Bu haftadan itibaren sizlere "Rüya otomobillerimi" de tanıtmak istiyorum.
Otomobil tarihinin bence en güzel otomobillerini.
Bu haftaki rüya otomobilimiz çağdaş bir klasik olan McLaren F1.
Otomobilin orta çıkış hikayesi ilginç. Gordon Murray'ın İtalya Grand Prix'sinden dönerken McLaren'in patronu Ron Dennis'e yaptığı çizimleri göstermesiyle başladı.
Dennis konseptle ilgilenince, hemen araştırmalar başladı.
Sonunda ortaya Dünyanın ilk monokok karbon gövdeli ve şasili yol otomobili çıktı.
O yıllarda Mc Laren'le Honda işbirliği vardı ve otomobil için düşünülen ilk motor bir Honda'ydı. Ancak istenilen performansa yaklaşamayınca o günlerin en iyi motorlarından biri olan BMW'nin 12 silindirli motoruna yönelindi.
Bu motor elden geçirilerek 6,1 litre hacime çıkarıldı.
İlk kez bir yol otomobilinde titanyum alaşımlı valflerer ve piston kolları geliştirildi. Isı yılıtımında 25 gran altın kullanıldı.
Atmosferik motor, 627 beygir güç üretmeyi başardı. Ancak genel olarak biraz daha düşük güçlü 560 beygirlik motor kullanıldı.
Kabon kullanımı sayesinde 1 tonun az üzerinde, 1140 kilo ağırlığa düşen otomobil ton başına 550 kilogram ağırlıkla hala yakalanamayan bir orana ulaştı.
Bugün 1001 beygirlik Bugatti bile McLaren F1'in yanında daha güçsüz duruyor.
Otomobilden sadece 106 adet üretildi. Bunlardan 64'ü McLaren F1 adını taşıyor ve "Street legal" yani yol versiyonu.
Diğerlerinin büyük bölümü yarış için üretildi.
Üç adet de yuzun kuyruklu yol versiyonu var. Onlar da GT olarak anılıyor.
F1 otomobil tarihinin en hızlı otomobillerinden. Bence birincisi. Ulaştığı e yüksek hız 386,7 kms.
İlginçtir. McLaren F1 üç kişilik bir otomobil. Sürücü ortada oturuyor. İki yolcu ise hafifçe arkada ve yanlarda.
Son derece ürkütücü bir otomobil olan F1 aslında çok da güvenli.
Benim bildiğim iki kazada da otomobil içinde bulunanlar, ki biri BMW'nin yönetim kurulu başkanıydı, kazalardan canlı kurtuldular.
Bana göre McLaren F1 otomobil tarihinde yapılmış en heyecan verici otomobildir.
Rüya otomobiller listesinin başında olması gayet doğal olan bir araç...Bu araçtan bahsederken gövde tasarımcısı Peter Stevens’ten de bahsetmek lazım, sonuçta herkesin “gördüğü” McLaren F1 onun eseri..McLaren F1, MIRA’da çarpışma testinden geçerken duvara çarptıktan sonra fabrikaya içinde mühendislerle kendi tekerlekleri üzerinde dönen tek araçtır. Ortadaki koltuk yerleşimi ve Karbon “küvet” nedeniyle sürücü açısından da muhtemelen üretilmiş en güvenli araç olduğu söylenebilir. İlk prototipi Namibya’da sıcak iklim testlerinde 150 km hızda giderken kaza yapıp bayağı bir takla atıp alev almış, içindeki mühendis şort ve t-shirtle olduğu halde rahatlıkla elini kolunu sallayarak araçtan çıkmış. Araca motorunu veren BMW’nin o dönemdeki ceo’su Bernd Pietschreider’in de 220 km. hızla giderken aracın kontrolünü kaybedip kaza yaptığı halde Armani takımlarıyla araçtan çıkıp üstünü silkeleyerek işe döndüğü söylenir. Ancak yolcular için aynı güvenlikten bahsetmek mümkün değil, çünkü her iki taraftaki yolcular da koltuğa (hafif yan ve kafalarını eğerek)oturduklarında B sütunu ile kafaları arasında ancak birkaç santim kalıyor ve yüksek süratte gerçekleşebilecek muhtemel bir kazada ağır bir kafa yaralanması olmadan paçayı kurtarmaları imkânsız. (Bunun da en önemli sebebi, Gordon Murray’ın otomobilin genişliğini 1.80 m.ile sınırlı tutmak istemesi.)
Bu arada, dünyanın ilk monokok karbon gövdeli otomobili F1 değil, bu tarihten 2 yıl önce 3 adet protipi üretilen ancak sınırlı seride bile üretime geçemeyen Yamaha OX 99-11’dir. Muhtemelen bu araç, tarihte sürücüsüne McLaren F1’den daha fazla Formula 1 otomobili kullanma hissi verebilen tek araçtır ve motor olarak da doğrudan dönemin Yamaha Formula 1 motorunu biraz “ehlileştirerek” kullanır. Tandem(arka arkaya 2 kişi) oturma düzeni ve Takuya Yura imzalı olağanüstü tasarımıyla yenilik açısından da F1’i aratmaz. (Arka tasarımıyla Mc Laren F1 arasındaki benzerliğe özellikle dikkat!) OX 99-11, 3.5 litre, 450 beygirlik Yamaha F1 motoru ve hemen hemen McLaren’e eşit ağırlığıyla 0-100 km. hızlanmada McLaren’le aynı ama son hızda 30 km. kadar daha yavaştı. Teknolojik olarak McLaren’in üstünlüğü tartışılmaz, ama motosikletleriyle tanıdığımız Yamaha, bu pek bilinmeyen muhteşem aracını, prototiplerdeki gibi İngiliz/Japon işbirliğiyle üretebilseydi belki de McLaren F1 bu kadar bomba etkisi yapmayabilirdi.
Ümit Pehlivan - 18/ŞUB/2010 18:34
Fatih bey,
His bakimindan...
AC Cobra mi daha iyi...
Yoksa McLaren mi?
Bence AC Cobra...
Ama siz daha iyi bilirsiniz :)
Ho$çakalin
Ümit Pehlivan
Not: 250 GTO mu yoksa 599 GTB mi?
Fatih Altaylı - 19/ŞUB/2010 14:19
Mc Laren i hiç kullanmadım. Bilmiyorum.
250 GTO yu da kullanma şansım olmadı. İkisinede bindim ama dururken.
Diğer ikisi ise sürekli kullandığım otomobiller.
Birbirine hiç benzemiyorlar.
AC Cobra tutması çok zor bir otomobil.
Bendekine yeni motor takdırdım. İi yıl önce motoru patlatıp kaza yaptım. Yeni Le Mans motor aldım. Modifiye ettik 950 beygir oldu.
Virajlarda çok kötüdür AC Cobra.
Tekerlek aralığı dar olduğu için hiç yol tutmaz.
Düzde 170 mile çıkıyor ama virajda iyice yavaşlamak gerekiyor.
Ferrari ile 160 la aldığınız virajı AC Cobra ile 130 la anca dönebiliyorsunuz. Ama hızlanması Ferrari den çok daha iyi.
Bence 250 GTO elbette ki 599 dan iyidir ama otomobilden ne beklediğinize bağlı.
Ümit Pehlivan - 19/ŞUB/2010 14:32
$una böyle bakalim...
Azgin bir at var ve onu sürmek istiyoruz...
Her bindigimzde hecel terleri dötürüyor ama o biçim keyif verici...
Öbür yandan uysal güzel, çok hizli, esnek ve akilli bir beyaz at... Dön dediginizde dönüyor, dur dediginizde duruyor...
Eh yani...
Ama o 599 dediginiz gibiyse... bir keresine binmek isterim :)
Ho$çakalin
Ümit Pehlivan
Not: $aka $aka... o tür arabalari evlenmeden evvel sürdüm... ve biraktigim garaja bir daha ugramayacagim !
*Yorum yapabilmek için üye olmanız gerekiyor. Eğer kayıtlı üyemizseniz her sayfanın üst bölümünde yer alan kullanıcı adı ve şifre alanlarını doldurarak giriş yapınız.