her türlü meselede ABD ile partner.
ABD, ikinci kez AKP'ye mesaj veriyor aslında.
"Kabadayılıkla bu işler yürümez" mesajı.
Eğer birileri "Yürür" derse o zaman Abdullah Gül'ü yeniden anmak lazım.
Galatasaray için toplandık
BUGÜN gazetelerde okursunuz, bari doğrusunu benden duyun diye yazıyorum.
Dün bir grup Galatasaraylı yemek yedik.
Eski Başkan Faruk Süren, eski ikinci başkanlar Ergun Gürsoy, Ali Dürüst ve ben.
Ve çeşitli dönemlerde Galatasaray'da yöneticilik yapmış bir grup Galatasaraylı.
Ortak özelliğimiz ise atını koşturmak için Galatasaray'a gelenler değil, atını Galatasaray için koşturanlar olmamızdı.
Mevcut yönetimi ve aday yönetimleri konuştuk.
Ben, Galatasaray'ın borcunun 600 milyon TL'yi aştığını, ancak yönetimin bir bilanço makyajıyla kulübün kendi şirketine olan borçlarını gizlediğini söyledim.
Başkan Süren düzeltti. "Yeni alınan krediyle birlikte borç 800 milyon TL'dir" diyerek.
Galatasaray'ın kötü yönetildiği, borçların katlandığı, yönetimin tribünlere şov yapmak için Galatasaray'ı zarara uğrattığı gibi meseleleri konuştuk.
Ardından başkan adayı Adnan Öztürk gündeme geldi.
Masadakiler neredeyse bir ömrünü Galatasaray'a vakfetmiş insanlardı. Ama mektepten sınıf arkadaşları dışında Öztürk'ü tanıyan, Galatasaray Kulübü'nde gören yoktu.
Bu göreve soyunduğuna göre mutlaka iyi bir Galatasaraylıydı. Kendine güveniyordu ama...
2004'te Canaydın yönetiminde yer almıştı. Galatasaray'ı tanımıyordu. Kulübün yapısını, işleyişini bilmiyordu. Alt kademelerde yetişmeden tepeden başkan olmak istiyordu. Dahası yönetiminde de kulübün içini bilen kimse yoktu.
Ancak ilginç bir şey vardı. Adnan Öztürk'ü mekteplilerden çok, mektepli olmayan Galatasaraylılar destekliyordu.
Ben kendi adıma Adnan Öztürk'tense Adnan Polat'ın nispeten tecrübeli yönetimini tercih edeceğimi söyledim.
Ancak eski yöneticilerin ortak fikri, Ali Dürüst'ün aday olmasıydı. O olmazsa Faruk Süren başkanlığa soyunmalıydı.
Galatasaray'ı mevcut sorunlarından kurtarabilecek herkes, Süren'in vizyonu etrafında toplanacaktı.
Seçilip seçilmemek önemli değildi. Önemli olan Galatasaray için hizmete hazır olduğumuzu gösterip yarın öbür gün "Biz görevden kaçmadık" diyebilmekti.
Süren, eski yöneticilerin bu teklifine ne olumlu, ne olumsuz bir yanıt verdi.
Keşke verseydi.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Hayatı zorlaştıranın kendimiz olduğunu anladığımız zaman
Dış siyasetteki hata torunlarımızdan çıkar
****************
son derece doğru bir tespit..bu nedenle;
sayın BAŞBAKAN 'a mektubumdur..
“Bu Avrupa Parlamentosu’nun, bu AB’nin gözü kör müdür Allah aşkına? Kulaklarını ve gözlerini biraz doğrulara açsınlar, dilleri doğruyu konuşsun.” demiştiniz..
sayın BAŞBAKAN,
adamlar kendi DOĞRULARINI konuşuyorlar..kendi DOĞRULARINA hamlelerini yapmışlar..
satranç taşlarını iyi bir oyunla, açmaz pozisyonuna sokmuşlar..
ve ŞAH-VEZİR çekmişler..
ya ŞAH ve MAT diyecekler..
ya da VEZİRİ feda edeceksiniz..
isterseniz taşları bu noktaya getiren hamleleri bir analiz edelim.. medya da yazılanlara göre;
17 Aralık 2004'te imzalanan belgede bir cümle var:
"Ankara Anlaşması gereğince, Türkiye uyum protokolünü Güney Kıbrıs ile gerçekleştirme kararındadır."
Türkiye gümrük anlaşmasını Güney Kıbrıs'a uygulama sözünü veriyor.
Herhangi bir kısıtlamaya gitmeden. Onların direttiği limanları ve havaalanlarını açmak dahil.
Böylece, Türkiye kendini bağlıyor. Bütün kozlarını harcıyor...
AB bu belgeyle yetinmiyor.
29 Temmuz 2005 tarihinde Ek Protokol imzalanıyor.
Ek protokolde, 17 Aralık 2004 tarihli belgeye gönderme yapılıyor, gümrük birliğinin AB'ye katılan yeni on ülkeye uygulanacağını tekrarlanıyor.
Ek protokolle Türkiye AB karşısında hukuki yükümlülük altına giriyor.
AB'nin Ankara'ya, Güney Kıbrıs için limanlarını ve havaalanlarını aç, diye kafa tutması, bu yükümlülüğün sonucu.
AB, bu imzalara bakarak, AKP'ye, "sözünde dur" diyor.
işte ŞAH-VEZİR pozisyonu bu hamleler ile ortaya çıkıyor..
siz daha iyi bilirsiniz ama,satranç oyununda, rakibinize fırça atmak gibi bir hamle yoktur sayın Başbakan....
özetle diyorlar ki;ya KIBRIS..ya AB görüşmeleri..
birinden vazgeçeceksiniz..
sayın Başbakan,
'ŞARTLAR OLUŞURSA KIBRIS TAN ASKERİMİZİ ÇEKERİZ'...sözünüzde ki 'ŞARTLAR' acaba bu yazıda belirtilen 'ŞARTLARIN' ne tarafına düşüyor.. ?
KIBRIS'ı rumlara teslim mi edeceğiz yoksa..?
Hursit - 08/MAR/2010 00:20
AKP Türkiye'de asla %30 dan fazla oy çıkaramaz;
yeterki sıkı seçim denetimi yapılsın.
Şu anki sistem manipüle ediliyor. Bas 9 a çıksın ana server da 19 oy. Sistem böyle.
Yerel seçimlerde ise şüphe edildiğinden ve oy pusulaları tekrar sayılmasın diye, elektrikler kesildi;panik yaratıldı ve pusulalar kaçırıldı.
'One minute' ise bize soykırım tasarısının ABD de yasalaşmasına mal olacak olacaktır.
Haa, AB ile bugünlerde iyi gibi giden ilişkilere kimse yanılmasın; PKK lılar haftaya serbest bırakılacak.
Operasyonlarda da masal anlatıldığı gibi kesinlikle MİT ve Emniyetin önemli bir fonkisyonu yok.
Sadece rutin bilgi alışverişi yapılmıştır, bunun dışunda bir şey yok.
Her ülke, medeni ülkeye yakışır biçimde, somut ihbarları değerlendirip gereğini yapmıştır.
Başka bir şey söz konusu değil.
ozkayam - 08/MAR/2010 00:49
suren baskanin vizyonu iyidir gercekten temsil ve karizmasida
ama matematigi sayin altayli?
transturk ile makina takimin hali ortadayken
aig le yasananlar unutulmamisken
uefa sampiyonlugumuzun ticari basarisi(!)ortadayken...
suren baskan galatsarayin mali durumunda gosterdigi hasasiyeti keske aile yadigari sirketlerinde gosterseydi
ya siz sayin altayli...
sizinde neden isminiz gecmiyor baskanlik icin
sizmi istemiyorsunuz
is yogunlugunuzu anlayabilirim
ama eskiden beridir ekip isi,profosyeneller der durursununuz
size sade temsil ettirecek bir yonetim kurulu olusturamazmisiniz
galatasarayda illa basakan transferden bilancoya kadar her isin pesindemi olacak?
neden siz degilsinizde ali durust yada faruk suren?
ve suank adnan baskanimizdan daha arti deger ne kazandirabilir suren baskan ve ali durust?
net olarak ne katacaklar
ceplerinden para katmayacaklari kesin
peki ne katacaklar?
ha siz ne katarsiniza gelince?
bence cok sey...
sabriaras - 08/MAR/2010 01:45
Yargiya giydirmek moda oldu ya, kellenin birisini koymuslar tiviye sahane giydiriyor yargiya!
:)))
Efendim, bu Anayasa Mahkemesi cok tu-kakaymis. Vallaymis. (Ayni Danistay gibi) Efendim vakti zamaninda Turk Telekomu ozellestirmek istemis hukumetin teki. AKP den onceki yiyiciler yani. Ama artik herne hikmetse Anayasa Mahkemesi ozellestirme adi altinda yapilan bir suru yasa disi faliyeti ve uygulamayi durdurmak icin bu ozellestirmeyi iptal etmis. Yaaa. Aman efendim 60 milyar falan ediyormus o zamanlar bu Turk Telekom. Bir ozellestirip sataymisik o zaman, bir Anayasa Mahkemesi vatana millete hiyanet icine girmeseymis o zaman, o zaman ki dis borcumuzu bile sak kapatabiliyormusunuz o parayla. Yaaa.
Ama bu tu-kaka Anayasa Mahkemesi buna izin vermemis.
Efendim aradan zaman gecmis AKP cikmis basa olmus pasa. Tutmus yarim kalan bu Turk Telekomu ozellestirme isine bas koymus. Eee oyle boyle degil. Yagli kapi yagli para. Bir satsalar ulkenin dis borcu bitecek. Siz dusunun artik AKP nin sonraki cakasini.
Efendim yasa cikartmislar, yonetmelik cikartmislar allem etmisler kallem etmisler Turk Telekomu birilerine peskes cekilecek hale getirmisler. Getirmisler getirmesine ama bir iki sene once 60 milyar dolar eden Turk Telekom, AKP nin iktidarda kaldigi bir iki sene sonunda uc bes milyara anca alici bulmus, iyi mi? Bak sen taktiri ilahiye!
Insanin aklina su sorular geliveriyor haliyle:
Iki sene once gavur manyakti demek ki! anca uc dort milyar eden firmayi cebinden 60 milyar verip alacakti. Parasi coktu ve parasi cebine batiyordu. Adamlari rahatsiz ediyordu harcayacak sacip savuracak yer ariyordu!
Ya da, iki sene icinde 60 milyarlik firma birilerine oyle boyle degil oyle peskes cekildi ki biilerine, firmayi alan yirmide biri fiyatina ozellestirme adi altinda Turkiyenin en buyuk firmasinin ustune yativerdi. Hemde taksit taksit para odeyerek. Hemde cebinden bes kurus para cikmadan. Turk Telekomun zaten kazandigi parayi ozellestirme adi altinda devlete geri verirerek.
Ya da, bu AKP bir iki sene icinde ekonominin icine oyle bir etti ki, bir iki sene once 60 milyar eden koskoca firma, bir iki sene sonra ancak uc dort milyar eder hale geldi.
!!!
Kimse bunlari sormuyor.
!!!
Ulan iki sene once 60 milyar den firma iki sene sonra nasil olurda 3 milyara satilir diye sormuyor?
Acep firma mi kuculdu diye soran yok?
Acep oncesinde gavurun parasi coktu, biz Turkleri sevdigi icin 3 liralik firmaya 60 lira mi verecekti diye soran hic yok?
Nasil olurda iki sene icinde, Turkiye devletinin dis borcunu kapatabilecek degerde bir firma, Basbakanin tanidigi bir gavura (arkadasina) nasil olduda bu kadar ucuz fiyata satildi diye dusunen/soran yok.
???
Peki ne dusunuyormus bu yalakaci serefsizler?
Efendim Anayasa Mahkemesi o zamanlar bu peskese pardon ozellestirmeye dur demeseymis, simdi bizim dis borcumuz yokmus. Yaaa.
:)))))))))))))))
Sanirsin AKP alacak o parayi, goturecek IMF nin masasina cakacak, sonra donup odadan cikacakti!?
Anayasaya aykiri olmasaydi bile o ozellestirme, Turk Telekomun satisindan gelen o 60 milyar dolar para, birilerinin cebine oluk oluk akacakti. Ama centi Turkiyenin dis borc odemesine gitmeyecekti.
Cunku goz var nizam be anam.
AKP iktidara ciktigindan beri ozellestirilmeyen kurum kalmadi neredeyse. Muthis paralara, muthis firmalar ona buna peskes cekildi hersey. Pardon satilarak ozellestirildi. A dan Z ye hersey. Ormani bile peskes cektiler B2 ile. Belediye arsalarini bile peskes cektiler.
Oldu mu Turkiyenin dis borcunda zerre bir azalma?
Zerre olmadi.
Birak dis borcta azalmayi, Cumhuriyet tarihinin rekorunu kirarak uce bese katladi dis borc. Onca ozellestirmeye ragmen.
Peki ne oldu onca ozellestirmeden gelen para?
Buhar oldu buhar.
Mafis oldu.
Attaya gitti...
-Efendim bu Anayasa Mahkemesi tu-kaka bir mahkeme. Zamaninda izin vereydi Turk Telekomun 60 milyara peskes cekilmesine, simdiye dis borcumuzda yoktu. Gelin ulkeye bu kadar zarari dokunan Anayasa Mahkemesini bir hal yoluna sokak.-
!!!
AKP den once iktidarda olup Turk Telekomda dahil olmak uzere bir cok ozellestirmede devleti milleti zarara ugrattigi, ihaleye fesat karistirdigi gerekcesi ile bazi kelleler yargilandi.
Nerede yargilandi?
Yuce Mahkemede?
Nedir yuce Mahkeme?
Anayasa Mahkemesi.
!!!
Yargiland ida ne oldu peki?
Kapi gibi ceza aldilar.
Yani o yuce mahkemede yargilanan kelleler suclu bulundu ama serbest birakildi.
!!!
Diyeceksiniz ki olur mu canim oyle sacma sey.
Eee be kuzum, bu Anayasa Mahkemesi hangi partiyi hem suclu buldu hemde kapatmadi?
!!!
AKP yi be kuzum.
Laiklik disi olusumlarin odagi oldugu icin, Cumhuriyet ilkeleri ile al kulah ver kulah icinde oldugu icin suclu bulmadi mi Anayasa Mahkemesi? Buldu.
Ama kapatmadi!
Yuce mahkemede yargilanip ceza almadan cikan kellelerin hesabida ayni bu hesapti iste.
Suc var ceza yok...
...
Efendim Anayasa Mahkemesi herbisiye karisiyormus.
Boyle sey mi olurmus. Bu hukumet vatana millete hayirli (!) yasalar cikartiyor, ozellestirmeler yapiyormus ama 11 tane adam seylerinin keyfine hep bunlara engel oluyor, isin icine comak sokuyor, Turkiye kalkinmasin gelismesin ilerlemesin, Tayyibin ruyalarindaki Turkiye olmasin (!) diye deveye hendek atlatiyormus.
Yaaaa.
La Fointainden masallar dinlediniz demek isterdim ama adam oleli cok oldu. sabriaras dan masallar dinlediniz efendim.
Sevgiler.
Not: Mesele dis borcu kapatmaksa senelerdir bir tarafimi yirtiyorum. Aha Haci Sofia cami orada. Satalim olmadi ozellestirlelim anasini satayim. Elin gavuru kesin dis borcumuzu siler o kiliseye karsilik. Yetmedi mi? Ustune Selimiye Camiyide verelim. Yine yetmedi mi? Eee be anam ustune Fatih cami, Beyazid cami, Eyup Sultan Cami, Sultanahmet Cami, Suleymaniye cami daha veririz.
Bir suru var nasil olsa memlekette. Ucunu besini satmisiz cok mu? Anayasa Mahkemesine solesinler burnunu sokmasin bu ozellestirmelere de. Camileri ozellestirip dis borcumuzu kapatacagiz. Artik hangi camiyi kim alirsa... Allahin dedigi olur sonucta...
!!!
Turk Telekomu ozellestirdiler.
Devlete yuk oluyor diye.
!!!
60 milyar eder firmayi 3 milyara peskes cektiler birilerine.
Firmanin aylik KAZANCI 500 para.
Her ay kasasina bu kadar kar para giriyordu zaten.
Kar olarak.
Firmayi satin alanla anlastilar.
Adam her ay devlete taksit taksit para odeyerek sahip oldu Turk Telekoma.
Kac para taksitle peki?
300 para.
!!!
Firmanin ustune coreklenen zevatin tas atip kolu yorulmadi.
Sahane bir pazarlik yapti.
Hem her ay Turk telekomun kendi kazanci ile hem Turk Telekomun taksitlerini oduyor, hem 60 milyarlik sirketi 3 milayara bagladi, hem de 70 milyonun tum konusmasi MOSSAD dan tut CIA ya kadar herkesin elinde!
Bu peskese bu satisa dur demis Anayasa Mahkemesi.
Yaaa.
Valla yatacak yeri yok bu Anayasa Mahkemesinin yatacak... Kapatalim gitsin hemen...
!!!
Malum kufur yasak sitede.
Siz benim, onun bunun cocuklari icin (kim olduklarini gayet iyi bilirsiniz) okkali bir kufur savurdugumu tasavvur edin lutfen... Ama okkali bir kufur olsun lutfen...
sancak1967 - 08/MAR/2010 08:33
Taha Kıvanç
t.kivanc@yenisafak.com.tr08 Mart 2010 PazartesiMusevi Lobisi için işler tersine (mi) dönüyor
İsrail Amerikan Kongresi'ndeki 'Ermeni tasarısı' konusunu Türkiye ile bilek güreşine çevirdi mi gerçekten? Çevirdiyse kazandı mı, yoksa kaybetti mi?
İki gündür bu sorulara muhatap oluyorum. Kim nereden çıkarmışsa çıkarmış, "İsrail Ermeni tasarısını fırsat bildi, Türkiye ile hesaplaşıyor" tezini yayıp duruyor. Dün bir baktım, gazetenin birinde, "Abraham Foxman Türkiye İran konusunda ABD'ye yardım ederse, o zaman başka..." haberi var.
Foxman'ın Amerika'daki en güçlü Musevi örgütü olan Bnai Brith'in başı olduğunu biliyorsanız, Musevi Lobisi'nin ikinci raunt için hazırlığa şimdiden başladığını düşünebilirsiniz...
Washington'da Ermeni tasarısı ne zaman gündeme gelse Ankara hep aynı biçimde davrandı bugüne kadar: Musevi Lobisi'nin itibar ettiği İstanbul'daki bazı işadamları derhal devreye sokuldu, oylama öncesinde onlar Washington'a gidip Foxman ve benzerleriyle görüştüler, onlar da Kongre'deki dostları aracılığıyla...
Bugüne kadar sekiz defa Kongre'nin Dış İlişkiler Komisyonu önüne gitmiş tasarı, sekizinde de Türkiye'nin aleyhine çıkmış karar... Musevi Lobisi tersine karar çıksın diye faaliyet gösterdiği veya faaliyet gösterdiğini iddia ettiği halde...
Sekizincisinde, Türkiye, Musevi Lobisi'nin kapısını çalmadı, kimse devreye sokulmadı; 2005 yılında taslak 22'ye 7 oyla kabul edilmişti, şimdikinde 22 Temsilciler Meclisi üyesi Türkiye lehine oy kullandı. Ya da bir başka deyişle, Türkiye'nin dostları 2005'te 7 iken, 2010 yılında Kongre'deki dost sayısı 22'ye çıktı.
Komitenin Musevi asıllı başkanı ile yedi Musevi üyesi aleyhte oy kullandı; Komisyon başkanı kulislerden milletvekili topladı, lehte bir oyun kullanılmasını engelledi. Sonuç 23-22...
Türkiye ile bilek güreşi yapıp yapmadığını bilemem İsrail'in, yapıyor idiyse çıkan sonuç İsrailli politikacıların keyfini kaçırmış olmalı.
Doğru olan Türkiye'nin son oylama öncesinde yaptığıdır: Kimseye borçlu kalmamak için kendi gücünü sahneye sürdü Türkiye. Bundan sonra da aynı çizgiyi izlemeli... Kimsenin hatırı için verilmedi verilen oylar, Türkiye için verildi. Tasarının genel kurula gelmesi önlenecekse, yine Türkiye ile dostlarının işbirliğiyle bu gerçekleşecek...
Olayların bu biçimde gelişmesi, Tom Lantos'un arkasında bıraktığı boşluktan bence; geçen yıl vefat etmeseydi, Dış İlişkiler Komisyonu başkanlığını elinde tutacaktı Lantos, şimdilerde kapısı çalınacak o da Foxman'ın dışarıdan yapmaya çalıştığı pazarlığı kapalı kapılar arkasında gerçekleştirecekti.
"Siz İran konusunda yumuşayın" diyecekti kendisiyle pazarlığa gelenlere, "Bizler de tasarının genel kurula gelmesini engelleyelim..." Komisyonda işler kötü gittiğinde "Önemli değil, biz bundan sonra varlığımızı hissettireceğiz" der, gelişmeler doğal seyrinde gittiğinde Türkiye Lantos'a borçlu kalırdı.
Uzaktan baktığımda, "Tabii" derdim, "Lantos'un yanında danışman olarak akıllı Alan Makovsky var."
Alan Makovsky, bilenler biliyor, ABD'nin öndegelen Türkiye uzmanlarından... Uzun yıllar Washington Institute adlı düşünce kuruluşunda Türkiye masasını o yönetti (Aynı masanın başında şimdi Soner Çağaptay bulunuyor). Oradan Tom Lantos'un yanına Kongre'ye geçti. Türkiye'nin ABD ile ilişkilerini çok uzun yıllar Makovsky-destekli Tom Lantos yönetti.
İkilinin hangisi daha akıllıymış, şimdi daha iyi anlaşılıyor: Lantos ABD'nin gücünü kullanarak Türkiye gibi ülkeleri İsrail-yanlısı davranmaya itmeyi başarırdı; Lantos gitti, o başarı da bitti. Demek ki, esas akıl yaşlı politikacının imiş; genç danışmanının değil...
En ciddi hatayı, kısa bir süre önce, Kongre'nin Dış İlişkiler Komisyonu'nu "Türkiye'de basın iktidarın tehdidi altında; Ak Parti gazetecilerin boğazını sıkıyor" sonucunun çıkmasına sebep olan bir toplantının zemini haline getirerek yaptı Alan Makovsky...
Yaptı ve kaybetti.
Ankara'da Ermeni tasarısı üzerine politika belirleyen kadrolar bu yıl Washington'da kavganın her zamankinden erken başlayacağı ve büyümeye yüz tutacağı hesabıyla, "Bu defa Musevi Lobisi'nin kapısını çalmayalım" kararını aldılar.
Tom Lantos ne yapar eder durumun bu hale gelmesine müsaade etmezdi işte...
İyi de oldu; Amerikan Kongresi'nde Türkiye'yi sevenlerin sayısının İsrail'i sevenlerden daha fazla olduğunu başka nasıl öğrenecektik?
Birileri Kongre'deki oylamayı 'yenilgi' diye sunmaya çalışmıyorlar mı, esas buna gülüyorum. Murphy adlı ünlü bilge ne demiş: "Bir şeyin ters gitmeye eğilimi varsa, o şey mutlaka ters gider; bir şey ters gitmeye başladı mı, ondan sonraki her şey de ters gider..."
Musevi Lobisi'nin başı Abraham Foxman Kongre Dış İlişkiler Komisyonu başkanı Tom Lantos'un kaybıyla meydana gelen boşluğu bakalım ne zaman fark edecek?
netekim - 08/MAR/2010 08:39
Dış siyasetteki hata torunlarımızdan çıkar
****************************
Yeni bir sey degil be gülüm....
Torunlar ne icin vardirlar ki?
sancak1967 - 08/MAR/2010 08:43
"Dış siyasetteki hata torunlarımızdan çıkar "
Çok doğru...
Birisinin bunu amerikaya hatırlatması gerekir.
Altaylı'nın tek hatası bu sözü bizim için söylemesi olmuş yoksa amerika için geçerli bir sözdür.
Türkiyeyi kimse yanlış okumasın...
sancak1967 - 08/MAR/2010 11:14
Lozan antlaşmasında Kıbrıs adasının durumu neydi ?
Bilmiyorum da...
Bilenler bir söylesinler.
Sari Lacivert - 08/MAR/2010 12:06
“Bir politikaci sadece gelecek secimi, bir devlet adami ise gelecek nesilleri.dusunur.
Thomas Jefferson”
Thomas Jefferson’in cok guzel ifadesi bugun Turkiye’nin icinde bulundugu durumuda cok guzel ortaya koyuyor.
Turkiye, maalesef, devlet adamlari yerine politikacilar tarafindan yonetiliyor..
Ümit Pehlivan - 08/MAR/2010 12:12
Hursit - 08/MAR/2010 00:20
Sadece rutin bilgi alışverişi yapılmıştır, bunun dışunda bir şey yok.
Her ülke, medeni ülkeye yakışır biçimde, somut ihbarları değerlendirip gereğini yapmıştır.
Başka bir şey söz konusu değil.
**********
Aynen!
Bilgiler toplanacak, yargiç'in önüne serilecek... ve dava açilana kadar kaçma tehlikesi bulunmayan saniklar sali verilecekler...
Dış siyasete katkınız olsun
ACİLDİR.
İngilizce bilenlerin beni www.topix.com da Greece/ Turkey/ Armenia forumlarında bu adamların hakaretlerine hakaretle cevap verirken bulabilirler.
Mutlaka gelin ve yorum yapın yardımcı olun.Pabuç artık pahalı Türkler uyandı gösterelim .
çok ciddi bir çağrıdır.
Hursit - 08/MAR/2010 13:41
Milletçe geçmiş olsun.
Global depremlerin Türkiye'de de etkisini göstereceği tartışılmaz bir gerçektir.Asıl bundan sonra neler olabilir ?
600000 yılda görülen bir fenomen yaklaşıyor; gezegenlerin bir sırada dizilmesi ve güçlü güneş erupsiyonları.
Bu fenomenin Dünyamıza etkisini basit tarif etmek için, mikrodalga fırınında bir yumurtayı düşünemiz lazım.
Dünya'nın içindeki sıvı lavlar yukarda bahsettiğim etkenlerden dolayı daha fazla hareket edecek ve üzerinde yüzen, zaten hep hareket halinde olan ,yer kabuğunun hareketini biraz hızlandıracaktır.
Dünyada son 2 haftadır Japonya,Şili,Hindistan ve en son Türkiye'de meydana gelen depremleri bu bağlamda değerlendirsek nelerin olacaklarını tahmin etmek zor değil.
En çok endişe etmemiz gereken zamanlar, siyasetçilerin 'herşey yolunda' diye geçiştirdiği ortamlardır.
esmakine - 08/MAR/2010 13:48
artık herkez bunu bilsinki eski hükümetler gibi eski siyesetde yapılmıyor allah aşkına elinizi vicdanıza koyun kısa bir örnek:demirel zamanında ege bir yunan gölü deildir ege türk gölü deildir ege göl deildir:) böyle bir siyasetden geldik bugüne suhanki hükümeti şahsen ben çok beyeniyorum.şunuda söyliyeim takım tutar gibi parti tutmayın.. herkese selam olsun. ALLAHA Emanet olun..
sancak1967 - 08/MAR/2010 14:42
oguztolga Türkiyedeki yorumcularla baş ettikten sonra dünyaya açılmış oldu...
Eğer tezlerini burada olduğu gibi anlatıyorsa işimiz zor.
Gerçektende yardıma ihtiyacı var ...
Haydi kalemşörler !
Benim böyle sitelerde işim olmaz.Açıkçası yazdıkları hiçbir şey umurumda bile değil.Türkiyeden birilerinin de bu siteleri ciddiye alıp cengaverlik yapmasını komik buluyorum.
Avrupalıları ürkütmemek gerekir.
Henüz Avrupa birliğine alınmadık.
Kapıdan alsınlar cümbür cemaat Avrupa birliğine gireceğiz.Böyle yazılarla adamları hepten korkutacağız.Adamlar yazdı diye gerçek öyle olacak diye bir şey yok...
oguztolga - 11/MAR/2010 13:15
sancak1967 - 08/MAR/2010 14:42
oguztolga Türkiyedeki yorumcularla baş ettikten sonra dünyaya açılmış oldu...
Eğer tezlerini burada olduğu gibi anlatıyorsa işimiz zor.
AŞAĞILIK DUYGUSU KOLAYCA TEDAVİ EDİLEBİLEN BİR HASTALIKTIR.İMZA DR.MAZHAR OSMAN
*Yorum yapabilmek için üye olmanız gerekiyor. Eğer kayıtlı üyemizseniz her sayfanın üst bölümünde yer alan kullanıcı adı ve şifre alanlarını doldurarak giriş yapınız.