EMASYA Protokolü tarih oldu.
Biliyor musunuz, asker de o EMASYA’dan çok memnun değildi.
Anlamsız bir yük olarak görüyorlardı. Günlük asayiş olaylarında, hatta futbol maçlarında askerle vatandaşın karşı karşıya gelmesinden, bunun faturasını ödemekten, bu iş için personel ayırmaktan...
Kalkması iyi oldu.
Aslında keşke Türkiye’de her şey normale dönse.
Ülkenin bütünlüğünü, güvenliğini ilgilendiren konularda iktidar ile muhalefet, iktidarı destekleyen ile muhalefeti destekleyen kavga etmese...
Kimse kılık kıyafetinden ötürü dışlanmasa, yasaklanmasa...
Türbanlıyı seven mini etekliye, mini etekliyi seven türbanlıya kötü gözle bakmasa...
Kimse darbe yapmayı hayal etmese...
Kimse olmayan darbeyi siyasi prim aracı yapmasa...
Darbe belgesi bulunduğunda, olmayacağından emin olduğumuz için gülüp geçsek...
Keşke gazeteler yine yolsuzluk haberi yapsa...
Keşke yolsuzluk haberi yapılınca okur şaşırsa...
Keşke yolsuzluk haberi yapıldığında hesabı sorulsa...
Keşke Başbakan her kürsüye çıktığında ona buna çatmasa...
Keşke muhalefet her kürsüye çıktığında onu bunu suçlamasa...
Keşke muhalefet yapılanları karalamak yerine daha iyisini nasıl yapacağını anlatsa...
Keşke muhalefet medyayı suçlayacağına dönüp aynaya baksa...
Keşke muhalefete medyayı suçladığı için kızanlar, aynı şeyi kendileri yapmasa...
Keşke her sabah gergin uyanmasak...
Keşke her akşam daha gergin yatmasak...
Keşke sorun olmayan sorunları değil de, Türkiye’nin geleceğini konuşsak...
Keşke bizim de bir NASA’mız, bir CERN’imiz olsa...
Keşke doğusuyla da iyi ilişkileri olan bir AB ülkesi olsak...
Keşke insanlara sadaka değil iş verebilsek...
Keşke doların düşme nedeni, üretim artışımız olsa...
Keşke ülkeyi yönetmenin bir ayrıcalık değil geçici bir görev olduğunu anlasak...
Keşke çocuklarımızın geleceğinden kaygı duymasak...
Keşke bu keşkeleri sonsuza kadar uzatabileceğimiz bir ortamda yaşamasak.
Keşke...
Arka bahçeye mi girdik?
BİZİM program konuğu Cübbeli Ahmet Hoca, siyasetin gündem konusu oldu.
Gündeme geliş biçimi, aslında Türkiye’nin normalleşememesinin aynası.
Biliyorsunuz, Cübbeli Ahmet’i üç kez televizyonda konuk ettik Murat Bardakçı ile beraber.
Doğrusunu isterseniz, ilk gelişinde bir miktar tedirgindik.
Kafamızda bir öcü vardı.
Türkiye’de gericiliğin, irticanın sembolü olmuş bir adamı konuk edecektik.
Ama ilk programda fikrimiz değişti.
Ortada bir rejim düşmanı değil, kendi kafasına göre yaşayan bir adam vardı. İlginçti, konusunda bilgiliydi, komikti, neşeliydi.
Ama asla bir rejim düşmanı değildi. Hatta hayli milliydi.
Türkiye’nin sistemi içinde kendine bir yer edinmiş, kendi hinterlandında yaşayıp gidiyordu. Sonra iki kez daha konuk ettik.
İlginçtir, Cübbeli Ahmet Hoca’dan Türkiye’de laiklik hassasiyeti olanların rahatsız olacağını düşünürken, rahatsızlık karşı tarafta oluşmuş.
Bunu Bülent Arınç’ın açıklamalarıyla anladık.
Arınç hem bize kızmıştı, hem de Cübbeli’yle telefonda konuşan Deniz Baykal’a.
Ne garip bir ülke burası. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin önemli bir adamı, Deniz
Baykal’ın Cübbeli ile konuşmasından, bizim Cübbeli’yi konuk etmemizden rahatsız
olmuş.
Oysa tam tersi olması gerekmez miydi?
Cübbeli’nin ekranda görünmesi ve tanınması, Türkiye’deki paranoyaların ortadan kalkmasına yol açmıyor muydu?
Bu sayede Deniz Baykal bile Cübbeli’ye “Geçmiş olsun” demekte bir beis görmeyecek hale gelmemiş miydi?
Bülent Arınç’ın, bize Cübbeli’yi ekrana çıkardığımız için, Deniz Baykal’a Cübbeli ile
konuştuğu için kızması, acaba arka bahçesine girilen adamın kızgınlığı mı?
Milyar
AKP iktidarının en inanılmaz başarılarından biri, hiç kuşkusuz TL’den 6 sıfır atılmasıdır.
Emin Çölaşan’a bile “özür dileten” bir gelişmedir bu.
Ne var ki, dün Başbakan Erdoğan’ın partili kadınlara yaptığı konuşmayı dinlerken çok
güldüm.
TL’den 6 sıfırı atan hükümetin Başbakan’ı bile hâlâ eski alışkanlıkla milyarlarda dolaşıyor.
Tekel işçilerine verilen haklardan söz ederken “bin” diyeceğine sürekli “milyar” diyordu.
Anladığım şudur: Bazı şeyleri kafada değiştirmek, gerçekten değiştirmekten daha zor.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Kötüyü Tanrı’dan, iyiyi kendimizden bilmediğimiz zaman
o güne kadar tedavülde en büyük banknot 50.000 TL idi.
sıfır atma operasyonu ile beraber 100.000 TL lik banknot piyasaya sürülünce %100 devalüasyon yapılmış olmadı mı ?
İlber hoca her zaman savunduğum düşüncelerimi çok güzel özetlemiş :
'Ortaylı, son yıllarda Türkiye’de milliyetinden utanma duygusunun, asker düşmanlığının körüklendiğini iddia etti. Bunu Avrupa’nın da kışkırttığını ima eden Ortaylı, şöyle konuştu: ‘’Türk toplumunun militarist olmasından Belçika’nın, İsviçre’nin ne zararı olabilir? Bizde de resim, heykel sanatı yok, musikiyle uğraşılmaz, filozof yoktur, fakat ölmeyen sanatımız, vasfımız askerliktir’Askeri vasıflarını kaybetmiş Avrupa, bizde bulunan bu vasfın da yok olmasını istiyor.Doğu ve Güneydoğu’da üniversiteye giriş sınavlarında açık şekilde kopya çekiliyor ve böylelikle iyi okullara ehil olmayan öğrenciler geliyor.Bütün kentlere üniversite açılması ahlaksızlıktır.Evvela bakkal çakkal çocukları kandırıyor. Ondan sonra oradaki ev sahipleri kazıklıyor çocukları. Ondan sonra her şehirde vardır onlardan bir sürü pis herifler genç kızları kovalıyor.Açılım boş laftır. Açılım isteyenler gitmez de durmaz da. Kimse kimseye kitle dalkavukluğu yapmak için, sempatik görünmek için konuşmasın. Türklere karşı tez geliştirmek için arşive giren kaçıncı ecnebi Türk taraftarı oldu, onlar anladı, bizdekiler anlamıyor. Bunlar tehlikeli işler, belediyeciliğe benzemez.'
amisos06 - 07/ŞUB/2010 15:53
zaten bütün mesele hayatımızda keşke lerin sayısını azaltabilmekte....hem birey olarak hem toplum olarak...çok şey istemiyorsunuz.aklı başında olan herkesin istediği şeyler...inşallah diyelim.
cingizhan - 07/ŞUB/2010 15:53
EKONOMİ KONUŞULMALI
……………………………………….
MİLYAR
Paradan altı sıfır atılması bu iktidarın başarısı değildir.
Öncekiler ve devamla Mesut Yılmaz önderliğindeki savrukluğun bedelinin,
Kemal Dervişin elden getirdiği ACI faturalarla ödetilmesi ile olmuştur.
Hazır, fatura ödenmişken üstünü de almaya devaem edelim diyenlere ödemeye devam ediyoruz.
Eh, bunun ufak ikramiyesi de sıfırsız para.
İktidar halka verilenlerin az olduğunu bildiği için MİLYAR kullanarak, Akıllarda sanal büyüme görünümü vermeye çalışmaktadır.
Bunu diğer bakanlar da kullanıyor.
Hiçbir kasiyer eski rakamları kullanmazken,
Politikacıların alışmamış olması inandırıcı değil.
Bilerek kullanılıyor.
ENFLASYON
Bugün hâlâ, satın alma gücü artamadığı için
görünür enflasyon artmamaktadır.
Herkesin ayda bir web kamerası, bilgisayar satın aldığı,
Haftada bir kuaföre gittiği, erkeklerin bıyık boyattığı
Kibrit, ispirto, gazyağı kullandığı,
Ve ayrıca sadece yüzde ONÜÇÜN işsiz olduğu iddiasıyla,
Hazırlanan, yani,
“millet çalışıyor, para kazanıyor, sadece vergi vermiyor”
tezine dayalı enflasyon rakamları elbette artmaz.
İŞSİZLİK
Prof, Osman Altuğ; ve başka biçok kişi her konuşmalarında,
İşsizlik rakamlarının kasten yanlış hesaplandığını,
Açıklama ve detaylarla,
esas alınan değerlerin saptırılarak,
gerçek dışı rakamlara nasıl ulaşıldığını anlatır.
Buraya kadar her şey olağan,
bir fikir yanlış da olabilir, doğru da,
MEDENİ BİR ÜLKEDE,
birileri de çıkar itirazını anlatır.
Rakamlarla, detaylarla kendi görüşünü anlatır.
Bizde öyle değil.
İktidar tarafından,
ne politikacı, ne bürokrat, ne de yazar,
kendi kurumlarının rakamlarının doğruluğunu,
veya iddia sahibinin rakamlarının yanlışlığını
ispatlamaya çalışmaz.
Sadece, hem de genel olarak, tüm eleştirenlere hitaben,
“iddialar yanlıştır, kurumların rakamları doğrudur” bizi kıskanıyorlar
demekten öte, bir tartışmaya girmez.
Tısssssssssssss?
Niye tartışmazlar?
ÇÜNKÜ; ANA, BABA MUHALEFET DE, KONUYA UYANMAMIŞTIR.
Kürsülerde, “İşsizlik, yüzde ondan onüçe çıktı” diye konuşurlar.
Gerisini kurcalamazlar.
İşsizlik yüzde onüç ise, bu sokaktakiler kim, diye sormazlar.
İktidarcılar da, “aman onlar uyanmasın” diye
gürültü yapmamaya çalışırlar.
cingizhan - 07/ŞUB/2010 16:01
AÇLIK SINIRI 893 TL
ANKARA - Memur Sendikaları Konfederasyonu, 4 kişilik bir ailenin Ocak ayında açlık sınırını 893 TL, yoksulluk sınırını 2 bin 367 TL olarak hesapladı.
Haberturk
Milli gelirimiz ONBİN DOLAR iddiası var.
Diyarbakır falan değil İstanbul’a gelelim
İkitelli’yi, Bayrampaşa’yı da geçelim,
Herhangi bir bankanın çağrı merkezine gidip ücretleri hesaplayalım.
Bakalım gelir ortalaması kaç lira çıkacak.
Peki, nerede bu ORTALAMA ON BİN DOLAR kazanan vatandaş.
Tııısssssssssssssssssssss
Hasan Tevfik - 07/ŞUB/2010 16:25
“Keşke bizim de bir NASA’mız, bir CERN’imiz olsa...” demişsiniz Sn. Altaylı da, af edersiniz ama “çok ‘salak’ olduğumuz” için mi, bu tür kurumlarımız olamıyor. Veya olanlar işlevsiz hale getiriliyor…
Payı mutlaka vardır ama ne hikmetse, iyi gazetecilerimiz ölüyor, iyi bürokratlarımız komik kazalarda telef oluyorlar, iyi bilim adamları ya intihar ediyorlar ya da uçakları düşüyor!..
Amerika’da ya da Avrupa da bu kadar telef olan aydın var mı acaba?
Ayrıca, Kasım 2002 seçimlerinden sonra muhalefet 2005 yılına kadar hükümete hiçbir zorluk çıkardı mı?
Abdullah Gül hangi partinin desteğiyle seçildi?
Ondan önce RTE’yi Başbakanlığa getiren kimdi?
Demokratik açılım diye PKK açılımı yapmaya kalkan muhalefet miydi?
Evet, çok doğru... Keşkelerimiz çok fazla, çünkü yanlışlar çok fazla. "Keşke" bir anlamda da özür borcu demektir bana göre, dolayısıyla Hükumet Millete borçludur... Öder mi, çözer mi? Bu kadar birikmiş keşkelerin düzeltilmesi gecikirse faiz binmez mi? Faiz demek yanlışların, sorunların artması demek değil midir?
Keşke güzel Türkiyemiz devletiyle ve milletiyle değerinde güzellikleri ve doğruları yaşasaydı...
Cübbeli Hoca hakkında fazla bilgim yok. Gerekli mi? Zannetmiyorum. Fakat sizin Programınızda konuk olduğunda minik bir fikrim oluştu. Öncelikle Sizi ve Sn Bardakçı'yı fazlasıyla güldürdüğünü biliyorum. Bir ara gülme krizi durumundaydınız:) Evet, doğrusu anlatımı güldüren tarzdaydı. İnsanlar her bakımdan birbirlerinden farklıdır. Anlatım tarzları da öyle. Bazen zıt baktığımız bir konuya veya fikre, farklı dialog sağladığımız bir kişiden dinlediğimizde veya duyduğumuzda bu zıt karşıt görüşü daha yakın karşılayabiliyoruz. Bu duruma ben iletişim figürü diyorum. Kızgın bir dille değil de, güldüren bir tarzla aslında dinleyicilere veya izleyicilere sempatik algı sinyali ışınlamaya çalıştı. Doğal olabilir, olmayabilir. Ama komik mi? Komik:)
Bir gerçek vardır ki, ben hiçbir cübbelinin Şeriat yanlısı olmadığını görmedim = Cumhuriyet karşıtı olmaları yüksek ihtimaldir, biliyoruz.
“İnançlar kişiye özel olmalı, Siyasette özellikle hiç yeri olmamalı”...
Sıfırlar atıldı, harika... Geç bile kalınmıştı... Ama sıfırlar atılırken borçlandık mı düşünmek lazım! Ekonomi düzeyi nedir? Bizim gördüğümüz veya bildiğimizin daha negatifinde ise “000000” atılırken sıfırlandık mı, soyulduk mu demek lazım:) = :(
Hep dediğimiz gibi, niyet ne Anayasa ya da Babayasa;
açılım ise hiç değil.
Herşey gündem değiştirmek ve tarikatlara yalakalıktan , kaynak ve imkan sağlamaktan ibaret; plan ülkeyi geri dönülmeyecek şekilde ılımlı İslam Devletine çevirmek.
Bunun da olmazsa olmaz ön şartları :
1. Kemalizmin tamamen yok edilmesi
2. Devrim yasalarının kaldırılması
3. Cumhuriyeti seküler yapıdan saptırıp,
tek partili ılımlı İslam Devletine çevirmek.
Şartlar da uygun :
Zengin ve orta sınıf, rahatlarına dokunulmadıkça çıtı çıkmıyor.
Sendikalar görülmemiş derecede zayıf.
Muhalefet etkisiz ve gündeme uygun konsensüs üzerinde anlaşamamış.
Ordu utançtan yerin dibinde.
Hukuk yürütmenin elinde .
Milli Eğitim çağdaşlama yerine , İslamlaştırma modunda.
Pekala bunlardan AB/D nin ne gibi menfaatleri olabilir ?
Din ekseninde dönen bir Devlet, çok az entellektüel yetiştirebilir.
Entellektüel olmayan toplum her alanda geri kalır.
Geri toplumlar rahatlıkla manipüle ve uzaktan idare edilir.
Geri toplumlar üretici olamaz, sadece işgücü olarak görülür;
katma değer yaratamadıkları için hep borç batağında ve bağımlı kalırlar, medeni Batı Kültürüne enteğre olamazlar.
İlişkileri az gelişmiş komşuları ile sınırlı kalır ve en önemlisi;
ÜMMET anlayışı hakim olan ülkeler - bölünmeye karşı çok az direnç gösterir.
Bugün FİLİSTİN - direnişini ,
yarattıkları FİLİSTİN Miliyetçiliği ve Kimliği ile başarıyor.
Hiç bir Filistinli, Ürdünlü, Lübnanlı veya Suriyeliyim demez
Filistinliyim der.
Bizde ise %30 a yakın kişi artık sorulduğunda Müslümanım diyor ve Milli kimliği inkar etmeye kadar ileri gidiyor.
tolga kaan - 07/ŞUB/2010 20:47
Sn Deniz Baykal, gizliden gizliye tarikatçı imiş.
İsmail Ağa cemaatinin Cübbeli Lideri ile olan muhabetine bakın.
Cübbeli diyor ki "Kızlarımızın Lise okuması, Üniversite okuması günahtır".
Sn Baykal bu nedenle, kara Çarşaflılara 6 Ok rozeti takarken, bir yandan da başörtülülerin Üniversiteye gitmesi ile ilgili yasayı, Anayasa Mahkemesine taşıyıp iptal ettirmiş.
Emin Colasan AKP hukumetin paradan alti sifir alma basarisindan sonra cikip ozur mozur dilememistir. Buna dair yazili hicbir kanit yoktur benim bildigim benim gordugum. Varsa sayet bana linkini verin okuyayim. Haaa aradan 40 sene gectikten sonra -Ozur dilerim.- gibi birsey demisse ve siz onu ozur sayiyorsaniz orasini bilemem.
-Ha ha ha. Bunlar kim paradan sifir atmak kim. Ne hukumetler gorduk biz bu ise girip boyunlarinin olcusunu aldilar. Aha yaziyorum suraya bunlarda boylarinin olcusunu alacaklar. Bu is ole kolay mi? Cocuk oyuncagimi. Goreceksiniz atamayacaklar.-
diye yazi yazip yeni yil sonrasinda yeni paralar tedavule ciktiginda dut yemis bulbule donmustu kendisi.
Ne ozur dilemesi yahu?
Linkini verin bende okuyayim su ozur yazisini, olmaz mi?
Sevgiler.
sabriaras - 07/ŞUB/2010 21:13
Artik ucaklar gokyuzunde degil Turkiyede pistlerde bile kaza yapiyor. Iki ucak tokusmus bizde. Hayir benim anlamadigim ucak kalkis alanina gelene kadar zaten ozel cekici aletlerle cekiliyor yolcu aldiktan sonra. Bu asamadan sonra nasil oluyorda kafa kafaya tokusuyorlar anlamis degilim?
:)))
Sevgiler.
Not: Her ne kadar gazetenin haberine gore kuyruk kuyruga tokusmuslarsa da buna kafa kafaya tokusmak denir. :)
salyıldır - 07/ŞUB/2010 21:29
Sayın Altaylı,
Keşke çuvalcı generali Türkiye'de kabul edip açılımı tartışmıyan bir iktidar olsaydı derim..
Keşke ABD savunma bakanı Obama ve Ben bu generale
çok güveniyoruz demiş.. O zaman çuval meselesini de
takdir ediyorlar demektir. !!!
Keşke bu mevzuya da One Minute beyler ne halt ediyorsunuz diyen bir liderimiz olsaydı derim..
Keşke Meclis başkan vekilinin odasına dalanları korumak uğruna, orası soyunup dinlenme odası değildir
diye hakam kesen birisi bizi idaresinde olmasaydık derim..
Keşke her gün TV lere çıkıp kendine oy vermiyenlerin
sevip saydığı liderlere fırçalamaya çalışmıyan, milleti germeyen herkese vatandaşı gibi bakan birileri olsaydı
hayatımız da fena mı olurdu...!!!
Değil mi ne dersin Sn Altaylı,
Saygılar,
sabriaras - 07/ŞUB/2010 21:36
AKP malum partiyi kapatinca, derdi tasasi bitti.
Artik Kurtlerin derdide bitti ulkede. Hepsi hamdolsun cozulmus oldu.
Teroriste hak mak dagitma derdine dusenlerin giki cikmiyor su aralar.
Guroymaklar Guloymaklar hikaye oldu.
Avrupadan akin akin terorist gelip teslim olacakti Basbakana, hikaye oldu.
Basbakan aciklamis yine:
-Acilimda durmak yok yola devam.- diye.
:))))
Once kapattiginiz parttiyi ACIN ONCE.
O parti acilmadan acilim dediginiz seyde yol almaniz na-mumkun cunku.
Mecliste kavga cikmis.
Turbanlar murbanlar ar damarlari pancar suratlar mehtiler peygamberler falan havalarda ucusmus.
Herkes bunu yazip ciziyor.
Peki neden toplasmisti bu kadar kelle bir araya?
Bir gensoruyu gorusmek icin.
Calisma ve Sosyal Guvenlik Bakani hakkinda verilen gensoruyu gorusmek icin.
!!!
Hikaye oldu o mesele.
Calisma ve Sosyal Guvenlik Bakaninina koltugunu kaptirtacak ve dahi milletvekilligini dusurtturecek ve dahi onu yargilatabilecek ve dahi onu cezaevine goturebilecek gensoru, malum kavgacik esnasinda mafis olmus, iyi mi?
En derin nefesi kimin aldigini bilmeye gerek yok sanirim?
Zaten Turkiyenin medari iftihari yuz aki olan tombul mu tombul bir mali-ye bakani vardi. (Tombul mu tombul Turkcedeki sevecenlik anlaminda kullanilmistir. Asiri sismanlik ve kilo anlaminda degil. Aman yanlis anlasilmasin.) Uc gensoru yemisti o tombullugunun ustune, bana misin dememisti.
Hukumet onuda savunmustu.
Basbakana binlerce kez sordular.
Yargi sordu,
Ic Isileri Bakanligi sordu,
Dis Isleri sordu,
MIT sordu,
Emniyet sordu,
Asker sordu...
Hatta JITEM bile sormustur, :)))
Kimi sordularsa sorgulamak icin, Basbakan ve Basbakanlik hep OLMAZ SORGULAMAYIN yanitini/ emrini verdi.
Yedi yillik iktidarlari doneminde tek bir istisnaya imza atip hakkinda sorusturma acilmasi istenen tek bir kisiyi bile sorusturulmasi icin adaletin eline teslim etmediler.
Tek bir istisna yasanmadi bu konuda, iyi mi?
Almanyadaki saf Turkleri 220 ile carpan Zahit i sorgulayacak mi acep diye sordu yetkili makamlar korka korka, Basbakanliktan yanit geldi:
-Sorgulamayin yasak.-
Zahiti sorgulayak mi diye soranlara on kusur sorgulama davasi acildi.
!!!
Milleti dolandirip ufurukle mufurukle paraciklarini cebe indiren bir tarikat hakkinda bir sorusturma acildi, sorusturma sonunda tarikat liderlerinin sorgulanmamasi, sorusturulmamasi icin iceriden ve yukarilardan buyuk emirler indi o bolgeye. Ayet iner gibi zinnnnn diye. Tarikata sorusturma acanlar sorusturma manyagi yapildi, onlara yirmi otuz sorusturma birden acildi.
!!!
7 senedir tek bir istisna gormedik bu konuda.
Gensorular verildi, tek istisna yasanip AKP lilerden teki gensoruya onay vermedi. Teki dahi. Demokrasinin zenginligine bakin hele!? Ne kadar yol almisiz demokraside gorun ogrenin.
7 senedir bu ulkede demokraside cok ilerledik diye yalaka AKP biatcilari kaba bir taraflarini zorluyorlar, iyi mi?
Saka gibi birsey bu sacmaliklar.
...
Gensoru arada gume gitti.
Millete iki kavga iki laf sokusturmasi gosterdiler, millet o kellelerin oraya neden toplandigini dahi unuttu.
Millet hala o kelleler oraya Basbakanin haniminin turbanina laf atildida o bu kadar adam o yuzden toplandi diye sanmiyorsa, ben birsey bilmiyorum arkadas.
...
Yuce Divan ona buna sormayacak ama:
-Sorgulamak icin izin var mi, yargilamak icin izin var mi, asmak icin izin var mi?- diye.
Eee anlayana...
Sevgiler.
salyıldır - 07/ŞUB/2010 21:57
Yılmaz Özdil (Hürriyet) Cüppeli Ahmat yazısı
Cüppeli Ahmet'e geçmiş olsun...
Aslında demek istiyorlar ki:
“Biz Türkan Saylan'a telefon edip geçmiş olsun demedik, cenazesine gelmedik, çiçek filan göndermedik, hatta başsağlığı bile dilemedik,
siz hangi hakla Cüppeli Ahmet'e geçmiş olsun diliyorsunuz?”
*
Başı açıklar sizin.
Öbürleri bizim.
*
Kampını bil.
Sınırı aşma...
*
Bunu demek istiyorlar.
*
Rahmetli Ecevit ameliyat masasındayken, “Yaşlı, bitmiş, her tarafı kırıp dökülüyor, çelik korseler giyiyor, gene de ayakta duramıyor” diyen zihniyettir çünkü bu.
*
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer kalp rahatsızlığı geçirdiğinde “Kurtuluyoruz” diyen... Devlet Bahçeli by-pass olduğunda “Artık devam edemez” diye göbek atan zihniyettir.
*
Ondan değil ya...
Olmasa da olur.
Ölse, daha iyi olur.
*
“Cüppeli Ahmet'e geçmiş olsun dileyen Baykal, Fethullah Gülen'i görse, ona da geçmiş olsun dileyecekmiş, bak bak bak, bunlara oy verenler görsün bunları” derken... Aslında, “Fethullah Gülen bana ait, sen hangi hakla bana ait olan birine geçmiş olsun dersin” demek istiyorlar.
*
Yok öyle!
*
Bu ülkede bir kişinin burnu kanamasın, varsın, benim zihniyetim ilelebet iktidar olmasın... Memleket Atatürkçülük'ten çıktı ama, Atatürkçüler insanlıktan çıkmadı.
salyıldır - 07/ŞUB/2010 22:03
Sayın Altaylı,
Galiba TL. den 6 sıfır atma meselesi Kemal Derviş'in projesiydi, Allah aşkına belediyeden gelmiş bir sürü adamın kafası bu işlere basarmı ki. bu Akbil hasılatından oraya buraya atmaya, aktarmaya benzemez ki. sen en iyisi şu işin gerçek sahibini bir araştır derim..!!!
Saygılar,
sabriaras - 07/ŞUB/2010 22:09
Deniz Baykalin Cubbeli hoca denilen ne oldugu belli olmayan bir tarikat liderine gecmis olsun diye actigi telefonu elestiren agir bir yazi yazdim. Ama editorun sansurunden gecmemis kullandigim agir ithamlar. Varin neler dedigimi siz tasavvur edin.
Zihniyeti bu olan CHP, baskani bu olan CHP, kilavuzu AKP olan CHP, AKP nin arka bahcesine dolasma derdinde olan CHP... daha cok opulur sandikta coook.
Benden demesi.
Cubbeliyi aramis yahu cubbeliyi.
Gecmis olsun demek icin.
!!!
Millet icinden baska birsey diyor ama CHP ninki gecmis olsun telefonu aciyor, iyi mi?
Sonrada ben burada editorle papaz oluyorum yazilarim neden sansur yiyor yalan mi yanlis mi yaziyorum diye.
:)))
O yazimi yayinlamadigi icin nota veriyorum editore.
Re notasi.
Agir bir nota yani.
Sevgiler.
Not: Bu dunya fani. Asil obur dunya onemli diye masal okuyorlar millete, Allah bu sevdikleri kullarini yanlarina almak icin onlara hastalik bahsediyor ki yanlarina daha cabuk gelsinler diye, onlar rablerine kosacaklarina doktora kosuyorlar bu fani dunyada daha cok kalmak icin, iyi mi?
tristesse - 08/ŞUB/2010 00:17
Sn Sabriaras,
Sorduğunuz soruların yanıtları aşağıdadır.
Yalan dolan olarak kabul etmezsiniz bu defa umarım. Çünkü kendi meslek yaşamımı anlatacağım.
Devlet hastanelerinde doktorların mesaileri saat 08:00'de başlar, 16:00'da biter. Muayenehanesi olan ya da olmayan için aynıdır.
Ben gün içinde yaklaşık 60 hastaya bakarım. Ayda ortalama 40 doğuma, ve 25-30 cıvarında ameliyata girerim. Ayda 4-5 kere de nöbet tutarım.
Saat 16:00 itibarıyla muayenehaneme giderim. Saat 12:00'de işe gelmiş olan sekreterimin verdiği randevular doğrultusunda yaklaşık olarak 3,5-4 saat çalışırım. Sekreterim saat 12:00 ve 20:00 saatleri arasında çalışır, elbette sigortalıdır ve 1000 TL maaş alır.
Talep eden hastalarımın ameliyatlarını ise cumartesi günleri yaparım.
*
Yeni çıkan tamgün yasası benim hastane mesaimi değiştirmiyor. Gene 16:00'da çıkacağım, fakat ek iş yapamayacağım. Yani Tamgün=Daha fazla mesai demek değil.
Bu durumda ben ne mi yapacağım?
Pek tabii ki, 31 Temmuz itibarıyla istifa edeceğim ve muayenehanemde çalışmaya devam edeceğim.
Benim gibi pek çok hekim de istifa edecek.
Eğer ben iyi bir hekimsem, artık fakir hastalar bana hastanede ulaşamayacak. Kötü isem, benden kurtulmuş olacaklar:)
Budur Tamgün, sayın Sabriaras...
Biz eski sistemi savunmuyoruz, yanlışlıklarla dolu eski sistemi daha sakat bir yeni sistemle değiştirmelerine karşıyız. Fikrimizi alsalar çözüm çok zor değil, ama alan yok.
Bunları da yalan-dolan olarak nitelendiriyorsanız, buyurun misafirim olun görün.
Saygılar.
meree - 11/ŞUB/2010 16:09
damla görüşlerine aynen katılıyorum...benim yazmak istediklerimi ve düşüncelerimi aynen yansıtmışsın zaten...bunun uzerine artı nediyebilirim...herşeyi çok güzel aksettirmişsin yorumun çok güzel
*Yorum yapabilmek için üye olmanız gerekiyor. Eğer kayıtlı üyemizseniz her sayfanın üst bölümünde yer alan kullanıcı adı ve şifre alanlarını doldurarak giriş yapınız.