(Çevre - Sağlık) HAVALİMANINDA ŞARBON ŞÜPHESİ   **    (Spor) BEŞİKTAŞ TIRMANIŞTA   **    (Kültür - Sanat) "MAHPEYKER" 15 EKİMDE VİZYONDA   **    (Spor) POTADA 2. TUR BİLETLERİ SATIŞTA   **    (Ekonomi) BORSADA TARİHİ REKOR   **    (Spor) POTADA 2. TUR HEYECANI BAŞLIYOR   **    (Ekonomi) ENFLASYON ARTTI   **    (Spor) SELÇUK İNAN VE CEYHUN'U BIRAKMIYOR   **    (Ekonomi) DOLAR 1,5140, AVRO 1,9400 LİRA   **    (Ekonomi) DOLAR 1,5140, AVRO 1,9400 LİRA   **    (Dünya) SİNABUNG YİNE KÜL PÜSKÜRTTÜ   **    (Spor) POLAT: NEDEN, SAKATLIKLAR   **    (Kültür - Sanat) İSPANYA'DA AŞK-I MEMNU RÜZGARI   **    (Dünya) YANGIN SÖNDÜRÜLDÜ   **    (Dünya) 33 MADENCİ REKOR KIRDI   **    (Dünya) ABBAS UYARDI   **    (Dünya) ROMANYA HÜKÜMETİNDE SARSINTI   **    (Dünya) 50 BİN VİZON SERBEST BIRAKILDI   **    (Ekonomi) MB İTHALAT VE İHRACATA KARIŞMAZ   **    (Spor) BREZİLYA: 92 - HIRVATİSTAN: 74   **   
Arama :     
Kullanıcı Adı :   Şifre :     Üye olmak için tıklayın  |  Şifremi unuttum  
ANA SAYFA
Yazılar (Arşiv)

Beni dinlemeyen yılan bin ...

Vali, hükümeti temsil eder ...

Vahim olan ne biliyor musu ...
Spor (Arşiv)

Siz batırın, biz çıkarırız ...

Galatasaray, bu yönetime büyük ...

Büyük takımların vakti yoktur ...
Rüya Otomobiller (Arşiv)

Ford Kuga ...

Volkswagen Touareg ...

Alfa Romeo Mito ...
İletişim
Site Kuralları ve Künye
Özel Haber (Arşiv)
YAVUZ SEMERCİ YENİ BİR TARTIŞMA DAHA AÇTI
16.03.2009 ...

HABERTÜRK İLKLERİN GAZETESİ
16.03.2009 ...

Program Arşivi
(06 TEM) Teke Tek - SP Genel Başkanı Numan Kurtulmuş
(01 TEM) Teke Tek Özel - Prof. Dr. Azmi Özcan
(29 HAZ) Teke Tek - Eski özel harekatçı İbrahim Evin, Em. Tuğg. Servet Cömert, eski Batman Valisi Salih Şarman, yazar Altan Tan
(24 HAZ) Teke Tek Özel - Dünyaca ünlü çizerimiz Suat Yalaz
(22 HAZ) Teke Tek - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik
(17 HAZ) Teke Tek Özel - Prof. Dr. Mehmet Akman
(15 HAZ) Teke Tek - Avukat Rezan Epözdemir
(10 HAZ) Teke Tek Özel - Tarihçi Prof. Dr. Kemalettin Köroğlu
(03 HAZ) Teke Tek Özel - Prof. Dr. Vahdettin Engin ve Soli Özel
(27 MAY) Teke Tek Özel - Orhan Karaveli, İlber Ortaylı

  27 TEMMUZ 2009

Uluslararası marka yaratan bir Türk

FETTAH Tamince ismini Türkiye uzun bir süredir biliyor, tartışıyor.
Bense ilk günden beri Tamince'yi bu tartışmaların dışında savunuyorum.
Bu yazının bir benzerini yıllar önce yazdığım için bugün bir kez daha yazmakta sakınca görmüyorum.
Yıllar önce Tamince, Türkiye'de müthiş oteller inşa edip işletmeye başladığı zaman bir tartışma başlamıştı.
"Kim bu Tamince, bu para nereden geliyor?" diye.
O günlerde "Tamince bu yatırımları Türkiye'ye yapıyor. Milyar dolarları Türkiye'nin topraklarına gömüyor, binlerce kişiye istihdam yaratıyor. Türkiye'ye hem yatırım getiriyor, hem de turizme sınıf atlatmaya çalışıyor" diye yazmıştım.
Tamince'yi tanımıyordum bile. Ama fikrim buydu.
Herkesin Türkiye'de kazandığını dışarıya götürdüğü günlerdi, o dışarıdan kaynak bulup Türkiye'ye yatırım getiriyordu.
Sonra Tamince ile tanıştım.
Turizm sektörüne en alttan, tezgâhtarlıktan başlayıp tırmanmış bir genç adamdı.
Sonrasında bu genç adamı hep merakla izledim.
Bu süre içinde Türkiye Fettah'a dar gelmeye başladı.
Yarattığı Rixos markasını yurtdışına taşıdı.
Turizm ülkesi Türkiye'nin ilk uluslararası turizm markası, Türkiye'nin tek uluslararası otel zinciri oldu.
Fettah Tamince bu hafta sonu Hırvatistan'da, Avrupa turizminin yükselen ülkesinin en güzel kenti Dubrovnik'te müthiş bir otel açtı.
Ben de açılışa davetliydim ama gidemedim.
Gidenlerden duyduğum müthiş bir iş yaptığı.
Türkiye'nin Tamince gibi "Büyük düşünen" ve "Geniş oynayan" genç işadamlarına ihtiyacı var.
Bu genç adamları karalamak değil alkışlamak lazım.

 

 


Rahşan'ı kim kandırdı?

RAHŞAN Gülşan, Cübbeli Ahmet Bey'in program öncesi oturduğu odaya "Cübbeli Ahmet kadınların bulunduğu odada bulunmaz" denilerek giremediğini yazmış.
Anladığım kadarıyla birisi Rahşan'ı "kafaya almış".
Çünkü Cübbeli Ahmet Bey'in bulunduğu odaya kadınlar girer mi, girmez mi bilmiyorum ama benim bulunduğum bir odaya kadınlar giremez demek mümkün değildir.
Cübbeli Ahmet Bey evinde ne isterse onu yapar ama benim misafirim olduğu zaman benim kurallarım geçerlidir.
Zaten o nedenle de Cübbeli Ahmet Bey'in program öncesi misafir edildiği odada pek çok kadın vardı.
Teke Tek'in yapımcısı Oya ve yönetmeni Hülya o odadaydı.
Keza program stüdyosunda da pek çok kadın vardı.
Cübbeli Ahmet Bey bunların hiçbirine tepki göstermedi, hiçbiri için "Dışarda dursun" demedi.
Deseydi de bir önemi olmazdı zaten.
Birileri Rahşan'ı kandırmış.
O uyanıklığı ile ünlü Rahşan'ı...

 

 
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
Hayallerimizin sınırları, ülkemizin sınırları ile sınırlı olmadığı zaman
Bu yazıyı arkadaşına öner Bu yazıyı Facebook'ta paylaş

Bu yazıya toplam 48 yorum yapıldı.

Yorumlar :
doruk - 28/TEM/2009 10:52
verin bana bir aşiret...
verin bana vergisiz kazanç, kara para...
verin bana başbakanla ortaklık...
verin bana her turlu teşvik..

ondan sonra da görün,
tamincenin kaç katı yatırım yapıyorum..

sayın altaylı fettah tamincenin
buraya geliş hikayesini de yazın da
oyle alkış tutalım kendisine..

ne zaman adam oluruz
netice kadar haticenin de onemini kavradıgımız zaman.


kemal'im - 28/TEM/2009 11:14
bence bu tür adamlara yol verilmeli.hemde tamyol.
kim ne derse desin.adam yapıyor ve ülkeye kazandırıyor.
şimdi vehbi koç un bakkallığını,sabancının pamuk tüccarlığını konuşarak başlarsak düşünmeye bir yere varamayız.
bu ülkeye 'deli' adamlar lazım.yoksa ülke kalkınamaz.
akıllıları görüyoruz.hep memurluk yapıyorlar.çoğuda delilerin yanında.
hani ata sözü varya,akıllı düşünesiye kadar deli dereyi geçermiş diye.aynen öyle yani.

seeven hill - 28/TEM/2009 11:26
sn altaylı;

...size tavsiyem bugünkü habertürk gazetesinde yavuz

semerci nin yazısını okumanız.

....saygılar

yusuf kenan aksoy

küçükyalı/ İZMİR

seeven hill - 28/TEM/2009 11:36
...Bakalım buraya muhalefetin aleyhinde bulduğu

herşeyi taşımayı kendine şiar edinmiş kadrolu yazarımız

bunu görebilecek mi? bu konu hakkında yorum

yazabilecek mi?

....seçimlerde akepe den milletvekili adayı olan zatı

muhterem,seçilemeyince belediye başkanı aday adayı

olmuş, tabiki yine akepe den.fakat zatı muhterem aday

yapılmamış ama ne yapılmış.sevgili cumhurbaşkanımızın

atadığı yıldız teknik üniversetesinin rektörünün baş

danışmanı olmuş. nevar bunda demeyin hemen bu zatı

muhtereme bu paye yetmemiş olmalıki şimdi de İETT

genel müdürü olmuş!!!!

....hadi bakalım kadrolu, maaşlı yazar vede sitemizin

ombudsmanı. yorumcuların k.çının açıkta (tabir kendine

aittir, editör hanım da bu tabirin sitede yayımlanmasına

cevaz vermiştir.sn editör hanım bazılarının sayesinde

sitede seviye düşmektedir bilgilerinize) olduğunu bile

bilebilen vazifeli olan yazar nasıl bir yorum getirecek

bekliyorum. çok büyük ihtimalle herzaman yaptığını

yapacak ve görmezden gelecektir.

...saygılar

yusuf kenan aksoy

küçükyalı/ İZMİR

pocketpc - 28/TEM/2009 12:21
ne zaman adam oluruz ben biliyorum.
ne zamanki modern kölelikten çıktık ve modern padişahlıktan kurtulduğumuz vakit tir adam oluruz yoksa bestekarın dedği gibi lan bizden adam olmaz....katrimize fermandır bu son gülüş

Sari Lacivert - 28/TEM/2009 12:31
Fatih bey,

Fettah Tamince AKP iktidarinda yildizi parliyan bircok isadamindan biridir, yazinizda belirttiginiz tezgahtarliktan basliyip otel sahibi olmasinin ovgusunu anliyorum ama bu basarinin arkasindaki soru isaretlerinide irdelemeniz gerekirki insanlarin aklarinda o soru isaretleri kalmasin.

Buyrun Tamince'nin bir gazeteye verdigi ropartajdan alinti;

"Tayyip Bey'in adamıyım, çünkü doğru işler yapıyor. Tanıyınca aşık oldum. Bana destek oluyor. Tanıdığımdan beri haftanın 3-4 günü onu rüyamda görüyorum"


Eeee Turkiye'nin en degerli Turizm bolgelerinden Antalya Lara'da 3500 donumluk Lara Kent Parkı'nın da icinde yer aldığı arazinin, mucevherat, tasınmaz alım satımı, otel yapımı gibi haklarini Basbakan banada verseydi bende herhalde Sayin Basbakan'i haftanin 3-4 gunu ruyamda gorurdum!

1992'de dogal sit alanı ilan edilen Antalya Lara Park'ın, daha once 49 yıllıgına bir sirkete kiraya verilmesinin bu nedenle durduruldugunu fakat daha sonra Basbakan'i ruyasinda goren bir isadamina verildigini insanlar biliyormu?

TBMM'ne bu konuda asagida verilen soru onergesi ne oldu acaba?

***


""CHP Antalya Milletvekili Tuncay Ercenk, Başbakan'a soruyor...

Antalya Lara bölgesinde 3500 dönümlük Lara Kent Parkı'nın da içinde yer aldığı arazinin, mücevherat, taşınmaz alım satımı, otel yapımı gibi işlerle uğraşan ve size yakınlığını her fırsatta yineleyen Fettah Tamince'ye tahsis edildiği bilinmektedir.

Son günlerde basına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde iş başında bulunan CTP ile DP'nin oluşturduğu koalisyon hükümetinin sona ermesinde, Kuzey Kıbrıs'ta 11 dönümlük arazi almak isteyen Tamince'nin rolü olduğu haberleri ve iddiaları yansımıştır.

1- DP Genel Başkanı Serdar Denktaş ile Tamince'nin sizin makamınızda görüştükleri iddiası doğru mudur?

2- Varlığı basına yansıyan bu görüşmede KKTC'de Fettah Tamince'nin talip olduğu 11 dönümlük arazi konusunun gündeme geldiği iddiaları doğru mudur?

3- Doğru ise bu görüşme hangi tarihte olmuştur.

4- Tamince'nin çeşitli iddiaları karşısında KKTC Başbakanı Ferdi Sabit Soyer'in başlatmış olduğu soruşturma ve sonucu konusunda bilginiz var mıdır? Bu soruşturmanın içeriği nedir?""

***

Goruldugu gibi tezgahtarliktan basliyip $500 Milyon Dolarlik bir ciroya ulasmanin arkasinda cok daha baska nedenler var.


"NE ZAMAN ADAM OLURUZ

Isadamlarimiz Basbakan'in adami olmadan buyuk dusunmeyi ve genis oynamayi becerdigi zaman!"

Saygilarla

sancak1967 - 28/TEM/2009 15:05
Akay Kavşağı kapanmayacak



ANKA 28 Temmuz 2009



Akay Kavşağı’nın kapatılmasıyla ilgili Ankaralıları sevindirecek önemli bir karar alındı.Daha önce Ankara 3. İdare Mahkemesi, Akay Kavşağı’nın kapatılması yönünde karar vermişti. Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı itirazı görüşen 12. İdare Mahkemesi telafi edilemeyecek zararlar nedeniyle bu kararın yürütmesini durdurdu. Karar oy birliğiyle alındı. Bu durumda kavşak kapanmayacak.


Ankara 12. İdare Mahkemesi Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Akay Kavşağı’nın kapatılmasına ilişkin kararı hakkında yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Avukat Sedat Vural, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Akay kavşağının bariyer konularak kapatılmasına ilişkin 13 Temmuz günü aldığı kararın iptali ve yürütülmesinin durdurulması istemiyle Ankara 12. İdare Mahkemesi’ne dava açtı. Ankara 12. İdare Mahkemesi ise kapatma işleminin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğurabileceği gerekçesiyle kapatma işleminin yürütülmesinin durdurulmasına karar verdi. Ankara 12. İdare Mahkemesi’nde görülmekte olan dava devam edecek ve Büyükşehir Belediyesi’nin savunması alınacak.

MAHKEME KARARI

Mahkeme’nin kararı şöyle:

“Dava dilekçesi ve eklerinin incelenmesinden, dava konusu işlemin her an uygulanabilecek nitelikte olması ve 2577 sayılı Kanunun dava açabilmek için öngördüğü altmış günlük süre ve dava açıldıktan sonra Mahkemece yapılacak usulü işlemler için tanıdığı süre göz önüne alındığında, işlemin uygulanma süresi içinde sağlıklı bir yargısal denetim yapılamayacağı gibi işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğurabileceği anlaşıldığından, olayın niteliği ve davanın durumuna görek, davalı idarenin birinci savunması alınıp yeniden bir karar verilinceye kadar teminat alınmaksızın dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına 24/07/2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi'nin Akay Kavşağı'na ilişkin nazım imar planı ve uygulama imar planları Ankara 3. İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Bunun üzerine Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi, Temmuz ayı sonundan itibaren Akay kavşağının beton bariyerler konularak kapatılmasını kararlaştırmıştı.

Hurriyet

oguztolga - 28/TEM/2009 15:40
bakın bakalım inanılacak tarafı var mI


Tamince, Çalık'a ortak mı oluyor?


Çalık Grubu, Sabah ve atv'ye yapacağı ödeme için Tamince ile ortak mı oluyor?
19 Mart 2008 Çarşamba 10:08
Sabah ve atv için TMSF'nin açtığı ihalede 1.1 milyar dolar ile en yüksek teklifi veren Çalık Grubu'nun ödemeyi yapmak ve hisse devrini gerçekleştirmek için yaklaşık bir aylık zamanı var.

Bu çapta büyük bir finansman paketinin nasıl hazırlandığı ise alışılmışın aksine bilinmiyor. Alışılmışın dışında çünkü, dünyanın neresinde olursa olsun bu büyüklükte bir satın almanın ardından kreditörler ortaya çıkar ve bilgiler de kamuoyuna sızar.

Gazeteport'un yaptığı araştırmada Türk bankalarının Sabah ve atv'yi alması için Çalık Grubu'na kredi vermeye hazırlandığına dair bir bilgiye ulaşılmadı. Bir büyük bankanın yöneticisi "Biz Sabah ve atv'nin satın alınması için kredi vermeye hiç düşünmedik, düşünmeyiz de ancak şunu da bilin, Çalık Grubu kredi almak için bize hiç başvurmadı. Bir Türk bankasına da başvurduğuna dair de bilgi sahibi değiliz" diyerek ortada kredi arayan bir grup olmadığını hatırlattı.

Türkiye'de özkaynaklarıyla bu miktarda bir satın almayı gerçekleştirecek firmanın yok denecek kadar az olduğu biliniyor. Çalık'ın kendi özkaynaklarının Sabah ve atv'yi satın almasına yetmediğini de biliniyor. Yani ortada bir gariplik var. Satın alma vakti giderek yaklaşıyor ve bu kaynağın bulunduğuna dair en ufak bir upucu yok.

Peki ekonomi çevrelerinde ne konuşuluyor?

Bir kesim (bunun içine TMSF'nin kimi yöneticileri de dahil) Çalık'ın Sabah ve atv'yi satın alamayacağını ve teminat olarak verdiği 120 milyon doları yakacağını düşünüyor. Onlara göre, Çalık parayı bulsaydı, şimdiye TMSF'ye ödeme yaparak gelir kaybı süren atv ve Sabah'ın yönetimini üstlenirdi.
Bir başka kesim ise Çalık'ın parayı bir Türk işadamı kanalıyla Rus zenginlerinden bulduğunu ileri sürüyor.

Adı sıkca konuşulan işadamı ise ünlü turizmci Fettah Tamince...
Rixos Otelleri'nin sahibi olan Fettah Tamince'nin, Çalık ile birlikte Sabah ve atv'nin satın alınması için gerekli kaynağı sağlayacağı belirtiliyor. Tamince'nin alım için ön planda olmak istemediği Çalık'a finansman konusunda gerekli desteği vereceği kulislerinde sıklıkla dile getiriliyor. Finansmanın sağlanacağı kaynağın ise Tamince'nin ortağı (kimilerine göre arka plandaki asıl patron) Ukraynalı işadamı Rinat Ahmedov olduğu belirtiliyor.

Başbakan Erdoğan'a kişisel yakınlık duyduğunu sık sık dile getiren Fettah Tamince'nin (Başbakan Erdoğan iki yıldır tatillerini, Tamince'nin Rixos otellerinde geçiriyor) ihaleye girerek kazanan Çalık Grubu'na bu konuda "Merak etmeyin, gerekli desteği veririz" dediği de ileri sürülüyor.

Tamince'ye bu spekülasyonları hatırlattık ve gerçekten Sabah'ın alımında bir katkısı olup olmayacağını sorduk. Tamince'nin Halkla İlişkiler firması aracılığıyla verdiği yanıt kısa ve öz:

"Ahmet Çalık yakın dostumdur. Ancak Sabah ve atv'nin alımı konusunda kendisine verdiğimiz vereceğimiz en ufak bir katma değer yoktur. Bunlar dedikodu. Eğer Sabah ile ilgilenseydik doğrudan ihaleye girmekten rahatsızlık duymazdık."

Çalık acısından bir başka sıkıntının ise son siyasal gelişmeler olduğunu hatırlatanlar ise olayın bir başka yönüne şöyle dikkat çekiyor:
"Çalık kaynağı bulup bulamadığını yakında öğreneceğiz. Ancak bu kaynağı verecek insanlar veya fonlar acısından yakın gelecekte siyasi bir risk belirdi. AKP'nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılmasıyla sonuçlanabilecek bir karar, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın damadının CEO olduğu Çalık Grubu'nu farklı siyasal odakların baskısı altına sokabilir. Bulunan kaynağın menşei speküle edilerek sorgulanabilir ve perde arkasında kalmak isteyen yatırımcılar rahatsız edilebilir."

FETTAH TAMİNCE KİMDİR?

10 yıl öncesine kadar Gilan kuyumculukta tezgahtarlık yapan Fettah Tamince, kaderinin dükkana gelen ve 50 bin dolarlık alışveriş yapan İgor Gumenyuk sayesinde değiştiğini belirtiyor. Tamince, aldığı malların parasını sonradan kendisine ödemesine izin verdiği için kendisini dost bilen Gumenyuk ile birlikte Belek Rixos'u açtıklarını söylüyor.

Gumenyuk ise Ukrayna'nın en zengin isimlerinden biri olan ve 3 milyar doların üzerinde kişisel serveti bulunan Rinat Ahmedov'un sağ kolu.

Ağır sanayi, hammadde, enerji, bankacılık ve sigortacılık alanında faaliyet gösteren şirketlerin sahibi olan 39 yaşındaki Rinat Ahmedov, Erdemir'e talip olmuştu. Müslüman olan Ahmedov aynı zamanda Lucescu'nun teknik direktörü olduğu Shakhtar Donetsk takımının da sahibi.

Fettah Tamince, geçen yıl Antalya Lara Kent Parkı ihalesini 22 milyon 720 bin YTL'lik fiyatla kazanmış ve buraya Disneyland kurmak için girişimde bulunacaklarını açıklamıştı.

Tamince'nin 2000 yılında Antalya Çamyuva'da açtığı ilk Rixos otelini Beldibi, Tekirova, Bodrum, Belek ve Konya'daki tesisler izledi. Özellikle Bodrum ve Belek'teki oteller lüksüyle büyük yankı uyandırdı. Bunun dışında Ukrayna ve Kazakistan'da ikişer, Hırvatistan, Avusturya ve Dubai'de Rixos otelleri açıldı. Tamince'nin son 8 yıl içinde yaptığı yatırımların toplam tutarı yaklaşık 5 milyar doları buluyor.

Gazeteport


1oYıl Önce 50bin dolarlık malı veresiye verebilecek yetkisi mi varmış?
Tamamen palavra.
Neyse yücedivanda herşey çıkar


oguztolga - 28/TEM/2009 15:44
1999da tezgahta 2000de Çamyuva Beldibi Riksosu açıyor.
Kargalara söyleyeyim de gülmesinler.

netekim - 28/TEM/2009 15:51
Dereler yukari aksa,
Bugün Haberturk ekranlarindaki Giresun'da olan sel felaketini veriyordu ortaligi sel basmis almis ne vrsa önüne katmis götürüyor acaba neden alkim heme su geldi,Basbakan yada Karayollarindan bir yetkili cikipta bir sey demedi,bizim bildiimiz yollar kavusturandir ama burada felakete sebep vermistir cünkü derelerin deniz ile bulusmasini engellemisir.
Bu da plansiz düsüncesiz yapilanmanin bir sonucu degil midir?
Peygamberimiz ne demis essegini saglam kaziga bagla sonra dua et,ama biz tam tersini yapiyoruz bastan dua ederiz sonra essegimizi baglayacak kazik bulamayiz cünkü
sel alip götürmüstür ve bildik bir sarkiyi mirildaniriz ,Kader ayirdi bizi elimizden ne gelir..
Allah'tan can kaybi olmamis bu da sevindirici..
Simdi bundan sonra ne yapilacak,bol bol dua edilecek eski yollar onarilacak bir daha ki sele kadar her sey unutulacak.
Herkese bir öneride bulunuyorum siz siz olun yüzmeyi ögrenin yada ögretin ileride cok lazim olacak..
Söz ola kestire basi,
Su ola sulandira basi..
(Allah vatana millete zarar vermesin diyoruz,versin diye elimizden geleni ardimiza koymuyoruz ve bunu adinada kader diyoruz)Ha bu arada Kaderin anlamini bilmediginiz de ortaya cikiyor Kader Alllah'in kainattaki degismez kanunlarin adidir,bunun icinde dereler yukari akmaz ama biz akmasini bekler dururuz.
Bu sözü hic sevmem ama dogruluk payida var gibime geliyor"Su akar Türk bakar" payida var gibime geliyor,Haberlerde izledim herkes caresizce bakiyordu,felaket geliyorum diye coktan telgirafini cekmisti ama biz o sirada yol yapmakla mesguldük..
Ordu'un dereleri aksa yukari aksa..
Ahmet Cinar

netekim - 28/TEM/2009 16:03
Fatih bey,
Yaratmak sözcügünü ne kadar da kolay kullaniyoruz aslinda yaratmak sözcügü sadece Allah icin gecerlidir.
Istediginiz kadar kendinizi savunun o manada söylemedim diye,ben bundan rahatsiz oluyorum,insanoglu hic bir sey yaratamaz,insan görür ,duyar,tat alir,dokunur ve düsüce gelistirir ve bir seyler meydana getirir tipki bir yap boz oyununun paralarini birlestirir gibi ve bir sonuca ulasir ve bu zaman alir var olan bir seyi meydana cikarmaktir yaraticilik olmaz..Haddim kimseye ders vermek degildir,tamamen benim düsündügüm ve destekledigim fikirdir,Yaraticilk sözcügünü insanlar icin kullanmak cok tehlikeli ve Allah'a ortak olma hevesi getirir insana..
Selam ve Saygilar

hayyamyam - 28/TEM/2009 16:52
dümdüz araziye dünyada yapılabilecek en kötü kavşağı yapan adama bir şey denmiyor,,

yaptığı kanunsuzluğu ortaya çıkaran yargıya her ağza gelen söyleniyor..

bu memlekette daha çooook baş kesilir,,,

türkiyeeee ya sen nasıl bir ğlkesin yavvv.

Miraç YILDIRIM - 28/TEM/2009 16:58
Gazetelerin 2 hafta önceki tiraj raporlarına bakalım...

Zaman, 706 bin...

Hürriyet, 476 bin...

Sabah 331 bin..

Milliyet, 185 bin...


Peki bir de gazetelerin yıllık aldığı reklamlara bakalım... Yaklaşık değerlerine...
(Bu araştırmayı yapan Yavuz SEMERCİ'ye teşekkürler.)


Hürriyet, 386 milyon TL'lik reklam almış...

Sabah Gazetesi 158 milyon TL'lik...

Milliyet 84 milyon TL'lik...

Zaman Gazetesi 50 milyon TL'lik...

* * *

Bakıyoruz, normalde Zaman'ın dörtte biri kadar satan Milliyet, Zaman'ın yaklaşık 2 katı kadar reklam geliri elde etmiş.. Hürriyet ise 7 katından fazla!


Neden?

Çünkü reklam verenler salak değil...


Hangi gazetenin "sattığını" da çok iyi biliyorlar...

Hangi gazetenin kapı önüne, dükkan önüne konulup akşama kadar ordan geçenlerin ayaklarına dolaştığını da... Gerçi bedava sirke baldan tatlıdır diye düşünüp, alıp okuyanlar da var...


Ki bu gazetenin çoğu ya bedava dağıtılıyor...

Ya da yandaş zenginlerce toplu alım yapılıyor... Amaç, tirajı yüksek göstermek...

Ya da kendi dersanelerinde öğrencilere zorla satılıyor... ("Abone olanlar deneme sınavına girer, olmayanlar girmez!" hesabı. Yalanlamayın, canlı şahidiyim!)

O yüzden, bu gazetenin satış rakamları ve reklam gelirleri birbirini yalanlıyor...



www.tekkisilikgazete.com

DIBLECIOSMAN - 28/TEM/2009 17:04
Başbakanlık'ın yeni Basın Müşaviri, Kemal Öztürk oldu.

Peki Kemal Öztürk kimdir?


***


1969'da Ağrı'da doğdu. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdi.


1995'te muhabir olarak Yeni Şafak Gazetesi'ne,

1996'da da belgesel yapımcısı olarak Kanal-7'ye geçti.



Hazırladığı "İlk Meclis" belgeseli, laiklik karşıtı bulundu ve RTÜK tarafından yasaklandı.
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e hakaretten bir yıl hapse mahkûm oldu.
1999'da Kanal-7'den ayrılarak, dil ve mesleki eğitim almak üzere Amerika'ya gitti.
Daha sonra Bülent Arınç'a danışmanlık yaptı; ardından AKP Basın Bürosu'nda görev aldı.

1994 yılında yazdığı "Bir Garip Oğlanın Hikayesi" kitabı mahkeme kararıyla toplatıldı..

Bu kitap yüzünden de bir yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Bakın, yeni Başbakanlık Basın Müşaviri, yazdığı o kitapta kahramanların ağzıyla neler diyordu:

***


- "Devlet kimdir? Helvadan yapılmış puttur."

- "En sonunda beni bir numaralı terörist yapacak bu pez...nkler, bütün laikleri bir bir şişe geçirecem, ondan sonra anlayacaklar laikliğin faziletlerini.

Elin o...pusu bile kalkıp 'Ben laikim, namusumla çalışıyorum, kimse karışamaz' demeye başladı. Ula ben böyle laikliğin..."

- "Bak bizim sahte Müslümanlar nasıl bölücülük yapıyorlar. Ben bu yüzden bu adamları sallandıralım diyorum. Ayrıcalık yapanın dinde de katli vaciptir çünkü. Ama dinleyen yok!"

Rahmetlinin mirasına sahip çıkan mendeburların hiçbiri, laikliğin ne anlama geldiğini bilmezler."

- " öküzü'n sol arka bacağının uyluk yeri ile işkembesinin ayrıldığı yerde bir et parçası bulunur.

İşte tam buraya 'laik' denir. Vee bugün kullandığımız kelimenin de aslı buradan gelmektedir."





A.A dan naklen

******************

Anayasa Mahkemesi , AKP'yi boşu boşuna 'LAİKLİK KARŞITI EYLEMLERİN ODAĞI OLARAK'GÖRÜP CEZALANDIRMADI.

Her eylemlerinde , her tavırlarında laikliğe karşı pervasız bir saldırı var !

Sadece bu yüzden tekrar dava açılabilmeli.Devlet kadrolarına laik devlete söven adamları en üst yönetimlere getirmek devlet düzenine saldırı değilse ne ?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı eminim bunları yakından takip ediyordur.

Hasan DİNÇER




sancak1967 - 28/TEM/2009 17:27
İbrahim Müteferrika hakkında yeni iddialar 28 Temmuz 2009 Salı, 17:03 GÜNCEL
Bulgaristan Bilimler Akademisi Balkan Araştırmaları Enstitüsü'nden Doç. Dr. Orlin Sabev, Yalova Üniversitesi tarafından düzenlenen konferansta, İbrahim Müteferrika'yı ve matbaanın geçmişini attı. Sabev, İbrahim Müteferrika'nın 1745 yılında değil, 1747 yılında vefat ettiğini ileri sürdü.
Yalova Üniversitesi tarafından düzenlenen konferansa katılan Doç. Dr. Orlin Sabev, Macar asıllı olan İbrahim Müteferrika'nın hayatı ile matbaanın kuruluşunu anlattı. Sabev, İbrahim Müteferrika'nın bilindiğinin aksine 1745'te değil, 1747'de öldüğünü söyledi. İbrahim Müteferrika'nın tereke defterinden elde ettiği bilgilerden bahseden Sabev, "İbrahim Müteferrika, 1726 yılında 3. Ahmet Han'ın matbaaya izin veren fermanından vefat ettiği 1747 yılına kadar 16 adet kitap bastı. Bu 16 kitaptan toplam 10 bin adet basan İbrahim Müteferrika, bastığı bu kitapların yüzde 86'sını satmayı başardı" dedi.

İbrahim Müteferrika'nın bastığı kitapları pahalıya sattığı için hepsini elinden çıkaramadığını anlatan Sabev, matbaa kurmak için izin alırken matbu kitapların daha ucuza mal olacağını söylediğine dikkat çekti. Sabev, o dönem için hayli pahalı olan matbu kitapların 30 ila 40 kuruş arasında okurlara ulaştığını bildirdi.

Sabev, İbrahim Müteferrika'nın ilk matbaayı Yalova'da bugün Elmalık köyü olarak bilinen Hırka Deresi Çardaklı mevkiinde kurduğunu, matbaa işlerinde fazlaca su kullanıldığını ve bazı makinelerin su gücüyle çalıştırıldığını aktardı. Sabev, "O dönemlerde burada Kara Kilise vardı. Papazlar kilisenin bahçesinde bostan yetiştiriyordu. Bu bostanlar için Hırka Deresi'nden su alıyorlardı. Ancak matbaanın kurulmasının ardından derenin suyu azaldı. Bu da Kara Kilise'deki papazların tepkisini çekti. Bu durum dönemin padişahına bile iletildi" dedi.

Doç. Dr. Orlin Sabev'in konferansını Yalova Belediye Başkanı Yakup Koçal ve Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Niyazi Eruslu ile İl Milli Eğitim Müdürü Süleyman Şişman'ın yanı sıra çok sayıda davetli dinledi.

Star

elalem - 28/TEM/2009 18:36
slm
oteller güzel, ülke için değerli yatırım ama karlımı hesaplamak lazım.
örnek dubai el burc 287 yıl full çalışsa anca yatırım maliyetini kurtarıyor. yani bir anlamda prestij yatırımı. ama herhangi bir şirketin sırf turizmle ayakta kalması imkansız, çünkü dünyadaki en riskli yatırım. düşünün bir bomba ve ya bir afet veya herhangi bir sağlık olayı anında tüm rezervasyonları i,ptal ettirir. bu kadar pamuk ipliğine bağlı bir sektörün o yüzden kar marjının yüksek olması lazım ama nerde. nerdeyse zararına satış var. nasıl bir politika çözmüş değilim.
ülkemizde turizm ne zaman 2. konut izni verildi, bodrum ayvalık ve yüzlerce sahil kasabası sadece 1 aylık kullanılan evlerle doldu o gün turizmin en önemli ayağı otelcilik bitti.
sadece temmuz ağustos ayında full çekmekle olsaydı bu iş. neyse
hoşçakalın

salyıldır - 28/TEM/2009 19:01
Yalçın Doğan (Hürriyet) Gözden kaçmasın...!!!!

Şeyh Kenan Vatikan'a uçuyor

DEDESİNİN adını taşıyor. Dedesinin sadece adını değil, aynı zamanda unvanını da taşıyor. Dededen miras kalan unvanı.

Dedesi Rufai Şeyhi, Şeyh Kenan. O da, uzun süredir dededen miras, Şeyh Kenan.
Yurtdışına atanan yeni büyükelçiler kararnamesi belli oluyor. Yeni bakan Ahmet Davutoğlu'nun bu ilk büyükelçi kararnamesi. Personel ilişkileri, kimlerle çalışacağı konusunda, bir anlamda Davutoğlu'nun yoğurdu nasıl yiyeceğinin işareti.
Yurtdışı gezilerine yanında götürdüğü gazetecilerin yazılarından Davutoğlu için bal damlıyor. Ne doğru dürüst bir soru, ne de doğal olarak, ona göre yanıt bulmak mümkün.
Genellemeler üzerine fasıllardan ibaret.
ESKİ KONAK
Yeni büyükelçiler kararnamesinde, bakanlık dışından atanan bir isim çok dikkat çekiyor.
Prof. Dr. Kenan Gürsoy.
Haberlere göre, Gürsoy ilahiyat hocası. Fethullahçıların organize ettiği Abant Platformu'nda bir ara danışman ve yönetim kurulu üyesi.
Prof. Gürsoy son kararname ile Türkiye'nin Vatikan Büyükelçiliğine atanıyor.
Gazeteler bu haberi şöyle veriyor:
“Vatikan'a tasavvuf uzmanı büyükelçi.”
Haber bir açıdan doğru, ama özünde eksik. Tamam, Prof. Gürsoy tasavvuf uzmanı bir hoca.
Ama aynı zamanda Rufai Şeyhi.
Kenan Hoca Fatih'li. Dededen kalma konakları Fatih'te. Eskiyen konak bir ara restore ediliyor, Kenan Hoca belki hala o konakta oturuyor.
Gelen gideni o konakta ağırlıyor, dergah gibi.
MÜRİTLER UÇURUR
Prof. Gürsoy, yani Rufai Şeyhi Kenan Bey ilahiyat okuyor, sonra bir ara yurtdışına gidiyor.
Ağabeyi bir rahatsızlık geçirince, şeyhlik dededen, ağabeyinin yerine ona geçiyor. Halen Şeyh Kenan olarak biliniyor. Tasavvuf uzmanlığı ikinci planda.
Şeyh Kenan Hazretleri şimdi Vatikan Büyükelçisi.
Bakanlık dışından büyükelçi atamak eskiden beri var, yeni değil. Bu normal. Ama, bir şeyhin büyükelçi olarak atanması, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk. Nasibimizde AKP ile bugünleri de görmek varmış.
Vatikan'da Papa ile Şeyh bir yandan Kutsal İttifak, öte yandan Haçlı Seferleri, dinler arası diyalog üzerine bol bol sohbet etme fırsatı bulabilir. O sohbetler Hıristiyan Dünyası ile İslam Dünyası arasında yeni bir dönemin yüzyıla damgasını vuracak kapısını aralayacaktır, bundan zerre kadar kuşku duymuyorum. Ne de olsa, biri Papa, öteki Şeyh Hazretleri.
Halk arasında bir söz var, “şeyh uçmaz, müritleri şeyhi uçurur” diye.
Doğru söze ne denir, Şeyh şimdi Vatikan'a uçuyor.
Hayırlara vesile olsun. Amin.
Bakın neler oluyor..!!! Bir zamanlar Şeyhler Başbakanlığa
iftara gittiler diye yer yerinden oynamıştı. Bu Gün ise şeyhler
Büyükelçi tayin ediliyor..!!! Uyan millet Uyan..!!!

sancak1967 - 28/TEM/2009 19:11
Kriz çözüldü HSYK'dan açıklama geldi
Diğer GÜNCEL haberlerini okumak için tıklayınız...
Yaklaşık üç hafta süren HSYK toplantıları sırasında kamuoyunun sık sık gündemine gelen HSYK üyeleri ile ilgili iddialara HSYK Başkanvekili cevap verildi.

28 Temmuz 2009 19:01

HSYK Başkanvekili Kadir Özbek ve yüksek yargıdan seçilmiş 9 üyesi tarafından yapılan açıklamada, kurulun devam eden davayla (Ergenekon) ilgili 'yargı bağımsızlığının korunması amacıyla azami hassasiyeti gösterdiği' belirtilerek, 'Bir kısım basında haksız bir şekilde yer aldığı gibi, HSYK'nın davaya bakan mahkemenin başkan ve üyeleriyle ilgili herhangi bir düşünce, öneri ve tasarrufu başından beri olmamıştır' denildi.

Açıklamada, HSYK'nın yargıdan gelen üyelerinin, (yaz kararnamesine ilişkin) süreçte 'Görev, yetki ve sorumluluklarının bilincinde, yasaların emrettiği sınırlar ve gizlilik çerçevesinde hareket ettiği' ifade edildi

Haber 7

Hepbirlikte Huzur - 28/TEM/2009 20:19
Böylesine bir medya yayını etkisi altında kalan kesimler mi "SÜRÜDÜR". ?

Yoksa, bu medya ya baş kaldırıp, yapmak istediği manipülasyona,uymayıp aksi yönede hareket eden kesimler mi "SÜRÜDÜR" ?

"“..........Derin devletin sorgulandığı, sistemin pisliklerinin teşhir edildiği bir haberle karşılaştığınızda bir gözünüz Hürriyet gazetesinde olsun. Devlet az sonra oradan bildirecek çünkü. Zor durumda kalan, köşeye sıkışan paşa, emniyetçi, Ergenekoncu, JİTEM’ci az sonra ilk kez Saygı Öztürk’e konuşacak. Yakın tarihimiz bunun örnekleriyle dolu.......”

tıklayınız

HÜRRİYET in "aldatıldığına mı" inanıyorsunuz ?
Yoksa,
HÜRRİYETİN ALDATICI OLUP, ALDATTIĞINA MI inanıyorsunuz ?

"Sürü olup olmadığımıza da" buna göre karar verebiliriz.

Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanını, "Pijama ile" karşılayıp, pijama ile selavatlayan zihniyeti, Türk Halkı selavatlamaya karar vereli 10 yıl geçti. Verdi vermesine de, asıl bu zihniyetin arkasında duran güçlerin tasfiyesine gereken önem ne zaman verilecektir.


Hepbirlikte Huzur - 28/TEM/2009 20:22
Uygar Dünya Standartlarında olan HUKUK'UMUZ(!)..

Akay Kavşağının KAPANMASINA mahkeme karar verdi.

!!!!!!!!!!!!!!

Akay Kavşağının KAPANMAMASINA mahkeme karar verdi..

!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Dünya MİZAH tarihinede böyle bir KARİKATÜR'ü çizebilecek başka bir çizer varmı acaba ??? Türk Hukuk sisteminden başka.

Hepbirlikte Huzur - 28/TEM/2009 22:17
Rixos 2000 yılında Türkiyede Turizim alanında ZİRVE konuma gelen bir marka.

"AKP ve RTE ye helal olsun, 1994 den 2000 yılına kadar olan Hükümetleride SEVK ve İDARE ETMİŞ" (!!!)..

Yorumcu arkadaşlarımızın bazılarının Mantık ve Akıl yürütme işlevine hayranım (!)

Bu Ülkenin Mantığıda AKAY KAVŞAĞINI "AÇIP- KAPATAN" Hukuk mantığına benziyor...

Hepbirlikte Huzur - 28/TEM/2009 23:14
Haim Nahum Kimdir..?

Haim Nahum ile Koç'un bir ilişkisi varmıdır.?

Koç'un, "Haim Nahumgillerle" bir Ticari ilişkisi varmıdır?

Türkiyenin en büyük Markalarından kaç tanesi, "Koç+ haim Nahum" ilişkisi ile irtibatlıdır.

Bu Ünlü Markaların altında, Kaç Milyon Osmanlı ALTINI vardır?
Bu Osmanlı Altınlarının LOZANDA gündeme getirilmeyen "Gemi Bedelleri ile" alakası varmıdır ?

TÜM BU SORULARI NE İÇİN SORUYORUM.

Türkiye Cumhuriyetini 80 küsür yıldır soyup soğana çeviren onlarca markadan bir tanesine değinmemin nedeni şudur.

Bizim yorumcu kardeşlerimiz, Sn Altaylının taktir edip, yatırımlar için teşvik ettiği "RİXOS" markasının sahibine olumlu gözle baktığı için, eleştiriye tabi tutarlarken, 80 Küsür yıldır ÜLKEYİ SOYUP SOĞANA ÇEVİRİP, bununla yetinmeyip, onlarca Medya organları vasıtası ile Ülkeyi Yönetme hakkını da kendisinde görürlerken, bu yorumcu arkadaşlarımızdan destek görüyorlar.
Öylesine destek görüyorlarki, Sn Altaylıya sitem ederek, "Siz bu guruba neden bu kadar yükleniyorsunuz?, görmezmisinizki, yandaş medya güçleniyor. Bırakın Hortumcu Medya 80 yıldır bizi sömürüp soyduğu gibi soymaya devam etsin. siz Hortumcu Medya aleyhinde olmayın"......

Bu nasıl bir mantık..?

Bu mantığı anlayamıyorum.?

"RİXOS TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANINA SELAM VERMİŞ..(???)"....

BEKO MARKASI NASIL KURULMUŞ ??? Biliyormusun kardeş biliyormusun.????

Sahi HAİM NAHUM kimdir tanırmısın, Bilirmisin.???

Bilmezsin tabiki bilmezsin...

Nerden bileceksin, "1918 de Ruslara karşı Savaşırken esir düştüm" deyip anılarını kitap yapıp senin önüne koyan yurttaşların kitabını okudun...

Okurkende bu kitabı yazan 1918 de Hangi RUS SAVAŞINDA esir düşmüş diye SORGULAMADAN okudun be kardeş...

ÖMRÜMÜZ BİTENE KADAR SÜRÜ OLMAYA MAHKUMMUYUZ ???Haim Nahum Kimdir..?

Haim Nahum ile Koç'un bir ilişkisi varmıdır.?

Koç'un, "Haim Nahumgillerle" bir Ticari ilişkisi varmıdır?

Türkiyenin en büyük Markalarından kaç tanesi, "Koç+ haim Nahum" ilişkisi ile irtibatlıdır.

Bu Ünlü Markaların altında, Kaç Milyon Osmanlı ALTINI vardır?
Bu Osmanlı Altınlarının LOZANDA gündeme getirilmeyen "Gemi Bedelleri ile" alakası varmıdır ?

TÜM BU SORULARI NE İÇİN SORUYORUM.

Türkiye Cumhuriyetini 80 küsür yıldır soyup soğana çeviren onlarca markadan bir tanesine değinmemin nedeni şudur.

Bizim yorumcu kardeşlerimiz, Sn Altaylının taktir edip, yatırımlar için teşvik ettiği "RİXOS" markasının sahibine olumlu gözle baktığı için, eleştiriye tabi tutarlarken, 80 Küsür yıldır ÜLKEYİ SOYUP SOĞANA ÇEVİRİP, bununla yetinmeyip, onlarca Medya organları vasıtası ile Ülkeyi Yönetme hakkını da kendisinde görürlerken, bu yorumcu arkadaşlarımızdan destek görüyorlar.
Öylesine destek görüyorlarki, Sn Altaylıya sitem ederek, "Siz bu guruba neden bu kadar yükleniyorsunuz?, görmezmisinizki, yandaş medya güçleniyor. Bırakın Hortumcu Medya 80 yıldır bizi sömürüp soyduğu gibi soymaya devam etsin. siz Hortumcu Medya aleyhinde olmayın"......

Bu nasıl bir mantık..?

Bu mantığı anlayamıyorum.?

"RİXOS TÜRKİYE CUMHURİYETİ BAŞBAKANINA SELAM VERMİŞ..(???)"....

BEKO MARKASI NASIL KURULMUŞ ??? Biliyormusun kardeş biliyormusun.????

Sahi HAİM NAHUM kimdir tanırmısın, Bilirmisin.???

Bilmezsin tabiki bilmezsin...

Nerden bileceksin, "1918 de Ruslara karşı Savaşırken esir düştüm" deyip anılarını kitap yapıp senin önüne koyan yurttaşların kitabını okudun...

Okurkende bu kitabı yazan 1918 de Hangi RUS SAVAŞINDA esir düşmüş diye SORGULAMADAN okudun be kardeş...

ÖMRÜMÜZ BİTENE KADAR SÜRÜ OLMAYA MAHKUMMUYUZ ???

netekim - 28/TEM/2009 23:14
Yorumcu arkadaşlarımızın bazılarının Mantık ve Akıl yürütme işlevine hayranım (!)

Bu Ülkenin Mantığıda AKAY KAVŞAĞINI "AÇIP- KAPATAN" Hukuk mantığına benziyor...
...................................
Sayin Dstum
Üzüm üzüme baka baka,yüzler yalana baka,baka kararirmis..

sabriaras - 29/TEM/2009 00:25
Hasan abi bari sen yapma.

Uygulanmayan hukuk ne yapsin?
Gucu olmayan hukuk ne yapsin?

Hukuk -bu kavsak belediyenin elindeki imar planina uymuyor ki kuzum. Bu yapilamaz.- diyor. Daha ne yapsin?

Parasi, kamyonu, kepcesi, koltugu, biatcisi, Ankaranin ye babam ye kasasi olan herif(ler), kelle(ler) hukuka ragmen kararlarina ragmen basliyorlar kavsagi yapmaya.

Hukuk yapmayin diyor.
Adam eline bu hukuk kararini alip kapi kapi geziyor.
Elinde mahkeme karari olan adami takan yok.
!!!

Adam polise gitse adama hadi ordan derler -Abi bu bizim isimiz degil.- diye.

Askere gitse asker firca ceker -Manyak misin?- diye.

Siyasetciye gitse hepsi biatci. Mahkemenin kararini begenen -Kardesim iktidar onlarda. Bende gucte yok yetkide. Ne yapabilirim ki?- diyip siyrilacak, mahkemenin kararini begenmeyen siyasetci karari getireni ya dovecek ya da provakatorlukle suclayacak.

O mahkeme kararini alip nereye basvuracaksin kuzum?

O kavsagin yapilmamasi gerektigini nereye ileteceksin?
Hangi guc, zorbaca kafasina gore kavsak diken belediyeye dur diyebilecek?

Soruyorum.
Yanit var mi?

Eee kuzum hukuk daha ne yapsin size?

Hukuk, verdigi kararlarin uygulanmasi icin bir de kendi icinde silahli guc mu olustursun? Uygulamayanin kafasina ya da topuguna sikmak icin?

Hukuk devletlerinde hukuk kararlarini kim uygular?
Siyasi iktidar degil mi?

Hem hukukun yapmayin karari uygulanmiyor,
Hem durdurun karari,
Hemde yikin karari.

Sonra hukuk bir bakiyor ki aradan 10 sene 20 sene gecmis.
Hukukun 10 sene once -Durdurun- dedigi seyi 10 sene sonra durdurmak, hukukun 10 sene once yikin dedigini 10 sene sonra yikmak,

Hukuk degil hukuksuzlugun bilakis kendisi oluvermis.

!!!

Kuzum hukuk ne yapsin?
???

...

Arsaniz var.
Tapusu sizin.
Adamin biri dayiyor kamyonu kepceyi esmeye basliyor sizin arsanizi.
Anaaaa.
Birgun bir bakiyorsunuz sizin arsayi kostebek gibi kaziyorlar.
-Durun lan burasi benim arsam.- diyorsun, kazan zorbalar ustune adam gonderip seni tekme tokat dovdurtuyor. Sesini cikartmaman icin tehdit ediyor. Karini kizi daga kaldirmakla tehdit ediyor. Yilmiyorsan mahkemeye kosuyorsun.

Mahkeme seni hakli buluyor.
-Yok kardesim o arsaya birsey yapilamaz. Arsa senin.- kararini veriyor.
Aliyorsun eline bu karari.
Nereye gideceksin?

???

Polise gitsen polisten bile dayak yersin polisi fuzulu mesgul etmekten.

!?

Askere gitsen seni deli sanip Bakirkoye teslim ederler.

!?

Nereye gideceksin?
???

Tekrar mahkemeye gidiyorsun mecbur.
-Abi siz yapilamaz dediniz ama adamlar harul hurul yapiyorlar. Bir yardim edin.- diyorsun yeniden.

Mahkeme bir karar daha cikartiyor senin gul hatirin icin (!)
-Yapilanin durdurulmasina, hasarin giderilmesine, herseyin eski hale getirilmesine...-

Eline bir karar daha aliyorsun.
Yeniden basliyorsun kapi kapi dolasmaya.
Muhtar, beklediye baskani zart zurt.

Ama hukuktan korkan adam yok ulkede cunku hukukun korkulacak bir yani da yok.

HUKUKU UYGULAYAN YOK KI, hukuktan korkan olsun.
!!!

Kim korkar hain kurttan, pardon hukuktan.
!!!

Sonra senin arsana 4-5 senede adamlar kendi kafalarina gore bir muze dikiyorlar. Sen sadece aval aval izliyorsun uzaktan. Arsana adim bile atamiyorsun.

Sonra yeniden mahkemeye gidiyorsun.
Hukuk yine seni hakli buluyor.
Diyor ki, -Hukuk disi yapilmisti, hukuk disi devam etti, hemen yikilmali.-

Agzin kulaklarina variyor.
Elinde mahkeme kagidi.
Hopluyor zipliyorsun.

Nereye basvuracaksin?
???

Kime yiktiracaksin?
Karsindaki adamlar cete.
Siyasi cete.
Siyasi zorba.
Mafya.
Para babasi.
Kumarhane krali.
Bilmem kimin siyasi yakini.
Bilmem kimin oglu yigeni kardesi.
Bilmem nagi polisin hangi akrabasi.
Bilmem hangi pasanin yakin dostu.
!!!

Kime yiktiracaksin o binayi?
Kiytirik bir polis memuruna mi?
Karokol amirine mi?
Yoksa parasini batirip bir kepce tutup Allahin herhangi bir kepce operatorune mi?

Valla adami oracikta delik desik ederler, mok yoluna gonderirler. Benden demesi...

Sen kala kaliyorsun sey gibi ortada.
!!!

Sonra...

Hukuk disi o binayi oraya dikenler mahkemeye gidiyor bu sefer. Ve seni sucluyorlar. Valla. Saka yapmiyorum.

-Hakim bey biz oraya Ortadogu ve Balkanlarin en guzel ciplak heykeller muzesini diktik. Dunyada esi yok. Bu nasil yikilir? Sanata hakaret bu. Hangi cagda yasiyoruz? Bu millet bu dunya bize guler. O muzedeki eserler nereye konulur? Nerede saklanir? Hepsi paha bicilmez ciplak kadin ve erkek heykelleri? Kim sakliyacak? Kim sorumlulugunu alacak bu eserlerin? Fiyatlarida bilmem kac zitrilyon lira. Kim sigortalayacak bunlari?- diyor.

Hukuk bakiyor ki,
Adamlar hakli.
!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Hukuk bu sefer arsanin asil sahibini haksiz buluyor.
Bu sefer kendisini hakli gosteren mahkeme kararini eline alan zorbalar arkalarina hukukuda alarak (!) basliyorlar arsa sahibine vurmaya. Tekme tokat hemde.

Sonra bir dava daha aciyorlar.
Adamin arasasini kamulastiriyorlar veyahut satin aliyorlar.

Ya uc kurus oduyorlar ya da oduyecegiz dedikleri halde odemiyorlar.

Arsasindan olan adam 20 sene sonra arsasina odenilecegi soylenilen ve mahkemece onaylanan 1000 de birlik bedeli almak icin bu sefer yeniden dava aciyor.
20 yil sonra.
!!!

Hukuk adami bu sefer yeniden hakli buluyor.
-Adamin zapt edilen arsanin bedelinin adama derhal odenmesine...- diyor.

Adam aline aliyor mahkeme kagidini sevincle disari kosuyor. Ama parayi alabilecegi bir yer yok.

Mecbur hukuka kosup bir dava daha aciyor.
Hukuk adami yine hakli buluyor.
-Karsi tarafa protesto cekilmesine... Faizi ile birlikte ana paranin odenmesine...-

Karsida adam yok.
!!!

Adam bir dava daha aciyor.
Hukuk adami yine hakli buluyor.
Karsi tarafin mallarinin haciz edilmesine.

Karsi tarf yok ki ortada.
Eee haliyle mallarida yok.

Aradan 50 yil geciyor.
Adam sizlere omur.
Rahmetlik oluyor.

Adamin oglu buyuyor bu arada.
Daha genc.
Anlatiyorlar ogula babasi nasil olduda mahkemelerde oldu, koskoca arsasindan zirnik para alamadi diye.

-Ya olur mu kardesim bu ulkede yasa var hukuk var.- diyor ogul.
Kosuyor mahkemeye.

Bir davada o aciyor.
Mahkeme adamin oglunu hakli buluyor haliyle.
-Zararin tazmin edilmesine... Faizleri ile su kadar odenmesine...-

...

Eee zicarim boyle hukukun icine diyip isyan ediyorsaniz valla billa evet haklisiniz.

Ama hukukta yamukluk yok.
Bakiyorsun hep dogru kararlari vermis.
Ama hukuk ama yasa ama mahkeme kararlari bir turlu uygulanmiyor.

...

Hukuku uygulamakla yukumlu kurumlari suclayin.
Hukuku, yasayi, mahkemeyi, adaleti degil.

O kararlari birileri uygulamakla, uygulatmakla gorevli.
Artik her kimse o ecinniler, onlari bulun onlari suclayin.
DEGISTIRECEKSENIZ ONLARI DEGISTIRIN.

O kavsak oraya dikilemez diyen,
Yapimini durdurun diyen,
Yapildiktan sonra yikin diyen,
Seneler sonra yikilmasi halinde buyuk kamu kaybi oldugunu gorup bunu durduran hukukun neresi yamuk allasen yahu?

????????????????????

Hukuk ne yapsin?
Kendi silahli kuvvetlerini mi kursun verdigi kararlari zorla uygulatmak icin?

Bizim millet AIHM ne diye gidiyor?
Yukarida yazdigim sebeleklikler yuzunden gidiyor.
Cunku onlarin verdigi karar UYGULANMASI GEREKEN ZORUNLU KARAR,
Bizim hukukun iceride verdigi kararlar ise tiriskadan kararlar! Salla gitsin. Kim neresine takar o karari!?

Hukuk ne yapsin yahu?
Hukuk size daha ne yapsin?

Siyaset ve siyaset yapanlar hukuktan ustun olsun diye boru otturen andavallar var etrafta, hukuk ne yapsin?

Hukukun kararlarini saymayan, takmayan, sallamayan daha dun k.c. koltuk goren sokaktaki siradan birisinin oss... dugu her laf kanun hukmunde kararname olsun diye sacmalayan kus beyinliler var etrafta, hukuk ne yapsin?

Hukuk tarafindan hakli gorulen ama hukukun verdigi karari bir turlu hayata geciremeyen insanlar var, onlar ne yapsin?

?????????????

Hukukta bozukluk veyahut eksiklik yok ki.

Bozukluk, curume, kokusma, andavallik, aptallik, biat, yalakacilik, serefsizlik, paraya tapinma, objeye tapinma, guce biat etme, ardini yagliya kapiya yaslama,

Insan kliliginda gezen bircok serefsizin kafasinda var, kaninda var.

HUKUK SIZE DAHA NE YAPSIN?

Sevgiler.

sabriaras - 29/TEM/2009 00:29
Hukuk size ne yapsin dedim ya.
Onlarin size yapacagi artik birsey kalmamis.
Bari siz hukuka birsey yapin.

Her seyi siyasallastirdigimiz gibi hukukuda siyasallastiralim. Hukuka siyaset bulastiralim. Hakimler, savcilar, mahkemeler, kurullar falan siyasi partilere uye olabilsin. Onlara biat edebilsin. Onlar adina calisma yapabilsin. Neci olduklarini aciklayabilsin.

Ne bileyim...

Belki bu ulkede bir iki hukuk karari, bir iki siyasetci hukukcunun cabasi ile, baskisi ile, koltuk gucu ile uygulanabilir hale gelebilir.

Bir de bunu deneyelim, ne dersiniz?

!!!

Sevgiler.

netekim - 29/TEM/2009 03:05
Sayin Dostlar
Bugun izledigim bir habere göre Ünlü ozanimiz halk saiiri Asik Veysel'in takkeli heykelini dikmisler.

Eh ne diyelim,

Olduda bitti masallah,
takunyalarida olur insallah...
Olur,olur,olacak
Elhamdüllah.....

netekim - 29/TEM/2009 03:40
Söz söylemekle ,yol yürümekle bitmez.
Bosuna yol yürür ayakkabindan olurusun,
Bos seyler söyler iktidarindan olursun.

Bu da benim sözüm olsun sayyin böyyüklerimize....

sancak1967 - 29/TEM/2009 07:14
DIBLECIOSMAN,

Neden Adamı cezalandırmıyorda partiyi cezalandırıyor ?

Suçun şahsiliği ilkesi yok mu?

Sana selam veren elini sıktığın herkezden temiz kağıdı mı istiyorsun.Hala ne duruyorsun suç duyurusunda niye bulunmuyorsun?


Müzevvirlik yapıyorsun...

Böyle oyunlar yerine Seçim sandığında yüzde yirmilerde kitlenip duracağınıza halkın teveccühünü kazanın halk size oy atsın bana kalırsa sen aynı gerekçeyle halkında kapatılmasını istersin.


Ne de olsa halk oy atmasa bu adamlar bu kadar cüretkar olmazlar.En iyisi Fransadan halk getirmekte böylelikle bu adamlar asla seçilmezler hatırladım sen bunada karşısın hay Allah....

Kendi elinle çözüm yolu kapalı...

Hem kel hem fodul

Çalış seninde olur miras değil ALINTERİ...

sancak1967 - 29/TEM/2009 07:27
SN hasan tahsin .

Bence bunda şaşılacak hiçbirşey yok...

İlk kararda yanlış değildi bu kararda yanlış değil....

İşte bu nedenle hukuk reformu olmalıdır.

Biz ise kararlar yüzünden tartışıyoruz ama hakimler yasalarla karar vermek zorundadırlar bu kararların yasalara uygunluğu hiç tartışılmıyor.

Örneğin bugünlerde bir tartışma yaşanıyor hatta Altaylı'nın hakemiz dediği konuda suçun hangi maddeden ceza davası açıldığına dair kendi aralarında uzlaşamadıkları için konu sürüncemede kalıyor.Bir adam adi suçtan yargılanabileceği gibi birden bire devlete karşı suçtanda yargılanabilir ve cezalarda buna göre ağırlaştırılabilir...

Eylem aynı ama cezalar aynı değil....

Bence Çankaya belediyesi taktik bir hata yaptı.Melih Gökçek ile bu biçimde mücadele etmek yanlıştı.Çünkü Melih Gökçek bu tür mücadelelerden kaçınmayan bir karaktere sahip insan açıkçası çankaya belediyesinin taktik hatasıdır.

Melih Gökçek sonuca bakar....

Kararları eleştirmek yerine bu kararlara dayanak olan yasaları ve mevcut hukuk sistemini gözden geçirip bir an önce hukuk reformu yapılsa daha iyi olur...




sancak1967 - 29/TEM/2009 07:37
Kenan Gürsoy
------------
Kenan Gürsoy, Vatikan elçisi

-------------

Vatikan elçiliğine, Galatasaray Üniversitesi'nde Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Kenan Gürsoy atandı. Felsefe alanındaki çalışmalarıyla dikkat çeken Gürsoy, Vatikan için uygun bir isim olarak gösteriliyor. Saint Benoit Fransız Lisesi mezunu olan ve Fransız Rennes ve Sorbonne üniversitelerini bitiren Gürsoy'un felsefe üzerine yazılmış çok sayıda kitabı bulunuyor. Gürsoy, aralarında Vatikan'ın da bulunduğu birçok ülkede seminer ve toplantıya katılmıştı.

------------



1950 yılında Ankara’da doğdu. Orta öğrenimini, Saint Benoit Fransız Erkek Lisesi’nde tamamladı. Fransız hükümetinin vermiş olduğu bir bursla, yüksek öğrenimini, felsefe alanında Fransa’da Rennes ve Paris-Sorbonne Üniversitelerinde gerçekleştirdi. Yurda dönüşünden hemen sonra, Atatürk Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde asistan oldu. 1979 yılında felsefe doktoru, 1982 yılında doçent, 1989 yılında profesör unvanlarını aldı. 1984 yılından itibaren Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde görev yaptı. 1997 yılından beri Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi kadrosunda yer almaktadır. Halen bu üniversitenin, Fen-Edebiyat Fakültesi dekanıdır. Çalışmaları, daha ziyade, etik (ahlak felsefesi), dinler arası etik, tasavvuf ve egzistans felsefesi gibi alanlardadır.

ESERLERİ:
Traduction et Commentaire de Maquamat al Awliya de Akşemseddin; Jean-Paul Sartre Ateizmin Doğurduğu Problemler, Egzistans ve Felsefe Üzerine Görüşler; Maurice Merleau-Ponty’de İdrak Problemine Giriş.


Aaaa....

İlk yazıyı okusak ama hiç araştırma yapmasak aklımıza bambaşka fikirler gelecekti ne biliyim ya ilahiyat fakültelerinde din tahsili konusunda eğitim almış ve tasavvuf konusunda uzmanlaşmış profesör olmuş birisi ya da eski tip eğitimle medrese ve tekkelerde eğitim görerek hayali profesör unvanı verilmiş bir kimse gibi gördüm .

Oysa ki gerçek bambaşka....

Bizim profesör dediğimiz ama profesör çıkmayan adamlarımıza yukarıda biyografisini verdiğimiz kişi ise bir kelime dahi söz söyleminize gerek kalmayacak biçimde kendini ortaya koyuyor.Dış işlerini ve bakanını kutluyoruz çok kaliteli bir uzmanı büyükelçi olarak görevlendirdikleri tebrikler....


sancak1967 - 29/TEM/2009 07:56
Miraç kardeş gazetelerin tirajlarından bahisle kimse enayi değil demiş...

hakikatende öyle...

Belki farketmemiş ama .


Eğer o tablo statik olsaydı ...

Kimse kılını kıpırdatıp harekete geçmezdi.

O tablo değiştiği için mücadele var.

Sen laiklik kavgası var sanıyorsun ama yanılıyorsun.

Üstünlüklerini yitirmek istemeyen imtiyazlı sınıfların yolun sonuna geldiklerini gördüklerinden dolayı mücadeleyi sertleştirmekten kaçınmamaları var.Eğer o tablo değişmeseydi dünya umurlarında olmazdı.Sermaye hızla el değiştirmiyor ama sermayeye sahip olan başka başka guruplar çıkıyor buda tekelci zihniyet sahiplerinin saltanatlarını tehdit ediyor.

Bu sermayenin el değiştirmesi kavgası değildir çünkü yeni çıkan sermaye sınıfı mevcutların sermayelerine el koyarak büyümüyorlar kendileri sermaye yaratarak büyüyorlar ve büyümeye bağlı olarak söz sahibi olmak istiyorlar.

Kaybedecekler...

Kaybetmeye mahkumlar

yasa öyle diyor

Yasa neyse yazgıda odur.

Aslında Osmanlıda aynı yasa nedeniyle kaybetmişti.

Sermayede tekelci olmak zorunda olmaları topluma yayma konusundaki cimrilikleri yeni gelen sermayedar sınıfı karşısında onları hantal ve tembel yaptı ve devletin koruyucu zırhı kalktığı için en büyük zararı onlar görecektir.

Kapitülasyonları Osmanlı fransızlara bayıldıkları için imzalamadılar kimse Osmanlının boğazına bıçak dayarak kapitülasyonları imzalatmadı çünkü Akdeniz ticaretinin bittiğini gören Osmanlı doğru bir adım atmıştı ancak kendsini kurtarmaya yetmedi.

Sadece osmanlı çökmedi.Akdeniz ticaretinin hakim şehir devleti venedikte çöktü....

Yasa acımasızdır.

Yasa neyse yazgıda odur

Bu tablo tiraj rakamlarıyla doğru orantılı olarak değişmek zorundadır kimsenin yasaya aykırı düşmesi imkanı yoktur.Yasa mutlaka galip gelecektir

Mücadele durduk yerde başlamadı.

Koca dev cüceyle kendini neden muhatap etsin...

Çünkü hızla eriyor


TIMUR - 29/TEM/2009 09:52
AKP ULKEDEKI OYLARI SATIN ALDI

Ulkenin kaynaklarini satti oylari satin almak icin ve cogunlukla basardi buyuk oy aldive ulkede artik rusvet almak bile normal karsilanmaya basladi ve rusvetin alinidiginin butun belirtileri oldugu halde halkimiz yine o insalara gorev verdi ve norml karsilanan bir kultur olustu ne kadar aci bir halimiz var artik..

Ve Sayin Tayyib bey damadina 700 000 000 dolar kredi veriyor ve gidip ulkenin mallarini satiyor ve para yine yok
Bu arada dunaynin baska ulkelerinde is veren tuccarlar kutsal olarak kabul gordugu halde ulkemizde bu adamlar istekler dahilinde kullanilamaz ise hemen kaka oluyorlar

Bugun Aydin Dogan'in neler yaptigi ortada sen hukumet olarak adami cekip kendisine ceki duzen vermesini istersin kanunlar ile dogru yolu gosterirsin ama cikip ulke televizyonunda en az 10000 kisinin ekmek yedigi bir sirketin iflas etmesi icin acik acik bagirarak elindeki imkanlari bosuna harcamazssin

Yalan yazan basina buyuk ceza verirsin isi kapatirsin

Basbakanin ESAS ISI INSANLARA IS YARATMAK VE ULKENIN GUVENLIGINI VE BUTUNLUGUNU SAGLAMAK

BU gune kadar tamamen bunlarin tersini gorduk

Baki adam ne guzel izah etmis

biz yönetilmek isemiyoruz. böylece, bizim de kimseyi yönetmek istemediğimizi
ilan ediyoruz.
aldatılmak istemiyoruz. bize gerçeğin söylenmesini istiyoruz. ve bizim çalışma
kontratımızın çalınmasını istemiyoruz.
kropotkin

insallah yayinlanir


DIBLECIOSMAN - 29/TEM/2009 09:57

AKP İKTİDARININ YAPTIĞI HER İŞ BİR FACİA !

TOKİ KONUTLARININ KEPAZE HALİ ORTADA !

AŞAĞIDAKİ HABERİ OKUYUN , REZİLLİĞİ GÖRÜN !


Bir mühendislik faciası...


Giresun diye bir yer yok artık, tüm şehir sular altında!

Giresun 5 günde ikinci kez sele teslim oldu. Yüzlerce ev ve işyeri sular altında kaldı, ilçelerle ulaşım kesildi. 12 saat aralıksız yağan yağmur sonucu kentin bütün altyapı sistemi çöktü. Giresun Belediye Başkanı CHP’li Kerim Aksu, tüm belediyelerden vidanjör ve motopomp yardımı isterken, suların Karadeniz Sahil Yolu yüzünden denize ulaşamadığını ve şehri bastığını söyledi.

Giresun ikinci kez sular altında

Foto galeri için tıklayın
Doğu Karadeniz Bölgesi’nin sahil kesiminde bir haftadır etkisini gösteren yağmur, 5 günlük aranın ardından Giresun’u yeniden vurdu. Önceki akşam saat 19.00’da başlayan ve sabaha kadar aralıklarla etkisini sürdüren şiddetli yağış nedeniyle kentin ana arterleri trafiğe kapandı. Kentte yüzlerce dükkan ve konutun alt katlarını su basarken, şehrin doğu yakasındaki Aksu, Boğacık ve Sütlaç dereleri taştı. Aksu deresinin taşması sonucu yer yer heyelanların meydana geldiği Giresun-Sivas karayolu ulaşıma kapandı.

Giresun’un tarihinde böyle bir yıkım görmediğini söyleyen Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu, çevre belediyelerden yardım istedi: “Yüzlerce vidanjöre ve motopompa ihtiyacım var. Belediye santralleri kilitlendi. Yardım çığlıkları atılıyor. Malı mülkü, yolları bir kenara bıraktık, gücümüz yetmiyor artık. Cana zarar gelmemesi için uğraşıyoruz. Bu yağmurda insanın yapacağı, makinenin yapacağı bir şey yok. Ekiplerimiz çalışıyor. Tek amacımız can kaybı olmadan bu afeti atlatmak. Şu anda acil olarak vidanjöre ve motopompa ihtiyacımız var. Her ilden yardım istiyoruz.”

Sahil yolu kenti mahvetti

Giresun sular altında

Foto galeri için tıklayın
Karadeniz Sahil Yolu ile ilgili eleştirilerinin haklı çıkmasından büyük üzüntü duyduğunu da belirten Aksu, “Bu yol sadece koyları ve doğal güzellikleri değil şehirleri de mahvetti. 50 metre ilerde deniz var ve suyu aktaramıyoruz. Derelerin önüne setler yaptılar, yataklarını değiştirdiler. Böyle bir derenin akması mümkün değil. Bu yolu tekrar planlamak lazım. Yağmurla yaşamayı Karadeniz halkının öğrenmesi, yağmura göre yapı sağlaması lazım” dedi.

‘Otoyol sulara set çekti’

Uzmanlar da Karadeniz Otoyolu’nun yaşanan sel felaketinde etkin rol oynadığı görüşünde. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fazıl Çelik, “Karadeniz sahili boyunca, denizden 4-5 metre yüksekte inşa edilen kıyı dolgu yolları, birçok kıyı yerleşimini çukurda bıraktığı halde drenaj (su tahliye kanalları) yeterli kapasitede inşa edilmedi. Böylece kıyı dolgu yolları, kıyı yerleşimlerinin önünde adeta birer baraj görevi yapmış; binaların alt katlarının su altında kalmalarına sebebiyet vermiştir” dedi.

‘Mühendislik hatası’

Karadeniz Ulaşım ve Çevre Gönüllü Çalışma Grubu Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu da sahil yolunun sele neden olduğunu söyledi: “Projenin pek çok yanlışı vardı. Ekonomik ve siyasal rantı esas alan bu projeyle seçilen bu yol, bölgede birçok onarılmaz yaranın açılmasına neden oldu. Yaptığımız uyarıların bir başlığı da, özellikle kıyı kentlerinin sel ve taşkınlar ile deniz tahribatına açık hale geldiği yönündeydi. Nitekim Giresun bu iddiamızın kanıtı.”

4.2 milyar dolarlık proje

Nİsan 2007’de Başbakan Erdoğan tarafından açılan sahil yolu, yaklaşık 4.2 milyar dolara mal olmuştu. 542 kilometrelik yolda, 27 kilometre uzunluğunda 263 adet köprü, 41 kilometre uzunluğunda 12 adet tek tüp tünel, 18.5 kilometre uzunluğunda 20 adet çift tüp tünel var. Karadeniz sahil yolu, Samsun’dan Sarp’a kadar, 6 il, 63 ilçe, 17 bucak merkezi, 9 liman, 2 havaalanı ve bir çok yerleşim birimine uzanıyor.

Afet bölgesi ilan edildi

Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, Giresun’un afet bölgesi ilan edildiğini açıkladı. Giresun Belediye Başkanı Aksu’nun yardım çağrısı üzerine kente başta CHP’li belediyeler olmak üzere birçok ilden yardım gitti. Kızılay da çadır ve yiyecek yardımı götürdü. Yağışın kentin ana arterlerini sular altında bırakması nedeniyle şehir içi ulaşım felç oldu, sokaklarda büyük çukur ve çökmeler meydana geldi. Belediye itfaiye ekiplerinin dün gece ve bu sabah mahsur kalan toplam 16 kişiyi kurtardığı öğrenildi. Hasar tespit çalışmaları ise sürüyor.

Son 24 saatte metrekareye 157.2 kg yağmur yağdı

Meteoroloji’ye göre Giresun’a son 59 yılın rekor yağışı düştü. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürü Mehmet Çağlar, metrekareye 20 Temmuz’da 135, dün ise 157.2 kilo yağış düştüğünü söyledi. Bölgede en son metrekareye 128 kilo ile 1981’de rekor yağış ölçülmüştü. Meteoroloji yetkilileri, kente son 8 günde metrekareye 405 kilo yağış düştüğünü ve bunun da 100 yılın en büyük sel felaketine yol açtığını bildirdi.

SELZEDE KADINDAN BAKAN’A TEPKİ: Gösteriş için gelmeyin!

Uçakla geldiği Trabzon’dan, incelemelerde bulunmak için Giresun’a giden Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir’e Keşap İlçesi’ne bağlı Yolağzı Köyü’nde bir kadın tepki gösterdi. Bölgede selden zarar gören bir köprüyü inceledikten sonra aracına giden Bakan’ın yolunu kesen Yüksel Güzel, “Buraya gösteriş için gelmeyin. Bizim de sorunlarımızı dinleyin” diyerek, Yolağzı deresinin kenarındaki evinin her su taşkınında zarar gördüğünü, başvurmasına rağmen hiçbir önlem alınmadığını söyledi. Bunun üzerine AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli ve Vali Mustafa Yaman’la birlikte kadının evinin olduğu bölgeye giden Bakan Demir, yetkililere ilgilenilmesi talimatını verdi. Güzel’in elini tutarak teselli eden Bakan, daha sonra Giresun’a hareket eti.

sancak1967 - 29/TEM/2009 10:11
Hizbuttahrir Tiyatro AŞ

Her kritik dönemde ortaya çıkıp şeriat isteyen garip bir örgüt bu Hizbuttahrir. Üç bildiri, iki gösteriyle Türkiye'ye şeriatı getirecekler! Bir tarafı Viyana'ya bir tarafı Çin'e dayanan, İspanya'yı da kapsayan büyük hilafet kuracaklar! En büyük güçleri de kameralar kayıttayken attıkları sloganlar. Öyle sloganlar ki bunlar, bütün dünyayı sağdan hizaya getirecek, yüreklere korku salacak, herkesin ödünü patlatıp ortalığı bunlara bıraktıracak sloganlar.
Aslında tam bir tiyatrocu gibiler. Her ihtiyaç duyulduğunda ortaya çıkıyorlar. Medyatik olsun diye izinsiz gösteri yapıp polisle dalaşıyor ve 'şeriat isterük' tarzında sloganlar atıyorlar. Bu tarz eylemler çok eskilere dayanıyor. 1950'li yıllarda Kemal Pilavoğlu isimli şahıs 'Ticaniler' adı altında bu tarz bir yapılanma yoluna gitmişti. Pilavoğlu'nun müritlerinin seçimler öncesi CHP'ye üye kayıtları bile yapılmıştı. Seçimlerde olanca güçleriyle DP aleyhine çalışan bu müritler, seçimlerden sonra DP'yi zor durumda bırakacak eylemlere girişmişti. Var güçleriyle büst ve heykelleri yıkmaya başladılar. Onlar heykel kırdıkça CHP'liler de dindarları ve iktidar partisini protesto eden mitingler düzenliyordu. Bu gösteriler sonucunda, Ticanilerin büst kırmalarının önüne geçebilmek için Atatürk'ü Koruma Kanunu çıkartıldı. Ticaniler de CHP'nin dümen suyundaydı ama DP'yi zor durumda bırakmak için provokatif eylemlerde bulunuyordu.

Eskiden beri Hizbuttahrir'in eylemleri bize çok komik gelse de ortalama vatandaşlar için bir korku sebebiydi. Tarih boyunca 'şeriat isteriz, hilafet isteriz' diyen her çıkış sadece provokasyon ihtiva ediyordu. Osmanlı'nın yıkılışına kadar gidecek süreci başlatan, Selanik'in Hareket Ordusu'nun İstanbul'da darbe yapmasına zemin hazırlayanlar da 'şeriat isteriz' sloganlarıyla ortalığa dökülenlerdi. Gayri resmî tarih bu 'şeriat isteriz'cilerin elebaşlarının birer tiyatrocu provokatör olduğunu bize gösterdi. Tıpkı Menemen'dekiler gibi, tıpkı Ticaniler gibi...

Neredeyse yüz yıldır 'şeriat isteriz' oyunu oynanıyor bu ülkede. Ceberut bir yönetim ile ülkeyi yönetmek isteyenler, önce elebaşları tiyatrocu olan 'şeriat isteriz'ci toplulukları ortaya döküyordu. Ama işler bugün eskisi gibi kolay olmuyor. Bugün bu şeriat isteyen tiyatrocuların bağlantıları çok daha kolay çözülüyor. Hizbuttahrir örgütünün Ergenekon ve İsrail bağlantıları teknolojinin sunduğu imkânlarla bütün çıplaklığıyla göz önüne döküldü. Artık bütün bu Hizbuttahrir gibi örgütler tiyatrocu olmaktan öteye gidemiyor.

Korkarım bundan sonra bu ülkede psikolojik harp uygulamak isteyenlerin işleri hiç de kolay olmayacak. Her şeyden önce şebekelerin üzerine giden, elindeki teknolojik imkânlarla onların işledikleri suçları anında deşifre eden bir emniyet teşkilatı var artık. Hem daha da önemlisi, bu tür suçların dava sürecinde hâkim ve savcıların HSYK operasyonlarıyla görevlerinden uzaklaştırılması da mümkün görünmüyor. Çünkü bundan sonra bütün kamuoyunun gözü HSYK'nın üzerinde ve atamalarında olacak. Türkiye hızla çağdaş, demokratik bir ülke haline geliyor. Psikolojik harp çetelerinin bu ülkede işleri çok zor artık.

Bülent Kamış - Zaman

sancak1967 - 29/TEM/2009 12:10
Dibleci öğreniyor...

Felaket tellallığı ile iş yapmaya alışkanlık edindiği için bu sefer sel felaketini buraya taşımış iyi yapmış...

İyi ki taşımış

Giresunlulara geçmiş olsun diyoruz

Ancak habere konu olan ilin belediyesi CHPli

Belediye ne yapmış ?

Buda işin başka boyutu

Bu il doğrudan hükümete mi bağlı ?


hayyamyam - 29/TEM/2009 13:00
1-editör hnm bugünlerde hassa denetimler yapıyorsunuz galiba ne yazsak kabul etmiyorsunuz....

2-birileri illaki kaşınıyor.

a)giresunda chp belediyesi 4 aylıktır. devir alınan belediye de bilirkişilere ve savcıya durum tespiti yaptırılmıştır. hiç bir yatırım yapmayan belediyenin 50 trilyonun üzerinde borcu tespit edilmiştir.belediyenin devir alındığı parti akepedir.
b)asıl suç tabiki bizde(giresun lu dadır). huyumuz kurusun doğru söyleyene değil,yalan söyleyene inanmış ve hep zararın çok ötesindedn dönmüşüzdür.
c)karadeniz otoyolu denilen facia ya karşı çıkan iller ve ilçeler arasında giresun şehir merkezi yoktur.ordu ili ve giresun tirebolu halkı karşı çıkmış şahilleri gitmemiş ancak diğer ilçeler (trabzon tarafını saymıyorum . orda karşı çıkanları vurup öldürdüler bile). berbat durumdadır.

d)eskiden 19 saatte geçilen istanbul-görele yolu. şu anda 14-15 saatte gdilmektedir. bu kadar az zaman için dünyada deniz ile ağacın(bazıları meşe dalından denize atlamak ne demek bilmez) bu kadar yakın olduğu bir güzelliği yok ettiler.
peki niye aç doymaz emperyalist duyguları olduğu için.
bilmem ne bilmem ne ortaklıkları siyasetçi bürokrat oratklıkları ile benim memleketimi mahvettiler.

GİRESUN il merkezi nin iki tarafında dereler bulunmaktadırdereden gelen suyu bu yol nedeniyle denizle buluşturamıyoruz.su şehir merkezine giriyor. ve hal ortada.

AMA ŞUNU İYİ BİLSİNLERKİ

BİZ GİRESUNLULAR YANLIŞ YAPARIZ AMA

ASLA İKİNCİ BİR MELİH GÖKÇEK VAKASI YAŞATMAYIZ BU TOPRAKLARA

bu da böyle biline..

bu ülkenin başkentinde melih gökçek belediye başkanı....

yakışır...

SELİN NEDENİ OLAN KURUM BELEDİYE DİR . AMA AKP Lİ OLAN.....
BUNU AKLINA SOK...

ardainbox - 29/TEM/2009 14:49
sancak1967 - 29/TEM/2009 07:56

Sermaye hızla el değiştirmiyor ama sermayeye sahip olan başka başka guruplar çıkıyor buda tekelci zihniyet sahiplerinin saltanatlarını tehdit ediyor.

Bu sermayenin el değiştirmesi kavgası değildir çünkü yeni çıkan sermaye sınıfı mevcutların sermayelerine el koyarak büyümüyorlar kendileri sermaye yaratarak büyüyorlar ve büyümeye bağlı olarak söz sahibi olmak istiyorlar.

-------

-Peki bu paralar mevcut paralardan değilse, nereden geliyor ekonomimize? Yeni paramı baslılıyor biyerlerde acaba?
10 lira para varsa piyasada bu 10 lira paylaşılır ve el değiştirir. Haa diyorsanız o sağlam sermaya sahiplerine bişey olmuyor. Ozaman halkın elindeki biyerlere birikiyor demektir. Çünkü ekonomi bunlardan ibaret. İktisadi açıklması budur. Yoksa bizim bilmediğimiz kayıt kalemleri mi var :)

ardainbox - 29/TEM/2009 14:56
Sanırız bazı açıklamaları es geçmiş arkadaşlar, Bir millet vekili herkesin bütçesi bize bağlı, biz yaparız derlerse inanmayın, hiç birşey yapamazlar. Biz onay vermezsek bütçe vermezsek taş taş üstüne koyamazlar demedimi?

Yani bu aslında herkes bize direct bağlı demek olmadı mı?

Çabuk unutuluyor böylesi açıklamalar ne hikmetse...

sancak1967 - 29/TEM/2009 17:07
Giresunu temsil etmiyorsun...
Kendi adına konuş...
Söylediğim sözde yalan yok...

Belediye CHP'ye ait...

Madem ki icraat yapamıyacaklar hiç bulaşmasınlar.Şikayet değil icraat yapsınlar...

Bir bilene belediyeyi versinler.

birileri illaki kaşınıyor demişsin sen de kaşıdın öyle mi?

İyi kaşımalar




sancak1967 - 29/TEM/2009 17:22
Biz Giresunlular demiş ama

Belediye başkanlığını CHP ye
İl genel meclisinde Ak partiye vermişler

Ak partinin belediye başkanlığındaki oy oranı %35.7
İl genel meclisindeki oy oranı ise % 41 yani Türkiye ortalamasının üstünde destek vermişler...

yerel yönetimlerde sorumluluk CHP'nin sırtına yüklenmiş ve kendisinden beklenen sorunları çözmesidir yok dört aylık belediye yok Melih Gökçek vakası yaşatmıyacaklarmış bunlar faso fisodur önemli olan icraatını göstermektir.

Demir tavında dövülür.

Belediye dirayetli olduğunu böyle felaketlerde kendini gösterir elbette ki doğal felaketleri önlemek münkün değildir ama hizmetlerinle halkın yanında olduğunu gösterirsin yardımlarını yetiştirme çabanla halktan geçerli not alırsın ağlamazsın...

Türkiyeye Melih Gökçek gibi bir ikinci adam gelmedi.

Bak seçim sonuçları ortada...

Belli ki aday seçimlerindeki kırılmalardan dolayı Ak parti belediye seçimlerinde başarılı olamamıştır şimdiden pişman olmaya başladılar ona göre...

İl genelde yüzde 23 CHP

Giresun bir yanlışlık yapmış gönül koymuşlar yanlış adaya oy vermişler seninde söylediğin gibi tabi ki ceremesinide çekiyorlar.Kızgınlıka öfkeyle verilen oyla partiye değil adayı tercih etmişler...

BİZ GİRESUNLULAR YANLIŞ YAPARIZ

işte bu yanlışta belediye seçiminde oldu.

CHP seçildi...



hayyamyam - 29/TEM/2009 17:37
burada giresun u temsil edecek kadar giresun luyum.

adam icraat yapacak kadar var merak etme sen

o adamın adı kerim aksu

karadeniz otoyolu denilen illeti senin savunduğun ve aynı zihniyette olduğun adamlar yaptı.

otoyol yapılırken yağmurda gelecek suyun denizle buluşması senin zihniyetin engelledi.

ben bahsettiğimiz coğrafya da büyüdüm. senin gibi sallamıyorum.
sözylediklerime cevap ver.. gördünmü hiç bahsttiğimiz yeri...

kaşınıyorsun işte.. bende burdaki diğer kişilerde kaşıyor. ama sende alışkanlık yapmış.

bu dağları taşları denize indiren sellerin ülkesi karadeniz den senin zihniyet,ni söküp atana kadar kaşıma işlemi devam edecek merak etme...

sancak1967 - 29/TEM/2009 17:39
ardainbox hoş geldin...

Türkiye tarihini okursan ne demek istediğimi daha iyi anlarsın benim için Türkiye tarihi yedi yıllık Ak parti hükümetinden ibaret değildir.

Efsanelerde yazan biz mutluyduk mutluluk içinde yüzerken birden bire karabulutlar çöktü büyük fırtınalar oldu yağmurlar yağdı bizim mutluluğumuz yerle bir oldu gibi bir durum yok...

Özeleştiri yapamadığınız için önyargılı olduğunuzdan dolayı doğru sözlere düşman gözüyle bakıyorsunuz ben sadece yanlışlıkları yazıyorum.

O soruları kendine sor...

Sonrada yirmisekiz şubat döneminde yaşananlara uygula ve paraların nasıl buhar olduğunu araştır.

"10 lira para varsa piyasada bu 10 lira paylaşılır ve el değiştirir"

Nereye uçtu bu paralar ?

Uçmadı diyorsan adamları tutup kaldır sonra da salla ...
Cebe girdiyse mutlaka çıkar

Ama çıkmıyor uçmuş

Belki de yutmuş



:))

sancak1967 - 29/TEM/2009 18:03
ardainbox,

Hayat Ak partiden ibaret değil...

Ben varken Ak parti yoktu...

Hataları ve yanlışlıkarı savunmanın hiç kimseye faydası yok.

Hepbirlikte Huzur - 29/TEM/2009 18:43
Sabri bey,

Yazıp dile getirdiklerinin birçoğuna katılıyorum.

tabi katılmadığım noktalarda var.

Örnek,

"Hukukta bozukluk veyahut eksiklik yok ki." demişsiniz.
Bu söze katılamam mümkün değil.
Çünkü, Olmayan hukukta bozuklukta olmaz, eksiklikte olmaz.

"Bozukluk, curume, kokusma, andavallik, aptallik, biat, yalakacilik, serefsizlik, paraya tapinma, objeye tapinma, guce biat etme, ardini yagliya kapiya yaslama," Burada sıraladıklarınıza harfiyen katılıyorum, özellikler kitlelere ve onların karekter yapılarına kadar nufuz etmiş ama NEDEN?

ancak,

"Insan kliliginda gezen bircok serefsizin kafasinda var, kaninda var.".........

HUKUK yukarıda dile getirdiğin "ŞEREFSİZİN" kafasına açılan kapıyı KİLİTLEYEN, açık tutmayan sistemdir.

SİSTEM, Hukuk SİSTEMİ nin İddia Makamı, bir SANIK'A çeşitli hortumlama suçlamalarından ötürü 300 yıl, 240 yıl, 180 yıl, 86 YIL CEZA TALEP EDİYOR...

Ama "SANIKLARIN" hiçbiri yargı kurumu tarafından bir gün dahi cezaya çarptırılmıyor.

GEREKÇE,
İddia makamının suçladığı şahıslar, "KAMUYU ZARARA UĞRATMAYIP, KESİNLİKLE HORTUMLAMA YAPMAMIŞTIR".. diye karar veriyor...

Peki ben şimdi soruyorum.

Bu nasıl bir HUKUK Kİ 300 yıl,...86 yıl ceza Talebinde bulunan İDDİAlar edilirken, birgün dahi ceza alınmıyor.?

Ben şimdi kime inanayım.?

Babası işçi, kendi Devlet memurluğundan siyasete girip, 5-6 yıl M.vekilliği içerisinde 2 yıl Bakanlık yapıp, Bugün Milyonlarca Dolarlık servetlere kavuşup, Trilyonlar üzerinde oturup Semiren şahsın Manzarasına bakıp, Gözlerimemi inanayım...?

İDDİA MAKAMINA MI İNANAYIM ???

Yoksa birgün dahi Ceza vermeyen kurumda görev yapanlaramı inanayım....

Sabri bey, ısrarla söylüyorum. İSTİSNALAR HARİÇ, koku Okyanularıda aştı.. KOKUYOR, kokuyor, kokuyor arkadaş...

Bu kokuyu nasıl temizleyeceğiz bilemiyorum..

Galiba dünyada uygulanan örneklerin dışında başka bir yöntem yok.

İlginç olan şudur. Yolsuzluk ve HORTUMCULUĞUN önde gelen Baş aktörlerinin tamamına yakını, benim tanıdıklarımın tamamına yakını, köken olarak "Kripto kimlikli" İşbirliği yaptıkları kimselerde kripto kimlikli..

Bizim tüm müesseselerimizi kirletip, ORTALIĞIN PİS KOKUYA bürünmesini sağlayanların tamamına yakını kripto kimlikliler. Bir taşla üç kuş değil, yüz üç kuş vurmuş oluyorlar.

Bu Ülkeye HUKUKU getirecek olanda yine HUKUK tur.

Dilerim o HUKUK bu ülke sınırlarından içeri birgün girer.

İnsanı bir heykel hamuru gibidir, ona şekil ve şemal veren hukuktur.

Bizdeki hukuk da mevcudumuzda verdiğimiz görüntüyü arzettiriyor.

Türkiyedeki İnsan manzaralarını, gelişmiş dünya hukukuna sahip hiçbir ülkede göremezsiniz.

Ama Türkiye de mevcut hukuk ve ona dayalı sistemi, dünyanın en gelişmiş ülkesi olarak nereyi alırsanız, oraya götürüp yerleştirin. en fazla bir iki yıl içerisinde o ülke, Türkiyenin mevcut manzarasından çok çok daha "pis kokulu" BİR MANZARA ARZEDECEKTİR. Bu kesindir. Çünkü malzeme insan ve İSTİSNALAR KAİDEYİ bozmaz.

Sevgi ile kalın.

sancak1967 - 30/TEM/2009 08:15
Bilim adamlarına göre selin sebebi çarpık kentleşme


Karadeniz'de yaşanan afetin Karadeniz Sahil Yolu (KSY)'ndan kaynaklandığı haberlerine bilim adamları tepki gösterdi.



Sele, düzensiz yapılaşma ve altyapı eksikliğinin sebep olduğunu kaydeden uzmanlar, dere yataklarında yapılaşmadan uzak durulması gerektiğini söyledi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Çakıroğlu, KSY'nin şehir ile deniz arasında set oluşturduğunu ancak inşada bunun düşünüldüğünü ifade etti. Çakıroğlu, "1960'ta da Giresun'da sel olmuş. O zaman sahil yolu mu vardı? Asıl problem, şehrin iyi planlanmamış olması. Dere yataklarında binalar yükselip akarsular daraltılırsa sel kaçınılmaz olur. Şehir daha iyi planlansaydı, zarar bu kadar olmazdı." dedi. Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hızır Önsoy da afete KSY'nin yol açtığı iddialarına karşı çıktı. Prof. Dr. Önsoy, "Asıl neden, dere yataklarındaki yapılaşma ve belediyenin bu konuda bilimsel destek almaması. Taşkın koruma çalışmaları standartlara uygun yapılmalı. Vatandaşa yaşayabileceği tehlike anlatılmalı ve heyelan riski taşıyan bölgeye yapı izni verilmemeli." diye konuştu.

BAKAN: GİRESUN AFET KAPSAMINDA DEĞİL

Bayındırlık ve İskan Bakanı Mustafa Demir, selin yol açtığı tahribatı yerinde tespit etmek üzere başlattığı incelemeleri Rize'de sürdürdü. Demir, 'Giresun afet kapsamına alınacak mı?' sorusuna, "Ortada genel hayatı etkileyecek bir durum söz konusu değil ve afet kapsamı Bakanlar Kurulu kararıyla alınır. Şu anda böyle bir şey olmadı. Bunu yanlış değerlendirmeyelim." şeklinde konuştu.

FATİH YALÇINER SAMSUN, RİZE ZAMAN


Efe Demir - 30/TEM/2009 10:30

Sancak bey,

Giresun'un 29 Mart seçimlerinden önceki Belediye başkanı AKP den Hurşit Yüksel'dir, bilip bilmeden atıp tutma. Yapılan icraat ! yüzünden şehir bu hale geldi. Yapılan icraat görülüyor, dere yataklarını değiştirmek icraat oluyor, mühendislik faciası otoyol yapmak icraat oluyorda yapılan tüm yanlışları söylemek şikayet etmek beceriksizlikmi oluyor.

Allah sana akıl fikir versin diyeceğim ama bu saatten sonra o bile yetmez.


ardainbox - 30/TEM/2009 12:56
Sayın Sancak1967 hoşbulduk, teşekkür ederim.
Son 10 yılda ilk 500' e girenler, şirketlerine şirket, sektörüne sektör, parasına para katanlar beli. Fazla bakmaya gerek yok. MASAK ı göreve davet etmesi gerekenler etmiyorsa kabahat yine oy verenlerindir. Onal biteni oy vereceği gün olup bitenleri çok iyi hatırlamalıdır. (Hangi parti yada kim için olursa olsun.)

Bence uçan para değil, aksine nereden geldiği belli olmayan bir şekilde temizlenen ve piyasalara pompalanan paralar var. Bunu şu yaptı bu yaptı demek zaten yanlış olur, haksızlık olur.
Ama birileri bir şekilde üzerine boyayla baskı yapılmış ve herkesin peşinde deli gibi koştuğu, zamanın putu diyebileceğimiz parayı akıtıyor biyerlerden biyerlere...

Tarihte çok hatalar da var tabiki, hiç hatasız olsa şimdi ülke bu durumda olurmuydu? 1950 sonrası çok iyi incelenmelidir.
'Bakınız: Menderes Demokrasi Yıldızı? Şevket Çizmeli' Burada müthiş bir inceleme araştırma analiz var. Okumak isteyenlere öneririm.

Saygılarımla

ardainbox - 30/TEM/2009 13:10
7 Ekim 2007 ( TARİHE DİKKAT EDELİM)

Özdemir İNCE

Demokrasi yıldızı Adnan Menderes

TÜRKLERİ ezmek isteyen ecnebiler, "Tarihinizle yüzleşmeden adam olamazsınız!" derler.

Bizim eski solcu, yeni sağcı ve AKP destekçisi futbol takımı hep bir ağızdan tekrarlar: "Tarihimizle yüzleşmeden gerçek demokrasiyi kuramayız!" Bir rektör, bir dekan, bir mühür üniversitelerinin hocaları da Radikal 2, Zaman ve Yeni Şafak'ta bu koroya katılır:

"Tarihimizle yüzleşelim; işgalci orduyu Kıbrıs'tan geri çekelim; çok demokrasi verip PKK'yı teslim alalım; türbanı serbest bırakalım, imam hatipleri özgürleştirelim, YÖK'ün ümüğünü sıkalım!" Olur, neden olmasın?

"Tarihinizle yüzleşme cesareti gösterin!", "Tarihimizle yüzleşelim!" sloganları ortaya çıkmadan çok önce ben tarihle, dünya ile yüzleşiyordum. İnanmayan, "Yazmasam Olmazdı", "Mahşerin Üç Kitabı" adlı kitaplarımı okusun. Toplam 957 sayfa. Doğan Yayıncılık.

1950-2007 TABUSU

"Tarihimizle yüzleşmeden gerçek demokrasiyi kuramayız!" derler ama yüzleşme 1923-1950 ile sınırlıdır; askeri darbeler dışında 1950-2007 arası tabudur! Sanki 1950-2007 arasında yüzleşmemizi gerektirecek hiçbir şey yoktur.

Ne zaman 1950-1960 Demokrat Parti dönemini ele alacak olsam, bir saldırı dalgasıdır başlar. Demokrat Parti ve demokrasi düşmanı ilan edilirim.

Tarihimizle yüzleşmek babında Cumhuriyet'i ve Cumhuriyet ideolojisini, kuruluş felsefesini, devrimleri, Mustafa Kemal'i ve Atatürkü'ü eleştirebilirsiniz, yerin dibine batırabilirsiniz; o dönemi din düşmanı, Atatürk'ü diktatör ilan edebilirsiniz ama Demokrat Parti'ye ve Adnan Menderes'e dokunamazsınız. Tarih Baba'dan torpillidir, kutsaldır onlar!

Anlamayanların anlaması için işi kolaylaştıracağım. Demokrat Parti dönemini ve demokratik günahlarını görüp anlayabilmek için bu olguyu üçe ayıracağız: 1) Demokrat Parti öncesinde CHP'nin tek parti yönetimi; 2) Demokrat Parti'nin 1945-1960 yılları arasında yapıp ettikleri; 3) 27 Mayıs ihtilali ile Menderes ve arkadaşlarının idam edilmesi. Çünkü: CHP tek parti yönetiminin antidemokratik uygulamaları, Menderes ve arkadaşlarının idam edilmeleri, 1950-1960 arası Demokrat Parti'nin antidemokratik, karşı devrimci, ekonomik açıdan başarısız yönetimini mazur gösteremez.

Ne zaman Demokrat Parti'yi eleştirecek olsam, mazeret hazır: CHP yönetimi bir diktatörlüktü; bu yetmiyormuş gibi bir de Adnan Menderes'i astılar.

İPLİK PAZARA ÇIKACAK

Yapılan saldırılar umurumda bile değil. Demokrat Parti dönemi ile mutlaka yüzleşeceğiz. Şevket Çizmeli'nin "Menderes, Demokrasi Yıldızı?" (Arkadaş Yayınları) adlı kitabından yararlanarak bütün yalanları bozacağız. Birkaç pazar yazısında bu işle uğraşacağız. Adnan Menderes'in "...Gene seçim beyannamemizde yazıldığı üzere millete mal olmuş inkılaplarımızı mahfuz tutacağız (koruyacağız)" (29 Mayıs 1950); "Millete mal olmamış, millet vicdanına bir değirmen taşı ağırlığıyla çökmüş olan bazı tedbirleri ortadan kaldıracağız" (17 Haziran 1950) gibi önermelerinin ipliğini pazara çıkartacağız. Bunları yapmadan tarihimizle nasıl yüzleşeceğiz?


tıklayınız


*Yorum yapabilmek için üye olmanız gerekiyor. Eğer kayıtlı üyemizseniz her sayfanın üst bölümünde yer alan kullanıcı adı ve şifre alanlarını doldurarak giriş yapınız.

**Kayıtlı değilseniz üye olmak için tıklayın.
AnketSonuçlar
Bayram tatiliyle çakışan 12 Eylül günü nerede olacaksınız?

Oy vermek için sandık başında
Şehir dışında tatilde
Sandık harici herhangi bir yerde

Spor
Siz batırın, biz çıkarırız
Nasılsa içinden çıkamadığınız hale gelince ben ve benim gibi Galatasaraylılar yine gelir, yine kulüb ...
Rüya Otomobiller
Ford Kuga
Bir SUV'da olması gereken herşey Kuga'da ...
Seçtiğim Yazarlar
Ahmet Hakan
Hanefi Avcı’nın 7 küçük günahı
Bekir Coşkun
‘Evet’ borsası...
Ertuğrul Özkök
Hürriyet okuru çok haklı
Murat Bardakçı
Yaşını başını almış Twitter müptelâları